İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 3238

Beginning of Creation

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا اللَّيْثُ، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّهُ سَمِعَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ ثُمَّ فَتَرَ عَنِّي الْوَحْىُ فَتْرَةً، فَبَيْنَا أَنَا أَمْشِي سَمِعْتُ صَوْتًا مِنَ السَّمَاءِ، فَرَفَعْتُ بَصَرِي قِبَلَ السَّمَاءِ فَإِذَا الْمَلَكُ الَّذِي جَاءَنِي بِحِرَاءٍ قَاعِدٌ عَلَى كُرْسِيٍّ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، فَجُئِثْتُ مِنْهُ حَتَّى هَوَيْتُ إِلَى الأَرْضِ، فَجِئْتُ أَهْلِي فَقُلْتُ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ‏}‏ إِلَى ‏{‏فَاهْجُرْ‏}‏ ‏"‏‏.‏ قَالَ أَبُو سَلَمَةَ وَالرِّجْزُ الأَوْثَانُ‏.‏

Cabir İbn Abdullah r.a. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Sonra bir süre bana vahiy gelmesi kesildi (fetret). Fakat bir gün ben yürürken gökten bir ses işittim. Bakışlarımı gökyüzüne çevirdiğimde Hira mağarasında bana gelen meleği gördüm; gök ile yeryüzü arasını kuşatan bir taht (kürsi) üzerine kurulmuştu. Ondan öylesine korkmuştum ki yere düştüm. Sonra ailemin yanına geldim ve: 'Beni örtün, beni örtün!' dedim. İşte Allah Teala "Ey örtüye bürünen! Ayağa kalk ve insanları uyar! Rabbinin büyüklüğünü an! Elbiseni tertemiz tut, maddı manevi kirlerden arın, Pis ve murdar olan her şeyden kaçın!" [Müddessir 1-5] ayetlerini bu sırada vahyetti." Ebu Seleme: "Burada geçen الرجز (er-rucz) kelimesi putlar anlamına gelir' demiştir

Sahîh-i Buhârî, 3238

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، قَالَ ابْنُ شِهَابٍ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ، قَالَ أَخْبَرَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُحَدِّثُ عَنْ فَتْرَةِ الْوَحْىِ ‏"‏ فَبَيْنَا أَنَا أَمْشِي سَمِعْتُ صَوْتًا مِنَ السَّمَاءِ فَرَفَعْتُ بَصَرِي قِبَلَ السَّمَاءِ، فَإِذَا الْمَلَكُ الَّذِي جَاءَنِي بِحِرَاءٍ قَاعِدٌ عَلَى كُرْسِيٍّ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، فَجَئِثْتُ مِنْهُ حَتَّى هَوَيْتُ إِلَى الأَرْضِ، فَجِئْتُ أَهْلِي فَقُلْتُ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي‏.‏ فَزَمَّلُونِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏فَاهْجُرْ‏}‏ ‏"‏ ـ قَالَ أَبُو سَلَمَةَ وَالرِّجْزَ الأَوْثَانَ ـ ‏"‏ ثُمَّ حَمِيَ الْوَحْىُ وَتَتَابَعَ ‏"‏‏.‏

Ebu Seleme'nin şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Cabir İbn Abdillah bana şöyle haber verdi: Fetret-i vahiyden bahsederken Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu işittim: Yürürken gökten bir ses duydum. Hemen bakışlarımı göğe çevirdim. Bir de ne göreyim, Hira mağarasında bana gelen melek gök ile yeryüzü arasında bir kürsü üzerinde oturuyor. Ondan öyle korktum ki, korkumdan yere yığıldım. Sonra ailemin yanına geldim ve "beni örtün, beni örtün!" dedim. Onlar da beni örttüler. Bunun üzerine "Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa ka/k ve insanları uyar! Rabbinin büyüklüğünü an! Elbiseni tertemiz tut, maddf manevf kir/erden arın, pis ve murdar o/an her şeyden kaçın!"(Müddessir 1-5) ayetleri indi. Ebu Seleme şöyle demiştir: ......Ricz "putlar" demektir. Fetret-i vahiyden sonra vahiy yeniden başladı ve peşpeşe geldi. AÇiKLAMA رجز Ricz ve رجس rics kelimeleri "azab" anlamına gelir," yorumu Ebu Ubeyde'ye aittir. Bir önceki rivayette ricz kelimesinin "putlar" anlamına geldiği ifade edilmişti. Bu açıklama şu anlamın tefsiridir: "Azabın nedeni olan putları terk et

Sahîh-i Buhârî, 4926
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ حَدَّثَنِي يُونُسُ، قَالَ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيَّ، - وَكَانَ مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يُحَدِّثُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يُحَدِّثُ عَنْ فَتْرَةِ الْوَحْىِ - قَالَ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ فَبَيْنَا أَنَا أَمْشِي سَمِعْتُ صَوْتًا مِنَ السَّمَاءِ فَرَفَعْتُ رَأْسِي فَإِذَا الْمَلَكُ الَّذِي جَاءَنِي بِحِرَاءٍ جَالِسًا عَلَى كُرْسِيٍّ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏"‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ فَجُئِثْتُ مِنْهُ فَرَقًا فَرَجَعْتُ فَقُلْتُ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي ‏.‏ فَدَثَّرُونِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى ‏{‏ يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ * قُمْ فَأَنْذِرْ * وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ * وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ * وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ‏}‏ وَهِيَ الأَوْثَانُ قَالَ ثُمَّ تَتَابَعَ الْوَحْىُ ‏.‏

Bana Ebu't-Tâhir rivayet etti. (Dediki): Bize İbnİ Vehb haber verdi. Dediki: Bana Yunus rivayet etti. Dediki: İbn-i Şihab: Bana Ebu Selemete'bni Abdirrahman haber verdi ki, Cabir b. Abdullah el-Ensari -ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabındandır- şunu tahdis ederdi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vahyin bir ara kesilmesini anlatırken sözleri arasında şunları da söylemişti: "Bir ara ben yürürken semadan bir ses duydum. Başımı kaldırdım, Hira'da bana gelen meleği gök ile yer arasında bir kürsi üzerinde oturmuş halde görüverdim." Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Ondan alabildiğine korktum. Derhal dönüp: Beni örtün, beni örtün dedim. Onlar da beni iyice örttüler. Bunun üzerine şanı mübarek ve yüce Allah da: "Ey örtünüp bürünen, kalk ve korkut. Yalnız Rabbini büyük tanı, elbiseni de tertemiz et, pisliklerden uzak dur." (Müddessir, 1-5) buyruklarını indirdi." Pislik (er-rucz) putlardır. "Bundan sonra vahiy arka arkaya geldi" buyurdu. Diğer tahric: Buhari, 3, 4922, 4923, 4925, 4953, 3238, 6214; TIrmizi, 3325; Tuhfetu'I-Eşraf

Sahîh-i Müslim, 406
HadisSahîh-i Buhârî

قَالَ ابْنُ شِهَابٍ وَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ الأَنْصَارِيَّ، قَالَ ـ وَهُوَ يُحَدِّثُ عَنْ فَتْرَةِ الْوَحْىِ، فَقَالَ ـ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ بَيْنَا أَنَا أَمْشِي، إِذْ سَمِعْتُ صَوْتًا، مِنَ السَّمَاءِ، فَرَفَعْتُ بَصَرِي فَإِذَا الْمَلَكُ الَّذِي جَاءَنِي بِحِرَاءٍ جَالِسٌ عَلَى كُرْسِيٍّ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، فَرُعِبْتُ مِنْهُ، فَرَجَعْتُ فَقُلْتُ زَمِّلُونِي‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ * قُمْ فَأَنْذِرْ‏}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{‏وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ‏}‏ فَحَمِيَ الْوَحْىُ وَتَتَابَعَ ‏"‏‏.‏ تَابَعَهُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ وَأَبُو صَالِحٍ‏.‏ وَتَابَعَهُ هِلاَلُ بْنُ رَدَّادٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ‏.‏ وَقَالَ يُونُسُ وَمَعْمَرٌ ‏"‏ بَوَادِرُهُ ‏"‏‏.‏

Cabir b. Abdullah el-Ensari r.a. (O da hadîs-i sâbıkı rivâyet edip) şöyle demiştir: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem fetret-i vahiyden bahsederken söz arasında buyurdu ki: "Ben (bir gün) yürürken birdenbire gökyüzü tarafından bir ses işitttim. Başımı kaldırdım. Bir de baktım ki Hıra`da bana gelen Melek (yâni Cibrîl a.s.) semâ ile arz arasında bir kürsî üzerinde oturmuş. Pek ziyade korktum. (Evime) dönüp: beni örtün, beni örtün, dedim. Bunun üzerine Allahu Teâlâ (Müddessir suresinin ilk dört) ayet-i kerîmesini inzâl etti. Artık vahiy kızıştı da ardı arası kesilmedi. Tekrar:

Sahîh-i Buhârî, 4
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا ابْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ ثُمَّ فَتَرَ عَنِّي الْوَحْىُ، فَبَيْنَا أَنَا أَمْشِي سَمِعْتُ صَوْتًا مِنَ السَّمَاءِ، فَرَفَعْتُ بَصَرِي إِلَى السَّمَاءِ فَإِذَا الْمَلَكُ الَّذِي جَاءَنِي بِحِرَاءٍ قَاعِدٌ عَلَى كُرْسِيٍّ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ ‏"‏‏.‏

Cabir İbn Abdullah'tan rivayete göre; "O Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinlemiştir: Daha sonra bana bir süre vahiy gelmedi. Bir gün yürürken semadan bir ses işittim. Gözümü semaya doğru kaldırdım. Bir de ne göreyim! Hira'da bana gelen melek, gök ile yerarasında bir kürsi üzerinde oturuyor

Sahîh-i Buhârî, 6214
HadisSahîh-i Müslim

وَحَدَّثَنِي عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ شُعَيْبِ بْنِ اللَّيْثِ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ جَدِّي، قَالَ حَدَّثَنِي عُقَيْلُ بْنُ خَالِدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا سَلَمَةَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، يَقُولُ أَخْبَرَنِي جَابِرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏"‏ ثُمَّ فَتَرَ الْوَحْىُ عَنِّي فَتْرَةً فَبَيْنَا أَنَا أَمْشِي ‏"‏ ثُمَّ ذَكَرَ مِثْلَ حَدِيثِ يُونُسَ غَيْرَ أَنَّهُ قَالَ ‏"‏ فَجُثِثْتُ مِنْهُ فَرَقًا حَتَّى هَوَيْتُ إِلَى الأَرْضِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَالَ أَبُو سَلَمَةَ وَالرُّجْزُ الأَوْثَانُ قَالَ ثُمَّ حَمِيَ الْوَحْىُ بَعْدُ وَتَتَابَعَ

Bana Abdulmelik b. Şuayb b. Leys de tahdis etti. Bana babam, dedemden tahdis etti. Bana Ukayl b. Halid, İbn Şihab'dan tahdis etti. Ebu Seleme b. Abdurrahman'ı şöyle derken dinledim: Cabir b. Abdullah'ın bana haber verdiğine göre o Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i şöyle buyururken dinlemiştir: "Sonra vahiy benden bir süre kesildi, bir süre vahiy inmedi. Bir ara ben yolda yürürken ... " Sonra da Yunus'un hadisi rivayet ettiği gibi zikretti. Ancak o rivayetinde şöyle dedi: "Ben ondan iyice korktum hatta yere kapandım" dedi. (İbn Şihab) dedi ki: Ebu Seleme dedi ki: Rucz (pislik) putlar demektir. Dedi ki: Sonra vahiy kızıştı ve arka arkaya inmeye başladı

Sahîh-i Müslim, 407
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ،‏.‏ وَحَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، فَأَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ يُحَدِّثُ عَنْ فَتْرَةِ الْوَحْىِ فَقَالَ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ فَبَيْنَا أَنَا أَمْشِي إِذْ سَمِعْتُ صَوْتًا مِنَ السَّمَاءِ فَرَفَعْتُ رَأْسِي فَإِذَا الْمَلَكُ الَّذِي جَاءَنِي بِحِرَاءٍ جَالِسٌ عَلَى كُرْسِيٍّ بَيْنَ السَّمَاءِ وَالأَرْضِ، فَجَئِثْتُ مِنْهُ رُعْبًا فَرَجَعْتُ فَقُلْتُ زَمِّلُونِي زَمِّلُونِي‏.‏ فَدَثَّرُونِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ‏}‏ إِلَى ‏{‏وَالرِّجْزَ فَاهْجُرْ‏}‏ ـ قَبْلَ أَنْ تُفْرَضَ الصَّلاَةُ ـ وَهْىَ الأَوْثَانُ ‏"‏‏.‏

Cabir İbn Abdillah'ın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Fetret-i vahiyden bahsederken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in konuşması esnasında şöyle buyurduğunu işittim: Yürürken gökten bir ses duydum. Hemen başımı kaldırdım. Bir de ne göreyim, Hira mağarasında bana gelen melek gök ile yeryüzü arasında bir kürsü üzerinde oturuyor. Ondan çok korktum. Hemen eve dönüp "beni örtün, beni örtün!" dedim. Onlar da beni örttüler. Bunun üzerine "Ey örtüye bürünen! (İnziva arzu eden!) Ayağa kalk ve insanlan uyar! Rabbinin büyüklüğünü an! Elbiseni tertemiz tut, maddf manevf kirlerden ann, pis ve murdar olan her şeyden kaçın!"(Müddessir 1-5) ayetleri indi. Bu ayetteki temizlik emri, henüz namaz farz kılınmadan önce verilmişti. Ayette geçen رجز pis ve murdar olan" lafzı ile putlar kastedilmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari bu başlık altında Cabir'den nakledilen hadisi verdi. Bu hadisin sonunda, "Bu ayetteki temizlik emri, henüz namaz farz kılınmadan önce verilmişti. Ayette geçen '-*jl/pis ve murdar olan' lafzı ile putlar kastedilmiştir," ifadesi yer almaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, bununla Buhari, elbiselerin temiz tutulmasının namazın farz kılınmasından önce emredildiğine işaret etmiştir. İbnu'l-Münzir, Muhammed İbn Sirin'in bu ayeti [Müddessir 4] şu şekilde açıkladığını nakletmiştir: "Su ile onları yıka!" İbn Ebi Hatim'in rivayetine göre, İbn Abbas da ayeti bu mana ile açıklamıştır. Yine İbn Ebi Hatim bir başka senet ile İbn Abbas'ın bu ayeti şu şekilde açıkladığını nakletmiştir: "Elbiseni günahtan arındır." İbnu'l-Münzir Hasan-ı Basri'nin bu ayeti şu şekilde açıkladığını nakletmiştir: "Ahlakını güzelleştir." İmam Şafii de bu konuda şöyle demiştir: "Bir görüşe göre ...........ve siyabeke fetahhir ayeti 'temiz elbiselerle namaz kıl' manasına, bir diğer görüşe göre ise başka bir anlama gelmektedir. Ancak ilk yorum daha isabetlidir

Sahîh-i Buhârî, 4925

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.