Fetva Meclisi
Soru
İnternetten tanıştığımın birine kendimi tamamen farklı tanıttım ve onunla sevgili oldum. Yalnız internet üzerinden konuştuk hiç buluşmadık. Ona hep yalan söyledim. Daha sonra bunun çok çirkin bir iş olduğunu anlayıp tövbe ettim ve o kişiden ayrıldım bir daha da konuşmadım. O kişiden ayrılırken ise ona gerçekleri anlatmadım. Bu durumda kul hakkına girmiş olur muyum? O kişi ile konuşup gerçekleri ona anlatıp helallik almalı mıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bunun için güzel bir tevbe etmeniz ve bir daha böyle bir mesele açmamanız gerekir. Eşiyle olan alakasını o düşünsün. Siz tevbe edin, tevbenize sadık kalın yeter.
O kişi sizin söyleminizden zarar gördü ise muhakkak helallik almalısınız. Zarar görme söz konusu değilse, helallik istediğinizde sorun çıkarmayacağını zannediyorsanız yine helallik istemelisiniz. Helallik istemek yeni sorunlar üretecekse tevbe ve istiğfarla yetinebilirsiniz.
Selamünaleyküm. Hiç kafaları karıştırmayıp istiğfar etsin.
Yanlış düşünüyorsun. Bir kere senin ailenin onayı olmadan biri ile görüşmen, onun helallik vermesi veya vermemesinden daha önemli olmalıdır senin için. Bu da tövbe etmen, helallik istemenden daha önemli olması anlamına gelir. Evlenemiyor olmanla bunun alakası olmaz. İbadetlerini yap ve yoluna devam et. Allah yardımcın olsun.
Çirkin bir yaptın. Tevbe et. Tevbende ölesiye ciddi ol. Seni biliyorsa o kişi, uygun bir ortamda ciddi bir helallik iste ondan. Bilmiyorsa seni gizli kalsın bu çirkinlik. Ve tevbeni aldığın nefesin kadar ciddi bil.
Selamünaleyküm. Helallik istemek daha kötü bir sonuca neden olacaksa gizli bir yolla istenebilir ama helalliğin maddi bir boyutu varsa o muhakkak yerine ulaştırılmalıdır.
aldatmak konusundaki diğer fetvalar
Önce öyle bir hatadan ötürü büyük ve kalıcı bir tevbe ile tevbe etmelisin. Tevbe et ve tevbeni koru. Tevbenin ardından da eşinin öyle bir hatayı affetmeyeceğini tahmin ediyorsan bir yolla eşinden boşan ve o rezilliği kendinle beraber mezara göm. Böylesi daha iyi olur.
Allah size sabır versin. Annenizin hastalık sebebi ile yaptığı bir şeyi boşamanın dışında bir ceza ile cezalandırmak isabetli olmayabilir. Neticede hasta bir insandan söz ediyoruz. Babanızın da kendisinin ve sizin onurunuzu düşünmesi hakkıdır. Bu durumun ortasının bulunması için bir psikoloğu araya sokmanız yani ona danışmanız sizi rahatlatır zannederim.
Kadim kitaplarımızda böyle bir soru ve cevabını bulamayacağımız bellidir. Ancak fıkhımızın genel kuralları ele alınarak böyle bir şakanın veya uygulamanın hükmünü tespit edebiliriz. Veya “şu noktalara dikkat edilirse caiz olabilir” diyebiliriz: Mü'min bir insanı aldatmak, mahcup etmek, maddi manevi zarara girmesine sebep olmak yasaktır. Erkek kadın karışmışlığı veya mahremiyeti ihlal edilemez bir çizgidir. Seviyesiz söz ve davranışlar mü'min için kabul edilebilir değildir. İbadeti ve zorunlu insani görevleri ihmal ettirecek işler için sakıncalı demek gerekir.
Bir kere, böyle büyük bir ayıp hakkında yüzde yüz bilgi sahibi olmalısın ya da o itiraf etmelidir. Bunu böyle bilin, maazallah iftira olursa yaptığınız büyük bir vebale girer. Eğer durum kesin ise bunun üzerine de mahkemeye müracaat etti iseniz, mahkeme ile beraber dini nikâh da bitecek zaten. Başka şahide gerek yoktur. Elinizi ve dilinizi bir hataya bulaştırmadan bu işi resmi yollarla bitirin. Allah Teâlâ size sabırlar ihsan etsin. Geçmiş olsun.
Melekler herkesin ne yaptığını izliyor ve kaydediyor. Kimse yaptığını yanına kâr bırakamayacak. Siz iyi bir mümin olarak yaşamaya bakın. Allah size de yeter herkese de.
Zina büyük bir haramdır. Evli bir kadınla ise daha büyük ve çirkin bir haramdır. Babanızın öyle bir çirkinliği yaptığını kesinlikle tereddütsüz bilmiş olmalısınız. Aksi takdirde siz iftiracı duruma düşerseniz ki bu da ayrı bir günahtır. Eğer hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak kesinlikte bir bilgi ise o zaman babanızın bu hatasına karşı ona tavır koyun ama asgari evlatlık ilişkilerinizi koparmayın.