Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir süredir Nakşibendi tarikatına mensup bir sohbet halkasına dahil oluyorum. Bana hiçbir şekilde ders almam (intisaplanmak kastım) noktasında bir şey söylenmedi. Güzelliğinden bahsedildi. Şeyh ibaresi hiç geçmese de tabi olunan şeyh "şeyhin cennete gideceği belli değil, herkes kendisini kurtarabilir" diyen bir şeyh. Zikri Hısnül Müslim kitabından yapmaya çalışıyorum. Ama geceleri ihya konusunda zaafiyet yaşıyorum. Ders almak bana iyi gelebilir diye düşündüm. Ama bu grubun içinde bazı konularda zaafiyetler de yaşanıyor. O yüzden tereddütlerim var. Hocam bana bu konuda tavsiyeniz ne olur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Ona inanacak ve bel bağlayacak yerde salih amel yapmaya bak. Gençsin, çalış dinine hizmet et. Harama batma, ibadet yap ve ecir kazan.
Selamünaleyküm. Kalbinizin rahat etmediği yerde bulunmayın. Anlaşılıyor ki tarikat size göre değil. Onu tenkit de etmeyin, içinde de bulunmayın. Kim oradan istifade edebiliyorsa etsin. Siz kendinizi başka yollarla eğitmeye verin. Bilhassa ilmihal okuyun, okunan bir yere katılın. Allah yardımcınız olsun. Kalbinizi huzur doldursun.
Allah'ın bize farz kıldığı ibadetleri nasıl ve ne kadar emretti ise eksiksiz yapmaya mecburuz. Bunun haricindeki nafile ibadetlerden yapabildiğimiz kadarını yaparız. Bu bir fazilet yarışıdır. Bin yapan olur beş yapan olur. Hepimiz farklı işlerle de olsa nafile yoğunluğuna sahip olmak isteriz ama kabiliyetlerimiz, fırsatlarımız aynı olmayabilir. Size verilen tarikat görevine de böyle bakın. Neticede onu o şekilde yapmayı emreden bir ayet yoktur. Size en güzel hedef gösterilmiştir, yapabildiğiniz kadarını yapın gerisini zihin karışıklığına sebep yapmayın. Allah yardımcınız olsun.
Mevcut üniversite/fakülte yapısında talebenin birinci görevi imanını ve iffetini koruyarak oradan mezun olmaktır. İmanı ve iffeti tertemiz oradan mezun olan bir nevi cihat etmiş olur, o bir mücahittir. Dersliklerinden kantinlerine kadar fakülteler ne yazık ki iffet ve iman avcıları ile dolmuş gibidir. Size özellikle tavsiyem, bir şeyler yapmayı ikinci plana atmanız ve size bir şeyler olmasını engellemenizdir. Rabbim yardımcınız olsun. Sizi ümmetime bağışlasın. İmanınızı ve iffetinizi koruyarak vasıflı gençler olmanızı size kolay kılsın. Bu noktadan sonra sizden yardım isteyene yardım edebilirsiniz. Bir kelime söyleyebilirsiniz. Bir kere namaza davet edebilirsiniz. Bir kereliğine de olsa bir haramı işlememesini sağlayabilirsiniz. Bir sure öğretebilirsiniz. Küçük bir grup oluşturup beraber iş yapmanız mümkün olursa onu da deneyin. Bir camide bir sabah namazından sonra toplanın. Samimi ama küçük kararlar alın. Bir hocadan periyodik dersler alın. Bir kitabı beraberce okuyup tahlil edin. Sabredin ve kazanın. Telif hakkı korunmuş kitapların/eserlerin korunmuşluğuna saygılı olmak gerekiyor. Sahiplerinin serbest bıraktığı veya hakkını takip etmediği eserleri kullanabilirsiniz. Allah sizi muhafaza buyursun.
Boş kalan vakitlerini tefekkürle geçirebilirsin. Allah'ın azametini, rahmetini, kudretini ve diğer isimlerini düşünerek kalbinde ona karşı daha büyük ve daha derin bir saygıyı inşa etmeye çalışabilirsin. Akrabalarını arayıp onlarla olan ilişkilerini güçlendirebilirsin. Bu sılayırahimdir ki farz bir görevdir. Günlük, haftalık, aylık programını ve uzun dönem hedeflerini yeniden değerlendirip en iyi sonucu almaya yönelik araştırma ve geliştirme çalışmaları yapabilirsin. Bu anlamda uzman birileriyle istişare edebilirsin. Allah yardımcın olsun. Allah'a emanet ol.
Allah Teâlâ sizi muvaffak kılsın. Size güzel ve bereketli bir ders halkası oluşturabilmeniz için şu prensipleri tavsiye edebilirim: Yapacağınız işin ibadet olarak kabul edilebilmesi ve size sevap kazandırması için niyetiniz önemlidir. Ne kadar niyetiniz varsa ya da niyetiniz ne ise o kadar sevap bulacaksınız, o kadar bereketiniz olacak. Niyeti önemli bulun. Gerçek niyet şudur: “Allah’ın dinini öğreneceğim, Peygamberimin izinde gitmeye çalışacağım.” Gerisi boş veya yararsız niyetlerdir. Yüzde yüz bunu yakalamaya çalışın. Bu kolay değildir; şeytan ve şeytana ayak uydurmuş çevreniz sizi zorlayabilir. Muhakkak bir hoca ile okuyun, oturun. Hoca muhakkak akademik kimliği veya büyük icazetleri olan birisi olmalı değildir. Öyle olursa ne güzel ama sizden önce bir bilenden o kitabı okumuş ve anlamış birisi sizin için hoca demektir. İnsanlar on kişi bir araya gelip sağlık dersleri yapıyorlar mı, yapsalar bir yararı olur mu? Elbette olmaz. Doktor olmadan sağlıkta ileri geri konuşmak cana zarar verir. Din neden herkesin bilip rahatça konuştuğu bir alan olsun, olabilir mi? Bu notu unutmamaya çalışın. Dersin başlama ve bitiş saatleri muhakkak sabit olmalı. Ne ileri geri oynamamalıdır. Yaptığınız iş bir kültür çalışması olmadığına göre ibadet ağırlığı ile yapacaksınız. Bunun için de: Sadece İslam konuşulacak. Ticarete direkt veya dolaylı girilmeyecek. Bid’atlerden uzak kalınacak. Şahıslar öne çıkmayacak. Bencillik yapılmayacak. Ben değil ders şuuru olacak. Öğrendiğimizi saklamak için değil yaşamak ve yaymak için öğreneceğiz. Bir kere veya beş kere aynı şeyi okumak ve öğrenmekten kaçınmayacağız. Biz namaza çok kıldık demiyoruz çünkü ibadettir. Bu da ibadettir. Ne okuyacağız sorusunun cevabı şudur: Önce güzel bir ilmihal. İlmihal okumadan yaptığımız hiçbir okuma veya ders gerçek ilim olamaz. Çünkü ilmihal farz bilgilerden oluşur. Tefsir, hadis gibi büyük isimler tuzak olabilir. Sonra Kur'an kıraati. Üç dakikada hatasız bir sayfa okuyana kadar Kur'an tilaveti görevimiz devam ediyor demektir. Bu seviyeye gelince de günlük virde geçeceğiz. Sonra siyer okuyabilir. Sonra da Riyâzü’s Salihin veya diğer hadis kitaplarından biri. Ders yapılacak zamanı iyi belirlemek gerekir. Kadınların uygun olacağı zaman dilimi ile erkeklerin uygun olacağı zaman dilimi aynı olmaz. Derse katılanların zaman ve zihin bakımından uygun ortalamasını bulmak gerekir. Çocukları yok kabul ederek ders yapamayız. Onların dağıttığı dersin de anlamı olmaz. İkisinin ortalamasını bulmak her gruba göre farklı olacaktır. Kısa bir Kur'an tilaveti ile ders başlayabilir. Namaz saati gelince cemaatle namaz kılınsın. Herkesin anlayacağı; Dil, Hız bulunmalıdır. Tekrardan kaçınılmamalıdır. Okunacak kitabın herkeste olması ciddiyet kazandırır. Her derse başlandığında kısa bir geçmiş konuların özeti yapılmalıdır. Önemli görülen ve anlaşılmayan konular tekrar edilmeli, vurgulanmalıdır. Zor konular için bilen birinden destek alınmalıdır. Ayet ve hadisle ilgili konularda kimse kanaat kullanmamalıdır ki ibadet kalitemiz düşmesin. Herkes o grupta kimliği ne olursa olsun kendisini öğrenci kabul etmekten kaçınmamalıdır. Tıpkı sosyal kimliğimiz ne olursa olsun camiye birey olarak girip namaz kıldığımız gibi. Herkes soru sorabilmeli, kimsenin sorusuna gülünmemelidir. Cevabı da kafadan atmaca değil, bilenin bildiğini söylediği, bilinmeyenin de bilene sorulduğu şeklinde olmalıdır. Gıybet, siyaset, günlük dedikodular ve paralı işler ders yapılan yerde konuşulmamalıdır. Bir kereliğine de olsa o kapı açılmamalıdır. Allah, Peygamber aleyhisselam, sahabe isimleri geçtiğinde gerekli saygı gösterilmelidir. İhtilaflı konulara asla girilmemelidir. İhtilafa düşülen konu da terk edilmelidir. Zamanla bir tartışma ortamı oluşursa yani bir gruplaşma belirtisi oluşursa o gün o ders halkası dağıtılmalıdır. Dağıtılmıyorsa öyle bir derse devam edilmemelidir. Takip ettiğimiz dersten yararlanıp yararlanmadığımızı test etmek için de şuna dikkat ederiz: Allah için ve ibadet maksadı ile takip ettiğimiz bir ders bir zaman sonra bizde Allah’a karşı saygıyı, dinini yaşama heyecanını, haramlardan kaçınma ciddiyetini, mü'min kardeşliği artırmalıdır. O ders sanki bizim nefes aldığımız bir bahçeye dönüşmelidir. Meleklerin bizi kuşattığını hissettirmelidir. Bu gerçekleşmiyorsa biz daha dikkatli olmalı veya o dersin işlenişinin hatalı olabileceğini düşünmeliyiz. Mesela derse giriş çıkışlarda selam yerleşti mi? Ders dua sebebi oluyor mu, katılanlar birbirlerine dua ediyorlar mı? Zikir içerikli oluyor mu? Birbirimize saygıya dikkat ediyor muyuz? Dilimiz ve nezaketimiz ilerliyor mu? Âlime saygı, ilme hürmet yayıldı mı? Saç baş ile oynanıyor mu? Cep telefonu ve benzeri cihazlar terk edilebiliyor mu yoksa herkesin o anda çalan telefonu hayatın en acil işi mi? Derse bir kişinin daha fazla katılması mutluluk veriyor mu? Ders sebebiyle bir gruplaşmaya kaydık mı? Dersi yazarak ve sonra da okuyarak mütalaa ediyor muyuz? Derse katılamamak üzüyor mu? Ders esnasında yaslanılacak bir yer bulup oraya yaslanarak mı ders dinliyoruz? Ders işlenen mekânı temiz tutuyor muyuz? Bir okul talebesi gibi zaman zaman öğrendiklerimizden imtihan edilmeyi biz istemeliyiz. Ve… Bu dersle beraber cennet umudumuz, cehennem korkumuz ne kadar yükseldi ne kadar pratik oldu?
cemaat konusundaki diğer fetvalar
https://fetvameclisi.com/fetva/kadinlarin-imameti Caiz olduktan sonra mezhep farklılığı namaza engel olmaz.
Yaşadığınız zorluk dini bilmekten değil bilmemekten kaynaklanmaktadır. Başka bir mezhebi taklide gerek de duyulmayacak bir kolaylık vardır. Dinimizi kendinize zorlaştırmayın. Vesveseden kurtulmaya çalışın. https://www.sosyaldoku.tv/216-seytan-salincagi/
Takke ile namaz kılmak namazın farzlarından değil bu ümmetin yerleşik kültüründendir. O kültür de muhteremdir. Namazın cemaatle kılınması ise şeriatımızın temel esaslarındandır. Cemaat olma uğruna baştaki takke değil başlar bile verildi asırlardan beri. Kıraati yerinde biri ise başının açık olması ne onun ne sizin namazınızın kabul olmasına etki eden bir durum değildir. Allah Teâlâ kabul buyursun.
Normal bir pelteklik imam olmaya engel değildir. Çok aşırı bir peltek yani beş yerine mesela bez diyecek kadar farklı konuşan biri Kur'an’ı da öyle okuyorsa onun arkasındaki namaz ondan daha güzel Kur'an okuyabilen için caiz olmaz.
Allah Teâlâ işinizi kolay kılsın, kalbinize ferahlık, bileğinize kuvvet versin. Âmin. Hutbede "elhamdülillahi rabbilalemin" desen, farz olan yerini bulur. Gerisini ne kadar yapabilirsen, merak etme.
Böyle engeli olan veya yaşlı olan biri imamın durduğu kadar rükûda duramıyorsa duramadığı anda doğrulabilir ve imamı ayakta bekler. Namazına bir eksiklik gelmez.