İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Şahitliğin dini hükmü ve kimin şahit olabileceği hakkında özet olarak neleri bilmemiz gerekir?

Cevap

Şahitlik Kur'an, sünnet ve icma ile sabittir yani temel dini malumatımız arasındadır. En değerli haklar ve insana dair kıymetler şahitlik sayesinde muhafaza edilir. Bir nevi insani yardımlaşmadır şahitlik. Kur'an’ımız şahitler için çağrıldıklarında şahitlik etmekten kaçınmasınlar şeklinde buyurmaktadır. Buradan da genel anlamı ile şahitliğin farz bir iş olduğu anlaşılmaktadır. Şahitlik bir emanettir. Emaneti yerine getirmede Müslüman’ın hassasiyetleri ne ise bu konuda da o olmalıdır. Şahitlik yapabilmek için mükellefte aranan şartlar aranır. Akıl ve büluğ temel şarttır. Müslüman ile alakalı bir şahitlik için şahidin Müslüman olması gerekir. Toplum nezdinde şahsiyeti düşük itibarsız kimseler anlamında kullanılan fasık bir kimsenin şahitliği de kabul edilmez. Buradaki fasık için dini değerler açısından şahsiyetli olma veya olmama söz konusudur. Şahitlik genelde bir mahkeme konusu olarak bilinir ama toplum içinde belli olayların şahitliğinin de önemi vardır. Mahkemede veya bir olayın görgü tanığı olmada Müslüman için durum değişmez. Şahitliği üzerinde bir farz olarak gördüğünde onu Allah’ın murakabesi altında yaptığını/yapması gerektiğini bilir ve yapar.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şahitlik Allah için yapılır ve asla ücret karşılığı yapılmaz bir görevdir. Şahitlikten ücret alınamaz. Yaptığınız şahitlikte doğru idiyseniz, kayırma yapmadı iseniz; size yol masrafınızın verilmesi kadar aldığınız caiz olur. Bir avukatlık ücreti gibi ücret aldı iseniz o size helal değildir. Onu sahibine geri vermelisiniz.

Köyümüzde bir arazi meselesi vardı. Benim şahitlik yapmam istendi. Ben de iki ak
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yalan şahitlik en büyük günahlardandır. Muhakkak ciddi bir tevbe yapılması gerekir. Birine zarar verildi ise elbette ondan da helallik alınması gerekir.

Hocam bir arkadaşımın ricası üzerine, gerçekleşmiş bir olaya şahit olmasam da şa
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah'ın haram ettiği şeylerden birinin icra edildiği bir yerde ağır bir zaruret olmadığı sürece bulunmak, izlemek, şahit olmak caiz değildir. Tebliğ etmek, emri bilmaruf ve nehyi anilmünker gibi bir gerekçe ile bulunulabilir. Allah'a emanet olun.

Müslüman bir kişinin oyun oynanan kahvehanede dini sohbet etmesinde bir mahsur v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah'ı tazim, onu yüceltmek ve bu yüceltmenin gereğini yapmak Müslüman olmanın sonucudur. Böyle bir görevi 'yaparsak iyi olur' mantığı ile inceleyemeyiz. Kişinin dindarlığını ispat eden en önemli göstergelerden biri olarak ele alınmalıdır. Bunu yapabilmek için de şu ayrıntılara dikkat edilmelidir: Allah tealayı onun kendisini tanıttığı gibi tanımak gerekir. İsimleri ve sıfatları ile bilinirse saygı da ona göre yapılır. Sadece kutsal bir isim olarak Allah demek var bir de isimlerindeki ayrıntılarla onu tanımak var. Allah'ı hakkıyla bilmenin ve ona tazim göstermenin içini doldurmak için onun mahlukatının ne kadar büyük ve muhteşem olduğunu bilmek gerekir. Mahlukatının muhteşemliği bilinince onları yaratan Allah daha iyi bilinmiş olur. Buna insanın kendisinden evrendeki mahlukata kadar her şeyi dahil edebiliriz. Hacim olarak büyük ve muhteşem olan mahlukatı yanında küçük gibi duran ama Allah'ın sanat ve hikmetini ortaya koyan eserleri de bu anlamda incelenmelidir. Allah'ın sözü olan Kur'an'ı, dinini saygın tutmak, emir ve yasaklarına özen göstermek Allah'ı yüceltmektir. Aksi de Allah'ı bilememek, onu hakkı ile tanıyamamaktır. Allah'ı tazim ile bilmenin ve anmanın en önemli gereklerinden biri onu hiçbir şeye benzetmemektir. Allah'ın kaderine teslim olmak, kul olarak elinden geleni yaptıktan sonrasında ona tevekkül etmek, Allah'ı zikir ve tesbih etmek, namaz ve benzeri onun emri olan ibadetleri hakkıyla takdir edip eda etmek, kulun yaptığı işlerinde ihlaslı olması gibi kalp ve bedenin Allah'a teslim edildiğini ispat eden ameller ve davranışlar da tazimin gereklerindendir.

Allah'ı yüceltme, tazim, saygı gibi vazifeler nasıl yerine getirilebilir? Sözle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ölen kimsenin, iyi bir mümin olduğuna Müslümanların şahitlik etmelerine tezkiye denir. Her Müslüman, öldüğünde hakkında güzel şehadette bulunulacak bir hayat yaşamaya çalışmalıdır. Bununla birlikte ölünün, tanıyanlarının güzel şahitliklerinden yararlanacağı umulur. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Bir Müslüman öldüğünde yakın komşularından dört hane halkı kendisi için ‘Bu adam hakkında hayırdan başka bir şey bilmiyoruz’ diye şehadet ettiklerinde, Allah Teâlâ şöyle buyurur: ‘Ey müminler! Sizin bildiğinizi, bu ölü haklındaki şehadetinizi kabul ettim, sizin bilmediğiniz kusurlarını da ben affettim.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/242 [13565]) Tezkiye için cenaze namazından önce veya sonra, “Bu kişiyi nasıl bilirsiniz?” şeklindeki soruya, iyi olarak bilinen kişiler için “iyi biliriz” diye şahitlik etmek, kötü olarak bilinen kişiler için susmak, tanınmayan kimseler için ise “Allah rahmet eylesin” demek uygun olur. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), “Ölülerinizi iyilikleriyle anınız, kötülüklerinden bahsetmeyiniz.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 49 [4900]; Tirmizî, Cenâiz, 34 [1019]) buyurmuştur.

Ölüyü tezkiye etmenin anlamı ve hükmü nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir insanın Müslüman olmaması onunla sosyal ilişki içinde olmamıza mani değildir. Yeme içme dâhil her türlü sosyal ilişkimiz olabilir onlarla. Şu kadar ki bazı hassas noktalara dikkat ederiz: Müslüman olmayan biri ile ilişkimiz bizi Müslümanlığımızdan kompleksli duruma düşürmemelidir. Böyle bir ihtimal durumunda ilişkiyi keseriz. Asla imana, ibadete ve ahlaka dair konularda tartışmayız, seviyesiz ortamda tebliğ bile yapmayız. Onlardan tartışma içerikli sorular gelmesi durumunda ise soruların çapı ve yoğunluğu kadar bir mesafeyi anında koyarız. Onlarla ilişkilerimizi haramlara bulaşma nedeni yapamayız. Bu şu demektir: Onlarla yiyip içerken bize ait helal haram hassasiyetimiz zedelenmemelidir. Hatta konuşmamızda bile bu ölçümüz canlı kalmalıdır. İlişkilerimiz üzerimizdeki farz ibadetleri aksatma nedeni olmamalıdır. Onlarla ilişkimiz evlilik gibi mahrem ve hassas konularımız etrafında hatta yakınında bile olmamalıdır. Müslüman olmayanlarla ilişkilerimizde onların ekonomik ağırlığı altında olmamalıyız. O kadar ki onların ikramlarını bile benzerini yapabildiğimiz kadarı ile kabul etmeliyiz. Müslüman olmayanlara dinimizi ulaştırmamız bizim görevimizdir. Bir kelime bile olsa önümüzdeki fırsat, onu değerlendiririz ama dini anlatmanın en güzel yolunun onu iyi yaşamak olduğunu unutmayız. Dini anlatacağız diye dini olmayanın seviyesine düşerek konuşma yapmak bir yanlıştır. Bunu biliriz. Böyleleri için sürekli hidayet duası yaparız. Duamız da onun gıyabında olur.

Hocam ben Amerika'da okuyorum. Bundan dolayı arkadaşlarımın bir kısmı hep kâfir

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.