İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 4615

Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنه قَالَ كُنَّا نَغْزُو مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَيْسَ مَعَنَا نِسَاءٌ فَقُلْنَا أَلاَ نَخْتَصِي فَنَهَانَا عَنْ ذَلِكَ، فَرَخَّصَ لَنَا بَعْدَ ذَلِكَ أَنْ نَتَزَوَّجَ الْمَرْأَةَ بِالثَّوْبِ، ثُمَّ قَرَأَ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكُمْ ‏}‏

Abdullah'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem ile birlikte askerı seferler düzenlerdik. Yanımızda kadınlar bulunmazdı. Bu yüzden Hz. Nebi'e; "Kendimizi hadım edelim mi?" diye sorduk. 0, bunu yapmamızı yasakladı. Sonra bir elbise karşılığında (da olsa) kadınlar ile evlenmemize izin verdi ve şu ayet i okudu: Ey iman edenler! Allah'ın size helol kıldığı iyi ve temiz şeyleri (kendinize) haram kılmayın [ve sının aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.] Hadisin geçtiği diğer yerler: 5071, 5075. Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadisin açıklaması, "Kitabu'n-nikah"da yapılacaktır. Bu konuda Tirmizi, İbn Abbas'tan hasen olduğunu belirttiği şu rivayeti aktarmıştır: Hz. Nebi'e bir adam gelip; "Ey Allah'ın elçisi! Et yediğim zaman kadınlara karşı ilgim artıyor, şehvetime teslim oluyorum. Bu yüzden kendime et yemeyi haram kıldım," dedi. Bunun üzerine bu ayet (Maide 5/87) nazil oldu

Sahîh-i Buhârî, 4615

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ الْهَمْدَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبِي وَوَكِيعٌ، وَابْنُ، بِشْرٍ عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ، يَقُولُ كُنَّا نَغْزُو مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَيْسَ لَنَا نِسَاءٌ فَقُلْنَا أَلاَ نَسْتَخْصِي فَنَهَانَا عَنْ ذَلِكَ ثُمَّ رَخَّصَ لَنَا أَنْ نَنْكِحَ الْمَرْأَةَ بِالثَّوْبِ إِلَى أَجَلٍ ثُمَّ قَرَأَ عَبْدُ اللَّهِ ‏{‏ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُوا إِنَّ اللَّهَ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ‏}‏ ‏.‏

Bize Muhammed b. Abdillah b. Numeyr El-Hemdânî rivayet etti. (Dediki): Bize babam ile Veki' ve İbnu Bisr, İsmail'den, o da Kays'dan naklen rivayet ettiler. Kays şöyle demiş: Ben Abdullah'ı şunu söylerken işittim: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlikte gaza ediyorduk. Kadınlarımız yoktu. Bu sebeble hayalarımızı çıkarsak mı ki dedik. Fakat Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizi bundan nehyetti. Sonra bize elbise mukabilinde muayyen bir zamaııa kadar bir kadınla evlenmemiz için ruhsat verdi. Bundan sonra Abdullah: «Ey îman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı şeylerin iyi, hoş olanlarını (kendinize) haram kılmayın. Hakka da tecavüz etmeyin. Çünkü Allah mütecavizleri sevmez.» [ Maide 87 ] âyet-i kerîmesini okudu.»

Sahîh-i Müslim, 3410
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، قَالَ أَبِي حَدَّثَنَا أَبُو مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ دَخَلَ الْقَوْمُ فَطَعِمُوا، ثُمَّ جَلَسُوا يَتَحَدَّثُونَ فَأَخَذَ كَأَنَّهُ يَتَهَيَّأُ لِلْقِيَامِ فَلَمْ يَقُومُوا، فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَامَ، فَلَمَّا قَامَ قَامَ مَنْ قَامَ مِنَ الْقَوْمِ وَقَعَدَ بَقِيَّةُ الْقَوْمِ، وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم جَاءَ لِيَدْخُلَ، فَإِذَا الْقَوْمُ جُلُوسٌ، ثُمَّ إِنَّهُمْ قَامُوا فَانْطَلَقُوا فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ حَتَّى دَخَلَ، فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ فَأَلْقَى الْحِجَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ، وَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ‏}‏ الآيَةَ‏.‏ قَالَ أَبُو عَبْد اللَّهِ فِيهِ مِنْ الْفِقْهِ أَنَّهُ لَمْ يَسْتَأْذِنْهُمْ حِينَ قَامَ وَخَرَجَ وَفِيهِ أَنَّهُ تَهَيَّأَ لِلْقِيَامِ وَهُوَ يُرِيدُ أَنْ يَقُومُوا

Enes r.a.'dan dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb ile evlendiğinde davete gelenler; içeri girip yemek yediler. Sonra da oturup konuşmaya koyuldular. Nebi kalkmaya hazırlanır gibi yaptı, ama onlar kalkmadılar. Allah Hasıılü onların bu halini görünce kalktı. O kalkınca, oturanlardan bir kısmı kalktı, geriye kalanları oturmaya devam etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem dönüp içeri girmek isteyince, onların hala oturduklarını gördü. Daha sonra kalkıp gittiler. Ben de Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e (gittiklerini) haber verince, gelip içeri girdi. Ben de içeri girmek istedimse de benimle kendisi arasına hicabı (perdeyi) indirdi. Yüce Allah da: "Ey iman edenler! Nebiin evlerine sizin için yemeğe izin verilmeden girmeyin ... "(Ahzab, 53) ayetini indirdi

Sahîh-i Buhârî, 6239
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيُّ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، حَدَّثَنَا أَبُو مِجْلَزٍ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لَمَّا تَزَوَّجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَيْنَبَ ابْنَةَ جَحْشٍ دَعَا الْقَوْمَ، فَطَعِمُوا ثُمَّ جَلَسُوا يَتَحَدَّثُونَ وَإِذَا هُوَ كَأَنَّهُ يَتَهَيَّأُ لِلْقِيَامِ فَلَمْ يَقُومُوا، فَلَمَّا رَأَى ذَلِكَ قَامَ، فَلَمَّا قَامَ قَامَ مَنْ قَامَ، وَقَعَدَ ثَلاَثَةُ نَفَرٍ فَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِيَدْخُلَ فَإِذَا الْقَوْمُ جُلُوسٌ ثُمَّ إِنَّهُمْ قَامُوا، فَانْطَلَقْتُ فَجِئْتُ فَأَخْبَرْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُمْ قَدِ انْطَلَقُوا، فَجَاءَ حَتَّى دَخَلَ، فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ فَأَلْقَى الْحِجَابَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ‏}‏ الآيَةَ

Enes İbn Malik'ten rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeyneb bint Cahş ile evlendiği zaman, insanları [ziyafete] davet etti. İnsanlar gelip yediler, sonra oturup konuştular. Allah Resu.ıü sallallahu aleyhi ve sellem kalkmaya hazırlanır gibi oldu, ama onlar kalkmadılar. Hz. Nebi onların bu halini görünce kendisi kalktı. Onun kalkmasıyla cemaatte kalktı. Ancak üç kişi oturmaya devam etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem içeri girmek üzere geldi. Bir de ne görsün, adamlar hala orada oturuyorlar. Sonra adamlar kalktı. Hemen Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gittim ve ona insanların gittiğini haber verdim. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem geldi ve içeri girdi. Ben de içeri girmek için gittim. Ancak Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem onunla benim arama perde çekti. Bunun üzerine Allah Teala 'Ey iman edenler! Nebiin evlerine girmeyin! .. ' ayetini indirdi." Hadisin geçtiği diğer yerler:

Sahîh-i Buhârî, 4791
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا الْحَجَّاجُ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ زَعَمَ عَطَاءٌ أَنَّهُ سَمِعَ عُبَيْدَ بْنَ عُمَيْرٍ، يَقُولُ سَمِعْتُ عَائِشَةَ، تَزْعُمُ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَمْكُثُ عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ، وَيَشْرَبُ عِنْدَهَا عَسَلاً، فَتَوَاصَيْتُ أَنَا وَحَفْصَةُ أَنَّ أَيَّتَنَا دَخَلَ عَلَيْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَلْتَقُلْ إِنِّي أَجِدُ مِنْكَ رِيحَ مَغَافِيرَ، أَكَلْتَ مَغَافِيرَ فَدَخَلَ عَلَى إِحْدَاهُمَا فَقَالَتْ ذَلِكَ لَهُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ لاَ بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً عِنْدَ زَيْنَبَ بِنْتِ جَحْشٍ، وَلَنْ أَعُودَ لَهُ ‏"‏‏.‏ فَنَزَلَتْ ‏{‏يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكَ‏}‏، ‏{‏إِنْ تَتُوبَا إِلَى اللَّهِ‏}‏، لِعَائِشَةَ وَحَفْصَةَ، ‏{‏وَإِذْ أَسَرَّ النَّبِيُّ إِلَى بَعْضِ أَزْوَاجِهِ حَدِيثًا‏}‏ لِقَوْلِهِ ‏"‏ بَلْ شَرِبْتُ عَسَلاً ‏"‏‏.‏ وَقَالَ لِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى عَنْ هِشَامٍ، ‏"‏ وَلَنْ أَعُودَ لَهُ، وَقَدْ حَلَفْتُ، فَلاَ تُخْبِرِي بِذَلِكَ أَحَدًا ‏"‏‏.‏

Ubeyd b. Umeyr'in nakline göre Aişe r.anha şöyle anlatmıştır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Zeynep bnt. Cahş'ın yanında eğlenir ve onun yanında bal şerbeti içerdi. Bunun üzerine ben ve Hafsa, birbirimizle şöyle anlaştık: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ikimizden hangimizin yanına girerse "Ya Resulallah! meğafir mi yedin, sende meğafir kokusu duyuyorum" desin diye söz birliği yaptık. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu iki eşten birisinin yanına girince eşi bunu ona söyledi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Hayır ben mega/ir yemedim. Yalnız Zeynep bnt. Cahş'ın yanında bal şerbeti içmiştim. Artık bir daha onu içmem!" diye yemin etti. Bunun üzerine "Ey Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun?" ayet i indi. Allahu Teala Aişe ve Hafsa için de "Eğer ikiniz de Allah'a tövbe ederseniz (yerinde olur)" buyururken, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eşlerine hayır bal şerbeti içtim dediği için "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem eşlerinden .birine gizlice bir söz söylemişti" ayeti indi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir Kimsenin Herhangi Bir Yemeği Kendisine Haram Kılması." Bu, lecElC nezrine örneklerdendir. Nezr-i lecac kişinin mesela "Şu yemek veya şu içecek bana haram olsun" veya "nezrettim" ya da "Allah için şunu yemeyeceğim, şunu içmeyeceğim" demesidir. Alimlerin görüşleri arasında ağır basan, böyle bir nezrin doğmayacağıdır. Ancak kişi nezrine bir de yemin ekleyecek olursa, bu takdirde yemin kefareti vermekle yükümlü olur. Bu konudaki ihtilaf, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Mariye'yi mi kendine haram kıldı yoksa bal şerbeti içmeyi mi" şeklinde Talak Bölümünde daha önce geçmişti. İmam Buhari hadise burada yer vererek ikinci ihtimale işaret etmiştir. Bir kimsenin kendisine belli bir yemeği haram kılmasının hükmü, içmeyi haram kllmasH1dan anlaşılır. İbnü'l-Müneyyir şöyle der: Bilginler esasen hela! olan herhangi bir yiyecek veya içecek maddesini kendisine haram kılan kimse hakkında ihtilaf etmişlerdir. Bazı bilginler bu o kişiye haram olmaz, yemin kefareti vermesi gerekir demişlerdir. Iraklı fıkıh bilginlerinin görüşü bu doğrultudadır. Bir grup alim ise yemin etmediği takdirde kefaret vermesi gerekmez demişlerdir. İmam Buhari hadise yer vermek suretiyle bu görüşü tercih ettiğine işaret etmiştir. Çünkü hadiste "yemin ettim" cümlesi geçmektedir. Mesruk, Şafiı ve Malik'in görüşü bu doğrultudadır. Fakat İmam Malik kişinin eşini kendisine haram kılmasını istisna etmiş ve bu durumda karısi boş düşer demiştir. İsmail el-Kadı şöyle der: Kadınla cariye arasındaki fark şudur: Bir kimse "Karım bana haram olsun" dediği takdirde bu bir ayrılıktır ve kişiyi bağlar. Netice olarak karısı boş düşer. Buna karşılık kişi cariyesine yemin etmeksizin bu cümleyi sarfettiğinde kendi nefsine gerekli olmayan bir şeyi yüklemiş olur. Netice olarak cariyesi kendisine haram olmaz. İmam Şafil'nin görüşü ise şöyledir: Kişi yemin etmediği takdirde üzerine herhangi bir yükümlülük gelmez. Ancak boşamaya niyet ederse karısı boş düşer veyacariyesini aza d etmeye niyet etmişse cariyesi hür olur. İmam Şafil'den böyle bir kimsenin yemin kefareti vermesi gerekir şeklinde bir görüş de nakledilmiştir. 'AIlah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın. "(Maide 87) ayetine gelince, İmam Buhari, Cami'inde Sevrl'nin ve onun vasıtasıyla İbnü'lMünzir'in sahih bi'r isnadla İbn Mesud'dan yaptığı rivayete işaret eder gibidir. Bir gün İbn Mesud'un huzuruna bir yemek getirilir. Ancak (sofrada bulunan) birisi onu yemekten kaçınır ve "Bu yemeği yememek için kendime haram kıldım" der. Bunun üzerine İbn Mesud "Yemeği ye ve yeminin için kefaret ver" der. Ardından bu ayeti "Ve sınırı aşmayın"(Maide 87) ayetine kadar okur. İbnü'l-Münzir şöyle der: Kişi yemin etmemiş bile olsa kefaret vermesinin gerekli olduğunu söyleyen bazı alimler Cerm kabilesinden olup, iğrenç bir şey yediği için tavuk etini yemeyi kendisine haram kılan kişi olayı hakkındaki Ebu Musa hadisinde geçen ifadeleri delilolarak almışlardır

Sahîh-i Buhârî, 6691
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ بْنِ كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا فُضَيْلُ بْنُ غَزْوَانَ، حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ الأَشْجَعِيُّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أَتَى رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَصَابَنِي الْجَهْدُ فَأَرْسَلَ إِلَى نِسَائِهِ فَلَمْ يَجِدْ عِنْدَهُنَّ شَيْئًا، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلاَ رَجُلٌ يُضَيِّفُ هَذِهِ اللَّيْلَةَ يَرْحَمُهُ اللَّهُ ‏"‏‏.‏ فَقَامَ رَجُلٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَقَالَ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ فَذَهَبَ إِلَى أَهْلِهِ فَقَالَ لاِمْرَأَتِهِ ضَيْفُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ تَدَّخِرِيهِ شَيْئًا‏.‏ قَالَتْ وَاللَّهِ مَا عِنْدِي إِلاَّ قُوتُ الصِّبْيَةِ‏.‏ قَالَ فَإِذَا أَرَادَ الصِّبْيَةُ الْعَشَاءَ فَنَوِّمِيهِمْ، وَتَعَالَىْ فَأَطْفِئِي السِّرَاجَ وَنَطْوِي بُطُونَنَا اللَّيْلَةَ‏.‏ فَفَعَلَتْ ثُمَّ غَدَا الرَّجُلُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ لَقَدْ عَجِبَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ـ أَوْ ضَحِكَ ـ مِنْ فُلاَنٍ وَفُلاَنَةَ ‏"‏‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنْفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ‏}‏

Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Bir adam Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelip: "Ey Allah'ın elçisi! Açlıktan takatim kesildi," dedi. Hz. Nebi de onu eşlerinin yanına gönderdi. Ama adamcağız mu'minlerin annelerinin yanında yiyecek bir şey bulamadı. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu gece bu adamı misafir edecek yok mu? Misafir edecek kimseye Allah merhameti ile muamele etsin!" buyurdu. Bunun üzerine ensardan biri kalkıp "Ey Allah'ın elçisi! Onu ben ağırlayacağım" dedi ve hanımının yanına gidip ona; "Bu, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in misafiridir, ondan hiçbir şeyi esirgeme!" dedi. Hanımı: "Allah'a yemin ederim ki, elimde sadece çocukların yiyeceği var," diyerek [çaresizliğini anlattı]. Bunun üzerine adam şöyle dedi: Öyleyse çocuklar akşam yemeğini yemek istedikleri zaman onları uyut, sonra gel ve lambayı söndür. Biz de bu geceyi aç geçirelim." Kadın kocasının söylediklerini yaptı. Ertesi sabah misafir Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanına gitti. Allah Resıılü şöyle buyurdu: Allah Teala falanca adam ile filanca kadının yaptıklarına hayret etti veya güldü. İşte bu olay üzerine Allah Teala şu ayeti indirdi: Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile, onları kendilerine tercih ederler. (Haşr 9) AÇIKLAMA : İbnu't-TIn şöyle demiştir: "Dil alimlerinden hiçbiri ........hayye kelimesini bu şekilde açıklamamış, aksine onlar bu kelimeyi "haydi!, yönel! şeklinde izah etmişlerdir." Hakikat İbnu't-Tın'in söylediği gibidir. Ancak bu ifadede acele etmenin istendiğine bir işaret vardır. Dolayısıyla bu ifade "acele yöneı" anlamına gelir

Sahîh-i Buhârî, 4889
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حِبَّانُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا عَاصِمٌ الأَحْوَلُ، عَنْ مُعَاذَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَانَ يَسْتَأْذِنُ فِي يَوْمِ الْمَرْأَةِ مِنَّا بَعْدَ أَنْ أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏تُرْجِئُ مَنْ تَشَاءُ مِنْهُنَّ وَتُؤْوِي إِلَيْكَ مَنْ تَشَاءُ وَمَنِ ابْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكَ‏}‏‏.‏ فَقُلْتُ لَهَا مَا كُنْتِ تَقُولِينَ قَالَتْ كُنْتُ أَقُولُ لَهُ إِنْ كَانَ ذَاكَ إِلَىَّ فَإِنِّي لاَ أُرِيدُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنْ أُوثِرَ عَلَيْكَ أَحَدًا‏.‏ تَابَعَهُ عَبَّادُ بْنُ عَبَّادٍ سَمِعَ عَاصِمًا‏.‏

Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre, [o şöyle demiştir:] "On/ardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre ayrıldığın hanım/arından arzu -etiğini tekrar yanına almanda senin için bir günah yoktur," ayeti nazil olduktan sonra Hz. Nebi, hanımlarının birinin sırasında diğer bir hanımına gitmek istediği zaman bizlerden izin isterdi. [Hadisin ravilerinden Muaze'den şöyle nakledilmiştir: Hz. Aişe'ye: 'Senden izin istediği zaman ne derdin?' diye sordum. O da şöyle dedi: Ona 'Ey Allah'ın Elçisi! Eğer bu mesele bana bırakılmışsa, sizi başka birine bırakmayı asla tercih etmem!' derdim." Fethu'l-Bari Açıklaması: Vahidi, müfessirlerin bu ayetin [Ahzab 51] tahyir ayetinin akabinde nazil olduğu kanaatinde olduklarını nakletmiştir. Şöyle ki; tahyir olayı meydana gelince, Hz. Nebi'in hanımlarından bazıları Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kendilerini boşayacağı endişesine kapılıp kasm meselesini ona hava le etmişti. Bunun üzerine "Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre ayrıldığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanma almanda senin için bir günah yoktur, "(Ahzab 51) ayeti nazil oldu. "Kendilerini Nebi'e hibe eden" ifadesine göre, kendisini Hz. Nebi'e hibe eden (mehirsiz olarak evlenme teklifinde bulunan) kadınlar birden fazladır. [Bunu gösteren rivayetleri de şu şekilde sıralayabiliriz:] 1- Nikah Bölümü'nde Sehl İbn Saldıdan nakledilen hadiste, "Bir kadın 'Ey Allah'ın Elçisi! Ben kendimi sana hibe ettim,' dedi. Yine aynı rivayette, kadına talip [olup fakat mehir olarak verecek bir şey bulamayan] adama Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: Demir bir yüzük dahi olsa, git bir şeyler ara! 2- Enes'ten nakledilen hadis ise şöyledir: "Bir kadın Nebi'e sallallahu aleyhi ve selle m gelip 'Benim bir kızım var,' dedi. Sonra kızının güzelliklerini sıraladı ve 'Onu sana verdim,' dedi. Allah Res(dü de 'Ben de onu kabul ettim,' diye karşılık verdi. Kadın kızını övmeye devam etti. Hatta 'Onun hiç başı ağrımadı. [Hiçbir şeyden şikayet etmez (Ahmed İbn Hanbel, Hadis no: 12120) bile dedi. Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Benim, kızına ihtiyacım yok,' şeklinde karşılık verdL" Ahmed İbn Hanbel'in naklettiği bu hadiste bahsi geçen kadın, kuşkusuz önceki hadisteki kadından farklıdır. 3- İbn Ebı Hatim, Hz. Aişe'den, onun şu sözünü nakletmiştir: "Rasulullah'a kendisini hibe eden kadın, Havle bint Hakım'dir." Nikah Bölümü'nde bu rivayet hakkında açıklama yapılacaktır. İmam Buhari bu rivayete ta'likan işarette bulunmuştur. 4- Şa'bı kanalıyla şöyle naklediimiştir: "Kendisini hibe eden kadınlardan biri de, Ümmü Şerlk'tir." 5- Nesaı'nin, Urve kanalıyla yaptığı rivayete ve Ebu Ubeyde Mamer İbnu'lMüsenna'nın tespitine göre, "Kendisini hibe eden kadınlardan biri de, Fatıma bint Şureyh'tir. 6- Leyla bint Hatım'in de kendisini Resulullah'a hibe eden kadınlardan olduğu ileri sürülmüştür. İkrime kanalıyla İbn Abbas'ın şöyle dediği naklediimiştir: "Hz. Nebi, kendisini ona hibe eden hiçbir kadınla evlenmemiştir." Bu rivayet i Taberi tahriç etmiştir. Rivayetin senedi ise hasendir. Bundan maksat şudur: Hz. Nebi, kendisini ona hibe eden hiçbir kadınla birlikte olmamıştır. Halbuki böyle bir birliktelik onun için mübahtı. Çünkü Allah Tea.!a şöyle buyurmuştur: "Nebi kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini Nebie hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana muhsus olmak üzere helal kıldık. " (Ahzab 50) Bu hadiste Hz. Aişe "Onlardan dilediğini geriye bırakır ... " ayetinin sebeb-i nüzulünü açıklamış ve bir önceki ayette geçen "kendisini Nebie hibe eden mümin kadın" ile "Kuşkusuz biz, hanımlan hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz, "(Ahzab 50) ifadelerine işaret etmiştir. İbn Merduye, İbn Ömer ve İbn Abbas'tan nakledilen hadislerde şu ifadeyi de rivayet etmiştir: "Nikah ancak bir veli ve iki şahit ile gerçekleşir." Hz. Aişe'nin "Bakıyorum da Rabbin her daim senin arzularını yerine getirmek için çabalıyor," sözü şu anlama gelir: "Bakıyorum da, allah Teala senin isteklerini geciktirmeden, hemen yerine getiriyor. Dilediğin ve tercih ettiğin hükümleri indiriyor." "Onlardan dilediğini geriye bırakır," ayeti şu anlama gelir: Kasma riayet etmeden onların sırasını ertelersin. Bu görüş çoğunluğa aittir. Bu görüşü İmam Taberi, İbn Abbas, Mücahid, Hasan-ı Basrı, Katade, Ebu Rezın ve daha bir çok kişiden nakletmiştir. Ayrıca Şa'bı'den bu ayet hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kendisini Hz. Nebi'e hibe eden birçok kadın vardı. allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlardan bir kısmı ile evlendi, bir kısmı ile evlenmedi." Bu rivayet şazdır. Doğrusu şu ki, biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini hibe eden kadınlardan hiçbiriyle evlenmemiştir. 'Onlardan dilediğini geriye bırakır' ayeti hakkında şöyle bir yorum da yapılmıştır: Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlarından bazılarını boşamaya yeltenmişti. Bunun üzerine onlar 'Tek bizi boşama da, dilediğin gibi kas m yap!' teklifinde bulundular. Bunun üzerine allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bazıları arasında eşit kasm yaptı. İşte, ayette geçen "dilediğini de yanına alırsın" ifadesiyle bu hanımlar kastedilmiştir. Diğer eşlerine ise dilediği gibi kasm yaptı. İşte bunlar da, geriye bıraktıklarıdır. Özetle ifade edecek olursak, bu ayet hakkında ileri sürülen tefsirleri şu şekil- de sıralayahiliriz: 1- Dilediğini boşar, dilediğinle evliliğini sürdürürsün. 2- Boşamadan bazılarından uzaklaşır, diğerlerine kasm yaparsın. 3- Kendilerini sana hibe eden hanımlardan dilediğin le evlenir, dilediğini reddedersin. Bu bab da zikredilen hadis, bu görüşü ve bir öncekini destekler niteliktedir. Ayetin lafzı ise üç manayı da taşımaya müsaittir. Hz. Aişe'den nakledilen ve Hz. Nebi'in hanımlarından izin istediğini gösteren rivayetin zahiri, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hiçbir eşini kasrnın dışında bırakmadığını, yani onlardan uzaklaşmadığını gösterir. Bu görüş Zührı'ye aittir. O bu konuda şöyle demiştir: "Hz. Nebi'in hanımlarından birini geriye bıraktığını bilmiyorum." Bu rivayeti İbn Ebı Hatim nakletmiştir. Katade ise bu ayeti şöyle yorumlamıştır: "Allah Teala, Nebiini dilediği gibi kasrnda bulunması hususunda serbest bırakmıştır. Ancak o, hepsine eşit davranmıştır." Önemli Açıklama Bu ayetten (Ahzab 33/51) sonra gelen "Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan c.ariyeler hariç, güzellikleri hoşunagitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helal değildir, "(Ahzab 52) ayetinde neyin nefyedildiği konusunda ihtilaf vardır. Acaba Rasulullah'a daha önce belirtilen özelliklerden sonra bazı kadınlar helal, bazı kadınlar haram mı kılındı? Yoksa tahyır esnasında evli olduğu kadınlardan sonra, onun diğer kadınlarla evlenmesi mi haram kılındı? İşte bu hususlar tartışmalıdır. Übey İbn Ka'b ve onu takip edenler birinci görüşü benimsemişlerdir. Abdullah İbn Ahmed, Ziy6datu Müsned'de bu görüşü nakletmiştir. İbn Abbas ve ona tabi olanlara göre ise, Allah Resulü'nün hanımları, onu tercih etmelerinden dolayı (mlara verilmiş bir ödüldür.Gerçekten de Hz. Nebi bu olaydan sonra yeni bir evlilik yapmamıştır. Ancak bu durum, mevcut ihtilafı ortadan kaldırmaz. Nitekim Tirmizı ve Nesaı Hz. Aişe'den şöyle nakletmiştir: "RasuluIlah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiği zaman, kadınlarla evlenmesi helaldL" İbn Ebı Hatim de, Ümmü Selerne validemizden buna benzer bir rivayet nakletmiştir)

Sahîh-i Buhârî, 4789

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.