Fetva Meclisi
Soru
Bir çıkmaza girdim camii cemaati ile imam arasinda. Bazıları imamı sevmiyor ve bu sevgisizlik emin olun ki dini bir eksiklikten kaynaklanıyor. Kimisi sesi guzel değil, şöyle değil böyle değil sallıyor. Bende arada müezzinlik yapıp yardım etmeye çalışıyorum ve çoğu kişi bana şikayetini bildiriyor birisi küfür bile etti inanamadım ve büyük bir isteksizlik yaşamadım kendi camime karşı. Bunun yanında aklıma bir soru takıldı ki cevabını bulamıyorum; İmamı sevmeyen,ona iyi duygular beslemeyen bir kişi o imama uyarak namaz kılsa ve içinden beğenmemeye devam etse namazı kabul olur mu yada bu konuda belirtilen bir bilgi var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Kesinlikle camide tartışma zemini hazırlamayın. Camiyi de terk etmeyin. Meseleyi imam efendiye arz edin. İmam efendi o şahsın arkasında namaz kılınabileceğini söylüyorsa yani vebalini üstleniyorsa siz namaza devam edin. İmam da sorumluluk almıyorsa yine namaza devam edin. Gerekiyorsa o namazı tekrar iade edersiniz. Allah kabul buyursun.
Siz devletten camide beş vakit bulunmanız için maaş alıyorsunuz. Bir kişi olsa hatta hiç kimse olmasa bile orada bulunmanız aldığınız maaşın helal olması için şarttır. Siz orada sadece imam veya müezzin değilsiniz; o noktada devletin emanetini sahiplenmiş bulunuyorsunuz. Resmi izin günleriniz dışında orada bulunmamanız emanete hıyanettir. Sadece aldığınız maaşın helal olup olmaması olarak bakmamalısınız. Sizin bu durumunuza göz yuman idareciniz/müftünüz de hıyanete ortaktır. İnsanın acil bir işi nedeniyle bir vakit namazdan geri kalması kabul edilebilir ama bunu ilkeleştirmek kabul edilemez. Nerede kaldı ki sizin bir Müslüman olarak namazda camide olmanız gerekirdi. Yaptığınız sıradan bir memurun bile yapmaması gereken bir iş iken bir imam olarak asla size yakışmayanı yapmış olursunuz. Tevbe edin ve vazifenize sadık olun. İnsanlara iyi örnek olun. İşiniz çoksa imamlığı bırakın ve çok olan işinize yönelin.
Bu zikrettiğiniz sebepler beş dakika daha fazla yürüyeceğiniz camiye gitme nedenidir. Bu da bir bölücülük değildir. Kahve dedikodusu düzeyine taşırsanız bölücülük olur. Namazımız için en iyi zemini bulmak zorundayız.
Neden siz imamın duası ile bağlantılı kalıyorsunuz ki? O bitirince siz dua etmeye devam edin. Bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz. Hem cemaatin duasını yakalarsınız hem kendi duanızı dilediğiniz gibi yaparsınız.
İmamlar, müezzinler de nihayetinde insandırlar; bazı sosyal ihtiyaçlarını, dinlenmelerini, tatillerini tabii karşılamak gerekir. Ancak caminin dibindeki evde oturup tatil günüdür diye namaza gelmeyen imamın, müezzinin nasıl bir amel anlayışına sahip olduğunu kestirmek mümkün değildir. Allah rızası için mi namaz kıldırıyor yoksa daha kaliteli bir iş bulamadığı için mi namaz kıldırıyor onu bilemem. İmamların bulundukları mevki Peygamber aleyhisselamın mevkiidir; onlar peygamber vekilleridirler. O makamın hakkını korumaları, o makam için canlarını feda etmeye hazır olmaları gerekir. Ne yazık ki, imamlar, müezzinler arasında bir zafiyet, devlette daha iyi bir iş bulamadığı için orada bulunma illeti yaygındır. Kesinlikle umumuna teşmil etmemiz doğru değildir ama yaygın tutum da budur. Ben size iki noktada uyarıda bulunayım: 1- Siz, bir de kendi açınızdan bakın konuya; siz cemaat olarak, namaza durduğunda haşyetten kalbi ürperen, kendini cennetlerde hisseden bir imama layıktınız da Allah Teala size öyle birini vermedi mi yoksa tencere yuvarlanıp kapağını mı buldu? Bir de kendi muhasebemizi yapmaya çalışalım. Bunu söylerken imamınızı aklamaya çalışmıyorum. Bu hesabın bir de ters yüzü olduğunu söylemeye çalışıyorum. 2- İmam veya müezzin hepimiz kuluz; hatalı yanlarımız vardır, olabilir de. Hatadan ötürü helak teorileri geliştirme yerine, sıcak ilişkiler geliştirip emri bilmaruf yapsak daha iyi bir iş yapmış oluruz. İmama küsüp camiyi, müderrise küsüp medreseyi terk ederek kimi kazandırabiliriz. Küse küse dünyayı terk etmek zorunda kalırız. Kesinlikle cemaati ve camiyi terk etmeyelim. İmamların açık bir küfrünü, akidedeki bir sıkıntısını görmedikçe namazları camilerde kılacağız. Eğer imamlarımızda, müezzinlerimizde bir sıkıntı varsa o zaman onları ıslah için çalışacağız. Ama nefisleri devreye sokmadan, daha beter hale getirmeden. Aman nefsani iş yapmayalım. Allah Teala, sayinizi meşkür kılsın.
İtikadı bozuk ile ne kastediyorsunuz? Yani mü'min değil mi demek istiyorsunuz? Bu büyük bir iddia olur. Zalim, fasık, Amerikancı vs. deyin ama mü'min olup olmadığına karar verirken ahireti unutmayın. Siz şunu demiş oluyorsunuz: Allah’ın Kâbe’sinde ve Peygamberinin kabrinin yanı başında bile dinimizin en büyük ibadeti olan namaz geçerliliğini yitirmiş! O derece olabilir mi, ne dersiniz? Evet, oradakiler bize göre farklı düşünen, farklı içtihatlara sahip olan kimselerdir ama imanları ile ilgili bir fark nedir? Mesela meleklere mi inanmıyorlar? Eğer böyle bir iman eksiklikleri varsa elbette arkalarında namaz kılamazsınız. Bozukluk dediğiniz şey belli konuları farklı anlayan içtihat ayrıntıları üzerine ise siz herhalde hiçbir yerde bir imam bulup arkasında namaz kılamazsınız bu zamanda. Onlar da size dönüp ‘laiklikte sakınca görmeyenlerin arkasında namaz mı kılıyorsunuz?’ demeleri durumunda ne cevap vereceksiniz? Size tavsiyemiz şudur: İmanı, namazı ve Kâbe’yi bu kadar kolay tartışma konusu yapmayalım. Hele ırkçılık ekseninde büyütülmüş veya düşmanlarımızın besleyip içimize saldığı ayrıntılardan ötürü hiç yapmayalım. Allah Teâlâ umrenizi kabul buyursun. Âmin.
camii konusundaki diğer fetvalar
Tıp ilmi, dinimizin ilim sınıfında gördüğü ilimlerdendir. İlim talebeleri ders yoğunluğu esnasında namazlarını ders çalıştıkları yerde kılabilirler. Buna göre sizin gidebildiğiniz kadar camiye cemaate gidip gerisini evde kılmanızda bir sakınca olmaz. Yeter ki namazı ve camiyi kıbleniz, yönünüz olarak bilin. Allah yardımcınız olsun.
Sabah namazını evde kılanın da namazı kabuldür biiznillah. Yalnız sizin camiye yetişememeniz makul bir gerekçeye dayanmıyor. Ezan vakti belli, ezandan sonra ikamet vakti belli. Sizin kendinizi iki dakika önceye ayarlamanız gerekiyor.