İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Oruç tutmakla yükümlü olmanın şartları nedir?

Cevap

Oruç Müslüman, akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış olanlara farzdır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/87) Oruç tutmakla yükümlü olma şartlarını taşıdığı hâlde yolculuk, hastalık, yaşlılık, gebe veya emzikli olmak gibi bazı özel durumlardaki kimselere oruç tutmama ruhsatı verilmiştir. Bu kişilerin mazeretleri geçici ise daha sonra kaza etmeleri, ölünceye kadar kalıcı ise her bir gün için bir fidye vermeleri gerekir. Diğer yandan kadınların hayız ve nifas halinde oruç tutmaları haramdır, bu şekilde tuttukları oruç geçersiz olur. Bu hallerinde tutamadıkları oruçları daha sonra kaza etmeleri gerekir. Oruç tutmakla yükümlü olmamakla birlikte, ergenlik çağına gelmeyen çocukların alıştırılmak ve ısındırılmak maksadıyla namaz kılmaları ve oruç tutmaları teşvik edilir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), yedi yaşından on yaşına kadarki sürede çocuğun namaza alıştırılmasını istemiştir. (Ebû Dâvûd, Salât, 26 [494-495]; Tirmizî, Salât, 299 [407])
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İslâm dini, ilke olarak, kişileri güçleri nispetinde sorumlu tutmuş, bazı durumlarda kolaylaştırıcı hükümler getirmiştir. Bu genel ilke uyarınca farz olan Ramazan orucunu belli şartlara bağlı olarak erteleme veya fidyesini verme konusunda bazı ruhsatlar getirilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmuştur: “Ey inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi Allah’a karşı gelmekten sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamayanlar, bir yoksulu doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (el-Bakara, 2/183-184) İslâm âlimleri bu âyet-i kerîme ve ilgili hadislere dayanarak Ramazan orucunu tutmamayı mübah kılan mazeretleri şöylece sıralamışlardır: a) Yolculuk: Ramazan’da sefer mesafesi (en az doksan km) kadar bir yere gitmek için yola çıkacak olan kimse, geceden oruca niyet etmeyebilir. Fakat niyet ettikten sonra gündüz yolculuğa çıksa bu yolculuk esnasında meşru başka bir mazereti bulunmazsa orucunu bozmamalıdır. Zira başlanan bir ibadetin mazeret yoksa tamamlanması gerekir. Buna rağmen sefer bir mazeret olduğu için orucunu seferîliği başladıktan sonra bozarsa kendisine keffâret gerekmez, sadece kaza gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/421-424) b) Hastalık: Oruç tuttuğu zaman hastalığının artmasından veya uzamasından endişe edilen ya da hastalığı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kişilerin daha sonra kaza etmek üzere Ramazan ayında oruç tutmamalarına ruhsat tanınmıştır. Oruç tutması hâlinde hasta olacağı güvenilir bir doktor tarafından bildirilen kimse de hasta hükmündedir. c) Yaşlılık: Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan kimseler, oruç tutmayıp yerine fidye verirler. Bakara sûresinin 184. âyetinde, bu şekilde olup da oruç tutmaya güç yetiremeyenlerin fidye vermeleri gerektiği hükme bağlanmıştır. İyileşme umudu olmayan hastalar da aynı hükme tâbidir. d) İleri derecede açlık, susuzluk: Açlık veya susuzluk sebebi ile beden ve ruh sağlığının ciddi derecede zarar görmesi söz konusu olan kimse orucunu bozabilir. Sağlık şartlarının düzelmesi hâlinde bozulan oruç Ramazan’dan sonra kaza edilir. Böyle bir kimsenin orucuna devam etmesi ölümüne veya bir hastalığa sebep olacak nitelikte ise orucunu açmaması yani oruca devam etmesi günah olur. e) Zor ve meşakkatli işlerde çalışmak: Esas itibarıyla bir insanın ibadetlerini normal bir şekilde yapmasını engelleyecek zor ve ağır işlerde çalışması veya çalıştırılması doğru değildir. Ancak kişisel veya toplumsal zorunluluklar, bazılarının böyle işlerde çalışmasını gerektirebilmektedir. Böyle durumda bulunan bir kişi, oruç tuttuğu takdirde sağlığına bir zarar gelmesinden korkuyorsa, orucunu tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izin günlerinde veya müsait zamanlarda tutamadıkları oruçlarını kaza etmelidirler. f) Gebe ve emzikli olmak: Oruç tuttuğu takdirde kendisinin veya çocuğunun zarar görmesinden endişe eden gebe veya emzikli kadınlar oruç tutmayabilirler; zarar görme ihtimali kuvvetli ise tutmamaları gerekir. Durumları normale döndüğünde tutamadıkları oruçları kaza ederler. (bk. Sahnûn, el-Müdevvene, 1/278- 279; Şîrâzî, el-Mühezzeb, 1/328; İbn Kudâme, el-Kâfî, 1/434; Kâsânî, Bedâ’i, 2/97) Fakihler oruç tutmama ruhsatını Kur’ân ve Sünnet’te zikredilen sebeplerle sınırlı tutmayı tercih etmiş, bunların ortak özelliği meşakkat olsa bile, her meşakkatli durumda oruç tutulmayabileceğini söylemekte temkinli davranmışlardır. (İbn Kudâme, el-Kâfî, 1/433-436) Ruhsata gerekçe olan hâl ortadan kalkınca tutulamayan oruçlar kaza edilir. İyileşmesi mümkün olmayacak şekilde hasta olmak, ya da aşırı yaşlı bulunmak gibi oruç tutmaya sürekli bir engelin bulunması hâlinde tutulamayan her oruç için bir fidye verilir. Bir oruç fidyesi bir fıtır sadakası miktarıdır. Bir fıtır sadakası ise bir kimseyi orta hâllisi ile bir gün doyurabilecek yiyecek miktarı veya bunun parasal karşılığıdır.

Oruç tutmamayı mubah kılan mazeretler nelerdir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Oruç tutmamaya izin veren ‘hastalık’ değildir; oruç tutulması durumunda ‘iyileşmesi geciken hastalık’ ya da ‘artan hastalık’ oruç tutmamaya izin verdiren hastalıktır. Bundan da anlaşılıyor ki, insan sıhhatinin hastalığın uzaması veya daha fazla bozulması sonucunu getiren hastalığına karşı oruç tutmama izni verilmiştir. Hastalık, tedavisi umulmayan bir hastalık ise hasta oruç tutmaz. Tutamadığı her gün için de fakire bir FİDYE verir. Hastalığına rağmen oruç tutması ona zarar vermeyecek bir durum varsa orucunu tutacaktır, ona izin yoktur. Hastalığı nedeniyle sıkıntı çekecek bitkin düşecekse böyle bir ruhsatı kullanmaması yani sıkıntıya rağmen oruç tutması mekruh olur. Buradaki sıkıntı da bir baş ağrısı değildir. Mesela şeker düşmesi nedeniyle görememe gibi bir durumdur. Oruç tutması durumunda hastalığı ağırlaşacak bir durum varsa o zaman oruç tutması yasak duruma bile gelebilir. Allah’ın sıhhat emanetini korumak gerekmektedir. Hastanın oruçla ilgili zarar veriyor veya vermiyor kararını hasta kendisi tecrübesi ile belirleyebilir. Bu zamanda ise uzman doktora danışarak belirlemesi daha evladır.

Oruç tutmama konusunda hastalık nasıl değerlendirilmelidir. Genel kurallar neler
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan oruç ayıdır. Farz olan oruç Ramazandadır. Dinimizin geçerli saydığı bir özür olmadıkça oruç, Ramazan ayından sonraya ertelenemez. Ertelemenin caiz olması için şu özürlerden birinin bulunması gerekir. Bu özürler genel çizgilerdir. Her Müslümanın kendisine mahsus durumu, ilim ehline danışarak karar vermesi gerekir. -Hastalık: Bir hasta, oruç tuttuğu takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından korkarsa oruç tutmayabilir. Hastalığın durumu, geçmiş tecrübelerden bilinebileceği gibi, uzman bir doktorun tavsiyesiyle de öğrenilebilir. Hastalığı iyileşince tutmadığı oruçları kaza eder. İyileşmenin belli bir zamanda olması gerekmez. Yıllarca uzasa bile vebale girmesi söz konusu değildir. -Yolculuk: Ramazan ayında en az doksan kilometre mesafeye yolculuğa çıkan kimse oruç tutmayabilir. Gittiği yerde de on beş günden az kalacaksa ve kendisine ait bir yer değilse orada da oruç tutmayabilir. Yolculuk hâli bitince tutmadığı günleri kaza eder. Oruç tutmasında bir güçlük yoksa yolcunun oruç tutması daha hayırlıdır. Çünkü yolcunun oruç tutmaması sadece bir izindir. Sırf oruç tutmamak için yolculuğa çıkmak, oruç tutmamaya ruhsat oluştursa da iman zayıflığına delalet edeceği için tevessül edilmesi yanlış bir hareket olur. -Tehdit Edilmek: Orucu bozmak için ölümle veya vücuduna bir zarar verilmekle tehdit edilen kimse, orucunu bozabilir. Bu tehdidin inandırıcılığı önemlidir. Bozduğu orucu sonra tutar. -Gebe ve Emzikli Olmak: Hamile veya emzikli olan bir kadın, oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir zarar geleceğinden korkarsa oruç tutmayabilir. Hamile veya emzikli kadının oruç tutup tutamayacağı ile ilgili kararı uzman bir doktorun tavsiyesi ile verebileceği gibi kendi kararını kendisi de verebilir. Sütünün kesildiğini tecrübe etmesi, ayakta duramayacak hâle gelmesi, ciddi baş ağrısı, baş dönmesi gibi nedenlerle karar verip, oruç bırakabilir. Böyle bir kadının oruç tutmamasının hiçbir günahı yoktur. Hamileliğinin ileri günlerde olması da şart değildir. Hamilelik ve emziklilik hâli sona erince tutmadığı günleri kaza eder. -Şiddetli açlık ve susuzluk: Oruçlu bir kimse, açlık veya susuzluk sebebiyle aklının bozulmasından veya vücuduna ciddi bir zarar geleceğinden korkarsa orucunu bozabilir. Bu konuda bilhassa yaz aylarında susuz kalmanın doğuracağı tehlikeli sonuç dikkate alınır. Ancak, susamakla, susuzluktan bayılmak gibi bir durum arasında önemli farklar olduğu bilinmelidir. Sonra uygun bir zamanda tutmadığı oruçları kaza eder. -Yaşlılık ve Düşkünlük: Vücudu günden güne düşen ve oruca dayanamayan iyice ihtiyarlamış olan kimseler oruç tutmayabilir. Böyleleri için belirli bir yaş oranı yoktur. Önemli olan vücudun ayakta duramayacak hâle gelmesidir. Bunlar sonradan da orucu kaza edemeyecekleri için tutamadıkları her günün orucu yerine fidye verirler. Bu özürlerden biri nedeniyle oruç tutamayan mü’minin Ramazan gününde yemesi ve içmesi günah değildir. Ancak Ramazanın azametini dikkate alarak, yemeyi ve içmeyi aleni yapmamak gerekmektedir.

Ramazan orucu ertelenebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Oruç bir ibadettir. İbadetler, • Müslüman, • Baliğ ve • Akıllı olana emredilir. Bunlar kendisinde olmayan için oruç emri yoktur. Bu genel ilkenin dışında Ramazan ayında oruç açısından TUTMAYABİLİR olanları şu şekilde sıralayabiliriz: a. Hamile ve emziren kadınlar, oruçla beraber kendi sağlıkları veya bebekleri zarar görecekse orucu KAZAYA bırakabilirler. Kazaya bırakmak demek, tutamadığı gün kadarını daha sonra tutmak demektir. b. Oruç tutması durumunda ağrıları artan, iyileşmesi geciken, beden fonksiyonlarını kullanamayan kimse bir doktorla da görüşerek oruç tutmayabilir. Bu kişinin iyileşmesi mümkün olmayan bir hastalığı varsa, tutamadığı her gün için bir fitre miktarı ( o yıl, fitre miktarı ne kadar açıklandı ise o miktarda) sadaka verir. Sonra kaza etmesi de gerekmez. İyileşme ihtimali olan bir hasta ise sadaka vermez ve iyileşince kaza eder. c. Hayızlı ve lohusa kadınlar oruç TUTAMAZLAR. Tutamadıkları gün kadar da sonradan kaza ederler. Bu kaza edecekleri günleri belirlemekte serbesttirler. Bir sonraki Ramazan ayını bulmaması evla olandır. d. Oruca dayanamayacak yaşlılar da oruç tutmayabilirler. Bunlar da her gün için bir fitre miktarı sadaka verirler. Yaşlı kimse aklını yitirmiş ve kendinden geçmiş ise zaten ibadet yükümlülüğü kalkmış demektir. e. Yolcu durumunda olanlar (ikamet adreslerinden doksan km ve daha fazlası uzakta bulunanlar) oruç tutup tutmamakta serbesttirler. Tutmayı tercih ederlerse ve bu onlar için bir sorun oluşturmuyorsa faziletli olanı yapmış olurlar. f. Bayılma veya hastanede uyutulma durumunda olanlar, oruçlu olmazlar ama sağlıklarına kavuşunca oruçlarını kaza ederler. g. Olağanüstü bir felaket (deprem, yangın ve sele benzer durumlar) halinde can kurtarma durumunda olanlar oruçlarını açabilirler. Sonra da kaza ederler.

Ramazan ayı girdiğinde Müslüman olan herkes oruçlu olacak deniyor. Bunun istisna
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan orucunu tutmamak için geçerli mazeretlerden biri de gebelik veya çocuk emzirmektir. Gebe veya emzikli olan kadınlar, kendilerine yahut çocuklarına bir zarar gelmesinden korkmaları hâlinde oruç tutmayabilirler. Bunlar bir yönüyle hasta hükmünde oldukları gibi onlara bu ruhsatı tanıyan hadisler de bulunmaktadır. (Nesâî, Sıyâm, 52 [2274], 62 [2315]; İbn Mâce, Sıyâm, 12 [1667]) Kendisi dayanabilecek ve çocuk da etkilenmeyecek ise gebe ve çocuk emziren kadın oruç tutabilir. Bu konuda alanında uzman bir hekime danışılması uygun olur. Hamilelik ve çocuk emzirme gibi meşru sebeplerle oruç tutamayan kadınlar, tutamadıkları bu oruçlarını şartların elverişli olduğu başka zamanlarda kaza ederler. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/124)

Kadınlar gebelik dönemlerinde oruç tutabilirler mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İnsandaki cinsel şehvetin en önemli hazırlayıcı etkenlerinden biri alınan gıdalardır. Oruç bu alınan gıdaları disiplin altına tutmaya katkı vermesi içindir. Yoksa oruç cinsel şehveti kökten kaldırmaz. Cinsel şehveti gıda ile kökten kaldırmanın riski insanın sıhhatinin tehlikeyi girmesi olarak sonuçlanabilir. Gençler için tavsiye edilen oruç, mesela hafta iki gün Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak gibi bir oruçtur. Sürekli oruç tavsiye edilmez, edilmemiştir de. Bu zamanda oruçtan daha önce 'göz koruması/kulak koruması' eylemi yapmak gerekir. Gözü şehveti çıldırtan salgının içine bıraktıktan sonra ne oruç ne de hac kurtarıcı olmaz. Şehveti yataklık eden sebeplerle mücadele etmek gerekiyor.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, evlenmeye güç yetiremeyen gençl

ORUÇ konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Iskât, kişinin sağlığında eda edemediği oruç, adak, keffâret gibi dinî mükellefiyetlerinin, ölümünden sonra fidye ödenerek düşürülmesi, böylece o kişinin bu tür borçlarından kurtulması anlamını taşır. Kişinin mazereti sebebiyle tutamadığı oruç borçlarının düşürülmesi için fidye verilmesi hususu, âyet ile sabittir. Nitekim Kur’ân-ı Kerîm’de, “Oruç tutmaya güç yetiremeyenlerin, bir yoksul doyumuna yetecek kadar fidye ödemeleri gerekir.” (el-Bakara, 2/184) buyrulmaktadır. Bu âyetin hükmüne göre, oruca güç yetiremeyen veya sağlık mazeretleri sebebiyle Ramazan’da ve diğer zamanlarda oruç tutmaktan âciz olan kimselerin, tutamadıkları her bir gün için fidye ödemeleri gerekir. Âyette, hayatta olup oruç tutmaya sağlığı imkân vermeyenlerin fidye vermeleri söz konusu edilmektedir. Hayatta iken imkân buldukları hâlde oruç tutmadan ölenler için oruç fidyesi ödenip ödenemeyeceği konusu âlimler arasında tartışmalıdır. Fakihlerin çoğunluğu, yukarıdaki âyet-i kerîmeden hareketle, mazeretli veya mazeretsiz oruç tutmamış ve kaza etmeden vefat etmiş olan kimselerin oruç borçları için de fidye ödeneceğini belirtmişlerdir. Bu durumdaki kimseler hayattayken vasiyette bulunmalıdırlar. Eğer vasiyet varsa mirasçıların, kalan malın üçte birini geçmediği müddetçe bu vasiyeti yerine getirmeleri gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/124) Şayet vasiyet miktarı malın üçte birinden fazlaysa, bu fazlalık varislerin rızası ile ödenir. Eğer vasiyet yoksa varislerin kendiliklerinden gerekli fidyeyi ödemeleri de caizdir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/135)

Iskât-ı savm ne demektir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Makattan ultrason çektirmek; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, cihaz içinden su verildiğinde oruç bozulur. Ancak söz konusu işlemlerde cihazların kullanımı sırasında sindirim sistemine su, yağ ve benzeri gıda özelliği taşıyan bir madde girmemesi durumunda makattan ultrason çektirmek orucu bozmaz. Kadın üreme organlarında sindirim bulunmadığı için rahim ultrasonu çektirmek, jinekolojik muayene olmak, smear testi ve biyopsi yaptırmak gibi transvajinal işlemler orucu bozmaz.

Makat ultrasonu ve transvajinal işlemler orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Midedeki hastalığı tespit amacıyla mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide, ağız yoluyla mideye tıbbi bir cihaz sarkıtılmakta ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonlardaki hastalığı teşhis etmek amacıyla bağırsak içini görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide, makattan bağırsaklara cihaz gönderilmekte ve işlem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonoskopide genellikle, endoskopide ise bazen, incelenecek alanın temizliğini sağlamak amacıyla cihaz içinden su verilmektedir. Endoskopi ve kolonoskopi yaptırmak; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, cihaz içinden su verildiğinde oruç bozulur. Ancak söz konusu işlemlerde cihazların kullanımı sırasında sindirim sistemine su, yağ ve benzeri bir madde girmemesi durumunda endoskopi ve kolonoskopi yaptırmak, orucu bozmaz. (DİYK 2005/155 Tarih ve Sayılı Karar)

Endoskopi ve kolonoskopi yaptırmak orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Oruç, ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından (fecr-i sâdık) güneş batıncaya kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir. Oruçlunun söz konusu yasak fiillerden uzak durması anlamındaki “imsak”in ihlal edilmesiyle oruç bozulur. Dolayısıyla yeme içme ve bu anlama gelen davranışlar orucu bozar. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/120-121; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/371) Sigara, nargile gibi keyif veren tütün mamulleri ve uyuşturucu maddeleri kullanmak da oruç yasakları kapsamına girer. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/395, 410) Söz konusu maddeleri kullanan kişinin orucu bozulur.

Sigara veya keyif verici madde kullanmak orucu bozar mı?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1) Mütehassıs göz tabiplerinden alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilacın miktar olarak çok az (1 mililitrenin 1/20 si olan 50 milcrolitre) oluşu ve bunun bir kısmının gözün kırpılmasıyla dışarıya atıldığı, bir kısmının gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve burun mukozasında mesamat yolu ile emilerek vucuda alındığı ancak yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının sindirim kanalına ulaşabilme ihtimalinin bulunduğu dikkate alınarak, İslam fakihlerinin de belirttiği gibi göz damlasının orucu bozmayacağına; 2) Bir kısmı ağız cidarında emilerek yok olacak kadar az olması ve esasen yutulmadıkça ağıza alman suyun orucu bozmadığı ve orucun teşri hikmeti dikkate alınarak, astımlı hastaların ağıza püskürtülerek aldıkları ilacın da orucu bozmayacağına; Karar verildi.

Göz damlasının orucu bozup bozmayacağının hükmü nedir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.