Fetva Meclisi
Soru
Hocam, fatiha suresinde elleri açmak ve sonra elleri yüze sürmek hakkında Rasulullah’ın yaptığına dair bilgi var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin duadan sonra ellerini yüzüne sürdüğüne dair hadisler vardır. Bu hadislerden açık bir şekilde bunun yapılabileceği anlaşılmaktadır. Bu sebeple ellerin yüze sürülmesi sünnet olarak vardır diyoruz.
Selamünaleyküm. Duadan sonra elleri yüze sürmekle alakalı olarak SAHİH ve SARİH hadisler vardır. Dolayısıyla yapılması Sünnet'tir.
Selamünaleyküm. Dua ederken elleri omuz hizasına gelecek kadar kaldırmak Sünnet'tir. Yapılan duanın kabul edilme nedenlerinden biri olarak da görülmüştür. Duadan sonra da ellerin yüze sürülmesi vardır. Bu hususlar hadislerle sabittir. Ancak namazdan sonra ellerin yüze sürülmesi yoktur.
Ellerin açılması bir ilave fazilet olarak görülmelidir. Şart değildir. Açabildiğiniz zaman açarsınız, pozisyon müsait olmadığında da açmayabilirsiniz. Bütün dualar için bu durum geçerlidir.
Aleykümselam. Duada ellerin kaldırılması Sünnet'tir. Duadan sonra ellerin yüze sürülmesi de Sünnet'tir. Allah'tan bir şey isterken ellerin içi yukarıda dışı aşağıda; bir afetten, azaptan sığınma duası yaparken ellerin dışı yukarıda içi aşağıda olacak şekilde tutulması da Sünnet olarak zikredilmiştir. Müslim'in rivayet ettiği bir hadiste Enes radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in bir yağmur duasında böyle yaptığını haber vermektedir. Bazı âlimler bunu, bütün dualarda geçerli kabul etmişlerdir. (Müslim'in 895 nolu hadisi şerhinde Nevevî'nin izahı görülebilir.)
Hadsiz bir söz olmuş bu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin dua ederken ellerini kaldırdığına dair pek çok hadis vardır. İbadet ve din konularında böyle ulu orta sözler söylenmemelidir.
dua konusundaki diğer fetvalar
Evet, bu bir umuttur, iyiye yorma emelidir ama Allah Teâlâ, mümin olmayan kulunun duasını da kabul edebilir. Duanın kabulünü sevilmiş olma olarak yorumlamak tam isabetli olmayabilir.
Kalp gözü manevi bir kavramdır, kalpte fiilen bir göz yoktur. Kalp gözü açık olmak demek, insanın sıradan görülemeyen şeyleri de görebilmesi/hissedebilmesi/idrak etmesi demektir. Bu da sağlam bir imandan sonra takva bir hayat yaşamakla mümkündür. Takva hayatı ise haramlardan arındırılmış bir hayat olarak anlayabiliriz. Haramlardan uzak ve farzları yapan bir müminin kalp gözü biiznillah açık olur.
Evla olanın gözü bile meşgul etmeden dua etmek olduğunu kaydetmeye gerek yoktur. Ancak istihare namazı ve duası nafile bir ibadettir. Nafile namazlarda Kur'an’a bakarak okumak caiz olduğuna göre istihare duasını bakarak okumakta hiçbir sakınca olmaz.
Hapşırma durumunda sünnet olan şöyledir: Hapşıran, ELHAMDÜLİLLAH der. Onun bu sözünü duyan mü'min de YERHAMUKELLAH der. Hapşıran kişi cevap olarak YEHDİKÜMÜLLAH VE YUSLİHU BALEKÜM der.
Ecel ne geç gelir ne erken. Ecel ancak vaktinde gelir. O vakti de hayatı veren belirler. Uzun hangisi kısa hangisi bunu neye göre belirleyebiliriz ki? Bir kilo samanın bir kilo demire göre daha hacimli olması ne değiştirir mesela? Ölümden ibret almak yerine onu irdelemeye kalkmak, aslanın dişlerini fırçalamaya benzer. İbret almalı ve kendimizi ‘her an ölüme müsait yaşta bir insan’ olarak görmeliyiz. Asıl olan budur. Bunu anlayıp gereğini yapabilenler için beyin yorucu bir durum oluşmaz.
Müslümanlık sadece namaz kılmak ve oruç tutmak dini değildir. Aksine Müslümanlık, namazı kılmak ve hayatı namaz gibi yaşamaktır. İnsanların onur ve bedenlerini rencide etmek Müslümanlıktan uzak bir iştir. O bu hatayı yapmış, yaptığı olduğu gibi hatadır. Siz de hatalısınız, neden bir insana takılıp kalıyorsunuz? Bitirin zihninizde o insanı ve hayatınızın akışı içinde kendinize yeni bir plan oluşturun. Takılmayın bir insana. Eğer size zulmettiğini düşünüyorsanız onu da merak etmeyin; sizi yaratan size yapılan zulmün hesabını görür. Yeter ki siz, kendinize zulmetmeyin.