Fetva Meclisi
Soru
Hocam, taziye ziyaretine gidildiğinde orada ikram edilen yemeği yemek doğru mu? Yani dinimizce bir sakıncası var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Ölü evinde yemek yenmez/yenmemeli diye bir şey yoktur. Sakıncalı olan şudur: Ölü evinde muhakkak yemek yenmelidir, bu yemekle ölünün ruhu şad olur düşüncesi ile sofra kurulması ve yemek yenmesidir. Bu durumda yemeği kimin verdiği önemli değildir. Bu bir bidattir. Karnı aç insanlardan oluşmayan bir sofrada yemek dağıtmak bilhassa böyle bir tokluk asrında ibadet olarak adlandırılamaz. Mesele ziyafet vermek olarak görülüyorsa cenaze evi öyle bir yer değildir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz cenaze evine yemek götürülmesini buyurmuştur. Bu, o evdekilerin yemek pişirmekle meşgul olamayacak kadar sıkıntılı olacaklarından dolayı onlara yardımcı olmaya teşviktir, öyle özel bir ibadet olduğundan değildir. Bu iki mülahazaya dikkat edildiğinde bugün cenaze akabinde verilen yemeğin bir “açlığı giderme” anlayışından çok adeta bir ibadeti ihya etme anlayışını göstermektedir. Buna göre de tavrımızı belirleyebiliriz.
Ne yazık ki, cenazenin ve ölümün törenleştiği bir zamanda yaşıyoruz. Ölenin gittiği yerdeki akıbetinden çok geride kalanların şöhreti, ne derler endişesi öne çıkmaktadır. Bu durum, ahiretimiz açısından afettir. Ölene rahmet dilemek, dua etmek, kalan yakınlarına başsağlığı dilemek, acılarını paylaşmak görevimizdir. Ölüm ve yemeğin birleşmesini gerektirecek dini bir temel yoktur, gerek yoktur. Ölünün arkasından şu gün veya bugünlerin tamamı bid’attir, cenaze edebiyatıdır. Vakit israfıdır, umut çürütmektir.
Peygamber aleyhisselam efendimizin sünneti itibariyle yemek öğünü tahdidi yoktur. İki ya da daha az veya fazla olmasının aykırılığı olmaz. Aykırı olan yemeğe esir olmaktır. Bunu da tıbben yenmesi uygun bir menü olarak belirleyebiliriz. Normal şartlarda kural böyledir. Bir nefis terbiyesi gibi ideal nedeniyle farklı uygulama olabilir ama o genelleme yapılabilir bir kural değildir.
Allah Teâlâ işinizi kolay, kalbinizi müreffeh kılsın. Sizi şeytandan ve bütün şerlerden muhafaza etsin. Âmîn. Gıda konusunda elbette hassas olacağız ama evine gittiğimiz Müslüman’ın da belli bir hassasiyeti olabileceğini unutmayacağız. Açık bir haram getirmeleri durumu olursa ona çok açık ve nazik bir dille tepki göstereceğiz. Şüpheli bir durum seziyorsak bu sefer “bunu yemem” tepkisi yerine mesela gıdadaki hassasiyetlere işaret eden bir muhabbet ortamı açarak konuya giriş yapacağız. Belki de böylece o ailenin de gıda konusunda şuurlu olmasına sebep olup ecir kazanacağız. Ama hiçbir şekilde zemini tartışma zeminine dönüştürmeyeceğiz. Bu önemli. Sonuç olarak tablomuz bize şunu gösteriyor: Açık bir haram ile haram riski aynı değil ama dikkat ikisi için de geçerli. Bir arada oturmaya gelince, esasen bir arada oturulamaz şeklinde kural yoktur. Bir arada oturmak genellikle bir süre sonra cıvık denebilecek hareketlere, göz kaymalarına neden olabileceği için tedbir bakımından sakıncalı görülmüştür. Bu hususta da gıdada olduğu gibi bir tebliğ fırsatı kollayarak oturabiliriz. Gözümüzü ve aklımızı kontrol edemeyeceğimize veya karşımızdakilerin gevşekliğine bakarak da oturmayı iptal edebiliriz. Rabbim sizi korusun. Bu mübarek ümmetin mübarek insanlarından olasınız.
Ramazan ayında gündüz açık açık yemek yiyen, bunda bir sakınca görmeyen ve meşru bir mazereti olmayan birinin Müslümanlık iddiası tutarsızdır. Böyle biri yaptığını haklı görüyor yani orucun farz olduğunu kabul etmiyorsa dinle bağı biter. Böyle birinin cenazesini kılmamız mümkün değildir. Bunun alevi olması veya olmaması bir şey değiştirmez.
Selamünaleyküm. Ulemamız, bütün kazancı haramdan olan yani sofrasındaki yiyeceğin yüzde yüzü haramdan olan birinin yemeğinin yenmesini uygun görmemişlerdir. Bunun gerisindeki yani kazancının bir bölümü haram olanın yemeğini yemeyi ise böyle görmemişlerdir. Burada önemli bir husus şudur: Bu çeşit kişilerin yanında bulunmayı onlara bir ikaz fırsatı olarak değerlendirmeliyiz ki biz de onları benimsemiş durumunda olmayalım. Allah'a emanet olun.
caiz konusundaki diğer fetvalar
Eğer dininize uygun bir iş yapacaksanız, tek başınıza seferiliğe çıkmayacaksınız. On iki yaşında yeğeninizle çıkabilirsiniz. Zikrettiğiniz sebepler bir zorunluluk oluşturmuyor. Cenazeye yetişmek, bir tedaviyi yaptırmak veya düşmandan kaçmak gibi bir nedenle tek başınıza yolculuk caiz olabilir.
Selamünaleyküm. Konusu şirk veya büyük haramlardan birinin teşhiri olan bir filmin, tiyatronun izlenmesi caiz olmaz. mü'min olarak Allah'ın yasaklarına karşı hassas olmamız gerekmektedir.
Selamünaleyküm. Helal olan reklamdan para kazanmanızda sakınca olmaz. ortada bir telif hakkı da olmadığına göre mesele yok demektir ama insanların oyunla meşguliyetine sebep olmak, hayatı oyun-eğlenceden ibaret gibi algılayan kültüre destek olmak insanı vebale sokabilir. Bir de bu açıdan bakın.
Zulme, haksızlığa ve hileye tevessül etmek, ona yardımcı olmak bir kul hakkıdır. Direkt bir kişi o hakkın sahibi görünüyor olmasa da bu bir hatadır, mü'min böyle işlere tevessül etmemelidir. Herkesin yapıyor olması mü'minin kalbini rahatlatmaz.
Yasalar açısından sakıncası olmayan bir durum ise fıkhen de sakıncası olmaz.
Devlete karşı bir suç niteliği yoksa bunun ya da teftişte bu bir iptal sebebi oluşturmuyorsa sakıncası olmaz.