Fetva Meclisi
Soru
Hocam, şifre verilmemiş kablosuz ağın kullanılabileceğini ifade etmişsiniz. Bu cevap benim mantığıma yatmadı. 1- Ya kişi şifre vermeyi bilmiyorsa, şifre verilinceye kadar da birileri onun internetini kullanıyorsa? (Kablosuz internet sahibi belki gönülsüz) 2- Peki Ttnet kurum internet ağının ortak kullanılmasını istemiyor. İnternet ortak kullanılarak bu kurumun hakkına girilmiş olunmaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir değerin korunması mümkünken hatta onu korumaya yönelik telkinler varken korumamak bir tür serbest bırakmaktır. Dolayısıyla onu kullanan biri hırsız hükmünde olmaz. İnternet kullanıp da şifre koymayı bilmemek diye bir iddia inandırıcı olmaz. Elbette meselenin ahlâkî boyutu da vardır. En azından bir nezaketsizliktir. Telekom açısından ise eğer bir ev internetinin de bu şekilde kullanılmasını yasaklayan bir hak talebi arayışı varsa elbette hak devreye girer. Israrlı bir takibin yapılmadığını görüyoruz.
Korunması gereken bir hakkı korumamak, ondan yararlanmaya bir tür izin vermektir. Bu nedenle, şifrelenmemiş bir internet hattını kullanmanın kul hakkı doğurmayacağını düşünüyorum. Ama mü'min, izzeti nefsine dikkat etmelidir. Allah'a emanet olun.
İnternet sözleşmesi yaparken attığınız imzaya sadık kalmak zorundasınız. Orada ikinci kişilere kullandırmama maddesi varsa kullandıramazsınız.
Aleykümselam. Ne indirirseniz indirin, bu yaptığınız caiz olmayan bir iştir.
Selamünaleyküm. Sözleşmenizde ne yazıyorsa ona uymalısınız.
Kul hakkına saygılı olmak gerekir. Hak sahibi kâfir bile olsa bu kural böyledir. Özellikle de ticari maksatlı kopyalamalara ruhsat bulunamaz. Bireysel kullanım için belki biraz esnek davranılabilir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Helal yollarla gitmek mümkünken hac için hileye başvurmak doğru olmaz. Bu yıl olmazsa bir dahaki yılı beklemek gerekir. Biz samimi bir şekilde yola başvurdu isek, gidemesek bile gitmiş gibi olabiliriz. Allah'a emanet olun.
Eğer aranızda bir ittifak sağlayabilirseniz dinen bu ittifak geçerli olur. Eğer ittifak sağlayamazsanız, dinen nasıl bölüşülecekse o şekilde bölüşmeye razı olmanız gerekir. Ama anlaşılan kardeşlerden bazıları devletin kararına göre sonuç almak istiyorlar. Bu durumda sizin de yapacak bir şeyiniz yok demektir. Ama ne olursa olsun, elinizdekinin tümünü de verseniz kardeşlik bağlarınızı sakın koparmayın. Şu dünyanın bütünü bir kardeşin eli kolu kadar bile değerli değildir. Bir dağın kenarındaki yüz metre kare yere değer mi hiç? Gerekirse bütününden vazgeçin, kardeşlerinizden vazgeçmeyin. Allah'ın katındaki daha hayırlıdır, bunu iyi bilin.
Evlerdeki tuvaletlerin mümkün olduğu kadar kıbleye sırt verecek veya yönelecek şekilde yapılmaması gerekir. Önceden yapılmış ve şimdi değiştirilmesi kolay olmayan bir tuvaleti de değiştirmek gerekmez. Allah’a emanet olun.
'Şart olsun' sözünden ne kastettiğiniz önemli. Eğer, 'gelirsem karım boş olsun' şeklinde bir kastınız vardı ise ve tekrar gitti iseniz, eşiniz sizden bir talakla boşanmış olur. Hayır kastınız, yemin etmek türünden bir şey ise sonucu önemli olmayan bir söz söylemiş sayılırsınız. Neden ve ne kasıtla bu sözü kullandığınıza siz karar vereceksiniz. Eğer şu ana kadar o dükkâna gitmedi iseniz, hiç gitmeyin ve riskten kurtulun. Gitti iseniz, eşinizle nikâh tazeleyerek şüpheden kurtulun.
Bu bir savaştır. Şeytan ve nefisle savaşıyoruz. Yıkılmadan devam etmeye mecburuz. Hiçbir şey olmamış gibi devam edin.
Devletin vatandaşına takdir ettiği bir tür maaş durumunda olan bu para alınabilir diye düşünüyorum.