Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Çağın zalimleri karşısında ilmi siyaset ile Müslüman’ın izzetli duruşu arasındaki manevramız nasıl olmalıdır? Bir yerde "Müslüman zulme uğradığında eline geçen bir çomakla da olsa kendini savunmalıdır" diyorsunuz. Zalime karşı ehli dünyadan yardım alınabilir mi? Allah zalimlerin zulmünden hepimizi korusun.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Evet, zikrettiğiniz şeyler doğrudur. Kur'an'ımız da bunları bize DERS olsun diye anlatmaktadır. Bize bu olayları öğrenirken düşen şudur: - İnsanı tanıyacağız. - Peygamberleri tanıyacağız, neyi başarmak istediklerini anlayacağız. - O ümmetleri o hâle getirmeyi başaran şeytanın bizim de düşmanımız olduğunu anlayıp gerekeni yapmaya çalışacağız. - Elbette umudumuzu canlı tutacağız ama onları unutmayacağız.
Selamünaleyküm. Bizim Allah Teâlâ ile olan kulluk ilişkimizin, insanlarla olan ilişkimizde hataya gerekçe olması kabul edilemez. İnsanî ilişkilerimiz kesinlikle hakka dikkat ederek yürümelidir. Sizin üzerinizde bir yanlışlık varsa ve bunda duygusal davranmadığınızdan emin iseniz önce haksızlık edenleri ikaz edin. İkazınız işe yaramazsa makul ve yasal olan bütün yöntemleri kullanın.
Selamünaleyküm. Böyle bir zulme muhatap olan kadın elbette kendini savunmalı ve hakkını aramalıdır. Aile büyükleri hakkını almada ona yardımcı olamıyorlarsa devlete başvursun.
Aleykümselam. Herkesin âlim olmasını beklemek cahillikten başka bir şey değildir. Herkes, yaratıldığı alanı doldurmalıdır. Fıkıh için yaratılan da fıkhın hakkını versin. Fizik için yaratılan da fiziğin içini doldursun. Şu kadar ki bir ilim, diğerinin alternatifi görülmemelidir. Bizim açımızdan ilimler olmaz sadece ilim olur. Fıkıh ve fizik bizim ilmimizdir. Matematik ile tefsir birbirinin yabancıları veya rakipleri değildir. Böyle bir kavga zaten yoktur. Bunu varmış gibi gösterenler bu ümmetin düşmanları ya da bu ümmetin âlimi olmayı hak etmeden âlim gibi görünenlerdir.
Selamünaleyküm. Kur'an-ı Kerim meali dağıtmak, adı büyük, yararı adı kadar olmayan bir iştir. Müslümanlar olarak biz ne kadar Kur'an okuyup anlıyoruz ki, yabancılar ondan yararlansınlar? Üzerimize düşen en önemli görev, bu fitne döneminde kendimizi korumaktır. Artık kimin nasıl sabahlayacağı belli olmayan bir zamana gelmiş bulunuyoruz. İkinci olarak da en yakın çevremizden başlayarak insanlara Müslümanlığımızın örnekliğini göstermemiz olur. Üçüncü olara şu görevimizi öne çıkarabiliriz: Bireysel olarak etki edebileceğimiz insanlarla özel iletişime geçerek, onların da imanı bir dava olarak görmesini sağlamaya çalışmak olabilir.Öyle veya böyle Allah’ın razı olacağı işleri yapacağız ki, Allah bize yardım etsin.
Aleykümselam.Evet, tam anlamıyla bir fitne döneminde yaşıyoruz. Yalnız şunu kesin bir bilgi olarak idrak etmemiz de şarttır: İnsanın bulunduğu her yer ve her zaman bir tür fitne muhakkak vardır. Zira fitne, Allah Teâlâ’nın kulunu imtihan etmesi demektir. İmtihan her zaman ve her insan için var olacağına göre fitnesiz bir zaman beklentisi içinde olmamız doğru değildir. Bize düşen, bulunduğumuz zamanda ne ile sorumlu olduğumuzu bilip gücümüz yettiği kadarı ile imtihanı kazanmaya çalışmaktır. Gündemle gereğinden fazla meşgul olmak akıntıya kapılmak olarak sonuçlanabilir. ULÜ’L-EMR, dinimize ait bir kavramdır. Bu kavramın anlamı ‘mü'minlerin başındakiler’ şeklinde anlaşılabilir. Mü'minlerin başındakilerin ise MÜ’MİNLERDEN BİRİ olması gerektiği tartışılamayacak açık bir gerçektir. Mü'minlerin başındakilerin ise mü'minler, bir toplum olduklarında anlam ifade eder. Dağılmış parçacıklardan birinin içinde birinin mü'minlerin başında veya dibinde olması bir sonuç doğurmaz. Bu sebeple anlaşılıyor ki, şu dönemde mü'minler olarak neden bizim bir Hilafetimiz yok, Halifemiz nerede sorularını iyi düşünmek gerekmektedir.Her hâlükârda ulü’l-emr aynı zamanda ALİMLER anlamına da gelmektedir. Bu açıdan da konuyu ele alalım.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Meseleyi bir de şu açıdan ele alın: Evet, namaz eksiğiniz var ve bu eksiklik hayatî denecek düzeyde bir eksikliktir. Bunu, aşmanız gereken barikatlardan biri olarak görün. Henüz yoldasınız kabul edin. Daha kat edeceğiniz çok mesafe var. Sabrederek ve yılmadan yola devam ederek bunu da aşacaksınız. Kenara çekilmeyin, umutsuz kalmayın; YARIM VAKİT bile olsa bir namaz bir namazdır deyip devam edin. Bu badireyi de geçtiğiniz göreceksiniz biiznillah. Size dualar ederim.
Aleykümselam. Bir babanın doğurduğu çocuğuna karşı sorumluluğu hiçbir zaman bitmez. Kız çocuğu evleninceye kadar da ekonomik sorumluluğu bitmez. Evlendikten sonra ise ekonomik düzeydeki sorumluluk kalkabilir. Sadakanız hatta göreviniz bilerek destek olun. Annesi ile olan ilişkinizin düzeyi, çocuğunuzla olan ilişkinizi belirlememelidir. Sevap kaynağınızı kurutacak anlayışla hareket etmemeye çalışın.
Aleykümselam. O yaştaki bir gençle tatlı dil ve nasihat yöntemi ile kontak kurabilirsiniz. Siz bir anne olarak ona en yakın arkadaşından daha yakın olmak zorundasınız. Sizden soğumasın, sizi itici bulmasın. Vermek istediğinizi birden vermeye kalkışmayın. Gayet sabırlı ve seviyeli, tatlı bir anne olmaya mecbursunuz. Yavaş yavaş yol alın. Duayı unutmayın. Kendinizden nefret ettirmemeye çalışın. Bir konuyu her gün gündem yapmayın. Adım adım, sonunda kazanırsınız biiznillah.
Aleykümselam. Bu tür meselelerde şeytana yol açmamak için mesafeli durmayı bilmeniz gerekir. Ayda iki kere buluşuyordu iseniz bire düşürün onu. İki saat bir arada kalıyordu iseniz bir saate indirin. Üç konudan birini konuşmamaya çalışın. Mesafe koyun, seviye koyun. Daha değerli olursunuz vebalden de kurtulursunuz.
Aleykümselam. Babanız yani mal sahibi yaşıyorsa sizin bir hakkınız yoktur. Babanız öldü ve malı miras olarak kaldı ise ve bu şekilde bir kullanım söz konusu ise size düşen hakkınızı istemenizde hiçbir sakınca yoktur. Ne ayıptır ne de günah! Hakkınızı talep edin.
Selamünaleyküm. Bunun için hususi bir dua olmaz; annenizin babanızın ve sizin genel dualarla kardeşinize dua etmesi gerekir. Uzun bir sabır ve yoğun bir dua ile yol almanız gerekiyor. Allah yardımcınız olsun.