Sahîh-i Buhârî · 3128
Arapça metin
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي الأَسْوَدِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ يَقُولُ كَانَ الرَّجُلُ يَجْعَلُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم النَّخَلاَتِ حَتَّى افْتَتَحَ قُرَيْظَةَ وَالنَّضِيرَ، فَكَانَ بَعْدَ ذَلِكَ يَرُدُّ عَلَيْهِمْ.
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Önceden Ensar'dan birisi, ihtiyaçları ve beklenmedik giderlerine kullanması için Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hurma bahçelerinin gelirlerinden hediye verirdi. Fakat Kureyza oğullarının kalesi fethedilip toprakları ele geçirilince Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisine yapılan bu harcamaların karşılığını iade etti
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَدِمَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الْمَدِينَةَ فَأَمَرَ بِبِنَاءِ الْمَسْجِدِ فَقَالَ " يَا بَنِي النَّجَّارِ ثَامِنُونِي ". فَقَالُوا لاَ نَطْلُبُ ثَمَنَهُ إِلاَّ إِلَى اللَّهِ. فَأَمَرَ بِقُبُورِ الْمُشْرِكِينَ، فَنُبِشَتْ، ثُمَّ بِالْخِرَبِ فَسُوِّيَتْ، وَبِالنَّخْلِ فَقُطِعَ، فَصَفُّوا النَّخْلَ قِبْلَةَ الْمَسْجِدِ.
Enes İbn Malik r.a.'den nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Medine'ye gelince mescid inşa edilmesini emretti ve şöyle buyurdu: "Ey Neccar oğulları, arsanız için bana bir ücret teklif edin!" Onlar: "Biz bunun ücretini sadece Allah'tan bekleriz!" diye karşılık verdiler. Bundan sonra Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in emri üzerine burada eskiden varolan müşriklerin kabirleri dümdüz edildi, yıkık yerler ortadan kaldırılıp arazi düzeltildi. Arsa üzerindeki hurma ağaçları kesildi. Bu hurma ağaçlarını mescidin kıble tarafına dizdiler
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَنَسًا ـ رضى الله عنه ـ قَالَ دَعَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الأَنْصَارَ لِيَكْتُبَ لَهُمْ بِالْبَحْرَيْنِ فَقَالُوا لاَ وَاللَّهِ حَتَّى تَكْتُبَ لإِخْوَانِنَا مِنْ قُرَيْشٍ بِمِثْلِهَا. فَقَالَ ذَاكَ لَهُمْ مَا شَاءَ اللَّهُ عَلَى ذَلِكَ يَقُولُونَ لَهُ قَالَ " فَإِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ بَعْدِي أُثْرَةً، فَاصْبِرُوا حَتَّى تَلْقَوْنِي عَلَى الْحَوْضِ".
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Bahreyn arazilerini onlara dağıtıp bunu yazılı olarak belgelemek üzere Ensarı çağırdı. Onlar da: "Vallahi, aynı şekilde Kureyş'li muhacir kardeşlerimize de yazmadıkça bunu kabul etmeyiz" dediler. Enes dedi ki: Bu Ensar Allah'ın dilediği kadar tekrarladı. Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Siz benden sonra çok aşırı derecede bencillikler ve sıkıntılar göreceksiniz. Siz bu durumda benimle havzin başında karşılaşıncaya kadar sabredin
حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنِّي أُعْطِي قُرَيْشًا أَتَأَلَّفُهُمْ، لأَنَّهُمْ حَدِيثُ عَهْدٍ بِجَاهِلِيَّةٍ ".
Enes İbn Malik r.a., Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ben kalplerini ısındırmak için Kureyş'e böyle mal veriyorum. Çünkü onlar cahiliyyeden yeni çıktılar. " Tekrar:
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم دَخَلَ عَامَ الْفَتْحِ وَعَلَى رَأْسِهِ الْمِغْفَرُ، فَلَمَّا نَزَعَهُ جَاءَ رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّ ابْنَ خَطَلٍ مُتَعَلِّقٌ بِأَسْتَارِ الْكَعْبَةِ، فَقَالَ " اقْتُلُوهُ ".
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mekke'nin fethedildiği gün şehre girdi. Başındaki miğferini çıkarınca birisi gelip (öldürülmesi emredilen) İbn Hatal'ın Kabe'nin örtüsüne yapışıp af dilediğini söyledi. Fakat Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Öldürün onu!" buyurdu
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا مَالِكٌ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه قَالَ كُنْتُ أَمْشِي مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَعَلَيْهِ بُرْدٌ نَجْرَانِيٌّ غَلِيظُ الْحَاشِيَةِ، فَأَدْرَكَهُ أَعْرَابِيٌّ فَجَذَبَهُ جَذْبَةً شَدِيدَةً، حَتَّى نَظَرْتُ إِلَى صَفْحَةِ عَاتِقِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَدْ أَثَّرَتْ بِهِ حَاشِيَةُ الرِّدَاءِ مِنْ شِدَّةِ جَذْبَتِهِ، ثُمَّ قَالَ مُرْ لِي مِنْ مَالِ اللَّهِ الَّذِي عِنْدَكَ. فَالْتَفَتَ إِلَيْهِ، فَضَحِكَ ثُمَّ أَمَرَ لَهُ بِعَطَاءٍ.
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yürüyordum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in üzerinde Necran yapımı kalın dokunmuş bir hırka vardı. Bir bedevı gelip Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hırkasına öyle bir asıldı ki hırkanın izinin Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in boynuna çıktığını gördüm. Bedevi Resulullah s.a.v.'ın hırkasına asılırken bir taraftan da şöyle diyordu: "Söyle onlara senin elinde bulunan Allah'ın mallarından bana da versinler!" Bunun üzerine Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem bedeviye dönüp gülümsedi ve ona mal verilmesini emretti. " Tekrar:
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مُحَمَّدٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا الأَوْزَاعِيُّ، عَنْ إِسْحَاقَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كَانَ أَبُو طَلْحَةَ يَتَتَرَّسُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِتُرْسٍ وَاحِدٍ، وَكَانَ أَبُو طَلْحَةَ حَسَنَ الرَّمْىِ، فَكَانَ إِذَا رَمَى تَشَرَّفَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَيَنْظُرُ إِلَى مَوْضِعِ نَبْلِهِ.
Enes İbn Malik r.a.'in şöyle dediği nakledilmiştir: "Ebu Talha, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte aynı kalkanı kullanırdı. Ebu Talha çok iyi ok atardı. O ok attığı zaman Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıbaşında durur ve okların gittiği yere bakardı