Sahîh-i Buhârî · 4834
Arapça metin
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، سَمِعْتُ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ {إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا} قَالَ الْحُدَيْبِيَةُ.
Enes'ten rivayet edildiğine göre, ........... (Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.) (feth 1) ayetinde geçen fethin Hudeybiye antlaşması olduğunu söylemiştir
Benzer hadisler
حَدَّثَنِي أَحْمَدُ بْنُ إِسْحَاقَ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه {إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا} قَالَ الْحُدَيْبِيَةُ. قَالَ أَصْحَابُهُ هَنِيئًا مَرِيئًا فَمَا لَنَا فَأَنْزَلَ اللَّهُ {لِيُدْخِلَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ جَنَّاتٍ} قَالَ شُعْبَةُ فَقَدِمْتُ الْكُوفَةَ فَحَدَّثْتُ بِهَذَا كُلِّهِ عَنْ قَتَادَةَ ثُمَّ رَجَعْتُ فَذَكَرْتُ لَهُ فَقَالَ أَمَّا {إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ} فَعَنْ أَنَسٍ، وَأَمَّا هَنِيئًا مَرِيئًا فَعَنْ عِكْرِمَةَ.
Enes b. Malik r.a.'dan rivayete göre: "Şüphesiz biz sana apaçık bir fetih nasib ettik."[Feth, 1] buyruğu hakkında şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bu fetih" Hudeybiye'dir. Bunun üzerine Nebi'in ashabı: Bu fetih sana mübarek olsun. Peki, bizim için ne var, dediler. Bu sefer yüce Allah: "Mu'min erkeklerle, mu'min kadınları altlarında nehirler akan cennetlere ... soksun diye."[Feth,5] buyruğunu indirdi." Şu'be dedi ki: Ben kufe'ye gittim ve bütün bunları Katade'den diye rivayet ettim. Sonra geri dönüp, ona bunları söyleyince bu sefer: "Gerçekten biz sana apaçık bir fetih nasib ettik"e dair açıklamayı Enes'ten diye rivayet ettim ama "bu fetih sana mübarek olsun" sözlerini İkrime'den diye (rivayet ettim) dedi. Bu Hadis 4384 numara ile gelecektir
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ كُنَّا يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ أَلْفًا وَأَرْبَعَمِائَةٍ.
Cabir'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "Hudeybiye antlaşmasının yapıldığı gün biz, bin dört yüz kişi idik
وَحَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ أَبِي، عَرُوبَةَ عَنْ قَتَادَةَ، أَنَّ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ، حَدَّثَهُمْ قَالَ لَمَّا نَزَلَتْ { إِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا * لِيَغْفِرَ لَكَ اللَّهُ} إِلَى قَوْلِهِ { فَوْزًا عَظِيمًا} مَرْجِعَهُ مِنَ الْحُدَيْبِيَةِ وَهُمْ يُخَالِطُهُمُ الْحُزْنُ وَالْكَآبَةُ وَقَدْ نَحَرَ الْهَدْىَ بِالْحُدَيْبِيَةِ فَقَالَ " لَقَدْ أُنْزِلَتْ عَلَىَّ آيَةٌ هِيَ أَحَبُّ إِلَىَّ مِنَ الدُّنْيَا جَمِيعًا " .
Bize Nasr b. Aliy El-Cehdamî rivayet etti. (Dediki): Bize Hâlid b. Haris rivayet etti. (Dediki): Bize Saîd b. Ebî Arûbe, Katâde'den naklen rivayet etti ki, kendilerine Enes b. Mâlik rivayet etmiş. (Demişki): Hudeybiye'den dönüşte: Biz sana apaçık bir fetih sağladık. Allah sana gelmiş geçmiş bütün günahlarını bağışlasın diyen âyet-i kerîmesi: Bu, Allah indinde büyük bir kurtuluştur! âyetine kadar indiği vakit ashabı gam ve gussa almıştı. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hedy kurbanını Hudeybiye'de boğazlamıştı. işte o zaman : «Bana öyle bir âyet indirildi ki, benim için bütün dünyadan daha makbuldür!» buyurdular
حَدَّثَنَاهُ مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، سَمِعْتُ أَنَسًا، يُحَدِّثُ عَنْ أَبِي أُسَيْدٍ الأَنْصَارِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
{m-177} Bize bu hadisi Muhammed b. Müseımâ rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den rivayet etti, (Demişki): Ben Enes'i Ebû Useyd'i ensâriden, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadisin benzerini rivayet ederken işittim
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَتَادَةَ، سَمِعْتُ أَنَسًا، يَقُولُ قَالَتْ أُمُّ سُلَيْمٍ يَا رَسُولَ اللَّهِ خَادِمُكَ أَنَسٌ . فَذَكَرَ نَحْوَهُ .
{m-141} Bize Muhammed b. Müsennâ rivayet etti. (Dediki): Bize Ebû Dâvud rivayet etti. (Dediki): Bize Şu'be, Katâde'den rivayet etti. (Demişki): Enes'i şunu söylerken işittim : Ümmü Süleym : — Yâ Resûlallah! Enes hizmetçindir... dedi. Ve râvi yukarki hadis gibi nakletmiştir
وَحَدَّثَنَاهُ شَيْبَانُ بْنُ فَرُّوخَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ عَبْدِ الْعَزِيزِ، عَنْ أَنَسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ .
{….} Bize, bu hadîsi Şeybân b. Ferrûh dahî rivayet etti. (Dediki): Bize, Abdülvâris, Abdülâzız'den, o da Enes'den, o da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bu hadîsin mislini rivayet etti