Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ölüm hakkında bilgi sahibi olmak istiyorum. Özet olarak bana nedir bu ölüm bilgi verir misiniz? Allah size yaşarken de ölünce de rahmet etsin.
Cevap
Benzer fetvalar
Güzel kardeşim, Bir insanın hayatı için hangi dakika “ölüm için uygun dakika” değildir? Buna ne cevap vereceğiz? Mecburen diyeceğiz ki her dakika ölüm dakikasıdır. Hayat bunun aksini söylememize izin vermiyor. Peki, ölmeden geçirdiğimiz dakikalara ne isim verelim? Kelepir dakikalar mı desek? Hayır, doğru olmaz bu cevap. Doğrusu nedir peki? Her dakikayı ölüm dakikası bileceğiz ama hayatı helal sınırları içinde yaşamayı sürdüreceğiz. Hayat budur. Ölümle düğün aynı binada gerçekleşir. Toprağı ölülerle diriler paylaşır; biri altta diğeri üstte durur. Vakti kullanırken, ibadet ederken, insanlarla ilişkileri sürdürürken mantığınız bu olsun. İmanınızı sağlam tutun. Haramlardan uzak durun. Farzları kısmayın. İnsanlıktan geri kalmayın. Serbestsiniz. Yaşayın. Allah yardımcınız olsun.
İşlediğin günah her ne ise, o senin bir hatan olmuş. Şeytan seni kandırmış. Bu durumun ise ikinci hatandır. Şeytan seni, Allah’ın rahmetinden, mağfiretinden umutsuz hâle getirerek seni iki kere çökertmeye çalışıyor. Yapman gereken şey, madem günahından tevbe ettin hızlı bir şekilde iyilik yolunda ilerlemen olmalıdır. Gerisi doğru değildir. Bir de bu açıdan düşünmeye çalış.
Ne yazık ki, cenazenin ve ölümün törenleştiği bir zamanda yaşıyoruz. Ölenin gittiği yerdeki akıbetinden çok geride kalanların şöhreti, ne derler endişesi öne çıkmaktadır. Bu durum, ahiretimiz açısından afettir. Ölene rahmet dilemek, dua etmek, kalan yakınlarına başsağlığı dilemek, acılarını paylaşmak görevimizdir. Ölüm ve yemeğin birleşmesini gerektirecek dini bir temel yoktur, gerek yoktur. Ölünün arkasından şu gün veya bugünlerin tamamı bid’attir, cenaze edebiyatıdır. Vakit israfıdır, umut çürütmektir.
Şu fani alemde söylenebilecek en gerçek söz şu sözdür: İnna lillahi ve inna ileyhi raciûn / Biz Allah’tan geldik Allah’a döneceğiz. Bu kadar. Şu anda insanlık olarak, istilası altında olduğumuz bela herkesi sarsmıştır. Kendisi gittikten sonra da izi senelerce sürecek gibi durmaktadır. Allah Teâlâ rahmeti ile hepimizi muhafaza buyursun. Belki şu anda zamanı değil ama bütün insanlık ve bütün mü'minler neden geldi, nasıl geldi sorusunu maddi ve manevi her iki yönden incelemelidirler. İnşaallah hepimiz için de büyük bir ders olur. Bu olay gösterdi ki insan, öyle sanıldığı kadar da abartılı bir gücün sahibi değildir. Hastalıktan önce hastalık korkusunun erittiği bir insan nasıl kendisini ‘Allah’ın kulu’ olmanın ötesinde bir yerde görebilir? İnsan zayıf yaratılmıştır. Herkes Allah’a muhtaçtır. Beşer olarak becerebildiğimiz kadar tedbirler alıp Allah’ın kapısında yalvarır olacağız, kurtuluş buradadır. Öldürme oranı yüzde üçü bulmayan bir hastalıktan korku her şeyi alt üst etti. Hâlbuki ölümün öldürme oranı yüzde yüzdür, ölümden korkup tedbirler almamız gerekirdi. Hastalık bulaşan kardeşimizle alakalı olarak neler yapabilirize gelince: Zaten tıbbın kontrolü altına alındığını söylüyorsunuz. Yapabileceğimiz yapılmıştır. Doktorların tavsiyesine de kulak verelim. Onunla alakalı ve çevresi ile alakalı neler tavsiye ediliyorsa o yapılsın ve asla ihmal edilmesin. O ve hepimiz, sabrederek bu sıkıntıyı sevaba dönüştürmeliyiz. Çok dua edelim. Genel dualar yapalım, kardeşimizin ismi ile de dua edelim. Biiznillah kardeşimiz iyileştiğinde günahlarından temizlenmiş olarak iyileşecektir. Bu da onun için kazanç olacaktır. Eğer kaderinde aramıza dönmek yoksa bu da onun için bir şehitlik mertebisidir ki, ne mutlu ona deriz o zaman. Bu süreçte kasıtlı veya kasıtsız ama ihmalle bir insana hastalık bulaştırmanın büyük bir vebal olacağını hiçbirimiz unutmayalım. Allah’tan umudumuzu eksiltemeyiz. Son nefesimizde bile biz onun rahmetini umarak bitiririz nefeslerimizi. Allah yardımcımız olsun.
Belirttiğiniz gibi içinizde bu hislerin oluşması, son zamanlarda sürekli aklınızda olması, sevdiğiniz insanlarla ilgili endişeye kapılmanız bir problem değildir. Genelde bu düşünceler ve beraberindeki kaygılar kısa bir zaman sonra hafifleyip kendi normalinize dönecektir. Lâkin gün içinde çoğu vakti bunu düşünerek geçiriyorsanız, bu durum sizi var olan gündelik işlerinizden alıkoyuyorsa ya da yapmak istediğiniz planları sırf bu düşünceler yüzünden öteliyorsanız burada bir uzman desteği almanızı öneririm. Kendinizi gözlemleyerek bir karar verebilirsiniz. Ölümü elbette ki değiştiremeyiz ve kontrol edemeyiz. Ama kendi düşüncelerimizi ve davranışlarımızı değiştirebiliriz. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi arttırırsanız düşünceler daha da büyür ve beraberinde kaygılar başlar. Bu düşünceler en çok ne zamanlar geliyor ve geldiğinde size neler söylüyor bakın. Sonra ise bunun sizden bağımsız bazen büyüyen bazen küçülen aslında yönetilebilen bir durum olduğunu fark edin. Bazen bu, direksiyonun sahibiymiş gibi hareket etse bile asıl sahibin siz olduğunu, hâlâ kalbinizin attığını, varlığınızı ve yapılacak birçok şey olduğunu kendinize hatırlatın. Ve ne zaman öleceğim benimle ilgili değil ama nasıl yaşayacağım benimle ilgili. Kısa vadede bu problemi küçültmek için değer verdiğiniz insanlarla birlikteliğinizi arttırabilirsiniz. Yaptığınız güzel işler ve size verilenler için şükredebilirsiniz, ibadetlerinizi çeşitlendirebilirsiniz. Bu zamanlar kişi için fırsata çevrilebilen kıymetli dönüm noktaları olabiliyor. Geçmişinizi değerlendirip zorlu yanlarınızla daha çok ilgilenebilirsiniz. Uzun vadede ise şu anki durumunuz sizi gelecekte daha iyi bir yere götürüyor mu bakın. İnancınız ve değerleriniz doğrultusunda düşünerek şu an nasıl biri olduğunuzda, neler yapıyor olduğunuzda size ve hayatınıza uygun bir gelecek olacağına bakın ve notları alın. Tüm bu süreçlerde Allah hayırlı bir kul olarak yaşamayı, gayretli ve hayırlı insanlarla birlikte olmayı nasip etsin.
Kıymetli kardeşim bu tür korkular ve kaygılar, insanın sevdiğine olan bağlılığından ve onu kaybetme endişesinden kaynaklanabilir. Ve kuvvetle ihtimal bahsettiğin şeyler vesveseden ibaret. Öncelikle şunu bilmelisin ki, ölümün ne zaman geleceğini yalnızca Allah bilir. İnsanlar bazen kötü bir hisse kapılabilirler ancak bu, mutlaka bir şeyin habercisi değildir. Eşinin de benzer duygular yaşaması, ikinizin de bu dönemde duygusal olarak daha hassas olduğunuzu gösterebilir. Bu tür düşünceleri beslemek yerine, dua etmek, tevekkül etmek ve anın kıymetini bilmek daha faydalı olacaktır. Ömür, dua ve sadaka ile bereketlenir. Peygamberimiz aleyhisselam, sadakanın belaları def ettiğini ve ömrü uzattığını bildirmiştir. O yüzden, bol bol dua etmeye, hayır yapmaya ve Allah’a sığınmaya devam et. Unutma ki kaygılarla vakit geçirmek yerine, sevdiklerinle güzel anılar biriktirmek daha değerlidir. Allah eşine ve sana sağlıklı, huzurlu, hayırlı uzun ömürler nasip etsin. Allah'a emanet olun.
beden konusundaki diğer fetvalar
İnsan bedeni mükerremdir. Sağlığında veya ölümünden sonra eşya gibi kullanılamaz. Tıp insanı yetiştirmede zorunluluk gibi durumlar için sadece bunun istisnası vardır. Böyle bir istisna üzerine bedenini kadavra olarak vasiyet edebilir denmiştir.
Erş, insan bedenine verilen ve ölümle sonuçlanmayan zararlarda kişinin sağlam haliyle zarar görmüş hali arasındaki diyet ölçüsüne göre ortaya çıkan farkın tazmin edilmesi demektir.
Ruhu ile cennete girmiş olanlar vardır. Bedeni ve ruhu ile beraber girmek ise kıyamet günü gerçekleşecektir.
Selamünaleyküm. Bu yöntem ifade edildiği gibi ise ve gerçekten bedene kalıcı bir zarar vermiyorsa kullanılabilir.