İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 4713

Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))

Arapça metin

حَدَّثَنِي إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خُفِّفَ عَلَى دَاوُدَ الْقِرَاءَةُ، فَكَانَ يَأْمُرُ بِدَابَّتِهِ لِتُسْرَجَ، فَكَانَ يَقْرَأُ قَبْلَ أَنْ يَفْرُغَ ‏"‏‏.‏ يَعْنِي الْقُرْآنَ‏.‏

Ebu Hureyre'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Hz. Ddvud'a Zebur'u okuması kolaylaştınlmıştı. 0, bineğinin eğerlenmesini emrederdi. Eğerlenme işi bitmeden, o, okuyuşunu tamamlardı." Burada ....kıraat kelimesi Kur'an (okuma) anlamında kullanılmıştır. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! Ebu Hureyre'den nakledilen hadisi aktardı. Ebu Zerr rivayetinde ....... Kur'an kelimesi ......kıraat şeklinde geçmektedir. Bu rivayette geçen Kur'an kelimesi, okumak anlamına gelen i }!karae fiilinin masdandır. Yoksa bu, ümmetin bildiği Kur'an-ı Kerim değildir. Bu konuda tatmin edici açıklamalar "Kitabu'l-enbiya"da Hz. DavD.d'un biyografisinden bahsedilirken geçmişti

Sahîh-i Buhârî, 4713

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ خُفِّفَ عَلَى دَاوُدَ ـ عَلَيْهِ السَّلاَمُ ـ الْقُرْآنُ، فَكَانَ يَأْمُرُ بِدَوَابِّهِ فَتُسْرَجُ، فَيَقْرَأُ الْقُرْآنَ قَبْلَ أَنْ تُسْرَجَ دَوَابُّهُ، وَلاَ يَأْكُلُ إِلاَّ مِنْ عَمَلِ يَدِهِ ‏"‏‏.‏ رَوَاهُ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ عَنْ صَفْوَانَ، عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'dan rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Davud aleyhisselam'a (Zebur'u) okumak kolaylaştırılmış idi. O atlarının eğerlenmesini emrederdi, atları eğerlenirdi. Fakat atları eğerlenmeden önce (Zebur'u) okur bitirirdi. O, ancak kendi el emeğinden yerdi

Sahîh-i Buhârî, 3417
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مُوسَى بْنِ أَبِي عَائِشَةَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ ـ رضى الله عنهما ـ فِي قَوْلِهِ ‏{‏لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ‏}‏ قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذَا نَزَلَ جِبْرِيلُ بِالْوَحْىِ وَكَانَ مِمَّا يُحَرِّكُ بِهِ لِسَانَهُ وَشَفَتَيْهِ فَيَشْتَدُّ عَلَيْهِ وَكَانَ يُعْرَفُ مِنْهُ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ الآيَةَ الَّتِي فِي ‏{‏لاَ أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ‏}‏ ‏{‏لاَ تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ * إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ * فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ‏}‏ فَإِذَا أَنْزَلْنَاهُ فَاسْتَمِعْ ‏{‏ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ‏}‏ قَالَ إِنَّ عَلَيْنَا أَنْ نُبَيِّنَهُ بِلِسَانِكَ‏.‏ قَالَ وَكَانَ إِذَا أَتَاهُ جِبْرِيلُ أَطْرَقَ، فَإِذَا ذَهَبَ قَرَأَهُ كَمَا وَعَدَهُ اللَّهُ‏.‏

İbn Abbas "(Resulüm!) Vahyi çabucak okumak için dilini kımıldatma!"(Kıyame 16) ayeti hakkında şöyle demiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, Cebrail A.S. kendisine vahiy getirdiği zaman, vahiyle birlikte dilini ve dudaklarını hareket ettirirdi. Bu durum onun için son derece zordu. Onun bu hali herkes tarafından bilinmekte idi. Derken Allah Teala "Kıyamet gününe yemin ederim"(Kıyame 1) diye başlayan suredeki, "(Resulüm!) Vahyi çabucak okumak için dilini kımıldatma! Şüphesiz onu toplamak ve okutmak bize aittir, ayetlerini indirdi. "(Kıyame 16-17) Yani bu Kur'anı hafızanda toplamak ve okutmak bize aittir. "O halde, biz onu okuduğumuz zaman, sen onun okunuşunu takip et!"(Kıyame 18) Yani biz onu indirdiğimiz zaman, onu dinle! "Sonra şüphen olmasın ki, onu açıklamak da bize aittir. "(Kıyame 19) Yani onu senin dilinle açıklamak bize aittir. Bundan böyle Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Cebaril aleyhisselam ona geldiği zaman bakışlarını indirip sustu. Cebrall aleyhisseJam gittiği zaman ise tıpkı Allah'ın vad ettiği gibi okudu." Fethu'l-Bari Açıklaması: Öyle anlaşılıyor ki, İmam BuhMi, bu başlık ile, tertil ile ilgili ayet in seleften nakledilen tefsirlerine işaret etmiştir. Mesela; İmam Taberi sahih bir senetle Mücahid'den "Kur'an'ı tane taneterlil ile oku!" ayetinin tefsiri hakkında şunu nakletmiştir: "Yavaş yavaş,bir kısmını diğerinin peşinden getir." Katade'den de "tam olarak açıkla!" yorumunu nakletmiştir. Kur'an'ın tane tane okunması emri her ne kadar farz olmasa da, müstehap bir ameldir. "Kur'an'ı hızlıca şiir okur gibi okumak mekruhtur." Öyle anlaşılıyor ki, İmam Buharı, bu ifade ile tane tane Kur'an okumanın müstehap olmasının hızlı okumanın mekruh olduğu anlamına gelmeyeceğine işaret etmiştir. Çünkü bazı harflerin yutulması veya mahreçlerine uygun telaffuz edilmemesi şeklinde zuhur eden okuma mekruhtur. "İbn Abbas oI.:J )/feraknahu ifadesini ol:.L,.2j/fessalnahu şeklinde tefsir etmiştir." Ebu Ubeyd, Mücahid kanalıyla şu rivayeti nakletmiştir: Adamın biri İbn Abbas'a, aynı sürede kıyam, rukü ve secdede kalan iki adamdan birinin sadece Bakara suresini, diğerinin ise hem Bakara hem de Al-i İmran suresini okuduğunu bildirip bunlardan hangisinin faziletli olduğunu sordu. İbn Abbas, 'sadece Bakara suresini okuyan daha faziletlidir' diye cevap verdikten sonra "Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dıira dura okuyasın diye (ayet ayet, sure sure) ayırdık"(İsra 106) ayetini okudu." Ebu Hamza kanalıyla da şu rivayeti nakletmiştir: "İbn Abbasla Iben hızlı okuyan biriyim. Üç günde Kur'anlı hatmederiml dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: Bakara suresini tane tane ve manalarını düşünerek okumam senin söylediğin gibi okumamdan daha hayırlıdır." İbn Ebı Davı.1d başka bir senetle Ebu Hamzaldan şunu nakletmiştir: "İbn Abbasla 'ben hızlı okuyan biriyim. Kur'anlı bir gecede hatmederiml dedim. Bunun üzerine o, şöyle dedi: [Bir gecede] bir sure okumak benim için daha sevimlidir. İlle de çok Kur'an okuyacaksan, kulaklarının işitip kalbinin de manalarını idrak edeceği tarzda oku!" İşin özü, hızlı ve yavaş okumanın her birinin kendisine özgü fazileti vardır. Ancak, hızlı okuyanın, mutlaka gerekli olan harf, hareke ve sükunlara riayet etmesi gerekir. Bu okuyuşlardan birinin diğerine üstün veya eşit olması mümteni değildir. Zira yavaş yavaş okuyan kimse, eşsiz bir mücevheri tasadduk etmiş birine benzer. Hızlı okuyan ise, bir çok mücevheri tasadduk edene benzer. Ancak onun tasadduk ettiği mücevherlerin kıymeti, bir eşsiz mücevherin kıymeti kadardır. Bazen de, bir mücevher birçok mücevherden çok daha kıymetli olur. Bazen de bunun tam tersi olur

Sahîh-i Buhârî, 5044
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ الْمَقْبُرِيُّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أُمُّ الْقُرْآنِ هِيَ السَّبْعُ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنُ الْعَظِيمُ ‏"‏‏.‏

Ebu Hureyre'den Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ümmü'l-Kur'an, tekrarlanan yedi ve Yüce Kur'an'dır. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari bu başlık altında Fatiha hakkında Ebu Saıd İbnu'I-MuaIla'dan nakledilen hadisi verdi. Bu hadisin açıklaması daha önce Kitabu't-tefsır'in başlarında yapılmıştı. Bu rivayetin akabinde de Ebu Hureyre'den aktarılan hadisi verdi. Tirmizı'nin bu kanaldan naklettiği rivayette ise şu şekilde geçmektedir: "elHamdülilldh, Ümmü'l-Kur'dn, Ümmü'l-Kitdb ve tekrarlanan yedidir." Taberi başka bir senedIe, Saıd Makburl vasıtasıyla Ebu Hureyre'den Hz. Nebi'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: Kur'an okunmayan her rekat eksiğe benzer. Said Makburı şöyle demiştir: Ebu Hureyre'ye "Fatihadan başka bir sure bilmiyorsam ne olacak?" diye sordum. ° da şöyle cevap verdi: Fatiha sana yeter. O, Ümmü'l-kitab'dır. O, Ümmü'l-Kur'an'dır. Hattabı şöyle demiştir: Bu rivayette, "Fatiha için 'Ümmü'l-Kur'an' denemez. Ona ancak 'Fatihatu'l-kitab' denir. Ümmü'l-Kur'an ise Levh-i mahfı1z'duf," diyen İbn Sırın'e bir red söz konusudur. Bir şeyin anası, o şeyin aslıdır. Fatiha'ya Ümmü'l-Kur'an (Kur'arı'ın anası) denmiştir. Çünkü o, Kur'an'ın ashdır." Bazıları Fatiha suresinin Kur'an'ın başında bulunduğu için ona bu adın verildiğini ileri sürmüştür. Taberı iki sağlam senetIe Hz. Ömer ve Hz. Ali'nin şöyle söylediklerini nakletmiştir: Tekrarlanan yedi, Fatihatu 'l-Kitab 'dır. Ayrıca Hz. Ömer'den şu ziyadeyi de aktarmıştır: "0, her re katta tekrarlanır." Yine Taberi hasen bir senetle İbn Abbas'ın Fatiha suresini okuduğunu, ardından "Anda/sun ki, biz sana tekrar/anan yedi dyeti ve yüce Kur'an'! verdik, "598 ayetini okuyup şöyle dediğini nakletli: "Tekrarlanan yedi, Fatihatu'l-Kitab'dır. Bismillahirrahmanirrahim onun yedinci ayetidir." İmam Taberi bir grup tabiunun da şöyle söylediğini nakletmiştir: "Tekrarlanan yedi, Fatihatu'l-kitab"dır. Yine İmam Taberi, Ebu Ca'fer er-Razi ve Rabi' İbn Enes kanalıyla Ebu'lNiye'nin şöyle söylediğini aktarmıştır: "Tekrarlanan yedi, Fatihatu'l-kitab'dır. Ebu Ca'fer şöyle demiştir: Rabi'a "tekrarlanan yedinin seb'u't-tıval olduğunu söylüyorlar," dedim. O da şöyle dedi: Bu ayet indiği zaman seb'u't-tıval'den hiçbir sure inmemişti. Bu rivayetle işaret edilen bu görüş, seb'u't-tıval hakkında ileri sürülen meşhur bir görüştür. Nesai, Taberi ve Hakim sağlam bir senetle bunu İbn Abbas'tan rivayet etmişlerdir

Sahîh-i Buhârî, 4704
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ مَا أَذِنَ اللَّهُ لِشَىْءٍ مَا أَذِنَ لِلنَّبِيِّ أَنْ يَتَغَنَّى بِالْقُرْآنِ ‏"‏‏.‏ قَالَ سُفْيَانُ تَفْسِيرُهُ يَسْتَغْنِي بِهِ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'den rivayet edildiğine göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Allah Teala Nebi'in Kur'an'ı yüksek sesle güzel okuması konusunda izin verdiği gibi başka hiçbir konuda böyle teğanni ile okumaya müsaade etmemiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz onlara yetmemiş mil?" İmam Buharı bu ayeti burada zikretmekle, İbn Uyeyne'nin jyeteganna fiilini I/istağna şeklinde yaptığı tefsiri tercih ettiğini göstermiştir. Bu ayetle, önceki milletlerin kıssaları ile yetinmek kastedilmiştir. Yoksa fakirliğin zıddı olan ve zenginlik manasına gelen istiğna ........el-istiğna kastedilmemiştir. Nitekim İmam Buharl'nin de, bu başlıktan sonra bu ayeti zikretmesi bu görüşü benimsediğini gösterir. Kurtubi şöyle demiştir: "Asıl itibariyle ..... kelimesi, kişinin dinlediği kimseye kulak vermesi anlamına gelir. Bu mana Allah Teala hakkında düşünülemez. Bu kullanım, muhatapların örflerinde yaygın olan bir esasa dayanarak mecaz ifade eder. Bu kavram Allah Teala hakkında kullanılınca, O'nun, Kur'an okuyana lütufta bulunması ve ona bolca sevap vermesi anlamına gelir. Çünkü bunlar, kulak vermenin neticeleridir. Bu durumda hadis, Kur'an okumayı teşvik eder ve Kur'an'ı bırakıp başka bir kelama meyletmemeyi öğütler." Kurtubı, bu hadisi mana bakımından Buharı'nin tercih ettiği istiğnanın tahsisine göre te'vll etmektedir. Çünkü Kur'an varken başka kitapıara ihtiyaç kalmaz. .........Lem yeteganne ifadesi ile Kur'an'ın kendisine bir fayda sağlamadığı, bu kitabın imanına bir yararı dokunmadığı, Kur'an'da var olan va 'd ile vaıdi tasdik etmeye yardımcı olmadığı kimselerin kastedildiği de söylenmiştir. Bu başlık ile "Kur'an okuyup onu dinlemekle rahata kavuşmayan" manasının kast edildiği de ileri sürülmüştür. Ancak bu lafız ile Ebu Ubeyd'in tercih ettiği fakirliğin zıddı olan zenginlik kastedilmemiştir. Yine de Ebu Ubeyd'in görüşü yabana atılamaz. Bununla, fakirliğin zıddı olan ve gözle görülebilen zenginliğin değil de, kanaat olan ve nefis zenginliği anlamına gelen manevi temizlik kastediImiş olabilir. Çünkü malum olan zenginlik başka bir özellik olmazsa sırf Kur'an okumakla elde edilemez. Hadisin akışı da böyle bir özelliğin bulunmadığını gösterir. Bu hadiste Kur'an'ı güzelokumak için gayret sarfedilmesine teşvik söz konusudur. Ayrıca gayret sarfetmenin nedeni de açıklanmıştır. Buna göre sanki Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Kur'an okurken teğanni ile okumayı arzu etmeyenler bizden değildir. İmam Taberl'nin naklettiğine göre İmam Şafii'ye İbn Uyeyne'nin teğanni kelimesini istiğna ile tefsir etmesi hakkında ne düşündüğü sorulunca, bu tevili kabul etmeyip şöyle demiştir: "Eğer Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu lafız ile zengin olmayı kast etseydi, r-!/lem yesteğni lafzını kullanırdı. Şüphesiz Rasulullah güzel sesle Kur'an okumayı kastetmiştir." İbn Battal şöyle demiştir: "İbn Ebi Müleyke, Abdullah İbn Mübarek ve Nadr İbn Şümeyl de bunu bu şekilde tefsir etmiştir. Nitekim, Abdula'la'nın, Ma'mer kanalıyla İbn Şihab'dan bu konuda zikredilen hadise ilişkin naklettiği şu sözler de bunu destekler: "Allah Teala Kur'an'ı makamlı biçimde okumaya müsaade ettği gibi başka bir şeyi teğanni ile söylemeye müsaade etmemiştir." Bu rivayeti Taberi tahriç etmiştir. Yine Taberi, Abdurrezzak kanalıyla Ma'mer'den şu rivayeti nakletmektedir: "Allah Teala güzel sesli başka bir Nebie böyle bir şey için izin vermemiştir." Bu lafız, İmam Müslim tarafından Muhammed İbn İbrahim et-Teymi kanalıyla Ebu Seleme'den, İbn Ebi Davı1d ve Tahavi tarafından Amr İbn Dinar ve Ebu Seleme kanalıyla Ebu Hureyre'den "Allah Teala Kur'an'ı güzel terennüm etmekten dolayı başka bir Nebie böyle bir teğanni izni vermemiştir, " şeklinde nakledilmiştir. Bu konuda Taberi şöyle demiştir: "Terennüm, ancak okuyucunun sesini güzelleştirip kulağa hoş hale getirmesiyle mümkün olur. Eğer teğanninin anlamı istiğna olsaydı, burada sesin zikredilmesine gerek kalmazdı. Aynı şekilde yüksek sesle okumaya da temas edilmezdi." Sonuç olarak bu konuya ilişkin yukarıda zikredilen bütün görüşleri şu şekilde uzlaştırmak mümkündür: Okuyucu, Kur'an okurken sesini yükselterek, içli içli okuyarak, onunla yetinip diğer sözlere yönelmeyerek, onunla gönül zenginliğini ve maddi bolluğu yakalamayı umarak Kur'an'la sesini güzelleştirmiş olur. Bu mesele ile ilgili düşüncelerimi şu beyitlere döktüm: Kur'an'ı oku nameli güzel sesle İçli içli, terennüm ederek yükses sesle Diğer kitapları terk eyle umarak Günül zenginliğini, hakiki zenginlği Hiç kuşkusuz, nefisler makamlı okuyuşlara makamsız okuyuşlardan daha fazla meyleder. Çünkü name, kalbin hislenmesinde ve gözyaşının akmasında son derece etkilidir. Selef alimleri, Kur'an'ın makamla okunup okunmayacağı hususunda ihtilaf etmişlerdir. Ancak güzel sesle Kur'an okumak ile güzel sesli birinin Kur'an okumasını başkalarına önceleme hususunda aralarında hiç ihtilaf yoktur. İmam Nevevi "et-TibyCin" adlı eserinde şöyle demiştir: "Alimler Kur'an okurken sesin güzelleştirilmesi hakkında icma' etmişlerdir. Ancak sesi güzelleştirmek için aşırı derecede uzata uzata okumaya meyletmemek gerektiğini vurgulamışlardır. Eğer okunurken bir harf ilave edilmesi veya bir harfin gizlenmesi haramdır. Makam yaparak okuma hakkında ise .İmam Şafii bir yerde bunun mekruh olduğunu, başka bir yerde ise bunda bir sakınca bulunmadığını söylemiştir. Onun bu durumunu öğrencileri ve ona tabi olan ilim adamları şu şekilde izah etmiştir: İmam Şafii iki zıt görüş beyan etmemiştir. Çünkü o, farklı hallere göre farklı konuşmuştur. Eğer Kur'an okuyan doğru dürüst okur ve makam yaparsa, bu caizdir. Aksi takdirde haramdır. Bu konudaki delillerden şu sonuç ortaya çıkmıştır: Kur'an'ı güzel sesle okumak güzel bir davranıştır. Eğer kişinin sesi güzel değilse, gücü ye ttiği kadar güzel okumaya gayret etsin. Nitekim İbn Ebi Müleyke hadis ravilerinden birine böyle demiştir. Bu rivayeti, Ebu Davııd sahih bir senede nakletmiştir. Kur'an okuyanın sesini güzelleştirmesinin bir yolu da, makamların kurallarına dikkat etmektir. Çünkü güzel ses, makam ile daha da güzelleşir. Kişinin makamdan uzak durması sesinin güzelliğini etkiler. Sesi güzelolmayan kimse belki de kıraat ehli nezdinde muteber olan kuralların dışına çıkmamak kaydıyla bu makamlara rivayet etmek zorunda kalır. Buna riayet etmezse, kuralına uygun okumadığı için sesini güzelleştiremez. Belki de bu görüş, makamla Kur'an okumayı mekruh görenlere aittir. Çünkü genellikle makamlara riayet edenler Kur'an'ı düzgün okumaya özen göstermezler. Eğer bir kimse, hem Kur'an okuma kurallarına hem de makama riayet ederse, onun kıraatı başkasınınkine tercih edilir. Çünkü o, hem dinin arzuladığı gibi sesini güzelleştirmiş, hem de haram olan okuma hatalarından korunmuştur." Doğrusunu en iyi Allah bilir

Sahîh-i Buhârî, 5024
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ اللَّيْثِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم انْصَرَفَ مِنْ صَلاَةٍ جَهَرَ فِيهَا بِالْقِرَاءَةِ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ قَرَأَ مَعِي أَحَدٌ مِنْكُمْ آنِفًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ نَعَمْ يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أَقُولُ مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَانْتَهَى النَّاسُ عَنِ الْقِرَاءَةِ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِيمَا جَهَرَ فِيهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْقِرَاءَةِ مِنَ الصَّلَوَاتِ حِينَ سَمِعُوا ذَلِكَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَى حَدِيثَ ابْنِ أُكَيْمَةَ هَذَا مَعْمَرٌ وَيُونُسُ وَأُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَلَى مَعْنَى مَالِكٍ ‏.‏

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sesli okuduğu bir namazdan sonra: "Demin biriniz benimle beraber okudu mu?" buyurmuş. Bunun üzerine bir adam: Evet, ey Allah'ın Resulü, diye cevab vermiş, (Resul-i Ekrem de şöyle) buyurmuş: "Ben de neden kıraatim karışıyor diyordum." Halk, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den bunu duyunca bir daha Resul-i Ekrem'in aşikare okuduğu namazlarda O'nunla beraber okumayı bıraktılar. Ebu Davud dediki: Bu İbn Ükeyme hadisini Ma'mer, Yunus ve Usame b. Zeyd, Malik'in (rivayet ettiği hadisin) manasına uygun olarak ez-Zührî'den rivayet ettiler. Diğer tahric: Tirmizî, salat; Nesaî iftitah; İbn Mace, ikame; Muvatta, nida; Ahmed b. Hanbel, II

Sünen-i Ebû Dâvûd, 826
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ، - وَهُوَ الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ - حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سَلاَّمٍ - عَنْ زَيْدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَلاَّمٍ، يَقُولُ حَدَّثَنِي أَبُو أُمَامَةَ، الْبَاهِلِيُّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ اقْرَءُوا الْقُرْآنَ فَإِنَّهُ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ شَفِيعًا لأَصْحَابِهِ اقْرَءُوا الزَّهْرَاوَيْنِ الْبَقَرَةَ وَسُورَةَ آلِ عِمْرَانَ فَإِنَّهُمَا تَأْتِيَانِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ كَأَنَّهُمَا غَمَامَتَانِ أَوْ كَأَنَّهُمَا غَيَايَتَانِ أَوْ كَأَنَّهُمَا فِرْقَانِ مِنْ طَيْرٍ صَوَافَّ تُحَاجَّانِ عَنْ أَصْحَابِهِمَا اقْرَءُوا سُورَةَ الْبَقَرَةِ فَإِنَّ أَخْذَهَا بَرَكَةٌ وَتَرْكَهَا حَسْرَةٌ وَلاَ تَسْتَطِيعُهَا الْبَطَلَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مُعَاوِيَةُ بَلَغَنِي أَنَّ الْبَطَلَةَ السَّحَرَةُ ‏.‏

Bana Hasenü'bnü Aliyy EI-Hûlvânî rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Tevbe —ki Rabî' b. Nâfi'dir.— rivayet etti. (Dediki): Bize Muâviye (yâni İbni Sellâm) Zeyd'den naklen rivayet etti. Zeyd, Ebû SelIâm'ı şöyle derken işitmiş: Bana Ebû Umâmete'l-Bâhilî rivayet etti. Dediki: Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'i «Kur'ân-ı okuyun! Çünkü Kur'ân, onu okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olarak gelecekdir. Zehrâveyn'i (yâni) Bakara,ile Âl-i Imrân sûrelerini okuyun! Çünkü onlar kıyamet gününde iki bulut yahut iki gölge veya safbeste iki fırka kuş gibi gelecek; okuyucularını müdâfaa edeceklerdir. Sûre-i Bakara'yı okuyun! Zîra onu okumak bereketdİr; terk etmek İse pişmanlıkdır. Onu tahsil etmeye battaller muktedir olamazlar.» buyururken işittim. Muâviye: «Duydumki BattalIer: sihirbazlar mânâsına gelirmiş.» demiş

Sahîh-i Müslim, 1874

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.