İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 4759

Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))

Arapça metin

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ نَافِعٍ، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ كَانَتْ تَقُولُ لَمَّا نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ ‏{‏وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ‏}‏ أَخَذْنَ أُزْرَهُنَّ فَشَقَّقْنَهَا مِنْ قِبَلِ الْحَوَاشِي فَاخْتَمَرْنَ بِهَا‏.‏

Aişe r.anha'nın şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Baş örtülerini yakalarının üzerine {kadar} örtsünler," ayeti inince, kadınlar elbiselerini tutup alt uç kısımlarından yırttılar ve yırttıkları o parça ile başlarını örttüler. Fethu'l-Bari Açıklaması: Öyle anlaşılıyor ki, ........ve'l-yedribne (vursunIar) fiilinde tazmin sanatı vardır. Bundan dolayı "salsınıar" anlamına gelir. Çünkü .......ala harf-i cerri ile kullanılmıştır. ......İhtemerne "kadınlar yüzlerini kapattı," anlamına gelir. Bu da şu şekilde olurdu: Kadın, baş örtüsünü başına koyar, sonra sağ tarafından sol omzuna doğru salardı. Buna "tenekku'" da denir. Bera şöyle demiştir: "Cahiliyye döneminde kadınlar baş örtülerini sırtlarına salarlardı. Gerdanlarını ise açık bırakırlardı. Bu yüzden örtÜnmeleri emrediidi. Kadınların başörtüsü erkeklerin sarığına benzer." Hakim, Zeyd İbnu'l-Habbab kanalıyla bu rivayeti İbrahim İbn Nafi'den "Ensar kadınları elbiselerini tutup ... " lafzı ile nakletmiştir. İbn Ebı H3tim ise Abdullah İbn Osman İbn Heysem kanalıyla Safiyye'den bunu açıklayan bir rivayet aktarmıştır: Hz. Aişe'nin yanında Kureyşli kadınlardan ve onların faziletlerinden bahsettik. Bunun üzerine Hz. Aişe onlar hakkında şöyle dedi: Kureyş kadınları faziletlidir. Ancak Allah'a yemin ederim ki, Ensar kadınlarından daha faziletlisini, Allah'ın kitabını daha çok tasdik edenini ve Kur'an'a daha çok iman edenini görmedim. Nitekim Nur suresindeki "Baş örtülerini, yakalanmn üzerine {kadar} örtsünler," ayeti inince, haklarında inen İlahı mesajı okumak için onların yanına gitmişti. O an, onlardan istisnasız her biri, elbisesine yöneldi ve sabah namazını başını örterek kıldı. Onların başları siyah kargalara benziyordu." "Önce ensar kadınları elbiselerini yırtıp başlarına bağlamışlardır," diyerek iki rivayeti uzlaştırmamız mümkündür

Sahîh-i Buhârî, 4759

Benzer hadisler

HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ مُوسَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ مَوْلًى، لِعَائِشَةَ عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ مَا نَظَرْتُ - أَوْ مَا رَأَيْتُ - فَرْجَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَطُّ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ كَانَ أَبُو نُعَيْمٍ يَقُولُ عَنْ مَوْلاَةٍ لِعَائِشَةَ ‏.‏

Aişe (r.anha)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in fercine kat'iyyen bakmadım veya bu yeri görmedim." Ebu Bekir demiştir ki: Ebu Nuaym'ın dediğine göre Aişe (r.anha)'den hadisi rivayet eden ravi, Aişe (r.anha)'nın kadın olan mevlasıdır. Not: Bu isnadın zayıf olduğu Zevaid'de bildirilmiştir. AÇIKLAMA : Ed-Dimneti, Nur-u Misbahi'z-Zicace'de beyan ettiğine göre Aişe (r.anha)'nın bu hadiste beyan ettiği durum, Nebi (s.a.v.)'in bütün hanımlarını kapsamaz. Ve onlara yasak da değildi. Nitekim Taberani ve Ebu Sa'd'ın tahric ettiklerine göre; Osman bin Maz'un (r.a.), Nebi (s.a.v.)'e: ''Ya Resulallah! Eşimin, benim avretimi görmesini arzulamam'', demiş. Resulullah (s.a.v.) de Ona: ''Şüphesiz, Allah onu sana örtü kılmış, seni de ona örtü kılmıştır. Benim eşlerim, benim avretimi görürler. Ben de onlarınkini görürüm.'' buyurmuştur. Miftahu'l-Hace yazarı da: Müslim'in bir rivayetine göre Aişe (r.anha), kendisiyle Nebi (s.a.v.)'in beraberce aynı kab'dan su alarak cünüblükten ğuslettiklerini beyan etmiş, yine Müslim'in başka bir rivayetine göre Aişe (r.anha) ile Nebi (s.a.v.)'in, bir kab'dan beraber cünüblükten ğuslederken, kab'dan nöbetleşe su aldıkları belirtiliyor. Bu iki hadis, onların birbirlerine baktıklarına delalet eder, demiştir. Miftahü'l-Hace'nin bahsettiği, ilk hadis ve benzeri bir kaç hadis, Sünenimizin 'Taharet, kitabına ait 35. babta geçti. Karı ve kocanın, birbirinin avret mahalline bakmalarına ait, İslam alimlerinin görüşleri bir önceki hadis'in açıklaması yapılırken anlatıldı

Sünen-i İbn Mâce, 662
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ الْعَنْبَرِيُّ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، - يَعْنِي ابْنَ مُهَاجِرٍ - عَنْ صَفِيَّةَ بِنْتِ شَيْبَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أَسْمَاءَ، سَأَلَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بِمَعْنَاهُ قَالَ ‏"‏ فِرْصَةً مُمَسَّكَةً ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ كَيْفَ أَتَطَهَّرُ بِهَا قَالَ ‏"‏ سُبْحَانَ اللَّهِ تَطَهَّرِي بِهَا وَاسْتَتِرِي بِثَوْبٍ ‏"‏ ‏.‏ وَزَادَ وَسَأَلَتْهُ عَنِ الْغُسْلِ مِنَ الْجَنَابَةِ فَقَالَ ‏"‏ تَأْخُذِينَ مَاءَكِ فَتَطَهَّرِينَ أَحْسَنَ الطُّهُورِ وَأَبْلَغَهُ ثُمَّ تَصُبِّينَ عَلَى رَأْسِكِ الْمَاءَ ثُمَّ تَدْلُكِينَهُ حَتَّى يَبْلُغَ شُئُونَ رَأْسِكِ ثُمَّ تُفِيضِينَ عَلَيْكِ الْمَاءَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَقَالَتْ عَائِشَةُ نِعْمَ النِّسَاءُ نِسَاءُ الأَنْصَارِ لَمْ يَكُنْ يَمْنَعُهُنَّ الْحَيَاءُ أَنْ يَسْأَلْنَ عَنِ الدِّينِ وَيَتَفَقَّهْنَ فِيهِ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildi ki; Esma, önceki hadiste zikredilen şeyleri Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e sordu. (Resulullah, cevabının sonunda) "misk sürülmüş bir bez alır" buyurdu. Esma: Onunla nasıl temizleneyim? dedi, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir elbise ile gizlenerek; Sübhanellah... Onunla temizlen buyurdu. (Şube rivayetinde şunları) ilave etti: Esma, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e cünüplükten dolayı nasıl yıkanacağını sordu, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de şu karşılığı verdi: Suyunu alır güzelce temizlenir (abdest alır) sın. Sonra başına su döker, saçlarının dibine (su) ulaşıncaya kadar iyice ovalarsın. Daha sonra da bedenine dökersin. (Şube) dedi ki: Aişe (r.anha); "Ensarın kadınları ne iyi kadınlardır. Haya onları dinlerini (n hükümlerini) sorup anlamaktan alıkoymadı" demiştir. Diğer tahric: İbni Mace, tahare; Müslim, hayz; Ahmed b.Hanbel, V, 72; VI

Sünen-i Ebû Dâvûd, 316
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنِ الأَسْوَدِ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ مَا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يَصْنَعُ فِي أَهْلِهِ قَالَتْ كَانَ فِي مِهْنَةِ أَهْلِهِ، فَإِذَا حَضَرَتِ الصَّلاَةُ قَامَ إِلَى الصَّلاَةِ‏.‏

Esved'den, dedi ki: "Aişe'ye: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ailesi arasında ne yapardı, diye sordum. O: Kendi ailesinin işlerini görürdü. Namaz vakti geldi mi kalkar namaza giderdi, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: Aişe'den gelen Ahmed'in, İbn Sa'd'ın ve sahih olduğunu belirterek İbn Hibban'ın rivayet ettiği Hişam İbn Urve'den, onun da babasından diye naklettiği bir başka hadis de vardır: "Ben Aişe'ye: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinde ne yapardı, diye sordum. o: Elbisesini diker, ayakkabısını tamir eder ve erkeklerin evlerinde yaptıklarını yapardı, dedi." İbn Hibban'ın bir rivayetinde de: "Sizden herhangi birinizin evinde yaptığını yapardı" şeklindedir. İbn Hibban'ın ve Ahmed'in, ez-Zührı'den, onun Urve'den, onun Aişe'den diye naklettiği rivayette de şöyle denilmektedir: "Ayakkabısını tamir eder, elbisesini diker, kovasını yamalardı." Yine İbn Hibban, Muaviye İbn Salih yoluyla, o Yahya İbn Said'den, o Amre'den, o Aişe'den şu lafızia bir rivayeti zikretmektedir: "O ancak insanlardan bir insandı. Kendi elbisesini ayıklar, koyununu sağar, kendi işini kendisi görürdü." Bu hadisi Tirmizi eş-Şemail'de ve el-Bezzar da rivayet etmiş ve şöyle demiştir: Bu hadis Yahya'dan, o el-Kasım'dan, o Aişe'den diye de rivayet edildiği gibi, Yahya'dan, o Humeyd el-Mekki'den, o Mücahid'den, o Aişe'den diye de rivayet edilmiştir. Harise İbn Ebi'r-Rical'in, Amre'den, onun Aişe'den, onun da Ebu Sa'd'den diye gelen rivayetinde şöyle denilmektedir: "İnsanların en yumuşağı, insanların en cömerdi idi. O sizin adamlarınızdan bir adam idi. Ancak o çokça gülümserdi." İbn Battal dedi ki: Alçak gönüllülük, nimetlerden çokça yararlanmaktan uzak durmak, nefsi mihnetli işlerde çalıştırmak enbiyanın ahlakındandır. Böylelikle onların sünnetine uyulsun ve onların sünnetlerine uyanlar, yerilmiş olan refaha meyledip kendilerini kaptırmasın. Yüce Allah'ın: "Yalanlayan o nimet sahipleri ile beni başbaşa bırak ve onlara azıcık bir mühlet ver."(Müzzemmil, 11) buyruğu ile bu halin yerildiğine işaret edilmiş bulunulmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 6039
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّهُ رَأَى عَلَى أُمِّ كُلْثُومٍ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بُرْدَ حَرِيرٍ سِيَرَاءَ‏.‏

Enes b. Malik'ten rivayete göre "O, Rasulu!lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı Ümmü Külsum aleyhesselam üzerinde ipek siyera (çizgili) bir burd görmüştür." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınların ipek giyinmesi." Buhari'ye göre nehyin açık bir şekilde erkeklere mahsus olduğuna dair rivayet edilen meşhur iki hadis sabit olmamıştır. Bu sebeple o, buna delalet eden rivayetlerle yetinmiş bulunmaktadır. Ahmed ve Sünen sahipleri ile sahih olduğunu belirterek İbn Hibban ve Hakim Ali r.a.'dan şu hadisi rivayet etmektedirler: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir parça ipek ve bir miktar altın alıp: Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram, dişilerine helaldir, buyurdu." Şeyh Ebu Muhammed b. Ebi Cemra dedi ki: Eğer bizler bu yasak, bir hikmet dolayısıyla erkeklere hastır görüşünü kabul edecek olursak, zahir olduğuna göre şam yüce Allah kadınların süslenmeden edemeyeceklerini bildiğinden ötürü, onu onlara mubah kılmak suretiyle lütufta bulunmuştur. Ayrıca onların süslenmeleri çoğunlukla kocaları içindir. Diğer taraftan "kocaya karşı güzel görünmek imandandır" rivayeti de varid olmuştur. İbn Ebi Cemra devamla der ki: İşte bundan şu hüküm de çıkartılmaktadır: Er kişinin lezzet verici şeyleri kullanmakta aşırıya gitmesi uygun değildir. Çünkü bu, dişilerin niteliklerindendir. "Siyera hulle." Ebu Ubeyd der ki: Hulle, Yemen burdleridir. Hulle, izar ve ridadan ibarettir. Siyera ise -Malik'in dediği üzere- ipekten çizgiler demektir. ''Yüzünden kızdığını anladım." Müslim, Ebu Salih yoluyla gelen rivayette şu fazlalığı da zikretmektedir: "Buyurdu ki: Ben onu sana kendin giyesin diye göndermedim. Ben onu (yakınların olan) kadınlar arasında başörtüleri halinde bölüp ayırasın diye göndermiştim." Bir başka rivayette de: "Onu Fatıma'lar arasında başörtüleri halinde parçaladı" denilmektedir. "Ben de onu yakınım olan kadınlar arasında paylaştırdım." Onu parçalayıp onlara başörtüleri halinde dağıttım, demektir. (Hadiste geçen el-humur)'un tekili "himar" olup kadının kendisiyle başını örttüğü örtüye derler. "(Ahirette) payı olmayan kimseler" (pay diye tercüme edilen "halak"ın olmaması) aynı zamanda haramlık ve din hakkında da kullanılır. Bununla, ahirette payı olmayan kimseleri kastetmiş olma ihtimali vardır. Yani ipek elbise giyen kimsenin ahirette payı yoktur. et-Tıbi der ki: Bu Başlıktaki hadisler, kadınların ipek giymelerinin caiz olduğuna; elbisenin tamamıyla ipek olması ile bir kısmının ipek olması arasında fark olmadığına delil gösterilmiştir. Hadislerden Çıkan Diğer Sonuçlar 1- Mescidin kapısı önünde alışveriş yapmak caizdir. 2- Salih ve faziletli kimseler de doğrudan alışveriş yapabilirler. 3- Erkeklerin, satmak ve giyinmek dışında, hibe ve hediye yoluyla ipekte tasarrufta bulunmaları caizdir. 4- Kafir olan akrabanın akrabalık bağlarını gözetmek ve hediye ile ona iyilikte bulunmak caizdir

Sahîh-i Buhârî, 5842
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، ح وَحَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ دَاوُدَ الْمَهْرِيُّ، وَابْنُ السَّرْحِ، وَأَحْمَدُ بْنُ سَعِيدٍ الْهَمْدَانِيُّ، قَالُوا أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي قُرَّةُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْمَعَافِرِيُّ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - أَنَّهَا قَالَتْ يَرْحَمُ اللَّهُ نِسَاءَ الْمُهَاجِرَاتِ الأُوَلَ لَمَّا أَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏ وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ ‏}‏ شَقَقْنَ أَكْنَفَ - قَالَ ابْنُ صَالِحٍ أَكْثَفَ - مُرُوطِهِنَّ فَاخْتَمَرْنَ بِهَا ‏.‏

Urve b.Zübeyr'den rivayet olunduğuna göre: Aişe (r.anha) şöyle demiştir: Allah ilk nuıhacir kadınlara rahmet eylesin. (Yüce) Allah, "Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar" ayetini indirdiğinde (yünden ya da ipekten dokunan) dış giysilerin bedeni en iyi şekilde örtenini, (ravi Ahmed) b. Salih (burayı) "Yünden ya da ipekten dokunan dış giysilerinin en kalınını ikiye bölüp onları(n bir parçasını) kendilerine başörtüsü yaptılar" diye rivayet etti

Sünen-i Ebû Dâvûd, 4102
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أُمِّ سَلَمَةَ، حَدَّثَتْهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ حَدَّثَتْهَا قَالَتْ، بَيْنَمَا أَنَا مُضْطَجِعَةٌ، مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْخَمِيلَةِ إِذْ حِضْتُ فَانْسَلَلْتُ فَأَخَذْتُ ثِيَابَ حَيْضَتِي فَقَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ أَنُفِسْتِ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ نَعَمْ ‏.‏ فَدَعَانِي فَاضْطَجَعْتُ مَعَهُ فِي الْخَمِيلَةِ ‏.‏ قَالَتْ وَكَانَتْ هِيَ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَغْتَسِلاَنِ فِي الإِنَاءِ الْوَاحِدِ مِنَ الْجَنَابَةِ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsenna rivayet etti. (Dediki): Bize Muaz b. Hîşam rivayet etti. (Dediki): Bana babam, Yahya b. Ebi Kesîrden rivayet etti. (Demiş ki) : Bize Selemetü'bnü Abdirrahman rivayet etti. Onada Zeynep binti Ümmü seleme rivayet etmiş. onada Ümmü Seleme rivayet etmiş. Demişki: Ben kadife bir örtü altında Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte yatıyorken ay hali oluverdim. Derhal sıvışıp ay hali olduğum zaman giyindiğim elbiselerimi aldım. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: ''Ay hali mi oldun?" dedi. Ben, evet dedim. O beni çağırdı ve kadife örtünün altında onunla birlikte yattım. Ümmü Seleme (r.anha) dedi ki: Kendisi Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte cünüplükten aynı kapta yıkanırlardı. Diğer tahric: Buhari, 298, 322 -uzunca-, 323,1929 -uzunca-; Nesai, 282, 369 DAVUDOĞLU AÇIKLAMA: Bu hadisi Buhari «Kitabu'l Hayz'ın bir iki yerinde ve «Kitab't-Tahare»de; Nesaî dahi «Kitabu't-Tahare»de muhtelif ravilerden tahriç etmişlerdir. Gerçi Ebu Davud Hz. Aişe'den buna muarız bir hadis rivayet etmişdir. O Hadiste Hz, Aişe: «Ben hayzımı gördüğüm zaman yataktan hasırın üzerine inerdim. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana yaklaşmazdı; ben de temizleninceye kadar ona yaklaşmazdım. demişsede de Aliyyu-l' Kaarî: İhtimal bu hadis mensuhdur; diyor. İbni Kesir ise onun tenezzüh ve ihtiyata hamledildiğini söylüyor. İbni Abbas (R.A.) Hayz zamanında karısından uzaklaşırmış. Halası Meymune (R.A.) bunu duyunca; ona haber göndererek: «Sen Resulullah'ın sünnetinden yüz mü çeviriyorsun! Vallahi o hayızlı kadınlarından biri ile yatar aralarında dizleri geçecek kadar bir Örtüden başka bir şey bulunmazdı.» demiş Hamile yahut hamil: Saçaklı kadife demektir. Hadîsin bazı rivayet lerinde kelimenin yerine «hamîsa» zikredilmiştir. Hamîsa dört köşeli ve iki çizgili çarşaftır. Bazıları siyah ve kırmızı çizgili bir kumaş olduğunu söylerler. Nifas: Çocuk doğurduktan sonra gelen kandır. Azı için hudud yoksada son haddi kırk gündür. Ondan sonra kan gelse bile hastalıktan dolayı olduğu için kadının namaz oruç gibi ibadetlerine manî değildir. Ekseri ulema ve fukahanm kavilleri budur. Hasan-ı Basrî'den nifaslı kadının elli gün namaz kılamayacağı rivayet olunmuştur. Ata' ise bu müddeti altmış güne çıkarmıştır. NEVEVİ ŞERHİ: Bu babta Meymune (r.anha)'nın: "Ben ay hali olduğum halde ... " hadisi ile Ümmü Seleme (r.anha)'nın: "Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte kadife bir örtünün altında yatarken ... " hadisleri yer almaktadır. Dilcilerin belirttiğine göre "ham1le" ve "ham1l" kadife demektir. Neden olursa olsun havı bulunan her bir elbiseye hamıle denilir. Siyah elbiselere ham1le denildiği de söylenmiştir. (Um Seleme'nin): "İnseleltu" ifadesi gizlice çekip gittim, sıvıştım demektir. Onun bu şekilde uzaklaşması muhtemelen Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kanın bulaşmasından korkması idi yahut (3/206) kendisi tiksindiği için Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber yatmayı uygun görmediği yahut kendisi kendisinden yararlanması imkan bulunmayan bu halde kendisinden faydalanmayı isteyeceğinden korktuğu için olmuştur. "Ay hali olduğunda giydiğim elbiselerimi aldım" yani ay hali zamanı için hazırlanmış elbiselerimi aldım. Ay halini anlatmak için "nefise" fiili kullanılır, loğusalık halini anlatmak için ise "nüfise" diye kullanılır. Herevı'nin naklettiğine göre ise loğusalık halinde nufise ve nefise şekilleri, ay hali hakkında ise sadece nefise şekli kullanılır demiştir. Kadı İyaz der ki: Bizim burada Müslim'deki rivayetimiz nun harfi dammeli (nufise) şeklidir. Hadis ehlinin rivayeti de budur ve bu sahihtir. Ebu Hatim de el-Esmal'den ay hali ve doğum (loğusalık) hakkında her iki şekli de nakletmiş olup, bunu daha başkaları da zikretmiş bulunmaktadır. Bütün bu şekillerin ifade ettikleri asıl anlam ise kan ın çıkmasıdır. Kana da "nefs" adı verilir. Allah en iyi bilendir. Babtaki Hadislerden Çıkartılan Hükümler 1- Ay hali olan kadın ile birlikte uyumak, onunla aynı yorgan altında yatmak -göbek ile diz kapağı arasında tenlerin birbirlerine değmesini önleyecek yahut yalnız ferci haram kabul edenlere göre- ise ferce değmeyi önleyecek bir engelin bulunması hu.linde caizdir. 2- İlim adamları der ki: Ay hali olan kadınla aynı yatakta yatmak, öpmek, göbekten yuka'ısı ve diz kapağının altındaki yerlerinden yararlanmak mekruh olmadığı gib 3- Elini sıvı herh,mgi bir şeye daldırması 4- Kocasının başinı ya da mahremlerinden olan birisinin başını yıkaması ve taraması da mekruh değildir. 5- Ay hali olan kadının yemek pişirmesi, hamur yoğurması ve daha baş- ka işleri yapması mekruh değildir. 6- Arttırdığı su ve yemek ve teri temizdir. Bütün bu hususlar üzerinde ittifak vardır. İmam Ebu Cafer Muhammed b. Cerir, Mezahibu'l-Ulema adlı eserinde Müslümanların bütür. bu hususlarda icma ettiklerini nakletmektedir. Bunların sünnetten delilleri ise açık ve meşhurdur. (3/207) Yüce Allah'ın: '1\y halinde iken kadınlardan ayrı durun, temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. " (Bakara, 2/222) buyruğuna gelince: Bundan maksat onlarla cinsel ilişkiden uzak durun ve onlarla cinsel ilişkiye yakınlaştıncı halleriniz olmasın, demektir. Allah en iyi bilendir

Sahîh-i Müslim, 683

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.