İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, bazı Müslüman ülkeler yarın için ramazan başlıyor diye ilan etmişler yani çarşamba günü. Türkiye ise perşembe günü ramazan başlayacak diyor. Hangisine uyulmasının doğru olacağını düşünürsünüz?

Cevap

Şöyle bir derleme yapabiliriz: Ramazan bu ümmetin zirve ayıdır. Oruç da bu ayın zirve ibadetidir. Adeta ramazan bizim cennet umudumuzdur. Elbette ramazan ayının başlaması bizim için başka bir şeyin başlaması ile ölçülemeyecek kadar değerli ve önceliklidir. Allah teala ramazan ayını da içinde eda edeceğimiz ibadetleri de hepimize mübarek kılsın. Amin. Peygamber efendimizin hadislerinde açık bir şekilde gökyüzünde hilali görerek ramazan ayına başlamamız emredilmektedir. Bu da şöyledir: Bir önceki ay olan şaban ayının son gününde yapılacak bir gözleme ile ayın bittiği ve yeni ayın başladığı tespit edilirse o akşam, yarın için ramazan başlamış olur ve ilan edilir. Müslümanlar o gece oruca kalkarlar. Eğer şaban ayı otuz gün sürmüş ise zaten gerek kalmadan ertesi gün ramazan ayıdır denir. Çünkü kameri aylar otuz günden fazla çekmez. İslam devletinin vazifelerinden biri de Müslümanların böyle önemli bir ibadeti eda etmeleri için hilali gözetlemesi veya gözetleyeni mahkeme yoluyla garanti etmesidir. Bunu fıkha göre sivil vatandaşlar da yapabilirler. Mevcut durumda gelişen teknoloji sayesinde gökyüzündeki hareketler çok ince hesaplarla izlenebildiği için ramazan hilalinin çıplak gözle gözlenmesi veya astronomik yöntemlerle tespit edilmesi şeklinde iki görüş çıkmıştır. Yıllardır da bu iki görüş üzerinden ayrılık büyümüştür. Türkiye bu hususta teknolojiye dayanmayı tercih etmektedir. Bu tercih, fıkhi bir dayanaktan çok laik bir ülkede başka türlü nasıl olabilir ki ayrıntısına dayanıyor da olabilir. Hilal üzerinde gördük diye açıklama yapan ve bunu mahkeme yoluyla tekit eden ülkeler ise dün Gazze'deki firavunlukları görmeyen yöneticilerin yönettiği ülkelerdir. Dün Gazze'yi görmeyenler/göremeyenler bugün değil bir akşam vaktinde hilali, gün ortası güneşi bile gördük deseler ne anlam ifade eder? Bu konu yıllardan beri farklı toplantılarda konuşulmuş yazılıp çizilmiş bir konudur. Hiçbir sonuç da elde edilememiştir. Ne laiklik üzerinden Müslüman halkını sömürenler ne de dini hassasiyetler üzerinden halkını sömürenler bize güven vermemektedir. Herkes yaşadığı yerdeki takvime uyarak fitnenin büyümesine en azından kendi çapında engel olmalıdır. Birden bire ramazan hilaline sarılanlara karşı şu anda yapabileceğimiz başka bir şey yoktur ne yazık ki.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kamerî aylar, adından anlaşıldığı gibi başlangıcı ve bitişi ayın hareketlerine göre belirlenen aylardır. Ramazan orucu, Ramazan ayında tutulduğundan ve Ramazan ayı da ay takvimine göre her sene değiştiğinden, oruca başlayabilmek için öncelikle, Ramazan ayının başladığını tespit etmek gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s.) “Hilali (Ramazan hilalini) görünce oruca başlayın ve hilali (Şevval hilalini) görünce bayram edin. Hava bulutlu olursa içinde bulunduğunuz ayı otuza tamamlayın.” (Müslim, Sıyâm, 19-20 [1081]; bk. Buhârî, Savm, 5, 11 [1900, 1909]) buyurmuştur. Bu hadis ilk bakışta hilali çıplak gözle görmedikçe oruca başlanmayacağı ve bayram edilmeyeceği fikrini uyandırmaktadır. Konu ile ilgili diğer rivâyetler değerlendirildiğinde, bu hadislerin amacının günün şartları içinde en uygun uygulamanın öğretilmesi olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim bir rivâyette Hz. Peygamber (s.a.s.), “Biz ümmî bir toplumuz; hesap ve okuma yazma bilmeyiz. Şunu biliriz ki ay ya 29 ya 30 gündür.” (Buhârî, Savm, 13 [1913]; Müslim, Sıyâm, 15 [1080]) buyurarak, kamerî aybaşlarının belirlenmesinde hesap yöntemine de başvurulabileceğine işaret etmiştir. Çıplak gözle görülsün ya da görülemesin, ay mutat hareketlerine devam etmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de güneş ve ayın bir hesaba göre hareket ettiği (er-Rahmân, 55/5), bunların, diğer fonksiyonlarının yanında aynı zamanda birer hesap ölçüsü kılındığı (el-En'âm, 6/96), yılların sayısını ve hesabı bilmemiz için aya menziller tayin edildiği (Yûnus, 10/5), gökler ve yer yaratıldığı zaman on iki ay meydana gelecek şekilde bir nizam konduğu (et-Tevbe, 9/36), ayın yeryüzünden hilal şeklinde başlayıp kademe kademe farklı şekillerde görülmesinin insanlar ve hac için vakit ölçüleri olduğu (el-Bakara, 2/189) ifade edilmektedir. Buna göre Hz. Peygamber (s.a.s.), kamerî aybaşlarının belirlenmesi konusunda çıplak gözle görmeyi, başvurulacak yegâne yöntem olduğu için değil, belki o günkü şartlar içinde en sağlıklı sonuç veren yöntem olduğu için öngörmüştür. Hilali gözlemlemenin amacı Ramazan ayının girip girmediğini belirlemektir. Bu sebeple, hilali çıplak gözle görme dışında, bizi bu amaca ulaştıracak başka yöntemlerden yararlanmak da mümkündür. Bugün, insanoğlunun ulaştığı teknolojik gelişmişlik, ayın hareketleri konusunda en ince ayrıntıyı bile izleme imkânı sunmaktadır. Artık ince astronomik hesaplar yoluyla, gelecek birkaç yıllık namaz vakitlerini gösteren takvimleri hazırlama imkânı bile doğmuştur. Dolayısıyla kamerî ayların başlangıçlarını hesap yöntemiyle belirlemek meşrudur.

Oruca başlamak için hilalin gözle görülmesi şart mıdır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan ayımız ve bayramımız kesinlikle Hilal’in gözetlenmesi ile olmalıdır. Açık hadisler varken başka türlüsünü söyleyemeyiz. Kararımız, itikadımız budur, böyle kalacaktır inşaallah. Bunu hiç kimse ile tartışmayız da. Meselemiz şudur: Hilal’i gözetleyen kimse var mı ya da Hilal gözetlemenin fıkhını bilen var mı? Ramazan’dan Ramazan’a akla gelen bir konu olduğu için ya da Müslümanların böylesi acil bir derdi olmadığı için başımıza bunlar gelmektedir. Suudiarabistan’ın böyle bir konuda ciddiyetine inanamıyoruz. İnanmamakta da binlerce kere hakkımız vardır. Türkiye bütün bildiğimiz aleni laiklik ablukasına rağmen, Suud’a göre daha ciddidir bu meselede. Türkiye takvimine uymanızın zaruretler açısından bakıldığında sakıncası olmayacağını düşünüyoruz. Meselenin özeti budur. Böyle bir meseleyi aramızda tartışma konusu yapacak olursak korkarım Ramazan rahmetinden bile mahrum kalırız. Daha teeni üzere düşünelim. Allah’a emanet olun.

Ben Hollanda’da yaşayan bir din kardeşinizim ve sizin sohbetlerinizden çok feyz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fakihlerin çoğunluğunca tercih edilen görüşe göre; kamerî aylar, hilalin güneş battıktan sonra, yeryüzünün herhangi bir yerinden görülmesiyle başlar. (bk. Buhârî, Savm, 5, 11 [1900, 1906]; Müslim, Sıyâm, 3-9 [1080]) Günümüzde ayın, hilal hâlinde nerede ve ne zaman görülebileceği, hatasız olarak, hesapla tespit edilebilmektedir. Yurdumuzda ve İslâm ülkelerinin çoğunda takvimler bu hesaplamalara göre düzenlenmekte; Ramazan ve bayramlar da buna göre belirlenmektedir. Az sayıda bazı İslâm ülkeleri ise kamerî aybaşlarının tespitinde, ayın hilal şeklinde gökyüzünde görülebilecek hâlde bulunması zamanını değil, kavuşum anını veya hilalin kendi ülkelerinde de görülmesini esas almaktadırlar. İslâm âleminde zaman zaman bizden bir gün önce veya bir gün sonra oruca başlayan ve bayram yapan ülkelerin bulunması bu sebepledir. Bu tür içtihat farklılığından doğan uygulamalar kimsenin ibadetine zarar vermez. Bu nedenle başka bir ülkede bulunan bir Müslüman, bayramını bulunduğu ülkeye göre yapar. Bayram coşkusunu, bulunduğu yerdeki Müslüman kardeşleriyle birlikte yaşar.

Ramazan ayını ve bayramı başka ülkelerde geçirenler, o ülkelerin hesaplarının/ta
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur’ân-ı Kerîm’de güneş ve ayın bir hesaba göre hareket ettiği, (er-Rahmân, 55/5) bunların diğer fonksiyonlarının yanında aynı zamanda birer hesap ölçüsü de kılındığı, (el-En‘âm, 6/96) yılların sayısını ve hesabı bilmemiz için aya menziller tayin edildiği. (Yûnus, 10/5) gökler ve yer yaratıldığı zaman on iki ay meydana gelecek şekilde bir nizam konduğu, (et-Tevbe, 9/36) ayın yeryüzünden hilal şeklinde başlayıp kademe kademe farklı şekillerde görülmesinin insanlar ve hac için vakit ölçüleri olduğu (el-Bakara, 2/189) belirtilmektedir. Fakihlerin çoğunluğuna göre kamerî aylar, ayın güneş battıktan sonra yeryüzünün herhangi bir yerinden hilal hâlinde çıplak gözle görülmesi veya görülebilecek durumda olmasıyla başlar. Günümüzde ayın hilal hâlinde nerede ve ne zaman görülebileceği, hatasız olarak hesapla tespit edilebilmektedir. Yurdumuzda ve İslâm ülkelerinin çoğunda hesaplamalar, hilalin dünyanın neresinde olursa olsun görüleceği dikkate alınarak yapılmakta ve takvimler bu hesaplamalara göre düzenlenmekte; bayramlar da buna göre belirlenmektedir. Bazı İslâm ülkeleri ise kamerî aybaşlarının tespitinde, ayın hilal şeklinde gökyüzünde görülebilecek hâlde bulunması zamanını değil kavuşum anını (ayın her dolanmasında bir kez güneş, ay ve dünyanın aynı doğrultuya gelmesini/içtimayı) esas almaktadırlar. Ayrıca kimi ülkeler, ihtilâf-ı metâli’a itibar etmekte yani hilalin dünyanın herhangi bir yerinde görülmesini veya görülebilirliğini değil kendi ülkelerinde görülebilirliğini dikkate almaktadırlar. İslâm âleminde zaman zaman bizden bir gün önce veya bir gün sonra bayram yapan ülkelerin bulunması bu sebepledir. Bu tür içtihat farklılığından doğan farklı uygulamalar, kimsenin ibadetine zarar vermez. Bu nedenle de Suudi Arabistan’da bulunanlar, o günlerde bu ülkenin uygulamalarına göre hareket ederler. Dolayısıyla söz konusu ülkenin hesabına göre yapılan hac ibadeti geçerlidir.

Kurban bayramının Suudi Arabistan’da Türkiye’den önce veya sonra başlaması halin
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

selamünaleyküm. Siz verilebilecek cevabı vermişsiniz. İbadetlerimizi kameri aylara göre yapmamızı anlayamayan biri, basit coğrafya bilgisine de vakıf değildir. İkna etmek için kendinizi yormayın. Biz ikna etmeye değil izah etmeye mükellefiz.

Esselamü aleyküm; değerli hocam, fasık olarak adlandırabileceğim bir yakınım( fa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Elbette, takvimimizin hicrî takvim olması yani ayları sayarken muharrem, safer... diye başlamamız iyi bir Müslüman olmamamızın birincil maddelerinden değildir. İmanla direkt ilgili bir konuda da değildir bu. Zira imanın şartları bellidir, iyi Müslüman olmanın çizgileri bellidir. Ancak meseleyi sadece bir hicri ya da miladi takvim olarak görmek de isabetli değildir. Takvim konusunu hızlı bir şekilde taradığımızda şu ayrıntılar dikkatimizden kaçmayacaktır/kaçmamalıdır: Dini kaynaklarımız yani Kur'an ve hadisler direkt veya dolaylı olarak takvimden söz ederken hicri takvimi önümüze koymaktadır. Ümmetimizin ilk neslinden itibaren de istisnasız bütün yapılanmalar ve önderler bu ilkeyi esas almışlardır. Bugün ve yarın takvim konusunda ilk nesillerle farklı bir noktada durmamız neticede onlarla aramızdaki bir mesafe olarak duracaktır. Kur'an'ımızın önümüze koyduğu HARAM AYLAR hicri takvimle takip edilebilecek aylardır. Hicri takvim yok kabul edildiğinde kitabımızın bu açık emri de yok duruma getirilmiş olur. Ramazan ve orucu, bayramlar, hac ibadeti, zekat ibadeti hicri takvime göre belirlenebilir. Hicri takvime uyulmadığında bu temel ibadetlerde bile sorunla karşılaşılacaktır. Buluğa erme, kadınların iddeti gibi bazı hukuki meselelerde kameri aylar yani hicri takvim esas alınmaktadır. Bunlara ilave olarak bir de İslam'ı hayatın her alanına kendi damgasını vuran, yabancı kültürlere karşı kendini koruyan bir din olarak algıladığımızda da takvimin de İslam ümmetinin ilk neslinde kullanılan takvim olması gerektiği ortaya çıkacaktır. Belki birinci sırada bir konu değildir ama bu ümmetin konusudur. Biiznillah da bir gün tekrar uygulanacaktır.

Hicri takvim kullanmak dinin birincil denebilecek konularından mıdır? Takvimimiz

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.