Fetva Meclisi
Soru
Hocam şu anda cennete bulunan var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Cennet ve cehennem şu anda vardır. Ahiret gününde gidenler şimdi var olana gidecekler.
Cennet, cennete girenlerin HER İSTEDİĞİNİN gerçekleşeceği yerin adıdır.
İman ehli kimseyle ilgili elimizdeki mevcut bilgiler, sevaplar ve günahlar tartıldıktan sonra sevaplar ağır basarsa cennete gireceği günahlar ağır basarsa Allah'ın izin vereceği kimselerin şefaat edeceği şeklindedir. O kimse hakkında şefaat de söz konusu olmazsa cehennemde Allah'ın takdir buyuracağı süre cehennemde kalıp sonunda ebedi cennete girecektir.
Bu sorunun en net ve en kısa cevabı şudur: - İman eden, - Arzları yerine getiren, - Haramlardan kaçınan biiznillah cennete girecektir.
Selamünaleyküm. Cehennem azabı görmeden cennete girme iddiası büyük bir iddiadır. Bunun ancak on kişi için olacağı düşünülebilir. İki şeyi de unutmamalıyız. Birincisi, bu hususlar üzerinde tahmin yürütmek caiz değildir. Bunlar gayba ait konulardır. Ancak hadislerde bildirileni bilebiliriz. İkincisi de, o gün esasen kim Allah'ın rahmetine erdi ise odur kazanan. O rahmete de en yakın duranların ashabı kiram olduğu gayet açıktır.
Bu konuda farklı görüşler var ve şu görüş kesindir diyemeyeceğimiz bilgilerdir onlar.
beden konusundaki diğer fetvalar
Erş, insan bedenine verilen ve ölümle sonuçlanmayan zararlarda kişinin sağlam haliyle zarar görmüş hali arasındaki diyet ölçüsüne göre ortaya çıkan farkın tazmin edilmesi demektir.
İnsan bedeni mükerremdir. Sağlığında veya ölümünden sonra eşya gibi kullanılamaz. Tıp insanı yetiştirmede zorunluluk gibi durumlar için sadece bunun istisnası vardır. Böyle bir istisna üzerine bedenini kadavra olarak vasiyet edebilir denmiştir.
İnsanın bir bedeni bir de ruhu vardır. Ölümle beraber bedende değişiklik olur ama ruh kalır. Ölümle değişen sadece bedendir. Ruh ebedi kalmaktadır. Bu yüzden bir mezardaki ölüye selam verildiğinde selamı aldığı kabul edilmektedir. Ölümün bizim için beden olarak en ağır yarası sekarat hâlidir. Ancak tadanın bilebileceği ve onun da kimseye çektiğini anlayamayacağı yaklaşık olarak bir on dakikalık zaman dilimi, insanın hayattaki o son on dakikası ölümün en ağır yönüdür. Öldükten sonrası ise ruhun yaşadığı acılar veya nimetlerle doludur. Sekarat hâlinin en zor bölümü, İblis’in o anda iman çalmak için gelmesi durumudur. Bu sebeple akıllı bir mü'min “son nefes endişesini” asla kaybetmez. Onun için gayret eder, dua eder. O anda meleklerin görüldüğü Kur'an ile sabittir. Bu an, insanın tıbben yüzde yüz ölmüş olduğu andır. Hayat devam ediyor kabul edilebilecek bir durum için ölüm denemez. Bitkisel hayat dense de ona biz yine hayatta deriz. Tıbbın bu konudaki kararlarını fıkıh ilmi de benimser. Yani önce kalp mi ölür, beyin mi ölür; bu önemli değildir. Kişinin hayatı bitti ise veya dini ifade ile ruhu çıktı ise öldü kabul ederiz. Müslüman, ölümün felsefesi ile değil ondan sonrası ile ilgilenmelidir. Ölüm sonrasındaki berzah âlemi (kıyamete kadarki kabirde geçecek olan zaman) her müminin derdi ve gayret konusu olmalıdır. Allah Teâlâ’dan bize o günümüzde rahmet etmesini dileriz.
Selamünaleyküm. Bu yöntem ifade edildiği gibi ise ve gerçekten bedene kalıcı bir zarar vermiyorsa kullanılabilir.