İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5620

Drinks

Arapça metin

حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِشَرَابٍ فَشَرِبَ مِنْهُ، وَعَنْ يَمِينِهِ غُلاَمٌ وَعَنْ يَسَارِهِ الأَشْيَاخُ‏.‏ فَقَالَ لِلْغُلاَمِ ‏ "‏ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أُعْطِيَ هَؤُلاَءِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الْغُلاَمُ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ لاَ أُوثِرُ بِنَصِيبِي مِنْكَ أَحَدًا‏.‏ قَالَ فَتَلَّهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَدِهِ‏.‏

Sehl b. Sa'd r.a.'dan rivayete göre "Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir içecek takdim edildi. O da ondan içti. -Sağ tarafında genç bir delikanlı, sol tarafında da yaşlıca kimseler vardı.- Sağındaki gence: Bunlara vermeme izin veriyor musun, diye sordu. Genç: Allah'a yemin ederim ki hayır, ey Allah'ın Resulü! Başkasını kendime tercih ederek senden payıma düşeni ona veremem, dedi. (Sehı) dedi ki: Bu sefer Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O içeceği o gencin eline koydu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Bir kimse içme sırasında yaşça daha büyük olana vermek için sağında bulunan kimseden izin ister mi?" Buhari'nin bu hususta kesin hüküm vermeyiş sebebi, muayyen bir olayalup tahsis edilme ihtimalinin bulunmasından ötürü gibi görünüyor. Çünkü böyle bir tahsis söz konusu ise bir mecliste oturanların hepsi hakkında bu hüküm geçerli olmaz. Bu başlık altında Buhari bu konuda Sehl b. Said'ın rivayet ettiği hadisi zikretmektedir. Bu hadis İçecekler bahsinin baş taraflarında geçmiş bulunmaktadır. Orada bu gencin adı da, sol tarafta bulunan yaşlı şahısların bazılarının adları da verilmiştir. Allah Rasulünün: "Bana izin veriyor musun?" buyruğu, Enes tarafından rivayet edilen sağ tarafındaki bedevi Arap'tan izin vermesi ile ilgili ifadelerinde geçmemektedir. Nevevı ve başkaları bu hususta şu cevabı verirler: Buna sebep genç delikanlının, amcasının oğlu oluşudur. Bundan dolayı da onu nazlandırıyordu. Sol tarafta bulunan kimseler de aynı şekilde o gencin akrabaları idi. Bununla beraber onun gönlünü hoş ederek izin almak suretiyle ayrıca hükmü beyan edip, sünnetin sağ tarafta bulunan kimse, sol tarafta bulunanlara nispetle daha az faziletli olsa bile sağdakine öncelik vermek olduğunu da göstermiştir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Genelolarak içme sırasında sünnet olan, her yerde sağda olana öncelik vermektir. 2- Sağda bulunan kimseye öncelik tanımak, ondaki bir özellikten ileri gelmez. Bu sağ tarafının bir özelliğinden dolayıdır. Bu da sağın sol tarafa olan üstünlüğüdür. Bundan dolayı böyle bir uygulamanın sağda bulunan kimsenin tercih edilmesi anlamına gelmediği, aksine sadece onun ciheti dolayısıyla tercihi demek olduğu da anlaşılmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5620

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ خُصَيْفَةَ، عَنْ بُسْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كُنْتُ فِي مَجْلِسٍ مِنْ مَجَالِسِ الأَنْصَارِ إِذْ جَاءَ أَبُو مُوسَى كَأَنَّهُ مَذْعُورٌ فَقَالَ اسْتَأْذَنْتُ عَلَى عُمَرَ ثَلاَثًا، فَلَمْ يُؤْذَنْ لِي فَرَجَعْتُ فَقَالَ مَا مَنَعَكَ قُلْتُ اسْتَأْذَنْتُ ثَلاَثًا، فَلَمْ يُؤْذَنْ لِي فَرَجَعْتُ، وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا اسْتَأْذَنَ أَحَدُكُمْ ثَلاَثًا فَلَمْ يُؤْذَنْ لَهُ، فَلْيَرْجِعْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ وَاللَّهِ لَتُقِيمَنَّ عَلَيْهِ بِبَيِّنَةٍ‏.‏ أَمِنْكُمْ أَحَدٌ سَمِعَهُ مِنَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أُبَىُّ بْنُ كَعْبٍ وَاللَّهِ لاَ يَقُومُ مَعَكَ إِلاَّ أَصْغَرُ الْقَوْمِ، فَكُنْتُ أَصْغَرَ الْقَوْمِ، فَقُمْتُ مَعَهُ فَأَخْبَرْتُ عُمَرَ أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ذَلِكَ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الْمُبَارَكِ أَخْبَرَنِي ابْنُ عُيَيْنَةَ حَدَّثَنِي يَزِيدُ عَنْ بُسْرٍ سَمِعْتُ أَبَا سَعِيدٍ بِهَذَا‏.‏

Ebu Said el-Hudri'den dedi ki: "Ben ensarın oturduğu meclislerinden birisinde bulunuyordum. Bir ara Ebu Musa adeta korkmuş gibi geldi ve şunları söyledi: -Ben Ömer'in yanına girmek için üç defa izin istedim, ama o bana izin vermeyince ben de geri döndüm. Sonra: Seni içeri girmekten ne alıkoydu, diye sordu. Ben: Üç defa izin istediğim halde bana izin verilmediği için ben de geri döndüm. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da: Sizden biriniz üç defa izin istediği halde ona izin verilmeyecek olursa geri dönsün, buyurdu, diye cevap verdim. Bu sefer Ömer: Allah'a yemin ederim ya buna dair bir delil ortaya koyarsın (yahutta canını acıtacak şekilde seni cezalandırırım), dedi. Peki aranızdan bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işitmiş birisi var mıdır? Hemen Ubey İbn Ka'b şu cevabı verdi: Allah'a yemin ederim, seninle beraber (bu iş için) ancak burada bulunanların yaşça en küçüğü gelecektir. Orada bulunanların yaşça en küçükleri bendim. Bundan dolayı onunla birlikte kalkıp gittim ve Ömer'e Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu sözleri söylemiş olduğunu haber verdim.:' Fethu'l-Bari Açıklaması: "Selam vermek ve izin istemek". Yani ister bir arada olsunlar, ister ayrı ayrı olsunlar, izin istemek için selamın şart olup olmadığı hususunda görüş ayrılığı vardır. el-Mazeri: İzin isteme şekli: es-Selamu aleykum gireyim mi demek suretiyle olur. Bundan sonra kişi kendi adını vermekte yada selam ile yetinmekte muhayyerdir. Evet, el-Mazeri böyle demekle birlikte ileride "O kim diye sorulursa benim diyen kimse" başlığında, bu görüşün isabetli olmadığını gösterecek rivayetler gelecektir. "Bize İshak tahdis ettL" (6244 nolu hadisin Buhari'den önceki ravisL Yani hadisi Buhari'ye rivayet eden İshak İbn Mansur'dur.) Bu hadise dair açıklamalar ve el-İsmaili'nin: Selamın tekrarı ancak isti'zan (izin istemek) ile biriikte olması halinde meşrudur, dediği ve buna nasıl cevap verildiği, tek başına selam vermenin de eğer topluluk çoksa ya da bir kısmına işittirmemiş ve hepsinin de işitmesini istemiş ise tekrarının meşru olduğuna dair açıklamalar geçmiş bulunmaktadır. Nitekim Enes'in rivayet ettiği bu hadisin anlamının böyle olduğunu Nevevi kesin olarak ifade etmiştir. Aynı şekilde selam verdiği halde sesinin işitilmediğini düşünürse selamını tekrarlaması sünnettir. İkinci ve üçüncü defa selam vermeyi tekrarlar ama üçten fazla tekrar etmez. Cumhur ile bazı Malikiler, haberin zahirine uyarak daha fazla selam vermeyeceği görüşündedir. el-Mazerı ise şöyle demektedir: Verdiği selamın işitilmediğini zannedecek olursa üçten fazla selam verir mi vermez mi hususunda görüş ayrılığı vardır. Daha fazla selam vermez denildiği gibi, verilebilir de denilmiştir. (6245 nolu hadisin) bazı rivayet yollarında Ömer'in, Ebu Musa'ya şöyle dediği zikredilmektedir: "Bana gelince, ben seni (yalancılıkla) itham etmiyorum ama insanların Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den hadis naklederken cüretkarlık göstermemelerini istedim." Derim ki: Bu fazlalık Muvatta'da Rabia'dan diye rivayet edilmiştir. Az önce kendisine işaret etmiş olduğumuz Ubeyd İbn Huneyn rivayetinde: "Bunun üzerine Ömer, Ebu Musa'ya: Allah'a yemin ederim, şüphesiz ki sen Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in hadisi konusunda kendisine güvenilen birisisin ama ben işi sağlam tutmayı arzu ettim, demiştir." Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e isnad edilen bu merfu haber, üç defadan fazla izin istemenin caiz olmadığına delil gösterilmiştir. İbn Abdilberr dedi ki: İlim ehlinin çoğunluğunun kanaati bu doğrultudadır. Bazıları da şöyle demiştir: Eğer kendisinden izin istenen kişi işitmemişse daha çok sayıda izin istemekte bir sakınca yoktur. Suhnun, İbn Vehb'den, o Malik'ten: Kendisinden izin istenen kişinin işitmediğini bilmesi hali dışında üçten fazla izin istemesini sevmiyorum, dediği rivayet edilmiştir. Derim ki: Şamler tarafından da daha sahih görülen görüş budur. Yine hadisten anlaşıldığına göre, ev sahibi izin istendiğini işittiği takdirde ister bir defa selam vermiş olsun, ister iki, ister üç defa şayet izin isteyene izin vermemekte mazur görülebileceği dini ya da dünyevi bir işle meşgul bulunuyor ise izin vermeme hakkına sahiptir. Hadisten anlaşılan bir diğer husus da şudur: Derya gibi alim bir kişi bazen kendisinden daha aşağı mertebede bulunan bir kimsenin bildiği bir bilgiyi bilmeyebilir. Bu ise onun ilim niteliğine ve ilimde derya gibi oluşuna gölge düşürmez. İbn Battal dedi ki: Böyle bir durumu bilmemek, Ömer için mümkün olduğuna göre ondan daha alt mertebede olan bir kimse hakkında ne düşünülebilir?

Sahîh-i Buhârî, 6245
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَبِي وَمُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ عَلَى الْيَمَنِ فَقَالَ ‏"‏ يَسِّرَا وَلاَ تُعَسِّرَا، وَبَشِّرَا وَلاَ تُنَفِّرَا، وَتَطَاوَعَا ‏"‏‏.‏ فَقَالَ لَهُ أَبُو مُوسَى إِنَّهُ يُصْنَعُ بِأَرْضِنَا الْبِتْعُ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ النَّضْرُ وَأَبُو دَاوُدَ وَيَزِيدُ بْنُ هَارُونَ وَوَكِيعٌ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Said b. Ebi Bürde şöyle demiştir: Babamın anlattığına göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini ve Muaz b. Cebel'i Yemen'e göndermiş ve "Kolaylaştınn, zorlaştırmayın, müjdeleyip sevindirin, nefret ettirmeyin ve birbirinize hükümde uygunluk gösterin" diye emretmiştir. Ebu Musa Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Bizim Yemen topraklarında biti' denilen bir içki yapılır. Bize ne emredersiniz?" diye sormuş, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de "Sarhoşluk verici her içki haramdır!" buyurmuştur. Fethu'l-Bari Açıklaması: "........" yani hükümde uygunluk gösterin, birbirinizle anlaşmazlığa düşmeyin! Zira bu, sizin yönettiğiniz halkın da görüş ayrılığına düşmesine yol açar. Bu da düşmanlığa, sonra da savaşa sebep olur. İhtilaf durumunda başvurulacak ilke, kitap ve sünnette yer alan ifadelerdir. Yüce Allah "Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz -Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allah'a ve Resulüne götürün {onların talimatına göre halledin)"(Nisa 59) buyurmaktadır. Bu konunun daha fazla açıklaması, inşallah İ'tisam bölümünde gelecektir. İbn Battal ve başkaları şöyle demiştir: Hadis ittifaka teşvik etmektedir. Zira ittifakta sevgi, kaynaşma, hak üzere işbirliği vardır. Hadise göre bir beldeye iki tane hakim tayin etmek caizdir. Bunlardan her biri beldenin belli bir köşesinde oturur. İbnü'I-Arabi şöyle der: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem O iki hakimi, göreve getirdiği konularda ortak etti. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu uygulaması, iki kişiyi yetkide ortak olarak hakim tayin etmede bir ilke koymuş oldu. İbnü'l-Arabi böyle diyorsa da İbn Battal'a göre bu görüş tartışılır. Çünkü bunun yeri, her iki hakimin verdiği hükmün geçerli olduğu alanlardır. Ancak İbnü'I-Müneyyir şöyle der: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in O iki kişiyi her olaydaki hükümde ortak hareket etmek amacıyla tayin etmiş olma ihtimali olduğu gibi, her birinin verdiği hükümde bağımsız olma ve her birinin kendine özel bir yargı alanı bulunma ihtimali de vardır. Bunun nasılolduğunu ancak Yüce Allah bilir. İbnü't-Tin'in yaklaşımı şöyledir: Doğru olanı iki hakimin ortak olduklarıdır. Ancak bir başka rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onlardan her birini bir eyalete tayin etmiştir. Yemen iki büyük eyalete ayrılmıştl. Bizce itibar edilen budur

Sahîh-i Buhârî, 7172
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِشَرَابٍ، وَعَنْ يَمِينِهِ غُلاَمٌ وَعَنْ يَسَارِهِ أَشْيَاخٌ، فَقَالَ لِلْغُلاَمِ ‏ "‏ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أُعْطِيَ هَؤُلاَءِ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ الْغُلاَمُ لاَ، وَاللَّهِ لاَ أُوثِرُ بِنَصِيبِي مِنْكَ أَحَدًا‏.‏ فَتَلَّهُ فِي يَدِهِ‏.‏

Sehl b. Sa'd'dan rivayet edilmiştir: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir içecek getirilmişti. Sağında bir genç, solunda birkaç yaşlı oturuyordu. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem gence: "İçeceği önce bunlara vermeme izin verir misin?" buyurdu. Genç "Vallahi, hayır. Senden gelen nasibimi kimseyle değişmem" deyince Hz. Nebi içeceği çocuğun eline verdi

Sahîh-i Buhârî, 2605
HadisMuvatta (İmam Mâlik)

وَحَدَّثَنِي عَنْ مَالِكٍ، عَنْ أَبِي حَازِمِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ الأَنْصَارِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُتِيَ بِشَرَابٍ فَشَرِبَ مِنْهُ وَعَنْ يَمِينِهِ غُلاَمٌ وَعَنْ يَسَارِهِ الأَشْيَاخُ فَقَالَ لِلْغُلاَمِ ‏ "‏ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أُعْطِيَ هَؤُلاَءِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ الْغُلاَمُ لاَ وَاللَّهِ يَا رَسُولَ اللَّهِ لاَ أُوثِرُ بِنَصِيبِي مِنْكَ أَحَدًا ‏.‏ قَالَ فَتَلَّهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي يَدِهِ ‏.‏

Sehl b. Sa'd el Ensari r.a.'den rivayete göre, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir içecek getirildi. O da ondan içti. Sağında bir çocuk, solunda da yaşlı kişiler bulunuyordu. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem çocuğa: "Şu yaşlı kimselere önce vermeme izin verir misin?" diye sordu. Çocuk ta şöyle dedi: "Hayır vallahi izin veremem ey Aııah'ın Rasulü! İçeceğin, senden bana verilmesi hakkını kimseye vermem. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem da içeceği onun eline verdi." Diğer tahric: Buhari, Eşribe; Müslim, Eşribe

Muvatta (İmam Mâlik), 1688
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ حُمَيْدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُعَاذٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، قَالَ رَأَيْتُ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ يَحْلِفُ بِاللَّهِ أَنَّ ابْنَ الصَّائِدِ الدَّجَّالُ، قُلْتُ تَحْلِفُ بِاللَّهِ‏.‏ قَالَ إِنِّي سَمِعْتُ عُمَرَ يَحْلِفُ عَلَى ذَلِكَ عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يُنْكِرْهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم‏.‏

Muhammed b. el-Münkedir şöyle demiştir: Ben Cabir b. Abdullah r.a.'ı, İbnü's-Sayyad'ın Deccal olduğuna Allah adına yemin ederken gördüm. Ona "Allah adına bu hususta nasıl yemin edersin?" dedim. O da "Ben Hz. Ömer'i bunun Deccal olduğuna Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda yemin ederken işittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona tepki göstermedi" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: Başlıkta yer alan "en-nekir", "azim" ölçüsünde olup, tepkide ileri gitmek anlamındadır. Bilginler, Nebi s.a.v.'in huzurunda yapılan bir hareketi veya kendisine söylenip de haberdar olduğu bir şeyi tepki göstermeksizin takrir etmesinin onun caizliğine delilolduğu noktasında ittifak etmişlerdir. Çünkü onun ismet sıfatı, tepki göstermek gereken bir fiil hakkında bir başkasının yapması muhtemel tepkisizliği geçersiz kılmaktadır. Netice olarak o, bir batılı kabul etmez. Buradan hareketle İmam Buhari "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den başkası değil" demiştir. Çünkü bir başkasının sükCıtu, o şeyin caiz olduğunu göstermez. "Allah adına bu hususta nasıl yemin edersin?" dedim. O da "Ben Hz. Ömer'i bunun Deccal olduğuna Nebi s.a.v.'in huzurunda yemin ederken işittim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de ona tepki göstermedi." Cabir, Ömer'in Nebi s.a.v.'in huzurunda yemin ettiğini duyup, Nebi s.a.v.'in ona tepki göstermediğini görünce bundan yapılan fiilin uygunluğunu anlamış oldu. Fakat geriye takride amel etmenin şartının, onun aksine açık bir beyannın bulunmaması olduğu kalıyor. Her kim Nebi s.a.v.'in huzurunda bir şey söyler veya yaparsa, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bunu ikrar ederse bu davranışı o fiilin caizliğini gösterir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bunun aksini yap" derse -o emrin o kişiye mahsus olduğuna delil bulunmadığı takdirde" bu, sözkonusu takririn neshedildiğine delildir. Beyhaki şöyle demiştir: Cabir hadisinde Nebi s.a.v.'in Ömer'in yeminine sükCıt etmesinden daha fazla bir şey yoktur. Dolayısıyla Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in İbnü's-Sayyad hakkında fikir yürütmeyip durmuş olması ve sonra Temim ed-Dari olayının gerektirdiği üzere Yüce Allah'tan kendisine Deccal'in İbnü's-Sayyad'dan başkası olduğuna dair bir hüccet gelmiş bulunması ihtimal dahilindedir. Deccal'in İbn Sayyad'dan başkası olduğunu ifade eden bilginler, buna dayanmışlardır. Bu rivayetin nakil yolu daha sahihtir. İbnü's-Sayyad'ın vasfı, Deccal'deki niteliklere uygun düşmüş olmaktadır. Biz de şunu eklemekte fayda görmekteyiz: Temim olayını Müslim, Fatıma bnt. Kays'tan şu şekilde nakletmiştir: Nebi s.a.v. bir konuşma yaptı ve Temim ed-Dari'nin kavminden otuz kişiyle birlikte deniz yolculuğuna çıktığından söz etti. Yolculuk esnasında Temim ve arkadaşları dalgalara kapılıp, bir ay kıyıya yanaşamazlar. Sonra bir adaya inerler. Orada karşılarına gövdesi çok kıllı bir hayvan çıkar ve onlara ben Cessaseyim der. Sonra manastırda bulunan bir adamdan söz eder. Temim ed-Dari olayın devamını şöyle anlatır: Hızla yolasıktık ve o manastıra girdik. Bir de ne görelim, şimdiye kadar gördüğümüz en iri cüsseli, elleri boynuna demirle sımsıkı bağlanmış bir insanla karşı karşıyayız! Ona "Vay sana, sen nesin" diye sorduk. Bu uzunca hadisin devamında o iri cüsseli zatın onlara ümmilerin Nebiinin gönderilip, gönderilmediğini sorduğu, ona itaat ettikleri takdirde bunun kendileri için daha hayırlı olacağını söylediği, Taberiyye gölünü, Aynzugar'' ve Nahlbisan'' sorduğu yer almaktadır. Aynı rivayete göre onlara "Benim kim olduğumu size bildireyim. Ben Mesih'im. Buradan çıkmama izin verileceği günler yakındır. Buradan çıkıp yeryüzünde gezeceğim ve kırk gece zarfında ayak basmadık hiçbir köy bırakmayacağım. Ancak Mekke ve Medine bundan müstesnadır" dediği ifade edilmektedir.(Müslim, fiten) Hadisin Beyhaki' de yer alan rivayet yollarından birisine göre o kişinin yaşlı biri olduğu ifade edilmektedir. Bu haberin isnadı sahihtir. Beyhaki şöyle demiştir: Bu habere göre zamanın ahrında ortaya çıkacak olan en büyük decca! İbn Sayyad' dan başka biridir. İbn Sayyad çıkacakları haber verilen yalancı deccallerden birisidir. Sözkonusu deccallerin çoğu çıkmıştır. Decca!'in, İbn Sayyad olduğunu kesin bir dille ifade edenler, Temim olayını duymamışlardır. Temim hadisindeki ifade ile İbn Sayyad'ın deccal olduğu görüşü en uygun şu şekilde cem ve telif edilir: Temimin bağa vurulmuş olarak görmüş olduğu, deccalin bizzat kendisidir ve İbn Sayyad bir şeytan olup, o andan lsfehan'a yönelinceye kadar deccal kılığında ortaya çıkmıştır. Sonra Yüce Allah'ın çıkacağını takdir ettiği süreye kadar akranıyla birlikte kendisini gizlemiştir

Sahîh-i Buhârî, 7355
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، عَنْ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ أُتِيَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِقَدَحٍ فَشَرِبَ وَعَنْ يَمِينِهِ غُلاَمٌ، هُوَ أَحْدَثُ الْقَوْمِ، وَالأَشْيَاخُ عَنْ يَسَارِهِ قَالَ ‏ "‏ يَا غُلاَمُ أَتَأْذَنُ لِي أَنْ أُعْطِيَ الأَشْيَاخَ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ مَا كُنْتُ لأُوثِرَ بِنَصِيبِي مِنْكَ أَحَدًا يَا رَسُولَ اللَّهِ‏.‏ فَأَعْطَاهُ إِيَّاهُ‏.‏

Sehl bin Sa'd r.a. şöyle anlatır: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir bardak (su veya süt) getirilmiş ve Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ondan bir miktar içmiştL Hz. Nebi'in sağında bir genç, solunda ise ihtiyarlar bulunuyordu. Genç, topluluktaki en küçük kimse idi. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selle m gence, "Ey genç' İzin verirsen bunu yaşlılara ikram edeyim" buyurdu. Genç de, "Ey Allah'ın Resulü Senin artığını içme şerefi konusunda hiçbir kimseyi kendime tercih edemem" dedi. Bunun üzerine Hz. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bardağı o gence verdi

Sahîh-i Buhârî, 2366

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.