Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Böyle uygulamalarla Müslümanları aydınlattığınız için Allah sizden razı olsun. Bende sizin bilginizden yararlanarak fetva almak istiyorum konu şudur ki: Benim babam vefat etti. Geride annem, ben ve kız kardeşim kaldık. O zaman dedem hayatta olduğu için babamın üstünde bir mal yoktu. Bize de miras kalmadı, birkaç sene sonrada dedem rahmetli oldu babaannem, halalarım ve amcam var şimdi dedemden kalan pay edileceği zaman biz babamın alması gereken miktarımı alacağız yoksa babam hayatta olmadığı için bizim alacağımız pay değişir mi? Ya da hiç mi almamamız gerekir? Birde eğer ki bizde pay alacaksak ve diğer pay sahipleri mirası İslam’a göre değil de ülkedeki kanunlara göre bölmek isterlerse tavrımız ne olmalı. İnşallah başınızı ağrıtmamışımdır hakkınızı helal edin cevap verirseniz çok sevinirim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Babanız vefat ettiğinde babanızın mirasını almadınız mı? Sizin o mirasta hakkınız vardır. Dedenizin torunu olarak onun hayatta olan çocukları bulundukça siz o mala mirasçı olamazsınız.
Selamünaleyküm. Netice olarak onların dediğini yapmayı sağlayacak yasal güç onlardan yanadır. Bu nedenle babanız mahkeme yöntemine razı olmalı ve sonuçta payına düşen az olursa onu ahirette almaya razı olmuş olur. Payına fazla düşerse onu da hak sahiplerine iade eder. Bu nedenle aile içi tartışmaya belki de maazallah onların bir hükmü inkâr etmelerine sebep olmamış olurdu
Selamünaleyküm. Ölenin borçları ödendikten sonra geriye kalan ne ise onun % 12,5 'u eşinin, %21,875'i erkek çocuklarının her birinin ve % 10,938'i de kızlarının her birinin olur.
Anneniz vefat ettiğinde, annenizin babası yani dedeniz sağ idi. Dolayısıyla anneniz, dedenizin mirasçısı olamazdı. Çünkü evlat, anne-babadan önce vefat ederse, onların mirasından pay alamaz. Bu durumda siz de anneniz adına mirastan bir hak alamazsınız. https://fetvameclisi.com/fetva/dede-yetimi-nedir-miras-alir-mi Ancak diğer mirasçılar “biz gönüllü olarak payımızdan size veriyoruz” dedilerse, bu artık miras değil, hibe hükmündedir. Yani onlar kendi mallarından size ikram etmiş oluyorlar. Onlar gönüllü ve açık rızalarıyla verdikleri için size helâldir, almanızda bir sakınca yoktur. O yüzden şeytanın vesvesesine kapılmayın. “Miras hakkımızdı” diye değil, “akraba gönüllü verdi” diye alabilirsiniz. Helallik konusunda içiniz rahat olsun. Tabi bu ikramı kabul etmeniz de reddetmeniz de sizin tercihinize kalmıştır.
Aleykümselam. Annenize % 12,5; kız çocuğuna % 12,5 ve erkek çocukların her birine % 25 oranında verilmelidir kalan mal. Baliğ olan çocuklar ve anneniz sizin adınıza feragat ediyorsa sizin onu almanızda sakınca olmaz. Küçük çocuğun payına düşen ise ona bırakılacak.
Selamünaleyküm. Mal sahibinden önce ölenin mirastan bir hakkı olmaz. Ama teyzeleriniz size de bir pay verirlerse onu almanızda bir sakınca olmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Göze faydası olacağı bilinen ve tıpça doğrulanan bir sürmenin kullanılması erkekler için caizdir. Bu hususta hadisi şerifler vardır.
Selamünaleyküm. Para almakta sakınca yoktur ama sevap alınıp alınmayacağı tehlikeye girer. Para girdiği kadar sevap da gidebilir. Çünkü Kur'an okumak ibadettir. İbadetler de ancak niyetlerdeki berraklıkla ibadet olur.
Selamünaleyküm. Tesbih namazı ile alakalı söz vardır, hadislerde geçmektedir. Tesbih namazı hakkında Ahmed bin Hanbel'den zayıf hadis ikazı varsa da ulemanın büyük bölümü, bu namazı önemli kazanç yollarından biri olarak görmüşlerdir. Mü'min, 'hayatında bir kere de olsa kılmalıdır bu namazı.'Tesbih de sadece ilk bölümde verdiğiniz kadardır, ilavesi yoktur.
Selamünaleyküm. İnsan sağlığında miras bölemez. Babanızın böyle bir bölmeye hakkı yoktur. Ancak emri vaki ile bir hibe yapabilir. Bu da onun adına zulüm ihtiva ederse vebale girer. Size tavsiyem, tenezzül edip babanızla tartışmayın. Bırakın o peşinizden koşsun kıyamet günü. Kardeşlerinize de durumu izah edin. Onlar da vicdanen zorlansınlar.
Selamünaleyküm. Muhaddis olmak, bilhassa raviler üzerinde bilgi sahibi olmaktır. Arkadaşınız pek mübarek bir iş yapıyor, inşallah muhaddislik yolundadır.
Selamünaleyküm. Edebiyat, yemekteki yağ gibidir. Yağsız yemek sevilerek yenemeyeceği gibi edebiyatsız da hayat kabadır. Ne var ki, yemekteki yağ, yemekten çok olursa o da yenmeyebilir. Dengeli olunması durumunda edebiyat gereklidir, yararlıdır. Eğer bu gereklilik, mülhid insanların eserlerini bile sabahlara kadar okumaya sevk ediyorsa o, yemeğin yağından az olması gibi bir sonuca götürebilir. Buradaki denge sağlandıktan sonra gerekli ve yararlı bir şeyden söz ediyoruz.