Fetva Meclisi
Soru
Selamün aleyküm hocam. İlahiyat öğrencisiyim ve yaşadığım bir durumda aklıma bir soru takıldı. Örf ve adetlerin şeriatımıza ters olmayanlarına dinimizin önem verdiğini ve onların daha da güzelleşerek devamına izin verdiğini biliyoruz. Yakın zamanda ailemizden birisi hakkın rahmetine kavuştu. Bu durumda cenaze sahibinin yapması gerekenler nedir. Yemek vermek vs... gibi konular farklılık gösteriyor. 52 si var diye bize haber geliyor ve biz gidiyoruz. Cenaze sahibinin yemek vermemesi gerekir çünkü o yetim malı olur artık diye biliyorum ama bu sadece ilk gün için mi geçerli yoksa 40 52 gibi günlerde de vermemesi mi gerekir. Böyle bir durumda akraba olarak veya komşu olarak bize düşen nedir? Allah'a emanet olun hocam
Cevap
Benzer fetvalar
Taziye evinde, ÖLÜ İÇİN YEMEK sünnete aykırıdır. Cenaze sahiplerinin meşguliyetine karşı onlara yardım olsun diye yapılan veya getirilen yemek ise sünnettir. Evde veya özel mekanda toplanıp ölü için yemek yedirme ise anlamsız bir şeydir. Yemek aç insanlara sadaka niyeti ile yedirilir, o da sevap olur. Ölen ölmüş ve mezara girmiş, ağır bir akıbet onu bulmuş. Geride kalanlar ise toprağın üstünde ziyafetteler. Onlar doydukça da alttaki huzur buluyor. Buna kim güler kim ağlar bilemiyorum. Ahiret alemini bu kadar hafif görmemeli idik. Ölüm ve kabir bir ziyafetle geçiştirilebilecek bir olay olmasa gerek. Tavsiyemiz o sofralara caiz olsa bile sırf kabir aleminin ağırlığını gözümüzde hafiflettiği için oturmamaktır. İnsanlar ne der ne demez onu bilemem; nekir münker ne diyecek onu biliyorum.
Bid'atlerle mücadele çetindir. Bu ümmetin en derin iç meselelerrinden biri olarak bid'atler pek çok önder şahsiyeti yıpratmıştır. Bu nedenle size, 'ömrünüzü bid'atlerle mücadele ayırın' dememiz yanlış olur. 'Bid'ate teslim olmak' da din açısından bir tehlikedir. İmanımızı bile silip götürebilir bir tehlike olarak görürüz onları. Örneğini verdiğiniz ortamlarda ÇOK KISA ZAMAN DİLİMLERİ olarak ve hiçbir tartışmaya girmeden, YİYİP İÇMEDEN konuşup çıkarak katılabilirsiniz. Bundan ötesi sizi tüketir.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ tekrarından ve bütün afetlerden muhafaza buyursun. Bu olayı kendinize iyi bir ders gibi görün, Rabbinize yönelin, çok ibadet edin, istiğfar edin, ahirete yönelik bir hayata koşun. Yapmanız gerekenlere gelince: Her ölen için bir keffaret orucu tutacaksınız. Bu oruç ara vermeden ardı ardına altmış gün olacak. Biraz ara verdikten sonra ikinci kişi için altmış gün daha oruç tutacaksınız. Altmış gün dolmadan ara verirseniz tekrar sıfırdan başlayacaksınız. Bir de ölenler için diyet meselesi vardır. Mahkemenin size vereceği ceza ya da ödeteceği tazminat ve benzeri şeylere ölenlerin yakınları da itiraz etmezse yapacak bir şey kalmamış demektir. Allah Teâlâ sabır ve sebat ihsan etsin size.
Selamünaleyküm. Siz, ne okutuyorsunuz, sanki tıbbî bir hizmet mi alacaksınız? Dinimizde olmayan bir şeydir bu. Düğünde ne okutacaksınız? Kıyıldı mı nikâh, ağzı dua tutan biri dua etsin yeter. Böyle şeylerin aslı yoktur. Sizin bilmeyişinizi değerlendirmiş onlar.
Ecel ne geç gelir ne erken. Ecel ancak vaktinde gelir. O vakti de hayatı veren belirler. Uzun hangisi kısa hangisi bunu neye göre belirleyebiliriz ki? Bir kilo samanın bir kilo demire göre daha hacimli olması ne değiştirir mesela? Ölümden ibret almak yerine onu irdelemeye kalkmak, aslanın dişlerini fırçalamaya benzer. İbret almalı ve kendimizi ‘her an ölüme müsait yaşta bir insan’ olarak görmeliyiz. Asıl olan budur. Bunu anlayıp gereğini yapabilenler için beyin yorucu bir durum oluşmaz.
cenaze konusundaki diğer fetvalar
İnşaallah bir sıkıntı olmaz. Allah Teâlâ hatalarımıza mağfiret buyursun.
Hadiste cenazeyi görünce ayağa kalkmak emredilmektedir. Bu, ölümün ciddiye alınması ve kâfir bile olsa insana saygıyı dikkate almak demektir.
VATAN HAİNİ kavramının içi İslam Fıkhı’na göre doldurulmuş ise idam Kur'an’ımızın emrettiği bir cezadır. İdam vardır. İdama rağmen de cenaze namazı kılınır. Genel hüküm böyledir.
Cenazelerde toplu zikir yoktur. Ölüye sessiz dualar etmek en güzelidir.
Böyle bir şey yok, psikolojik bir takıntı bu.
Anne karnında ölen bebeğin anneye zarar vermesi mümkün olduğu için alınması gerekir. Almamakla hata ettiniz. Rahimden ölü alınan ceninin cenazesi olmaz. Ameliyat sonrası onu normal ameliyat parçalarına yapılan işlem gibi bir yere koyarlar. Allah sabırlar versin.