Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben normalde çok vesveseli biri değilim ama bir süredir eşimi kaybetmekten korkuyorum. Allah’a çok dua ediyorum, ona hayırlı ve uzun ömürler versin diye. Ancak son zamanlarda eşimin de aynı şekilde hissettiğini öğrendim. Sağlık açısından hiçbir sıkıntısı yok, ama “Bu vesvese değil, daha önce vesvesem oldu ama bu onun gibi değil.” diyor. Bu durum beni çok düşündürüyor. İnsan gerçekten öleceğini hissedebilir mi? Birini kaybetmekten bu kadar korkmam, en çok eşim için üzülmem normal mi? Ayrıca, dua ederek ömrün uzaması mümkün müdür? Allah’a onun için hayırlı ve uzun bir ömür dilemeye devam ediyorum, bu dualarım kabul olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Ölüm korkusu ve ahiret kaygısı aslında kötü bir şey değil. Çünkü bu korku bizi daha iyi bir kul olmaya, günahlardan sakınmaya ve Allah’a yönelmeye teşvik eder. Ancak bu korku ümitsizliğe, huzursuzluğa ve günlük hayatını zorlaştıran bir endişeye dönüşüyorsa burada bir denge kurmak gerekir. Ölüm Korkusunu Hafifletmek İçin Neler Yapılabilir? Allah’a olan güveni artır: O’nun sonsuz merhamet sahibi olduğunu sık sık hatırla. Günlük tövbe alışkanlığı edin: Yatmadan önce istiğfar et. Peygamber Efendimiz bile günde 70-100 kez tövbe ederdi (Buhârî, Daavât, 3). Allah’ın rahmetini düşün: Hadiste geçtiği gibi, "Eğer Allah’ın merhametini bilseydiniz, günah işlemekten korkmazdınız."(Müslim, Tevbe, 22). İbadetlere yönel: Küçük de olsa düzenli ibadetler (namaz, dua, sadaka vb.) yap. Çünkü Allah, “Kim bana bir adım atarsa, ben ona koşarak gelirim.”buyuruyor (Buhârî, Tevhid, 50). Ölümü güzel bir şey olarak görmeye çalış: Ölüm, yok olmak değil, Rabbimize kavuşma anıdır. Allah seni ve bizleri iman üzere yaşatsın ve iman ile can vermeyi nasip etsin. Kendini kötü hissettiğinde dua et, tesbih çek, Kur’an oku. Bunlar kalbe huzur verir.
Annenizin bedduaları ve kötü davranışları sizi derinden etkilemiş olabilir. Bu durumda, annenizle olan ilişkinizde bir mesafe koymanız, duygusal ve manevi olarak kendinizi korumanız adına faydalı olabilir. Ancak bu, tamamen iletişimi kesmek anlamına gelmemelidir. Annenize kötü söz söylememek, saygısız davranışlardan uzak durmak önemlidir. Hiçbir beddua, Allah’ın takdirine ve iradesine ters bir sonuç doğuramaz. Annenizin sözleri sizi etkileyebilir, ancak bu durum Allah’ın eşinizin vefatını dilediği bir zamanda gerçekleştiği gerçeğini değiştirmez. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Hiçbir nefis, Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm, belirli bir vakitte yazılmıştır.” (Âl-i İmrân, 3:145). Dolayısıyla, eşinizin vefatını annenizin beddualarına bağlamak yerine, bunu Allah’ın takdiri olarak kabul edin. Hem anneniz hem de eşiniz için bol bol dua edin. Annenizin hidayet bulması ve kalbinin yumuşaması için Allah’a niyazda bulunun. Eğer annenizle ilişkinizi yönetmekte zorlanıyorsanız, bir aile büyüğü veya güvendiğiniz bir hoca efendiyle konuşarak destek alabilirsiniz.
Kendinize gelin, sevginin aşırısı da kontrolsüz sevgi de zehirdir. Kendinizi zehirlemeyin. Bu davranışla eşinize de zarar veriyorsunuz. Dengeli olmaya çalışın. Her şeyin sahibi Allah'tır. Allah kâinatta ne dilerse o gerçekleşir. İradenize sahip olmaya çalışın. Onu terbiye edin. Bu konuda gerekirse bir doktordan destek alın. Hocamızın, "İrade Eğitimi" dersini izlemenizi tavsiye ederim.
Dua bir yalvarıştır, yakarıştır. Rabbimiz dua ederken, onun dualarımızı kabul edeceğinden şüphemiz olmamasını istemektedir. Elbette kabulün ne zaman ve nasıl gerçekleşeceğini Allah bilecektir. Hangi dua daha ihlaslıysa, daha samimi ise o kabul olur Allah’ın izniyle. Duada ısrarcı olunabilir fakat mümin, ettiği duanın kabul edilmesi hususunda aceleci olmamalıdır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin "Sizden herhangi biriniz 'dua ettim de kabul olunmadı' diyerek acele etmediği sürece duası kabul olunur." buyurduğunu hatırlayabiliriz. Zikirde “şu kadar” denebilecek bir sınırı, muayyen bir vakti ve belirli bir pozisyonu yoktur. Kur'an’ımızın ve sünnetimizin gösterdiği bütün zikirler, bütün zamanlar ve bütün durumlar için sınırsız bir şekilde yapılabilir niteliktedir. Herkes gücü yettiğince yapabilir. Zikir yaparken de başka şeyler düşünmek zikri geçersiz kılmaz fakat sadece dille değil de kalben Allah’a yönelerek, ne söylediğinin farkında olarak, Rabbimizin huzurunda olduğumuzun hissi içinde olmaya çalışmak gayemiz olmalıdır. Dua ederken “Ya Allah”, “Ya Rab” dediğimiz gibi herhangi Esma’ül Hüsna’dan olan isimlerinden biriyle de dua edebiliriz. Ya Âlim, ya Kerim, ya Latif yani “Ey Latif Allah’ım! Ey Kerim Allah’ım! Ey Rahim Allah’ım!” diye dua edebilirsiniz. Yeterli olur Allah’ın izniyle. Geçmişteki yanlışlardan samimice tövbe edip istiğfar edebilirsiniz. Mümin erkek veya kadın Allah'tan kendisi için hayırlı olanı ister, bunun için de dua eder. "Allah'ım bana dünya ve ahirette iyilikle beraber olacağım salih bir eş nasip et!" şeklinde dua edebilirsiniz. Rabbimizin size yazdığı nasibi er veya geç sizi bulacaktır. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Allah yardımcınız olsun.
Sakin ol. Kendi başına gelin güvey olma. Duygularını kontrol altında tut. Duygularını kaybeden aklını, gözünü, kulağını ve basiretini kaybeder. Aranızda duygu birlikteliğinin olması da onunla evleneceğin anlamına gelmez. Dualarını, "Allah'ım bana dünya ve ahirette iyilikle beraber olacağım salih bir eş nasip et!" şeklinde yapmalısın. Hanım olarak vakarını ve izzetini düşürecek tavırlardan sakınmalısın.
Evlilik insanın hayatındaki dönüm noktalarından biridir. Kişinin başta dinî yaşantısı, ahlaki durumu olmak üzere birçok açıdan düşünülerek böyle bir adım atılmasına karar verilmelidir. Sorunuzda belirttiğiniz “gözüme ve gönlüme hoş gelen” kriteri, evlilik için bir tercihte bulunurken yeterli ve öncelikli bir kriter olarak değerlendirilmesi yanlış tercihte bulunulmasına sebebiyet verebilir. Evet, bu hususlar da önemlidir ama öncelikli dikkat edilmesi gereken farklı kriterleri olmalı mü’minin. Mü’min tercihte bulunurken “Acaba böyle biriyle Rabbimin razı olacağı bir hayat yaşayabilir miyim?” diye düşünmeli ki cenneti kazanmak için gönderildiğimiz dünya hayatında amaç unutulmadan yaşanmaya çalışılsın. Aynı zamanda ailemiz, büyüklerimiz böyle bir tercihte bulunurken devrede olmalı ki onların hem tecrübelerinden hem de dualarından istifade edilebilsin. Onların rızasının olmasının da bereket vesilesi olduğunu da unutmamak gerekir. Şeytanın vesvesesine gelince… Ne kadar uğraşıyordur biz yanlışa düşelim diye. “Hayatında biri var” diye belirttiğiniz biri ne kadar size uygun olabilir ki? Evlilik için atılan bir adımda ise sizlik bir durum kalmamıştır zaten, “Acaba nasip olur mu?” diye düşünmeniz, tam bir şeytanın vesvesesi olur Allah muhafaza. Eğer bu düşünceler günlük hayatınızı etkileyecek duruma geldiyse ve kaliteli bir gün geçirmenize engel oluyorsa düşünce ve duygularınızı nasıl yönetebilirsiniz diye bir uzman görüşüne başvurmanız sizin için bu süreçte faydalı olabilir. Sakın sizi şeytanın kandırmasına müsaade etmeyin olur mu? “Allah’ım! Bana dünya ve ahirette iyilikle beraber olacağım salih bir eş nasip et.” diye dua etmeyi de ihmal etmeyin. Dua eder, dua beklerim.
dua konusundaki diğer fetvalar
Sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek, beynin seni koruma içgüdüsünün aşırı çalışmasıyla ilgilidir genelde. Zihnin, tehlike varmış gibi algı yaratıyor ama gerçekte bir tehdit yok. Bu yüzden korkularına kapılmadan, onların sadece düşünce olduğunu bilmelisin. Öncelikle şunu bil: Korkular ve vesveseler, seni yönlendiren gerçekler değil. Bunlar gelip geçici düşüncelerdir. Şeytan bazen insanın zihnine vesvese verir, bazen de insanın geçmiş yaşantıları ve kaygıları bu tür düşünceleri besler. Bunların seni yönetmesine izin verme. Bu yüzden: 1. Korkularına karşı pasif kalma, üstüne git. Korktuğun şeyleri sürekli düşünmek yerine, onlara meydan oku. "Bu sadece bir düşünce" diyerek bilinçli bir şekilde reddet. 2. Zihnini boş bırakma. Meşguliyet, vesveseyi azaltır. Gününü planlı geçir, faydalı işlerle uğraş. 3. Tevekkül geliştir. Kötü bir şey olacak korkusuna karşı, “Allah benimle” diyerek kendini güvende hissetmeye çalış. 4. Düzenli dua et. Sabah ve akşam şu duayı oku: "Hasbiyallahü lâ ilâhe illâ hû. Aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbü’l-Arşil-azîm." (Tevbe, 129) 5. Nefes egzersizleri yap. Kaygılandığında derin nefes al, 4 saniye tut, 6 saniyede yavaşça ver. Bu bedeni sakinleştirir. 6. Eğer bu durum hayat kaliteni ciddi şekilde etkiliyorsa bir psikologla görüşmek faydalı olabilir. Allah yardımcın olsun. Allah’a emanet ol.
Şehvetiyle mücadele eden genç kardeşim, Tevbeni içten yapmaya devam et ve her seferinde Allah’tan yardım dile. Şeytan seni "Tevben kabul edilmez.” diye kandırmaya çalışabilir, sakın bu tuzağa düşme. Namaz kılmaya devam et! Namaz seni günahlardan alıkoyan en güçlü ibadettir. Belki başlangıçta etkisini hemen hissetmeyebilirsin, ancak istikrarlı bir şekilde namaza sarıldığında Allah sana güç verecektir. Alışkanlıklar, içinde bulunduğun ortam ve zihinsel tetikleyicilerle ilişkilidir. Şu adımları uygulamaya çalış: Seni bu fiile iten tetikleyicileri tespit et. Mesela, yalnız kaldığında, telefonda belli içeriklere bakarken veya zihninde kurduğun düşüncelerle bu durum tetikleniyor olabilir. Bu tetikleyicilerden uzak durmaya çalış. Boş zamanlar, kötü alışkanlıkların en büyük dostudur. Kendine yeni bir meşguliyet bul, spor yap, kitap oku, dışarı çık. Ellerini ve zihnini meşgul edecek helal bir uğraş edin. Günahlar genellikle yalnızken işlenir. Kendini aile ortamında, arkadaşlarınla veya kalabalık yerlerde tutmaya çalış. Allah’a sürekli dua et ve zikirle kalbini güçlendir. Şu duaları sık sık yapmaya çalış: اللّهُمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ (Allah’ım, seni zikretme, sana şükretme ve sana güzelce ibadet etme konusunda bana yardım et). لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ (Güç ve kuvvet yalnızca Allah’tandır). Zikir, şehvetin ve nefsin ateşini söndürmede güçlü bir etkendir. Bu duaları özellikle sabah ve akşam zikirlerinde tekrarlayabilir ve sık sık dilinde tutarak Allah’tan yardım isteyebilirsin. Bu durumun seni ne kadar üzdüğünü ve ne kadar mücadele ettiğini görmek bile Allah’ın rahmetine işarettir. Çünkü Allah kalbinde imanı olan kuluna bu tür pişmanlıklar yaşatır. Zor bir süreçten geçiyorsun ama sabredersen ve mücadeleye devam edersen Allah’ın yardımı seninle olacaktır. Kendine karşı acımasız olma. Bu mücadeleyi kazanabilirsin çünkü Allah her kuluna gücü kadar yük yükler. İçindeki nefreti pozitif bir dönüşüm için kullan. Allah’ın seni sevdiğini ve seni bu günahtan kurtulmaya yönlendirdiğini unutma. Her tevben, Allah’a biraz daha yakınlaşmana vesiledir. Rabbim mücadelelerinde sana güç ve sabır versin!
Evvela şunu bilmek gerekir ki neyin hakkımızda hayırlı olup neyin şerli olacağını biz bilemeyiz Allah bilir. Belki de Allah onu, böylece büyük belalardan koruyor. Sonra şunu tespit etmek lazım, neden hedeflediği yere varamıyor? Eksik olan ne? Yanlış olan ne? Bunu en iyi, iyi bir rehber öğretmen ile güzel bir analizle çözebilir. Rehber öğretmen eşliğinde tespit edilen eksikliklerin ve yanlışlıkların giderilmesinden sonra yeniden denenmesinde fayda var. Her şeye rağmen bazen olmaz. Allah belki de onu başka bir kabiliyette yaratmıştır. Filin uçmaya çalışması, balığın yürümeye çalışması veya kuşların suyun altında yaşamaya çalışması, ne kadar isteyip çalışsalar da fıtrat ve kabiliyetlerine uygun olmadığı için istenilen sonuçlara ulaşması da o derece düşük ihtimal olur. O halde çocuğun yeteneğini tespit edip o yoldan yürümeye teşvik etmek herkes için daha iyi olur inşaallah. Bu süreçte siz bir ebeveyn olarak daima şefkatini gösterip onu yatıştırmaya ve ona bu gerçekleri hatırlatıp doğru yerlere yönlenmesini, doğru kişilerle istişare etmesini ve doğru adımlar atmasını sağlamaya çalışın. Onu eleştirmediğinizi, onun yanında olduğunuzu hissettirmeye çalışın. Diğer çocuklarınıza da zaman zaman onarıcı konuşmalar yaparak bu imtihanı inşaallah en az hasarla atlatırsınız. Allah yardımcınız olsun. Allah'a emanet olun.
Allah, her kulunu gücüne ve imkânına göre sorumlu tutar. Eğer siz mazlumlara dua ediyor, elinizden geldiğince yardım ediyor ve bilinç oluşturuyorsanız, vicdan azabı çekmenize gerek yoktur. Ancak imkânlar dâhilinde daha fazla şey yapma gücünüz varsa bunları artırabilirsiniz. Allah, zulme karşı durma bilincimizi artırıp bizleri mazlumlara gerçek anlamda destek verebilenlerden eylesin. Kalbinizin yanması, hâlâ imanınızın diri olduğunun bir göstergesidir. Allah sizi de, tüm mazlumları da muhafaza buyursun.
Allah Teâlâ sizlere sabırlar versin. Unutmayın ki bu bir imtihandır. İmtihanlar da Rabbimizin yazdığı kaderde bizler için önemli dönüm noktalarıdır. Bu durum sizin için böyle bir süreç. Elinizden geleni yapmak ve O’na teslim olmak gibi bir sonuç istiyor Allah sizden. Zira çocuk, insanın kendi isteği ile yaptığı bir şey değildir. Çocuğu yalnızca Allah yaratır, O ne zaman dilerse de çocuğumuz olur ya da olmaz. Dualarınızdaki samimiyetinizi ve O’na olan tevekkülünüzü kaybetmeyin. İbadetlerinizdeki ihlasınızı artırma gayretinde olun. Her şey Allah’ın elindedir.
Sünnette var olan bu duayı hayatınızın birçok alanında okuyabilirsiniz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir adamın bu duayı ettiğini duyduktan sonra “Ona hayran kaldım. Cennetin kapıları ona açıldı.” diye buyurmuştur. Bunu duyan İbni Ömer -sahabe- bir daha bu duayı hiç terk etmediğini söylüyor. Siz de bunu hayatınıza işlemeye çalışabilirsiniz. Rabbim yardımcınız olsun.