Fetva Meclisi
Soru
Hocam sadaka vermenin bir sınır yok biliyorum ama her sadaka isteyen dilenciye cebimde fazladan üç yüz-dört yüz lira varsa bunu vermeli miyim? Ben memurum ve sabit bir gelirim var, kendim zor duruma düşebilirim. Gönlüm herkese yardım etmek istiyor. Bakıyorum cami çıkışında hergün aynı kadın yanında bir çocuk elinde ayağında bir kusur yok, dinç gözüküyor Suriyeliyim diye yardım istiyor. Başka bir gün bir baba yanında çocuğuyla namazda farza duracağız Arapça bir şeyler söylüyor. Bakıyorum genç ve benden daha kuvvetli. Burada ölçülü olmada nasıl bir değerlendirme yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Allah Teâlâ yardımcınız olsun. Özet olarak size şu tavsiyelerde bulunabilirim: - Acele etmeyeceksin. Bedenin büyüdüğü gibi maneviyatın da büyüyecek. Bunun adına sabırla ve yılmadan, erimeden yaşamaya devam etmek diyebiliriz. - İbadetlerini ihmal etmeyeceksin. Elbette önce farz ibadetleri kastediyoruz. Nafile ibadetleri artırmaya bakacaksın. Mesela Kur'an okumayı, zikir yapmayı günlüğün haline getireceksin. - Çevreni temiz tutacaksın. Zararı yok, kimse olmasın yanında ama olan sana zarar vermesin. Üç kişi de olsalar, Allah yolunda arkadaş edindiklerin çevrenden eksik olmasın. - Haramlardan ve haramlara götüren sebeplerden uzak duracaksın. - Aile saadetini ahiretin açısından çok önemli olarak göreceksin. - Haber programları dâhil, dünyevileşmeye neden olacak bilgi kirliliğinden kendini koruyacaksın. - Çok dua edeceksin. Çok, çoook... Allah yardımcın olsun.
Nefis terbiyesi, içimizde bulunan ve bize kötülüğü emreden nefsimizi disiplin altına almak ve etkisi azlatmak demektir. Bunu bilhassa bu zamanın insanları olarak yapabilmemiz kolay değildir. Büyük bir sabır, büyük bir cihat ruhu ile mümkündür bu. Ancak Allah’ın yardım ettiği kullarının başarabileceği bu iş için öncelikli olarak şunları yapmak zorundayız: - Mümin olmanın son nefese kadar şeytana karşı bir iman koruma mücadelesi gerektirdiği şuurunda olacağız. İmanı garanti altında bilmek bir tuzaktır. - Haramlardan kaçınmak hayat ilkemiz olacak. Bir kereliğine veya biraz da olsa harama yanaşmamak şarttır. - Allah’ın bizimle bağının genel adı farzlardır. Farz ibadetlerde esneklik göstermeyeceğiz. Farzlardan birini yapmamış olmayı, nefes alamamak gibi görmemiz şarttır. - Kur’an enerjidir. Okuyarak, emrettiklerini yaparak ona sarılacağız. - Disiplinli bir ders halkamız olacak. Bu ders halkası dinimizin bütününün işlendiği bir dersi ihtiva etmelidir. Haftada bir saat bile olsa sürekli ve istikrarlı bir ders bize yol aldırır. - Vakit hassasiyetimiz olacak. Mümin parasını harcarken gösterdiği hassasiyetin bir benzerini vakit harcarken de gösterecek. - Mubahları abartmayacağız. Abartılmış mubahlar aslında helal olsalar da kalpte katılaşmaya ve ibadetlerden soğumaya neden olur. - İyi bir çevre ve o çevreyi koruma inceliği göstereceğiz. Arkadaşlarımız arasında sırattan geri kalacak kimse bulunmamalıdır. - Allah’a tevekkülümüz tam olacak. - Makul bir uzlet gerekebilir. İnsanlarla ölçüsüz bir şekilde oturup kalkmak nefsin hoşuna gider, onu engellemek gerekir. Sosyalliğimizi yitirmeden ama insanların içinde de erimeden yaşamaya mecburuz. - Ve çokça dua etmek gerekiyor.
Allah Teâlâ sizi o makama yüceltsin. O MAKAM diyorum zira sözünü ettiğiniz ve temenni ettiğiniz şey bir yüksek makam meselesidir. O makamın sakinleri de Ashab-ı Kiram ve evliya kimselerdir. Keşke siz de biz de o makama yükselebilsek, keşke! Ne yazık ki, aile kurarken bu yüksek makamı dikkate alamıyoruz, daha sonraki temennileri de hayal olarak görüyoruz. Size tavsiyemiz şudur: Bu temenninize birden yükselmeye çalışmayın. Size sadaka kadar aile saadeti de gerekiyor. Uzun sürecek bir eğitim ve mücadeleden sonra bu noktaya gelmeyi hedefleyin. Şimdilik YAPTIĞINIZ VE KULLANDIĞINIZ HARAM OLMASIN yeter. Allah yardımcımız olsun.
Kızım, bir de şöyle baksan olmaz mı? Allah Teâlâ seni oturduğun yerde sevap kazanan kulu yapmak istiyor olmasın? Zannedersem öyledir, çektiğin sıkıntı senin için sevaptır. Namaza ağırlık ver, namazlarını daha huzurlu kıl, rahatlığı içinde hissedersin. Babanın tavırlarını duymazdan gel, görmez gibi yap. Bu sabrının boşa gitmeyeceğine de iman etmelisin. Kimseni seni anlamasını bekleme, seni Rabbin anlasın yeter, değil mi? Bir de sana amca tavsiyesi: Sakın bu gelişmeler seni, sana uygun olmayan bir evliliğe evet dedirtmesin, sakın ha! Yağmurdan kaçarken doluya tutulursun maazallah. Senin için hususi dualar ediyorum kızım.
Selamünaleyküm. İyi bir hocadan Kur'an dersi almanız farzdır. Annenizin bunu ve iyi bir ilmihal dersi görmenizi engellemesi hakkı değildir. Onu incitmeden bu görevinizi yerine getirmelisiniz. Babanız için sadece dua edin; onun doğurduğu bir çocuğu olarak ona akıl vermeniz, nasihat etmeniz kabul edeceği bir şey olmayabilir. Kaş yaparken göz çıkarmış olursunuz. Dayınız için de benzer şeyler geçerlidir. Çok dua edin.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bacım, size tavsiyem şudur: Eşinizle direkt siz bu konuları konuşmayın artık. O size karşı inatlaşma yoluna girmişe benziyor. Onu etkileyebilecek başka arkadaşları üzerinden, çevresi ile etkilemeye çalışın onu. Mesela namaz kıldığı caminin imamına söylemeye çalışın. Biraz uzun zaman alır ama böylesi sizin için daha güvenlidir. Bir zaman siz onunla bu konuları hiç konuşmayın. Daha sonra sözünüzün etkisini artırdığını göreceksiniz. Dua etmeyi de ihmal etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Allah bizi takatımız kadar sorumlu tutar. Kardeşimiz, elinden geleni yapsın. Bu nedenle ailesi ile kavga etme durumuna gelmesin. Diretsin. En asgari ne yapabiliyorsa onu yapsın. Ne kadar yapmak istedi ne kadar da gevşek bıraktı onu Allah görür, bilir. Allah da kuluna yeter.
Muhakkak bir psikolog desteği almalısın. Öncelikle o görevi yap sonra onların raporu ile beraber bize yaz.
Bacım, Allah yardımcın olsun. Namaz konusunda sabırla ve nezaketle mücadele etmeni tavsiye ederim sana. İnkâr etmediği sürece bunu boşanma nedeni yapmaman daha iyi olur. Sigara ise insan sağlığı ile alakalı bir meseledir. İçmeyenin de içen gibi zehirlendiği bir nesne olduğu için bunu ayrılma nedenine kadar götürmen senin hakkındır kanaatindeyiz. Yalnız bunu yapmadan önce bütün ahlaki ve sosyal yöntemleri bitirmiş olman senin lehine olur. Onunla daha geniş ve rahat bir ortamda görüş. Ailesini devreye sok. Meseleyi doktor istişaresine gerekli olursa aile danışmanına götür. Çarenin bittiği yerde sen haklısın.
Namaz kaçırma başta olmak üzere dini vazifelerde aksatma/hafifletme gibi sorunlar bu hayatın sorunlarındandır. Şu toplumda “iyi Müslüman” olarak bilinenler dâhil olmak üzere belki üç beş kişi bu ve benzeri sorunları yaşamıyordur. Hayat yürüyüşü başlı başına bir sınavdır. Bu sınavın en çok karşılaşılan türlerinden biri de ibadetlerde dünkü hassasiyetin bugün olmayışı veya korunamayışıdır. Allah Teâlâ hepimizi dininde sabit kılsın. Âmîn. Şu planlama ile biiznillah sorun kısa vadede atlatılır: Bizim bir ibadet boyutumuz var bir de itikat boyutumuz. İbadetlerde bu tür eksiklikler, aksaklıklar hayatın akışı içerisinde doğal kabul edilebilir. Aynı doğallığı itikada akit noktalarda asla kabul edemeyiz. Örneğin: Namaz aksatmak telafisi olabilir veya zamana yayılarak toparlanabilir bir durumdur ama bu namaz kaçırmayı bir hak gibi görmenin, boyun büküklüğü nedeni olarak anlamamanın hiçbir kabul edilirliği yoktur, olamaz da. İki konum arasındaki farkı bilebilen mü'min biiznillah yükselişe devam ediyordur. Mesela namaz kaçırmaya veya zikir eksikliğine gösterilen tepki gidişatın yönünü de gösterir. Sabah uyandığında namazın kaçtığını anlayınca "zaten yorgundum.." diye öne çıkan refleks var, "inna lillahi ve inna ileyhi raciûn" diyerek ürperen kalbin sahibi olmak var. İkisi arasındaki fark iyileşme umudu olan hasta ile umudu tükenmiş hasta arsındaki fark gibidir. Namaz veya diğer ibadetlerden kaçanın/ihmal edilenin/ hafifletilenin yerine ilk fırsatta telafisini yapmak gerekir; yarayı açık bir şekilde kanamaya bırakmadığımız gibi zayi olan ibadetin telafisini de geciktirmemek gerekir. Bu tür sorunları asla aile içi tartışma konuları arasına sokmamak gerekir. Şeytana aradığını vermek yerine dua ve istiğfar ile yola devam edilmelidir. Hiç akla gelmez bir menfezden şeytan çözülemez bir problem üretebilir maazallah. Benim bizden sonra gelen kuşakların bu tür ihmalleri ve hataları etrafında gözlemlediğim hususlardan biri de kaçan namazların her birini dini zayıflatmak için makul bir gerekçeye dönüştürmeleridir. Örnek olarak da şunu zikredebilirim: İki aydır haftada üç kere namaz kaçıran birisi olduğuma göre benim artık faizli bir işlem yapmam da normal olmalıdır ya da normaldir, yuvarlandık bir kere… Tarzındaki eriyiş veya kadın ise başını açmayı, tesettürünü azaltmayı normal görmesidir. Bu tam anlamıyla bir yuvarlanıştır, çöküştür maazallah. Bunun dışında devam edin. Çokça dua edin, istiğfar edin. Sabredin. Allah yardımcınız olsun. Âmîn.
Senin ailevi özel durumunu sen bilebilirsin. Bize göre çalışmamanız gerekir. Hiçbir yerde çalışmamalısınız, evinizin kraliçesi olmalısınız. Sizin özel durumunuz çalışmanızı gerektiriyorsa, harama bulaşmayacağınız bir yeri ya da en azından daha az risk taşıyan yeri bulmalısınız. Devlet dairesi olması o kadar önemli değildir.