Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben trafik kazası geçirdim ve arabayı ben kullanıyordum. Arabada dört kişiydik. Tıra arkadan çarptım. İki arkadaşım hayatını kaybetti. Benim ise burnum bile kanamadı. Önceden yaşantımız da pek düzgün değildi. Ben bu kazadan bir ders almaya ve hayatımı düzeltmeye çalışıyorum. Arkadaşlarım arabada son ana kadar benimle olmaktan bir sıkıntı duymuyorlardı. Üzerime düşen sorumluluk nedir? Kazada asıl kusurlu olan benim ama böyle olmasını elbette istemedim. Ben ne yapmalıyım? Mahkeme hala devam ediyor.
Cevap
Benzer fetvalar
Kaza ile bir insan öldüren öldürdüğü kimsenin yakılarına diyet verir. Kendisi de altmış gün oruç tutar. Eğer siz; Bakımlı bir araçla yol alıyordu iseniz, Uykusuz değil idiyseniz, Yol kurallarına uyuyordu iseniz bir kabahatiniz olmamış demektir. Trafik görevlileri adil bir şekilde raporlarını yüzde yüz sizi haklı göstererek yazdı iseler ve mahkeme de sizi beraat ettirdi ise sizin bir hatanız yok demektir. Herhangi bir diyet ödemeniz veya oruç tutmanız da gerekmez. Sosyal bir konu olarak ölenin ailesi ile sulh olacak bir yol izlerseniz bu sizin faziletiniz olur biiznillah.
İşlediğin günah her ne ise, o senin bir hatan olmuş. Şeytan seni kandırmış. Bu durumun ise ikinci hatandır. Şeytan seni, Allah’ın rahmetinden, mağfiretinden umutsuz hâle getirerek seni iki kere çökertmeye çalışıyor. Yapman gereken şey, madem günahından tevbe ettin hızlı bir şekilde iyilik yolunda ilerlemen olmalıdır. Gerisi doğru değildir. Bir de bu açıdan düşünmeye çalış.
Önce kendinize bir şey yapın ve ölümden ibret alın. Ansızın ve itirazsız geliyor. Bunu anlayın. Hepimiz anlayalım. Ölümden ders çıkarmak kadar acil bir ihtiyacımız yoktur. Allah Teâlâ hepimize basiret ve şuur ihsan etsin. Ölenin bu tür hakları için onun adına dua etmek, istiğfar etmek, ileri derecede bir hak endişesi varsa onun adına sadakalar vermek yapabileceğimiz şeylerdir.
Biz Allah’ın kullarıyız. Bizi yaratan, kaderimizi yazan odur. Böyle inanıp böyle yaşayan için hayat kısa bir imtihandır. O imtihanda elinden geleni yapar, gerisini Rabbine bırakır kul. Böylece de her durumda kalbi huzur içinde olur. Asla bugünkü durumunuza size son on dakikanızdır denecek durum arasında fark görmeyin. Şimdi de o on dakikada da siz Allah’ın kulusunuz, sizin için bir şey değişmemelidir. Allah tamam demedikçe sizi kimse bu dünyadan çıkaramaz. Adına hastalık dönemi demeyin, hayatınızın bir anı deyin, öyle görün, şeytan sizinle oynamasın, ona fırsat olacak dalgınlıklar içine girmeyin. İşinizi ve meşguliyetinizi hiç bırakmayın. Gücünüz yettikçe çalışın. Doktor izin vermeyince kenara çekilin. İbadetler ve sadaka için son nefes engeldir. Son nefesinize ise sizin bilmediğiniz kadar uzun bir zaman vardır. İki şeye dikkat edin. Birincisi size moral kırıcı telkinlerde bulunacak arkadaştan uzak durun. İkincisi de, başta Kur'an ve zikir olmak üzere manevi takviyeyi eksik etmeyin. Kur'an okuyun. Hayat sizi sıkıştırdıkça Kur'an’a sarılın. Dua edin. Allah Teâlâ’dan size afiyetler dilerim, sıhhatiniz için dua ederim.
Öncelikle geçmiş olsun. Allah size ödeme kolaylığı nasip etsin. Ödeme niyetinde olduğunuz sürece Allah mutlaka size yardım edecektir. Endişelenmeyin. Yalnız bu borçluluk sürecinde lüksten, israftan, özel harcamalarınızdan kaçının. Satıma uygun mallarınız veya arsanız varsa satın. Çalışmanızda aksama olmasın. Gerekirse çalışma saatlerinizi arttırın. Veya ekstra gelir getiren bir iş yapın. Bu şekilde borcunuzu ödeme konusunda gayretinizi ortaya koyarsanız öldüğünüzde mirasınız borçlarınızı karşılamazsa ümidim ve niyazım odur ki Allah sizin adınıza alacaklarınızla sulh eder de sizi bu sorumluluktan kurtarır.
Müslüman olmak, teslim olup rahatlamak değildir. Bilakis İslam, belli bir sınavı göğüslemektir. Biz Müslümanlar olarak şunu iyice idrak etmeliyiz: Allah Teâlâ, kullarını sınayacaksa bu sınama ordularıyla saldıran dış güçlerle olabileceği gibi yaşadığımız hayatın ayrıntılarından biriyle de olur. Müslüman'ın kendi çevresi, yakınları, ebeveyni, çocukları, iş ve ev ortamı kesinlikle bir sınanma aracı olabilir. Tarih bunun canlı örnekleriyle doludur. Başımıza gelen imtihanların hangi sebeple verildiğini bilmek mümkün değildir. Günahlarımıza kefaret olması, derecemizin yükselmesi veya Rabbimizin bizi imtihan etmesi için imtihanlar başımıza gelebilmektedir. Önemli olan bizim imtihanlar karşısında kendimize çekidüzen vermemizdir. Doğru olan budur. Biz, “şu imtihanı beğendik, beni onunla imtihan edin” diyemeyiz ya! Allah'a iman etmek, O'ndan gelene ve O'na dönecek her şeye razı olmaktır. Yaşadığınız sıkıntıları size ait, sadece sizin yaşadığınız olaylar olarak görmeyin. Neredeyse her Müslüman'ın benzer sıkıntıları olmuştur, olabilmektedir; sabredenler kazanacak, sabretmeyi beceremeyenler eriyip gidecektir. Mü'min, Allah ile beraber olma uğruna tek kalmaya razı olan insandır. Tek kalmaya hazır olamayan kalabalıklar arasında bile huzursuz olur. Muhakkak direneceksiniz. Ama insani niteliğinizden ödün vermeden direneceksiniz. Evladı olduğunuz çevreye evlatlığınızı kaybettirmeden direneceksiniz. Kültürlü olmak, büyük bakmak, emel taşımak budur. Size bu arada en önemli tavsiyemiz, sıkıntılarınızla baş başa kalmamanızdır. İyiliğine itimat ettiğiniz bir çevreniz bulunmalıdır. Allah'a açılmayı da ihmal etmeyin. Mutlu dua anları yaşayın. Rahat ettiğinizi, derdinizi sevdiğinizi göreceksiniz. Rabbimiz bizi gücümüzün yetmeyeceği bir şeyle sınamaz. Bizden istenenler gücümüzün yettiği şeylerdir. Hayallerimiz, iç kuruntularımız, sevgi ve nefretimiz yüzde yüz hâkim olabileceğimiz şeyler olmayabilir. Sakın niyetinizi de sorgulamayın. Bize düşen, gücümüzün yettiğini yapabilmektir. Sabredin, geleceğe bakın; önünüze bakarak kendinizi karartmayın. Rabbimiz şüphesiz her bir zerrenin de karşılığını verecektir. Allah'a emanet olun.