Fetva Meclisi
Soru
Hocam 2 aylık hamileyim, doktorum bebek karnında ölmüş dedi ama aldırmadım. Ne yapmam gerekiyor, bebeğin cenaze namazı kılınıp toprağa verilmesi gerekmiyor mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Anne karnında ölen cenine cenaze muamelesi yapılmaz. İnsan ve insana ait şeyler saygın olduğu için cenaze muamelesi yapılmaz ama saygın bir şekilde toprağa konur.
Normal doğumla doğan ve en azından ağlayarak canlı doğduğu anlaşılan bir cenin için normal cenaze işlemi yapılır. Yıkanır, kefenlenir ve cenazesi kılınır. Mezara konur. Anne karnında ölen çocuk ise normal bir cenaze gibi işlem görmez. Yine insan olduğu için temizlenip bir mezarlığa konur. Tıbbi enkaz gibi muamele yapılmaz. Allah Teâlâ size sabırlar versin, annesine afiyetler ihsan buyursun.
Selamünaleyküm. Ölen bir kadının karnındaki cenine müdahalenin gereği yoktur. Doğmak üzere olan bir bebeğe kurtarma yapılabilir ya da doktorların kurtarılabileceğini tahmin ettikleri bebek kurtarılabilir.
Aleykümselam. Bebeğinizin kalbinin durması ile sizin bağlantınız kurulması doğru değil. Yeniden hamile olur yeniden anne olma durumunuz olabilir. Şeytan sizi böyle şeylerle meşgul ederek hasta etmesin. İşinize bakın, eşinizle ilgilenin, yaşamaya devam edin. Allah size sabırlar versin.
Organları belirmemiş seviyedeki cenin yıkanmadan; organlarının oluşumu tamamlanmış ya da bazı organları belirmiş seviyedeki cenin ise yıkanarak bir beze sarılarak defnedilir.
Annenin hayati tehlikesi olmadığı sürece cenine müdahale haramdır. Yüz yirmi günü geçtikten sonra müdahale edilebilmesi için çocuğun; - Annesinin sağlığına zarar verme tehlikesi olması, - Çocuğun ölüm tehlikesi olması gerekir. Bunun dışında, kontrollü bir şekilde doğum zamanı beklenecek. Genel kural böyledir. Geçmiş olsun. Allah size sabırlar versin.
cenaze konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir şey yok, psikolojik bir takıntı bu.
Allah’ın kullarına emrettiği şeylere FARZ denir. Farz’ın aksi ise Haram’dır. Mesela namaz bir farz-ı ayındır yani her Müslüman namaz emrini yerine getirmeye mecburdur. Eğer Allah’ın emri sıradan her Müslüman’a verilmiş bir emir ise ona FARZ-I AYIN denir. Farz-ı ayın “herkese emir” olduğu için yapmayan muhakkak harama düşmüş yani günah işlemiş olur. Allah’ın bazı emirleri ise Müslüman Toplum’a yöneliktir. Allah Teâlâ o emrini toplum olarak yerine getirsinler murat etmiştir. Bu emirler genelde herkesin yapması gerekmeyecek emirlerdir. Bu nedenle farz-ı kifayelere “yerine getirilmesi gereken görevler” olarak bakılır. Bir toplumda az bir grup bile o emri yapsa emir yerini bulmuş olur. Hiç kimse ilgilenmez ve emir ortada kalırsa bütün Müslüman toplum bundan mesul olur. Cenazenin kaldırılması, dinin tebliğ edilmesi, fetva verilmesi, gerektiğinde şahitlik yapmak, toplum yaşamı için gerekli mesleklerin öğrenilip icra edilmesi, belli yeteneklere sahip insanların bu yeteneklerinin geliştirilip korunması… Farz-ı kifâye örneği olarak alınabilir. Farz-ı kifâye anlayışı, mü'minlerin tek bir ümmet olma idrakini ayakta tutan ruhun adı olarak da ele alınabilir.
İnşaallah o uygulama bir hayır sandığı niteliğinde olacağından iyi bir iş olduğunu zannederim. Hepimiz birbirimizin kardeşiyiz, hakkımızdan çok görevimiz vardır. Allah’a emanet olunuz.
Ölen için belli dualar yapılır ama ölenin yakınlarını taziye ederken yapılması gereken özel bir dua yoktur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin kızlarından birinin çocuğu ölünce kızına söylediği söz güzel bir örnek olabilir: “Aldığı Allah’ındır. Bıraktığı da O’nundur. Her şey onun katında bir ecel iledir. Sabırlı ol, Allah’tan sevap bekle.” Şöyle de diyebilir: “Allah size sabır versin, musibetinizi gidersin, ölmüşünüzü mağfiret buyursun.” Kendisine taziye iletilen de: “Allah sizden razı olsun. Bize de katlanma ve sabırda yardım etsin.” Şeriatımıza aykırı olmayan yöresel ifadelerin kullanılmasında da sakınca yoktur.
Hadiste cenazeyi görünce ayağa kalkmak emredilmektedir. Bu, ölümün ciddiye alınması ve kâfir bile olsa insana saygıyı dikkate almak demektir.
İnşaallah bir sıkıntı olmaz. Allah Teâlâ hatalarımıza mağfiret buyursun.