Fetva Meclisi
Soru
Komşumuzun kız kardeşi vefat etti. Komşumuz cenaze günü odada Kur’an okurken omzuna birinin dokunduğunu hissetmiş gerçekten biri var sanmış bakmış kimse yok hayattayken de hep omzundan tutarmış kız kardeşi. Ölüler evlerine veya yakınımıza gelir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Bunlar sizin ölen kardeşinize olan sevginizin ve ölümün tazeliğinin etkisi ile oluşan hissiyattır. Zamanla bunu kaybedersiniz. Ölen kardeşinize Allah’tan mağfiret dileyin. Sabretmeye çalışarak bu günleri ve acınızı geçirmeye çalışın.
Ölüye bir zararı olmaz ama size de yararı olmaz. Gereksiz bir şey yapmış oldunuz. Allah kardeşinize rahmet etsin, size de sabırlar versin.
Ölen insan yıkanıncaya kadar abdestsiz kabul edildiği için onun yanında Kur'an okunmaz denir.
Böyle bir şart yoktur; gayba ait bir durumdur bu, kesin bir bilgimiz yoktur bu konuda.
Selamünaleyküm. Kesinlikle böyle bir şey yoktur; isim güzel bir isimse verebilirsiniz.
Rabbim size yardım etsin. Dua edin. Çok dua edin. Siz öyle bir afet olursa onun kalan malından borcunu ödersiniz. Malı kalmazsa bir şey ödemek zorunda değilsiniz. Dua edin, hayırlı bir akıbete yürüsün.
cenaze konusundaki diğer fetvalar
Anne karnında ölen bebeğin anneye zarar vermesi mümkün olduğu için alınması gerekir. Almamakla hata ettiniz. Rahimden ölü alınan ceninin cenazesi olmaz. Ameliyat sonrası onu normal ameliyat parçalarına yapılan işlem gibi bir yere koyarlar. Allah sabırlar versin.
Allah’ın kullarına emrettiği şeylere FARZ denir. Farz’ın aksi ise Haram’dır. Mesela namaz bir farz-ı ayındır yani her Müslüman namaz emrini yerine getirmeye mecburdur. Eğer Allah’ın emri sıradan her Müslüman’a verilmiş bir emir ise ona FARZ-I AYIN denir. Farz-ı ayın “herkese emir” olduğu için yapmayan muhakkak harama düşmüş yani günah işlemiş olur. Allah’ın bazı emirleri ise Müslüman Toplum’a yöneliktir. Allah Teâlâ o emrini toplum olarak yerine getirsinler murat etmiştir. Bu emirler genelde herkesin yapması gerekmeyecek emirlerdir. Bu nedenle farz-ı kifayelere “yerine getirilmesi gereken görevler” olarak bakılır. Bir toplumda az bir grup bile o emri yapsa emir yerini bulmuş olur. Hiç kimse ilgilenmez ve emir ortada kalırsa bütün Müslüman toplum bundan mesul olur. Cenazenin kaldırılması, dinin tebliğ edilmesi, fetva verilmesi, gerektiğinde şahitlik yapmak, toplum yaşamı için gerekli mesleklerin öğrenilip icra edilmesi, belli yeteneklere sahip insanların bu yeteneklerinin geliştirilip korunması… Farz-ı kifâye örneği olarak alınabilir. Farz-ı kifâye anlayışı, mü'minlerin tek bir ümmet olma idrakini ayakta tutan ruhun adı olarak da ele alınabilir.
İnşaallah o uygulama bir hayır sandığı niteliğinde olacağından iyi bir iş olduğunu zannederim. Hepimiz birbirimizin kardeşiyiz, hakkımızdan çok görevimiz vardır. Allah’a emanet olunuz.
Ölen için belli dualar yapılır ama ölenin yakınlarını taziye ederken yapılması gereken özel bir dua yoktur. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin kızlarından birinin çocuğu ölünce kızına söylediği söz güzel bir örnek olabilir: “Aldığı Allah’ındır. Bıraktığı da O’nundur. Her şey onun katında bir ecel iledir. Sabırlı ol, Allah’tan sevap bekle.” Şöyle de diyebilir: “Allah size sabır versin, musibetinizi gidersin, ölmüşünüzü mağfiret buyursun.” Kendisine taziye iletilen de: “Allah sizden razı olsun. Bize de katlanma ve sabırda yardım etsin.” Şeriatımıza aykırı olmayan yöresel ifadelerin kullanılmasında da sakınca yoktur.
Hadiste cenazeyi görünce ayağa kalkmak emredilmektedir. Bu, ölümün ciddiye alınması ve kâfir bile olsa insana saygıyı dikkate almak demektir.
İnşaallah bir sıkıntı olmaz. Allah Teâlâ hatalarımıza mağfiret buyursun.