İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, bizim yurdun yakınında bir cami var. Eskiden G..i tarikatının dergahıymış, şimdi ise alt tarafı dergah üst tarafı cami. Dergahta ise Hocam, cuma günleri namazdan sonra çorba ikramı oluyor.Bende yaklaşık olarak 3 yıl önce oraya bir gitmiştim, şiş ile ilgili kerametler (güya) in fotoğrafları vardı. Bir de hocam daha da önemlisi M. K. hakında görüşleri de baya sıkıntılı. Hatta biri video izlemiştim H. K. G..’lerin şeyhinden şöyle diyordu: M.K.’e dinsiz diyen dinsizdir. Ve M.K.’e rahmet okudu. Bende yaklaşık olarak 3 yıldır bu camiye gitmiyordum. 3-4 dakika daha uzak olan camiye gidiyordum. Bu sene bazı arkadaşlar oraya gidiyorlardı. Ben de yalnız kalınca sanki tefrikaya sebep oluyordum. Arkadaşlarda bana biz sadece gidip orada namazımızı kılıyoruz bize ne o adamlardan diyorlardı..Dün yatsı namazına arkadaşlarla birlikte gittik namazımızı kıldık çıkışta imamla konuştuk hocam nasıl olur böyle diye o da o orada dervişmiş şimdi ise imamlık yapıyor. O da aynı düşünceden gibi. Arkadaşlarda arada kaldılar. Şimdi bu durumda ne yapalım. Hocam vaktinizi aldım hakkınızı helal ediniz.

Cevap

Bu zikrettiğiniz sebepler beş dakika daha fazla yürüyeceğiniz camiye gitme nedenidir. Bu da bir bölücülük değildir. Kahve dedikodusu düzeyine taşırsanız bölücülük olur. Namazımız için en iyi zemini bulmak zorundayız.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Atalarımız “papaza kızıp oruç bozulmaz” diye bir söz söylemişler. Dinimize dair sıkıntılarımız, bizi idare eden düzen sebebiyle camiyi terk etmek makul değil, eşiniz yanlış yapıyor. Kandil akşamlarını da yok kabul etmeyi doğru bulmadığımız gibi KURTULUŞ GECESİ gibi abartmayı da doğru bulmayız. Ortada bir çizgi geliştirmek gerekir. Eşinizle ne edin edin bu konuyu tartışarak aile içi huzurunuzu bozmayın. Şeytan için iyi bir fırsat olabilir bu. Bu tür düşünce sahiplerinin fikirleri değişken olur, zamanla farklı düşünebilir diye plan yapın. Siz çocuğunuzu bu tartışmanın içine düşürmeden yönlendirmeye bakın.

Hocam kayınpederim Diyanet imamlarının arkasında namaz kılmıyor. O yüzden de cum
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazımızın dinimizin direği olduğunu, namazsız Müslümanlığın ispat edilmesi zor bir Müslümanlık olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Ayrıca başka bir hakikat de namazın dinden kopacak son halka olduğunu, namaz halkası koptuktan sonra İslam adına bir iddianın muteber olmayacağını bilmeyenimiz de yoktur. Bunların yanında iki birbiriyle çelişen görüntü daha vardır ki onları da zikretmeliyiz. Bunlardan biri şudur: Şu asır kadar namaz kılmanın kolay olduğu bir asır herhâlde insanlık görmemiştir. Ne soğuk ne de sıcak artık bir dert değildir. Klimalı camilerimiz var. Sıcak soğuk sulu abdesthanelerimiz var. Halılı camilerde namaz kılabiliyoruz. Ses sistemlerimiz var. Camilerimiz aydınlık; gündüz gece sorunumuz yok. Ne lazımsa namaz için o önümüzde imkân olarak duruyor. Namaz eğitimi ve öğretimi için de bu asırdaki kadar imkân görmemiştir hiçbir asrın insanı. Öte yandan, bu asır kadar namaz kaçırma riski taşınmamıştır herhâlde. Günlük hayatın namaza göre endekslenmesi, namazın önünde arkasında randevu verilebilmesi, eğitimin, ticaretin, siyasetin namaza ayarlanması neredeyse talep edilmesine bile gerek kalmayacak kadar önümüzden uzaklaşmıştır. Namaz kıldırmakla mükellef memurları yönetmek için görevlendirilmiş bulunan ve umumen bir caminin kenarında görev yeri olan müftüler ve personeli dahi yanı başlarındaki camide namaz kılmaya vakit bulamayabilmektedirler. Bunun adı bir çelişkidir. Bir önceki neslin imkânları ile bizim imkânlarımız kıyas kabul etmeyecek kadar farklı iken onların namaz sadakati ile bizim namaz sadakatimiz arasında da kıyas edilemeyecek kadar farklar bulunmaktadır. Diğer yandan da namazın edasına karşı ortaya çıkan engellerden çok, namazın namaz olarak bizi etkilemesine karşı yani namazın huşusuna karşı engeller vardır. Camilerdeki ses düzeninden namazla ilgili görevleri üstlenenlerin namaza ve görevlerine bakışına kadar pek çok sorun, namazın bizi adam etmesine, kötülüklerden alıkoymasına karşı açık veya gizli bir engel oluşturmaktadır. Bizim için değişen bir şey yoktur aslında. Önceki nesilleri şeytan açlık veya benzeri bir tehditle korkutup caminin dışına itiyordu. Bizi de başka şeylerle avucunun içinde tutmaya çalışmaktadır. Yani mesele imtihan meselesidir. Namaza karşı tavrımızın nasıl olacağını görmek istedikten sonra Allah Teâlâ, imtihanın boyutu, çeşidi pek önemli değildir. Ne edip edip namazı öncelikli tutan, namazsız hayatı değersiz bulan, ailede, işte, ticarette, siyasette, seyahatte 'rahmet için önce namaz!' idrakinde olan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Namazı kazaya bırakmayı konuşamıyor olmalı idik aslında. Ama şimdi bulunduğumuz nokta şudur: Bari kazasını yap da kurtul, cehennemde kalma! Allah Teâlâ, yardımcımız olsun. Namazın kazası ile alakalı olarak şu notları dikkate alabiliriz. 1- Bir namaz ancak vakti girince, vaktinin sonuna kadar kılınabilir. Önce veya sonra kılınması mümkün değildir. Başlangıç vaktinden son anına kadar bir zaman diliminde kılınan namaza EDA EDİLDİ denir. O süre içinde kılınamayana da KAZAYA KALDI denir. Kazaya kalan bir namaz, ilk fırsatta kılınmalıdır. Kazaya kalma nedeni inkâr etmek, basit görmekten kaynaklanırsa bu dinden çıkmış olmak gibi bir sonuç doğurur. Allah Teâlâ muhafaza buyursun. Uyuya kalma, unutma, eli kolu bağlı bir durumda olma gibi nedenlerle kazaya kalan namaz ilk fırsatta kaza edilir. Çünkü bunlar şer'i bir özür sayılmaktadır. Uzun yıllar namaz kılmayan ve kılmayışının nedeni de TEMBELLİK etrafında dönen nedenlerden biri olan da tevbe eder etmez namazlarını kaza etmelidir. 2- Namazları kazaya bırakmak, tevbe gerektiren bir hatadır. Bu nedenle, namazı kazaya bırakan bıraktığı namazı kaza ettikten sonra, üzerindeki namaz borcundan kurtulmuş olur. Ama ortada bir de vaktindeki bir görevi ihmal etmiş olma suçu vardır. Bu da ayriyeten tevbeyi gerektirmektedir. Yani namazlarını kaza eden, bir de tevbe etmelidir. Çünkü bir namaz borcu bir de namazı vaktinden kaçırma hatası vardır. Kılmak, bunlardan sadece birini gidermektedir. İkincisi ise tevbe ister. 3- Namazlar kaza edilirken sadece farzlar ve vitir namazı kaza edilir. Sünnet namazların kaza edilmesi gerekmez. Çünkü sünnet namazlar, farzlar gibi hesap konusu değildirler. Sadece sabah namazını kılamayan birisi, öğlen namazından önce sabahı kaza ederse sünnetini de kaza edebilir. Ama bu, kaza namazı borcu olanın sünnet namaz kılmasının yasak olacağı anlamı taşımaz. Fakat, borç olan farzları aradan çıkarması makul olandır. Günlük namazları yani kazaya kalmamış vaktinde kılınan namazları kılarken ise sünnetleri de kılar. Dosyasında kaza var diye sünnetleri atlaması gerekmez. 3- Kaza namazları ile alakalı şöyle bir program yapabiliriz: Öncelikle kazaya bırakmama hedefimiz olur. Kazara kazaya kalırsa ilk fırsatta onu kaza ederiz. Geçmişte kazaya kalmışları olan ise, kazaya kalanların dokümanını çıkarır. Şu kadar sabah namazı, şu kadar öğlen şeklinde olur bu. Sonra da kendisine bir plan yapar. Mesela yatmadan önce şu kadar veya her tatil gününde bu kadar gibi bir plan olur bu. Yaptığı plana sadık kalır. Ciddi bir tevbe yapar, pişmanlık içinde olur. Her namaz kılacağı zaman bir ezan okur, o ezanla kılabildiği kadar kaza kılar. Her kaza içinse bir ikamet getirir. Bir defada yüzlerce namaz kılabilir. Fakat mutedil bir ayar yapması daha doğru olur. Bir kerede bir aylık namaza karar verip bir sene ara vermektense her gün bir vakit kaza etmeye karar verip bunu istikrarlı yapması daha doğrudur. Niyet ederken de 'üzerime kaza kalan son şu namaza...' şeklinde niyet eder. Bu şekilde namazları tükenene kadar devam eder. Bu işi yaparken çok dua edip Allah'ın yardımına sığınmalıdır. Müslüman, üzerinde kaza namazı bulunduğunu dillendirmemelidir. Zira namazsızlık bir ayıptır. Ayıplar konuşulmaz. Rabbi ile arasında bir dert olarak kalmalıdır bu. Allah Teâlâ'dan bizi korumasını, namazlılar arasında iken ruhumuzu kabzetmesini niyaz ederiz. Dualar ediniz bize.

Hocam 20 senelik kaza borcum var. Tövbe edip her gün farzları iki kere kılmaya b
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Yanlış yapıyorsun. Cami imamın değil ki? Cami Allah’ın evi. İmam da sen de fanisiniz, cami ise kalıcı. Her şeye rağmen camiye gideceksin. İmamı görmemeye çalış. Sorma ona. Tartışma kimse ile. Şeytan bir taşla kaç kuş vurmuş, gördün mü? Kesinlikle camiye dön. Ashab-ı kiram döneminde bile cami imamı sorun oluşturabiliyordu. Sonraki dönemlerde de hiç eksilmedi bu sorun. Caminin ağırlığında bir imam her zaman bulunmuyor. Ne et et, camiye dön.

Hocam, selamun aleyküm. Size bir derdimi sormak istiyorum. Bizim mahalle camimiz
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evde de cemaat yapabiliyorsanız bir sıkıntı yoktur. Elli yüz metrelik yakın bir mesafede cami varsa camiye gitmeniz gerekir. En azından günün bir vakti muhakkak camiye gidin. İmtihan yoğunluğu ve benzeri olağanüstü denebilecek zamanları müstesna yapabilirsiniz. Rabbim sizi bu merhume ümmete bağışlasın. Hizmetiniz insanlığın yüzünü güldürsün. Meleklerin duaları ile yoğunlaşasınız. Bize de dua ediniz.

Hocam, ben Tıp fakültesinde okuyorum. Okuldaki arkadaşlarla birlikte sizi ziyare
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Güzel kardeşim, acilen o zikrettiğin yeri terk et. Bu sözlerin söylendiği yerde Şeriat yoktur. Şeriatın olmadığı yerde de mümine yer yoktur. Bir tarikatta bulunmak zorunda değilsin, hemen terk et. Orada bulunduğun zamanlar için de istiğfar et. Camide namazını kıl. Kur'an oku. Kendi kendine zikir yap. Bunlar sana yeter.

Selamun Aleykum Hocam, sorum şu 30 yaşındayım 10 senem tevhidi bir cemaatte geçt
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Öyle bir camiye CAMİ denmesi için şahit gerekir zannederiz ama siz yine de cami düşmanı gibi durmayın karşısında. Ayrıntıyı bilmeyenler için bir cami düşmanlığı, bölücülük zannedilebilir. Orada aktif görev almanız da benimseme niteliğinde olacağı için ortada kalın, zorunlu durumlarda bulunun orada. Allah Teâlâ yardımcımız olsun.

Hocam ben yurt dışında yaşıyorum. Yakınımızdaki bir cami yeni bir cami yapmak üz

camii konusundaki diğer fetvalar

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.