İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam arkadaşımla birlikte Amerika'da bazı Müslüman ailelerin evine misafirliğe gidiyoruz. İkram ettikleri tatlılarda ve içeceklerde doğal aroma verici olma ihtimali yüksek. Getirdikleri şeyleri reddetmek de zor oluyor. Çok hassas olacak olursak hiçbir şey yiyemeyebiliriz. Kendi evimizde dikkat ediyoruz ama misafirlikte nasıl hareket etmek uygun olur? Bir de gittiğimiz yerde, evin hanımı da bizimle beraber oturabiliyor. Laubali bir ortam olmasa da rahatça konuşulabiliyor. Nasıl olursa böyle bir ortamda oturabiliriz?

Cevap

Allah Teâlâ işinizi kolay, kalbinizi müreffeh kılsın. Sizi şeytandan ve bütün şerlerden muhafaza etsin. Âmîn. Gıda konusunda elbette hassas olacağız ama evine gittiğimiz Müslüman’ın da belli bir hassasiyeti olabileceğini unutmayacağız. Açık bir haram getirmeleri durumu olursa ona çok açık ve nazik bir dille tepki göstereceğiz. Şüpheli bir durum seziyorsak bu sefer “bunu yemem” tepkisi yerine mesela gıdadaki hassasiyetlere işaret eden bir muhabbet ortamı açarak konuya giriş yapacağız. Belki de böylece o ailenin de gıda konusunda şuurlu olmasına sebep olup ecir kazanacağız. Ama hiçbir şekilde zemini tartışma zeminine dönüştürmeyeceğiz. Bu önemli. Sonuç olarak tablomuz bize şunu gösteriyor: Açık bir haram ile haram riski aynı değil ama dikkat ikisi için de geçerli. Bir arada oturmaya gelince, esasen bir arada oturulamaz şeklinde kural yoktur. Bir arada oturmak genellikle bir süre sonra cıvık denebilecek hareketlere, göz kaymalarına neden olabileceği için tedbir bakımından sakıncalı görülmüştür. Bu hususta da gıdada olduğu gibi bir tebliğ fırsatı kollayarak oturabiliriz. Gözümüzü ve aklımızı kontrol edemeyeceğimize veya karşımızdakilerin gevşekliğine bakarak da oturmayı iptal edebiliriz. Rabbim sizi korusun. Bu mübarek ümmetin mübarek insanlarından olasınız.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insanın Müslüman olmaması onunla sosyal ilişki içinde olmamıza mani değildir. Yeme içme dâhil her türlü sosyal ilişkimiz olabilir onlarla. Şu kadar ki bazı hassas noktalara dikkat ederiz: Müslüman olmayan biri ile ilişkimiz bizi Müslümanlığımızdan kompleksli duruma düşürmemelidir. Böyle bir ihtimal durumunda ilişkiyi keseriz. Asla imana, ibadete ve ahlaka dair konularda tartışmayız, seviyesiz ortamda tebliğ bile yapmayız. Onlardan tartışma içerikli sorular gelmesi durumunda ise soruların çapı ve yoğunluğu kadar bir mesafeyi anında koyarız. Onlarla ilişkilerimizi haramlara bulaşma nedeni yapamayız. Bu şu demektir: Onlarla yiyip içerken bize ait helal haram hassasiyetimiz zedelenmemelidir. Hatta konuşmamızda bile bu ölçümüz canlı kalmalıdır. İlişkilerimiz üzerimizdeki farz ibadetleri aksatma nedeni olmamalıdır. Onlarla ilişkimiz evlilik gibi mahrem ve hassas konularımız etrafında hatta yakınında bile olmamalıdır. Müslüman olmayanlarla ilişkilerimizde onların ekonomik ağırlığı altında olmamalıyız. O kadar ki onların ikramlarını bile benzerini yapabildiğimiz kadarı ile kabul etmeliyiz. Müslüman olmayanlara dinimizi ulaştırmamız bizim görevimizdir. Bir kelime bile olsa önümüzdeki fırsat, onu değerlendiririz ama dini anlatmanın en güzel yolunun onu iyi yaşamak olduğunu unutmayız. Dini anlatacağız diye dini olmayanın seviyesine düşerek konuşma yapmak bir yanlıştır. Bunu biliriz. Böyleleri için sürekli hidayet duası yaparız. Duamız da onun gıyabında olur.

Hocam ben Amerika'da okuyorum. Bundan dolayı arkadaşlarımın bir kısmı hep kâfir
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, gıda konusunda iki uç noktada gezindiğimizi inkâr edemeyiz. Bir kısmımız her ne satılıyorsa bakkalda onu yemekte sakınca bulmazken bir kısmımız da her şeyi şüpheli veya yasak gözüyle görebilmektedir. Konunun hassasiyetini tartışmaya gerek yoktur, gıda hassastır. Zira gıda sağlıktır ve dindir. İnsan, dünya toprağına yerleştiği zamandan beri bir gıda mücadelesi içindedir. Dinimiz bize, “cesedinin de sende hakkı vardır” diye ikaz etmiştir. İnsan, toprağı işleyebildiği kadar yaşama zevki bulmuştur. Medeniyetler toprağın kullanılabildiği yani ziraat yapılabilen yerlerde oluşmuştur. Dinimiz insanlara: -Çalışmalarını, -Helal ve temizi bulmalarını, -Tüketimde itidalli olmalarını, -Savurganlık ve israftan kaçınmalarını temel kurallar olarak belirlemiştir. Şu da bilinmelidir ki, insanın gücünü aşan hususlarda dinimizin bir zaruretler ortamı oluşturduğu da unutulmamalıdır. Böyle bir ortamın oluşmasına örnek olabilecek şu ilkeleri zikredebiliriz: 1- Gıda konusunda hassas olmamız kadar mü'min olmamızın gereği olacak ne olabilir? Kesinlikle dikkat edeceğiz gıdamıza. Allah’a kulluk için ayakta tuttuğumuz bedenler gıda ile aktif olabiliyor. İnsan olarak kaderimiz gıdaya mahkûm olmaya dayalıdır. Hastalıkların önemli bir bölümü gıda kaynaklıdır. İbadetlerin kabulü açısından da gıdanın etkisi yüksektir. “Temiz ve Helal” gıda tüketmek Allah’ın emridir. Gıda canlı hayatın temelidir. Ölmüş hayvan, kan, domuz, leş yiyen hayvanlar gibi belli gıda çeşitlerinin yasaklanması insan sağlığı ile esastan alakalıdır. 2- Mü'min birey ve mü'min aile güçlü olmalıdır. Bu güç için de gıda gereklidir. Bizim güçten anladığımız sadece bedensel sağlık ve güç değildir. Düşüncede, akılda, psikolojide, duygusallıkta, sosyal yapıda ve bedensel yapıda güçlü mü'min olmak gerekir. Sadece beden gücü yeterli bir güç değildir. Allah, bütün bunlarda güçlü olan kullarını daha çok sevmektedir. 3- Kur'an’ımız, iman ehli olmayanların gücü ellerine aldıklarında tarımı berbat edeceklerini özellikle bize bildirmiştir. (Bakara suresi 205.ayet) Bu bir anlamda şuna işaret etmektedir: Mü'minlerin bu hayatı İslamlaştırma mücadelesi bir noktada da tarımın yani gıdanın mü'min ellerde ve mü'mince oluşturulması gerekir. Bugün gelişen teknoloji ile beraber genetik mühendisliği ile bitkilerin yapısı ile oynanmış ve herkesin geçici memnuniyetini sağlayan ama uzun sürede insan neslini çürümeye sevk eden bir sonuca gelinmiştir. Çevre bitkiler ve insan açısından kirlenmiştir. Yeni yeni zararlı böcekler, haşerat üremiştir. İnsanın oburluğunu ve doyumsuzluğunu yansıtan bir gösterge olarak bitki ve ürünü daha çok elde etmek için takviye ilaçlara yüklenilmiştir. Bu ilaçların insanı ve canlıları hangi akıbete sürüklediği ciddi bir şekilde konuşulmamaktadır bile. Gıdayı saklama süresini uzatmak için geliştirilen katkı maddelerinin sonucu bilinmemektedir, bilinse de elden bir şey gelmez gerekçesi ile avunulmaktadır. Renklendiriciler, ambalajlama taktikleri ise ayrı bir sorun olarak durmakta ve çözümsüz izlenimi vermektedir. Bu ambalajlardaki kimyasal etkileşim, uzun süreli beklemenin oluşturduğu risk sadece tartışılmakta ve sonunda herkes tarafından ihmal edilmektedir. Bütün bunlardan en başta yöneticiler sorumludurlar. İhmalkâr üretici ve dikkatsiz tüketici de kendi çapında sorumluluk taşımaktadır. 4- İnsanın maslahatı neyi gerektiriyorsa din onu emreder. Esas olan gıdanın mübah olmasıdır. Zarar ortaya çıkınca da yasak devreye girer. Bunun için domuz, kan, yırtıcı hayvanlar, pislik yiyenler haram kılınmıştır. 5- Bu konuda şu fıkıh ilkelerini dikkatten kaçırmamalıyız: İnsana zarar veren her şey yasaktır. Bir zararı o zararın aynısı ile gideremeyiz. Zararı önlemek bir fayda sağlamaktan daha önemlidir. Helal ve haram bir araya gelince önce haram konusuna bakarız. Daraldığımızda ve çare üretemediğimizde en az zararlıyı tercih ederiz. 6- Abdest için seçtiğimiz suda belli vasıflar aradığımız gibi tükettiğimiz gıdada da bazı vasıflar arayabilir olmalıyız. Yeni nesil bu ölçülerle eğitilmelidir. Siyasetçilerimiz seçim zamanlarında en azından önümüze geldiklerinde gıda konusunda onlara hesap sormasını bilmeliyiz. “Aldatan bizden değildir” kuralını unutan yanmıştır. Buna ziraat erbabından en uçtaki bakkala kadar herkes dâhildir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.

Şöyle bir durum var hocam: Bazı Müslüman kardeşlerimiz gıda konusunda aşırı hass
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sorun sadece sizin sorununuz değildir. Bütün mü'minlerin helal gıda diye bir sorunu vardır. Ne yazık ki pek çok aile buna yeterli alakayı gösterememektedir. Allah Teâlâ yardımcımız olsun. Size tavsiyemiz şudur: Sizinle bu konuda tartışacak, aranızda gerginlik çıkaracak ortamlar ve kişilerden uzak duracaksınız. Haram olanlar ve şüpheli olanlar diye iki liste çıkarmalısınız. Haram olanlardan kesinlikle uzak duracaksınız. Şüphelileri ise yer yer esnetebilirsiniz ve esnetin de. Kendiniz için taviz vermez belirttiğiniz ortamlar gibi ortamlarda ise biraz daha tavizli olursunuz şüphelilerde. Sorunun bir tür vesveseye ve farklılık göstermeye yarayan bağnazlığa kaymamasına dikkat ediniz. Neticede dinimiz için bir iş yapıyoruz ama kaş yaparken göz çıkarmayı da kabul edemeyiz. Allah yardımcımız olsun.

Hocam ben helal gıda tüketmeye çalışıyorum ama misafirlikte zorlanıyorum, yemedi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Müslüman, kırıcı ve itici olmamalıdır. Bunun yanında haram yiyecek kadar gafil de olmamalıdır. Bu iki hususun ortasında dengeli bir tutum içinde olmak gerekir. Öncelikle bulunduğunuz evin, sizi hassasiyetlerinizin taşındığı bir ev olduğunu biliyorsanız elbette hiçbir şey sormayacaksınız. Şüpheniz varsa şu ve şu maddeleri kullanmadığınızı nazik bir dille izah edeceksiniz.

Misafirliğe gittiğim zaman orada ikram edilen yiyeceklerin helal olduğundan emin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Dikkatli olmanız güzel ama abartmanın da doğru olmadığını bilin. Bu tutum git gide sizi toplum dışına itebilir. Evhamlı, itici bir tip olursunuz. Müslüman ise harama dikkat eden, şüpheden kaçınan ama aşırı gitmeyen biridir.

Selamünaleyküm hocam. Size iki sorum olacak, ilki biz eşimle hazır olarak bir şe
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir mü'minin dinini esas alarak yaşaması kadar tabii ne olabilir? Elbette siz karma oturmayın. Bunu da söyleyin, kalbinizin rahat etmediğini söyleyin ve gerektiğinde kenara çekilin. Diğer hususlarda ise nezaketinizi en üst seviyede tutun ki size söyleyecek sözleri olmasın. Asla tartışmayın kimse ile. Sadece söyleyin ve yaşamanıza bakın.

Bizim evde yemek konusunda, yerimiz müsait olduğu halde, haremlik selamlığa dikk

erkek konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadın erkekten önce kul var. Ölümlü ve aciz birer insanız öncelikle. Hepimiz de Allah’ın kullarıyız. Kullukta muvaffak olanlar, diğerlerini kadın/erkek diye ayırmazlar. Kendi dertleri olan Allah’ın rızasını kazanmaya bakarlar. O büyük rızayı kazanamayanlar ise diğerinin kim veya ne olduğuna bakarak kendini kaybederler. Allah’ın önünde kul olduğumuz sürece kimse kimseden üstün değildir. Herkesin farklı görevleri vardır. Erkeğin ekonomik ve sosyal ağırlıklı görevleri vardır. Kadının da kendine ait görevleri vardır. Kimse kimsenin kralı değildir ama erkek kadının da hesabını vereceği için Allah onu sadece bir puan önde tutmuştur. Din ise herkesin yönlendirmesini ve kontrolünü yapar. Mesele budur.

Hocam İslam’da kadın ve erkek eşit midir? Yoksa erkek daha mı baskındır yani son
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Dinen böyle bir sakınca yoktur. Yasalarda da engel yoktur. Böyle bir evlilik tarafların iradelerini kullanarak verebilecekleri bir karardır.

Hocam evlilikte hanımın erkekten dört veya beş yaş büyük olmasında bir sakınca g
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kadın ve erkek yatak odasına beraberce girdikten sonra mehir kadının olmuş olur. Daha sonra sebep ne olursa olsun erkek verdiğini geri alamaz. Kural böyledir.

Eşim, evlendiğimizden beri kadınlık yapmadı ya da yapamadı diyeyim, elinden gelm
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Talakta nikâh gibi şahit gerekmez. Şart olarak gerekmemekle beraber fitneye karşı ihtiyatlı olmak açısından talakın seyrini de şahitlerle yürütmek doğru olandır.

Hocam talak yapan bir erkeğin şahit tutması gerekir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Meseleyi aile gibi önemli bir kurumun, nikâhlanmak gibi bir mukaddes görevin gereği olarak bakarsak elbette insan ELİNDEN GELENİ YAPMALIDIR deriz. Hayır, meseleyi bir hukuk konusu ya da ALLAH’IN EMİRLERİNDEN BİRİ midir şeklinde ele alacaksak gelin eşinin anne babasının hizmetini görmekle yükümlü değildir deriz. Kadın eşinin hizmeti ile yükümlüdür. Eşinin bu hizmet sınırlarını annesi babası düzeyine çıkarma hakkı yoktur. Şüphesiz kadın, Allah’tan sevap umarak ve eşine karşı bir fazilet göstererek bu hizmeti yaparsa gayet üstün bir iş yapmış olur. Aile bu tür tartışma ve gerginliklerle yıpranır. Erkek de kadın da bunu bilmelidir. Erkeğin dini hükümleri zorlama ile kendi menfaati için kullanması da hatadır, eşinin nikâh bağını bu kadar basit tutması bir kadın için de hatadır. Herkes bu hayatı yarın kendisinin ne olacağını, başına ne geleceğini bilmediği gerçeği üzerinden yaşamalıdır. Diğer yandan da kadının da bir kapasitesi olacağını, sınırsız denebilecek yük altına konmamasının insanlık olduğunu bilmeliyiz. Bütün bunların dengeli bir ortalaması bulunamıyorsa aile de zemininden kaymış demektir.

Kayınpeder ve kayınvalideye hizmet gelinin görevi midir ya da gelin eşinin anne
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah seni korusun, ümmetimizin salihalarından olasın. 1- Sen bayan hastayı tercih etmeyi önemse. 2- Mümkün oldukça kendini koru. Dikkat çekmeyecek renkleri seç, bol giyin, sözlerini dikkatli kullan. Eldiven kullan. Ve benzeri tedbirleri al. 3- Kurum seçerken bu hassasiyetleri önemseyen kurum seçmeye çalış. Biiznillah bir sorun olmayacaktır. Neticede tıptır yaptığın. Tıpta da zaruretler geçerlidir.

Hocam ben fizyoterapi ve rehabilitasyon bölümünde okuyan tesettürlü bir öğrenciy

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.