Fetva Meclisi
Soru
Selamun aleyküm hocam, yakın zamanda genç yaşta bir kardeşimiz vefat etti. Ben 23 yaşındayım hocam genç yaşta olan ölümlerden çok etkileniyorum. Hocam Rabbim size ve tüm müminlere hayırlı uzun ömür versin. Merak ettiğim husus ecel neden erken gelir? Dua ya da yaptığımız ibadetler ömrümüzü uzatır mı? Rabbim tövbe için de zaman verir genç yaşta vefat edenlere bu zaman verilmemiş mi oluyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Ecel ne geç gelir ne erken. Ecel ancak vaktinde gelir. O vakti de hayatı veren belirler. Uzun hangisi kısa hangisi bunu neye göre belirleyebiliriz ki? Bir kilo samanın bir kilo demire göre daha hacimli olması ne değiştirir mesela? Ölümden ibret almak yerine onu irdelemeye kalkmak, aslanın dişlerini fırçalamaya benzer. İbret almalı ve kendimizi “her an ölüme müsait yaşta bir insan” olarak görmeliyiz. Asıl olan budur. Bunu anlayıp gereğini yapabilenler için beyin yorucu bir durum oluşmaz.
Selamünaleyküm. Esasen herkesin ölümü bu şekilde hatırında tutması gerekiyor. Siz olmayacak bir durumda değilssiniz. Ne var ki kendimizi o kadar dünyaya kaptırdık ki, ölümü hatırlamak bile bizi rahatsız ediyor. Allah Teâlâ annenize rahmet etsin, size ve yakınlarınıza afiyet versin. Şu anda sizin vazifeniz, annenize rahmet olacak işlerle meşgul olmaktır. Sizin bir fatihanıza ne kadar muhtaçtır bir bilseniz. Her namazdan sonra ona dua edin, onun için istiğfar edin. Ölümden de korkmayın; ölüme hazırlıksız yakalanmaktan korkun. Her şey Allah'ın kaderi ile oluyor. Çatlasak da büzülsek de olacak olan değişmeyecek. Sabırlı olun. Her gün en az beş sahife Kur'an okuyun. Kısa bir zaman sonra rahatladığınızı göreceksiniz. Bu ara ölümle ilgili kitap okumayın. Annenizin ölümü ile alakalı muhabbetlere katılmayın. Umutlu olun, yıkılıp şeytanın kucağına düşmeyin. Allah yardımcınız olsun. İyi haberlerinizi bekliyeceğiz.
Selamünaleyküm. Kendinizi psikolojiye fazla kaptırmışsınız ya da size ağır gelmeye başlamış. Öyle veya böyle bunlar geçicidir, takılıp kalmanıza gerek yok. Gündeminizi başka şeylerle yoğunlaştırın, değişik konularla ilgilenin. Kur'an okuyun, ezberleyin. Üzerine düşmeyin bu durumunuzun, inşaallah geçer.
Ne yazık ki, cenazenin ve ölümün törenleştiği bir zamanda yaşıyoruz. Ölenin gittiği yerdeki akıbetinden çok geride kalanların şöhreti, ne derler endişesi öne çıkmaktadır. Bu durum, ahiretimiz açısından afettir. Ölene rahmet dilemek, dua etmek, kalan yakınlarına başsağlığı dilemek, acılarını paylaşmak görevimizdir. Ölüm ve yemeğin birleşmesini gerektirecek dini bir temel yoktur, gerek yoktur. Ölünün arkasından şu gün veya bugünlerin tamamı bid’attir, cenaze edebiyatıdır. Vakit israfıdır, umut çürütmektir.
Selamünaleyküm. Ecel vakti sabittir. Kaderde yazılı olan zamanı gelince gerçekleşir. O tür sözler ancak mecazi anlamda kullanılabilir.
Selamünaleyküm. Saydıklarınızın hiç biri değil, vakti gelmemiş. Bu kadar. Vakti gelince o da olacaktır. Sabrınız deneniyor sakın kaybetmeyin. Araştırmaya devam edin, yılmayın.
dua konusundaki diğer fetvalar
Hapşırma durumunda sünnet olan şöyledir: Hapşıran, ELHAMDÜLİLLAH der. Onun bu sözünü duyan mü'min de YERHAMUKELLAH der. Hapşıran kişi cevap olarak YEHDİKÜMÜLLAH VE YUSLİHU BALEKÜM der.
Kalp gözü manevi bir kavramdır, kalpte fiilen bir göz yoktur. Kalp gözü açık olmak demek, insanın sıradan görülemeyen şeyleri de görebilmesi/hissedebilmesi/idrak etmesi demektir. Bu da sağlam bir imandan sonra takva bir hayat yaşamakla mümkündür. Takva hayatı ise haramlardan arındırılmış bir hayat olarak anlayabiliriz. Haramlardan uzak ve farzları yapan bir müminin kalp gözü biiznillah açık olur.
Evet, bu bir umuttur, iyiye yorma emelidir ama Allah Teâlâ, mümin olmayan kulunun duasını da kabul edebilir. Duanın kabulünü sevilmiş olma olarak yorumlamak tam isabetli olmayabilir.
Öyle bir duasını bilmiyoruz ama onu Allah’ın öyle yarattığını biliyoruz. Sonradan dua ile güzelleşmedi.
İki durumda da sakınca yoktur ama farzdan hemen sonra daha evla gibi durmaktadır. Kişinin durumuna göre değişebilir.
Dua ederken elleri kaldırmak sünnettir. Bu konuda tartışma yoktur. Duadan sonra elleri yüze sürmekle alakalı ise sahih bir hadis yoktur ama zayıf da olsa buna işaret eden hadisler vardır. Dolayısıyla da yapılmasında sakınca yoktur. Fatiha’yı dua niyetiyle okuduğumuzdaki durum böyledir. Kur'an niyeti ile okuyunca ise zaten bu durum olmaz.