Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Tenya ve benzeri bağırsak kurtları abdesti bozar mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir ağrı ve sızı olmaksızın kulaktan, göbek ve gözden çıkan akıntı abdesti bozmaz. Ancak akıntı, ağrı ve sızıyla gelirse Hanefîlere göre abdest bozulur. Zira ağrı, yaranın varlığına delildir. Yaradan akan sıvı da abdesti bozar. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/147) Şâfiî mezhebine göre ise abdest, sadece ön ve arkadan çıkan şeylerle bozulur. Bunların dışındaki yerlerden gelen sıvılar abdesti bozmaz. (Mâverdî, el-Hâvî, 1/199-200)
Müslüman küfretmez, çirkin konuşmaz. Ama o sözle de abdest bozulmaz.
Evet, ön ve arkadan çıkan her şey Şafii mezhebinde de abdesti bozmaktadır.
Selamünaleyküm. Bunların hiçbirinin abdestle alakası yoktur. Abdest bozması söz konusu olmaz. Şunu sorabilirsiniz? Bu nesneler kullanılınca o durumda namaz kılmak caiz midir? Bu hususta ihtiyaten o mendille ıslatılan yeri yıkayıp namaz kılmak daha evla olur. Namazı iptal ettireceği şeklindeki bir hüküm ise tartışmalıdır.
Böyle bir şey abdesti bozmaz.
Şafii mezhebi üzere iseniz kan ve irin ön ve arka dışkı yollarından çıkmadığı sürece aynıdır, abdesti bozmaz.
TEMİZLİK (TAHARET) konusundaki diğer fetvalar
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kusmaktan dolayı abdest aldığı rivâyet edilmiştir. (Tirmizî, Tahâret, 64 [87]) Ancak bunun ağız dolusu olması gerekir. Ağız dolusu kusulan şey, ister yemek ister safra ister kan olsun abdesti bozar. Balgam ise tükürük hükmünde olup abdesti bozmaz. Ağız dolusu sayılmanın ölçüsü, gelen kusmuğun zorlanmadan tutulamayacak bir durumda olmasıdır. Bulunduğu ortamı değiştirmeden birden fazla kusma hâlinde toplamı ağız dolusu olan kusmukla da abdest bozulur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/17; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/10; Meydânî, el-Lübâb, 1/12) Şâfiîlere göre ise kusmakla abdest bozulmaz. (Mâverdî, el-Hâvî, 1/199-200)
Periton diyalizi, böbrek yetmezliği hastalığında kullanılan bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemle karın boşluğuna bir katater yerleştirilir. Bu kataterden verilen diyaliz sıvıları ile karın boşluğu doldurulur. Karın zarı bir filtre görevi görür. Kandaki zararlı madde ve fazla sıvılar karın boşluğundaki sıvıya geçer. Bu sıvının boşaltılması ile vücutta biriken fazla sıvı ve zehirli maddeler vücuttan atılır. Yukarıda izah edildiği şekliyle periton diyalizi uygulanan böbrek hastalarının karın boşluğuna verilen ve daha sonra dışarı atılan sıvılar vücuttaki dinen pis sayılan bir nesnenin dışarıya çıkması hükmündedir. Bu itibarla, idrardan korunma hususunda gösterilen titizliğin, bu su için de gösterilmesi gerekir. Mezkûr sıvının anlatıldığı şekilde vücut dışına çıkışı veya çıkarılışı, normal hâllerde vücuttan dışarı çıkan dinen pis bir maddede olduğu gibi abdesti bozar. Elbiseye veya bedene bulaşması hâlinde bu kısmın yıkanması gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/19; Merğînânî, el-Hidâye, 1/17)
Trombosit, kan içinde bulunan ve kanın pıhtılaşmasını sağlayarak kanamayı durduran hücrelerdir. Halk arasında beyaz kan olarak da bilinmektedir. Trombosit iki şekilde elde edilir: a) Normal kan verme yöntemi ile: Bu yöntemde normal kan vermek söz konusu olduğu için abdest bozulur. b) Aferez cihazı ile: Bu yöntemde aferez cihazı ile gönüllünün bir kolundan kan alınır, içindeki trombositler ayrılarak diğer koldan gönüllüye geri verilir. Bu yöntemle alınan kan, her ne kadar diğer koldan aynı kişiye geri verilmekte ise de kanın dışarıya çıkması söz konusu olduğundan aynı şekilde abdest bozulur. Bu hükümler Hanefî mezhebine göredir. Şâfiîlerde ise kan vermekle abdest bozulmaz. (bk. Mâverdî, el-Hâvî, 1/199-200; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/140)
Abdestte gözlerin içinin yıkanmasının gerekmediği konusunda, âlimler ittifak etmiştir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/7; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/97; Nevevî, el-Mecmû‘, 1/369) Bundan dolayı göze takılan protezler abdeste mâni değildir. Göze takılan protezin kendisi abdeste mâni olmadığı gibi gözden gözyaşı gibi dinen temiz olan bir şeyin çıkmasına sebep olması durumunda da abdest bozulmaz. Rivâyette “Gözyaşından ve burun akıntısından dolayı abdest gerekmez.” denilmiştir. (Abdürrezzâk, el-Musannef, 1/146 [559]) Ancak gözden, dinen necis sayılan kan, irin ve iltihap gibi şeylerin çıkmasıyla Hanefî mezhebine göre abdest bozulur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/17) Şâfiî mezhebine göre ise ön ve arkadan çıkanlar hariç vücudun diğer yerlerinden çıkan şeylerden dolayı abdest bozulmadığı için gözden akan iltihap, kan vb. sıvılarla da abdest bozulmaz. (Mâverdî, el-Hâvî, 1/199-200; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/140)
Herhangi bir yeri kanayan Hanefî mezhebine mensup bir kişinin, abdest almada zorluk yaşama, cum'a, cenâze ve bayram namazlarına yetişememe gibi endişelerle Şâfiî mezhebini taklit etmesinde bir sakınca yoktur. Zira mezhepler arasında ihtilaf olan konularda, belli bir mezhebe bağlı kalmak zorunlu olmayıp, mazerete binaen başka bir mezhebin görüşü ile de amel edilebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/75)