İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 5837

Dress

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَلِيٌّ، حَدَّثَنَا وَهْبُ بْنُ جَرِيرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي نَجِيحٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ حُذَيْفَةَ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ نَهَانَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَشْرَبَ فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، وَأَنْ نَأْكُلَ فِيهَا، وَعَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ، وَأَنْ نَجْلِسَ عَلَيْهِ‏.‏

Huzeyfe r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bize altın ve gümüş kaplardan içmeyi, onlarda yemek yemeyi, ayrıca ipek ve atlas giyinmeyi ve bunların üzerine oturmayı yasakladı." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İpek yaygı edinme"nin helal ve haram oluşu bakımından hükmü. "İpek ve atlas giyinmeyi ve üzerine oturmayı." Buradaki "ve üzerine oturmayı" fazlalığı, ipeği n üzerine oturmanın yasak olduğunu kabul edenler lehine güçlü bir delildir. Zaten bu, cumhCırun da görüşüdür. Bu hususta İbnu'l-Macişun ile Kufelilerle bazı ŞafiIler muhalefet etmişlerdir. BÇ'lZı Hanefiler "nehyetti" lafzının haram kılmak hükmünde açık olmadığını söyleyerek cevap vermişler, bazıları da nehyin hem giymek, hem de oturmak hakkında varid olduğunu, tek başına oturmak için söz konusu olmadığının ihtimal dahilinde olduğunu söylemişlerdir. Bu da İbn Battal'ın hadisin ipek üzerinde oturmanın haram oluşu hususunda nas olduğuna dair iddiasını reddetmektedir. Çünkü bu hususta nas değildir. Sadece zahir olan odur. Ayrıca bu hadis, kadınların ipek yaygı kullanmaktan alıkonulacağına da delil gösterilmiştir. Ancak bu, zayıf bir değerlendirmedir. Çünkü erkeklere yapılan hitap, tercih edilen görüşe göre dişileri kapsamaz. Yasak olduğunu söyleyen kimseler, onların altını süs olarak takınmaları caiz olmakla birlikte, altın kaplan kullanmalarının yasaklandığına kıyası delil göstermiş de olabilirler. O halde kadınların ipek giyinmeleri caiz olmakla birlikte, onu (yaygı ve benzeri şekillerde) kullanmaları yasaklanır. Bu açıklama şeklini er-Ram doğru kabul etmiştir. Nevevı ise caiz oluşunu doğru kabul etmiş ve erkeğin hanımı ile beraber hanımının döşeği üzerinde ipeği yayıp kullanmasını yasakladığını delil göstermiştir. Malikilerden bunun caiz olduğunu kabul edenlerin görüşü ise şöyle açıklanır: Kadın erkeğin firaşı (yatağı)dır. Hanımının üzerinde altın süs eşyası ve ipek bulunduğu halde onunla yatması caiz olduğu gibi, hanımı ile beraber hanımı için mubah olan döşeği üzerinde oturması ve onunla beraber uyuması da caizdir. Bir Uyarı: Üzerine oturması yasak olan şey, giyilmesi yasak olan şeydir. Bu da -daha önce açıklandığı gibi- katıksız ipekten yapılan yahut ipeğin diğer dokumalardan daha çok bulunduğu kumaşlardır

Sahîh-i Buhârî, 5837

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عِمْرَانَ بْنِ حِطَّانَ، قَالَ سَأَلْتُ عَائِشَةَ عَنِ الْحَرِيرِ، فَقَالَتِ ائْتِ ابْنَ عَبَّاسٍ فَسَلْهُ‏.‏ قَالَ فَسَأَلْتُهُ فَقَالَ سَلِ ابْنَ عُمَرَ‏.‏ قَالَ فَسَأَلْتُ ابْنَ عُمَرَ فَقَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو حَفْصٍ ـ يَعْنِي عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ إِنَّمَا يَلْبَسُ الْحَرِيرَ فِي الدُّنْيَا مَنْ لاَ خَلاَقَ لَهُ فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏ فَقُلْتُ صَدَقَ وَمَا كَذَبَ أَبُو حَفْصٍ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم‏.‏ وَقَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ رَجَاءٍ حَدَّثَنَا حَرْبٌ عَنْ يَحْيَى حَدَّثَنِي عِمْرَانُ‏.‏ وَقَصَّ الْحَدِيثَ‏.‏

Ebu Hafs'tan -yani Ömer b. el-Hattab'dan- rivayete göre Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "İpeği dünyada ancak ahirette hiçbir payı olmayan kimseler giyinir." Ben (ravilerden İmran b. Hittan) derim ki: "Ebu Hafs, Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem hakkında doğru söylemiştir, ona yalan söylememiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Erkeklerin ipek giyinmesi ve" bazı elbiselerde bulunması halinde "kullanı}ması caiz olan miktar," İbn Battal dedi ki: İpek hakkında görüş ayı'ılığı vardır. Kimisi: Kadınlar için de dahil olmak üzere her durumda giyilmesi haramdır, demiştir. Bu açıklama Ali, İbn Ömer, Huzeyfe, Ebu Musa ve İbnu'z-Zubeyr'den, tabilnden el-Hasen ve İbn Sırın'den naklediimiştir. Kimileri de giyilmesi mutlak olarak caizdir, demiş ve yasağa dair varid olmuş olan hadisleri, onu böbürlenmek için giyen kimseler hakkında ya da tenzihı kerahet olarak yorumlamışlardır. Derim ki: İkinci görüş onu giyinmeye karşılık tehdidin sabit oluşu dolayısıyla kabul edilemez. Iyad'ın söylediği: Bazıları bu husustaki genel nehyi haram olarak değil, kerahet olarak anlamışlardır, şeklindeki sözlerine İbn Dakiki'l-'Id itiraz ederek şunları söylemektedir: Kadı Iyad şöyle demiştir: İbnu'z-Zubeyr ve ona uygun kanaat belirtenlerden sonra ipeği n erkeklere haram, kadınlar için de mubah olduğu hususu üzerinde icma' gerçekleşmiş bulunmaktadır. İpeğin haram kılınışının illeti ile ilgili olarak da meşhur iki farklı görüş vardır. Birincisi böbürlenmek ve kibirlenmektir, ikincisi ise süs ve müreffehlik elbisesi oluşundan dolayıdır. Bu sebeple erkeklerin mertliği ile bağdaşmayıp kadınların kılığına daha uygun görülmüştür. Üçüncü bir illetin olma ihtimali de vardır. O da müşriklere benzemeye çalışmaktır. İbn' Dakiki'l-'Id dedi ki: Bu da birinci illete raci olabilir. Çünkü tekebbür de müşriklerin alametlerindendir. Her iki anlamın da göz önünde bulundurulmuş olma ihtimali de vardır. Ancak ikinci husus haram olmasını gerektirmez. Çünkü Şafil el-Um m adlı eserinde şöyle demektedir: Ben ipek giyinmeyi mekruh görmüyorum. Ama edebe aykırıdır. Çünkü kadınların kılığı kapsamındadır. Bununla birlikte erkeklerden kadınlara benzemeye çalışan kimseler hakkında lanetin. sabit görülmesi sebebiyle bu açıklama zor kabul edilir görülmüştür. ÇünKÜ bu lanet okuyuş, cinsi ve şekli itibariyle kadınlara özelolan şeylerin de yasaklanmasını gerektirmektedir. Kimisi bir başka illet olarak israfı da söz konusu etmiştir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ... nehyetti." el-İsmail! bu rivayette Ali b. elCa'd yoluyla Şu'be'den, Utbe b. Ferkad ile birlikte idik, sözünden sonra şu fazlalığı da zikretmektedir: "Bundan sonra söylemek istediklerime gelince: Izar giyinin, rida giyinin, nalın giyinin. Mestleri ve sirvalieri bırakın. Atanız İsmail'in elbisesi gibi giyinmeye bakın. Nimet ve refahtan, Acemlerin kılıklarına bürünmekten de sakının. Güneşte kalmaya bakın. Çünkü o Arapların hamamıdır. Rahatlığa alışmayın, kaba elbiseler giyinin, dizlerinizde derman kalmayıncaya kadar yorulun, ileriye atılın, hedeflere ok atın. Çünkü Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: ... " diye hadisin geri kalan bölümünü zikretmektedir. "Bildiğimiz kadarıyla o, bununla alametleri kastediyordu." Yani biz şunu öğrendik ki, istisna edilen şeyden kasıt, alametler idi. Bu da elbiselerde bulunan saçak, dikilen parçalar ve benzeri şeylerdir. "Huzeyfe" b. el-Yeman "idi." Onun rivayet ettiği bu hadisin şerhi Eşribe (içecek şeyler) bölümünde (5632.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. Üzerinde ipek şeritlerin dikildiği elbisenin (el-mutarraz) giyilmesinin caiz oluşuna delil gösterilmiştir. İpek parçaları şeritlerle dikilene mutarraf denilir. Aynı şekilde sözü edilen miktarda ipek saçaklarla etrafı saçaklandırılana el-Mutarraf da denilir. Tatriz, bazen dokumadan sonra elbisenin üzerinde de yapılabilir. Ona işaret edilmiş olma ihtimali de vardır. Aynı şekilde bu ister bir arada, ister dağılmış şekilde bu miktarda ipek karışımı bulunan elbiselerin giyilmesinin caiz olduğuna da delil gösterilmiştir ki, bu da güçlü bir istidlaldir. İleride iki bab sonra el-Kassi denilen ipek başlığında da buna dair açıklamalar gelecektir

Sahîh-i Buhârî, 5835
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنِ الْحَكَمِ، عَنِ ابْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ حُذَيْفَةُ بِالْمَدَايِنِ فَاسْتَسْقَى، فَأَتَاهُ دِهْقَانٌ بِقَدَحِ فِضَّةٍ، فَرَمَاهُ بِهِ فَقَالَ إِنِّي لَمْ أَرْمِهِ إِلاَّ أَنِّي نَهَيْتُهُ فَلَمْ يَنْتَهِ، وَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَهَانَا عَنِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَالشُّرْبِ فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَقَالَ ‏ "‏ هُنَّ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَهْىَ لَكُمْ فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏

Ebu Leyla'dan, dedi ki: "Huzeyfe Medain'de bulunuyordu. Kendisine su verilmesini istedi. Bir dihkan (Medain eşrafından birisi) ona gümüş bir kase getirdi. Huzeyfe o kaseyi ona doğru fırlatarak: Benim bunu atmamın tek sebebi, bu işi yapmamasını (defalarca) söylediğim halde bundan vazgeçmeyişidir. Halbuki Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem de bizlere ipek ve atlas giyinmeyi, altın ve gümüş kaplarda içmeyi yasaklamış ve: Bunlar bu dünyada onlarındır, (kafirlerin) ahirette de sizlerindir diye buyurdu, dedi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Altın kaplarda içmek." İbnulI-Münzir altın ve gümüş kaplarda içmenin haram olduğu üzerinde icmal bulunduğunu nakletmiştir. Tabilnden birisi olan Muaviye b. Kurra bundan müstesnadır. Bu husustaki nehiy ona ulaşmamış gibidir. Şafii'nin de kadim görüşüne göre -ki onun kullandığı ifade Harmele'de nakledilmiştir- buradaki nehiy tenzih içindir. Çünkü bu yasağın illeti Acemlere benzemeyi ihtiva etmesidir. Ama yeni mezhebindeki açık ifadesi, haram olduğu şeklindedir. Mezhebine mensup kimi ilim adamı ondan, onun bu hususta kat'i olarak haram olduğunu söylediğini nakletmiştir. Ona yakışan da budur. Çünkü bundan sonraki başlıkta geleceği üzere bunları kullanmaya ka.rşı cehennem ateşinin tehdidi sabittir. Eğer ŞafiiIden diye nakledilen görüş ondan gerçekten sabit olmuş ise sözü geçen hadis ona ulaşmadan önce bu görüşünü belirtmiş olabilir. Diğer taraftan Harmele'de ondan diye yapılan nakilde bir yanılma olduğunu destekleyen husus da şudur: et-Takrib adlı eserin sahibi Zekat bölümünde Harmele'de onun kullandığı ibarelerden altın ya da gümüş kap edinmenin haram kılınışına dair ifadeleri nakletmiş bulunmaktadır. Edinmek haram ise kullanmanın haram oluşu öncelikle söz konusudur. Daha önce değinilen illet ise ittifakla kabul edilmiş bir illet değildir. Aksine ilim adamları bu husustaki nehyin çeşitli illetlerini de söz konusu etmişlerdir. Fakirlerin kalplerini kırmak yahut büyüklenmek ve israf ile iki nakdin (altın ve gümüşÜn) piyasada az bulunmalarına sebep teşkil etmek gibi gerekçeler bunlar arasında sayılmıştır. "Huzeyfe Medain'de iken ... " Medain, Dicle kenarında büyük bir şehir olup onunla Bağdat arasında yedi fersah vardır. Medain, Fars krallarının kaldıkları şehir idi. Kisra'nın meşhur Eyvan'ı da oradadır. Medain, Ömer radıyallahu anh'ın halifeliği döneminde h. 16 yılında Sa'd b. Ebi Vakkas'ın kumandanlığında fethedilmiştir. Huzeyfe de önce Ömer radıyallfıhu anh'ın halifeliği döneminde, sOnra da Osman döneminde ve onun şehadetinden sonra, vefat edene kadar Medain valiliği ni yapmıştır. "Kendisine su getirilmesini istedi. Bir dihkan ona ... getirdi." Dihkan Farsça'da kasabanın büyüğü demektir. Yiyecekler bahsinde Seyf yoluyla Mücahid'den o İbn Ebi Leyla'dan "Huzeyfe'nin huzurunda idiler. O kendisine su getirilmesini istedi. Bir Mecusi ona su getirdi. .. " diye geçmiş idi. "Gümüş bir kase ile." Müslim'de "Abdullah b. Ukeym yoluyla Huzeyfe'nin huzurunda idik. Bir dihkan ona gümüş bir kap içerisinde bir içecek getirdi ... " şeklindedir. "Ve: Bunlar dünya da onların (kafirlerin)dir ama ahirette de bunlar sizin olacaktır." el-İsmaill dedi ki: "Dünyada" lafzı onların bu dünya hayatında bunları kullanmalarının mubah kılındığı anlamına gelmez; ama "onlarındır" ifadesinden kasıt, Müslümanlara muhalefet olarak onlar bunları kullanırlar, demektir. Aynı şekilde "ahirette ise sizindir" yani dünya hayatında bunu terk etmenize kafşılık mükafat olarak siz bunları ahirette kullanacaksınız. Ama bunları kullanmak suretiyle dünyada Allah'a karşı geldiklerinden, ceza olarak bunu ahirette kullanamayacaklardır

Sahîh-i Buhârî, 5632
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سَيْفُ بْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، قَالَ سَمِعْتُ مُجَاهِدًا، يَقُولُ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى، أَنَّهُمْ كَانُوا عِنْدَ حُذَيْفَةَ فَاسْتَسْقَى فَسَقَاهُ مَجُوسِيٌّ‏.‏ فَلَمَّا وَضَعَ الْقَدَحَ فِي يَدِهِ رَمَاهُ بِهِ وَقَالَ لَوْلاَ أَنِّي نَهَيْتُهُ غَيْرَ مَرَّةٍ وَلاَ مَرَّتَيْنِ‏.‏ كَأَنَّهُ يَقُولُ لَمْ أَفْعَلْ هَذَا، وَلَكِنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ‏ "‏ لاَ تَلْبَسُوا الْحَرِيرَ وَلاَ الدِّيبَاجَ وَلاَ تَشْرَبُوا فِي آنِيَةِ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ، وَلاَ تَأْكُلُوا فِي صِحَافِهَا، فَإِنَّهَا لَهُمْ فِي الدُّنْيَا وَلَنَا فِي الآخِرَةِ ‏"‏‏.‏

Mücahid'den, dedi ki: "Bana Abdurrahman b. Ebi Leyla'nın tahdis ettiğine göre onlar Huzeyfe'nin yanında idiler. Huzeyfe kendisine su getirilmesini istedi. Bir Mecusi ona su getirdi. Mecusi bardağı Huzeyfe'nin eline verince onu fırlatarak: Eğer ona böyle yapmamasını bir ya da iki defa söylememiş olsaydım ... -Sanki: ... böyle yapmazdım, demek istiyordu.- Ama ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: İnce ipek de, kalın ipek de giymeyiniz, altın ve gümüş kaplardan içmeyiniz. Bunlardan yapılmış tabaklarda da yemek yemeyiniz. Çünkü bunlar bu dünyada onların (kafirlerindir), ahirette de bizimdir." Bu Hadis Hadis 5632,5633,5831 ve 5837 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Gümüş parçaları kakılmış kapIal'da yemek yemek." Yani içinde (bu şekilde) gümüş parçaların bulunduğu kaplarda yemek yemek. Buharı, kaplar arasında sadece bunu söz konusu etmekle yetinmiştir. Gümüş ve altın kaplar dışındaki bütün kaplarla yemek yemek mubahtır. Fakat ister kakma, ister karıştırma, isterse de kaplama suretiyle kısmen altın ve gümüş bulunan kaplar hakkında görüş ayrılığı vardır. Buharıinin bu başlıktasöz konusu ettiği Huzeyfe yoluyla gelen bu hadiste, altın ve gümüş kaplarda yalnızca içmeninyasaklandığı görülmektedir. Yemek de hüküm itibariyle içmeğe katılmak suretiyle, bu kapIal'da yemek yemenin de yasaklandığı hükmü çıkai,tılır. Böyle bir istinbat Huzeyfe hadisine nispetle böyledir ama Müslimlde yer alan Ümmü Seleme yoluyla gelen hadiste -ileride Eşribe (içecekler) bölümünde dikkat çekileceği üzere- yemek yemek de söz konusu edilmiştir. Dolayısıyla bu kaplarda yemek yemek de nas ile yasaklanmış olmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 5426
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَشْعَثِ بْنِ سُلَيْمٍ، عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ سُوَيْدِ بْنِ مُقَرِّنٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ أَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعٍ، وَنَهَانَا عَنْ سَبْعٍ، أَمَرَنَا بِعِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجِنَازَةِ، وَتَشْمِيتِ الْعَاطِسِ، وَإِجَابَةِ الدَّاعِي، وَإِفْشَاءِ السَّلاَمِ، وَنَصْرِ الْمَظْلُومِ وَإِبْرَارِ الْمُقْسِمِ، وَنَهَانَا عَنْ خَوَاتِيمِ الذَّهَبِ، وَعَنِ الشُّرْبِ فِي الْفِضَّةِ ـ أَوْ قَالَ آنِيَةِ الْفِضَّةِ ـ وَعَنِ الْمَيَاثِرِ وَالْقَسِّيِّ، وَعَنْ لُبْسِ الْحَرِيرِ وَالدِّيبَاجِ وَالإِسْتَبْرَقِ‏.‏

Bera b. Azib'den, dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize yedi şeyemretti, yedi şeyi de yasakladı: Bize hastayı ziyaret etmeyi, cenazelerin arkasından gitmeyi, aksırıp elhamdulillah diyene yerhamukellah demeyi, davette bulunanın davetine icabet etmeyi, selamlaşmayı yaygınlaştırmayı, mazluma yardım etmeyi ve yemin verenin yeminini yerine getirmesini emretti. Diğer taraftan bize altın yüzük takmayı, gümüş içinde içmeyi -ya da gümüş kaptan içmeyi- içi pamukla doldurulmuş, yüzleri atlas ve ipek olan eğer ve semeı-ler üzerine konulan küçük yastıklar kullanmayı, el-kassiy denilen ipek katılmış elbiseler kullanmayı, ince ipek, kalın ipek ve atlastan elbiseler giyinmeyi yasakladı. " Fethu'l-Bari Açıklaması: Bu hadislerde altın ve gümüş kapIal'da yemenin ve içmenin erkek ya da kadın bütün mükelleflere haram olduğu ve bunların kadınların süs eşyaları gibi olmadığı belirtilmektedir. Çünkü bunlar herhangi bir şekilde kadın için mubah kılınan süs eşyaları ile ilgisi olmayan şeylerdir. Kurtubi ve başkaları şöyle demektedir: Hadis-i şerifte yemek ve içmek için altın ve gümüş kapların kullanılmasının haram olduğu belirtilmektedir. Koku sürünmek, sürmedanlık ve diğer kullanım şekilleri de bunlara dahildir. Cumhur da böyle demiştir. Daha önce geçtiği üzere kullanım dışındaki amaçlar için kap edinme hususundaysa görüş ayrılığı vardır. Daha meşhur olan, bu tür kapları edinmenin dahi yasak olduğudur. Cumhurun görüşü de budur

Sahîh-i Buhârî, 5635
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ، أَنَّهُ رَأَى عَلَى أُمِّ كُلْثُومٍ ـ عَلَيْهَا السَّلاَمُ ـ بِنْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بُرْدَ حَرِيرٍ سِيَرَاءَ‏.‏

Enes b. Malik'ten rivayete göre "O, Rasulu!lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kızı Ümmü Külsum aleyhesselam üzerinde ipek siyera (çizgili) bir burd görmüştür." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınların ipek giyinmesi." Buhari'ye göre nehyin açık bir şekilde erkeklere mahsus olduğuna dair rivayet edilen meşhur iki hadis sabit olmamıştır. Bu sebeple o, buna delalet eden rivayetlerle yetinmiş bulunmaktadır. Ahmed ve Sünen sahipleri ile sahih olduğunu belirterek İbn Hibban ve Hakim Ali r.a.'dan şu hadisi rivayet etmektedirler: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir parça ipek ve bir miktar altın alıp: Bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram, dişilerine helaldir, buyurdu." Şeyh Ebu Muhammed b. Ebi Cemra dedi ki: Eğer bizler bu yasak, bir hikmet dolayısıyla erkeklere hastır görüşünü kabul edecek olursak, zahir olduğuna göre şam yüce Allah kadınların süslenmeden edemeyeceklerini bildiğinden ötürü, onu onlara mubah kılmak suretiyle lütufta bulunmuştur. Ayrıca onların süslenmeleri çoğunlukla kocaları içindir. Diğer taraftan "kocaya karşı güzel görünmek imandandır" rivayeti de varid olmuştur. İbn Ebi Cemra devamla der ki: İşte bundan şu hüküm de çıkartılmaktadır: Er kişinin lezzet verici şeyleri kullanmakta aşırıya gitmesi uygun değildir. Çünkü bu, dişilerin niteliklerindendir. "Siyera hulle." Ebu Ubeyd der ki: Hulle, Yemen burdleridir. Hulle, izar ve ridadan ibarettir. Siyera ise -Malik'in dediği üzere- ipekten çizgiler demektir. ''Yüzünden kızdığını anladım." Müslim, Ebu Salih yoluyla gelen rivayette şu fazlalığı da zikretmektedir: "Buyurdu ki: Ben onu sana kendin giyesin diye göndermedim. Ben onu (yakınların olan) kadınlar arasında başörtüleri halinde bölüp ayırasın diye göndermiştim." Bir başka rivayette de: "Onu Fatıma'lar arasında başörtüleri halinde parçaladı" denilmektedir. "Ben de onu yakınım olan kadınlar arasında paylaştırdım." Onu parçalayıp onlara başörtüleri halinde dağıttım, demektir. (Hadiste geçen el-humur)'un tekili "himar" olup kadının kendisiyle başını örttüğü örtüye derler. "(Ahirette) payı olmayan kimseler" (pay diye tercüme edilen "halak"ın olmaması) aynı zamanda haramlık ve din hakkında da kullanılır. Bununla, ahirette payı olmayan kimseleri kastetmiş olma ihtimali vardır. Yani ipek elbise giyen kimsenin ahirette payı yoktur. et-Tıbi der ki: Bu Başlıktaki hadisler, kadınların ipek giymelerinin caiz olduğuna; elbisenin tamamıyla ipek olması ile bir kısmının ipek olması arasında fark olmadığına delil gösterilmiştir. Hadislerden Çıkan Diğer Sonuçlar 1- Mescidin kapısı önünde alışveriş yapmak caizdir. 2- Salih ve faziletli kimseler de doğrudan alışveriş yapabilirler. 3- Erkeklerin, satmak ve giyinmek dışında, hibe ve hediye yoluyla ipekte tasarrufta bulunmaları caizdir. 4- Kafir olan akrabanın akrabalık bağlarını gözetmek ve hediye ile ona iyilikte bulunmak caizdir

Sahîh-i Buhârî, 5842
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي قَبِيصَةُ بْنُ ذُؤَيْبٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ نَهَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تُنْكَحَ الْمَرْأَةُ عَلَى عَمَّتِهَا وَالْمَرْأَةُ وَخَالَتُهَا‏.‏ فَنُرَى خَالَةَ أَبِيهَا بِتِلْكَ الْمَنْزِلَةِ‏.‏ لأَنَّ عُرْوَةَ حَدَّثَنِي عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ حَرِّمُوا مِنَ الرَّضَاعَةِ مَا يَحْرُمُ مِنَ النَّسَبِ‏.‏

Ebu Hureyre'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem, kadının halası üzerine nikahlanmasıOl yasakladığı gibi, teyzesi üzerine de nikahlanmasını yasaklamıştır. " Bize öyle geliyor ki, babasının teyzesi de bu durumdadır. [-5111-] [Çünkü Urve'nin bana] Aişe'den [tahdıs ettiğine göre] dedi ki: "Neseb yoluyla ne haram oluyorsa, süt emmek yoluyla da onu haram biliniz." Fethu'l-Bari Açıklaması: Şafiı dedi ki: Sözü edilenlerin bir arada nikah altında tutulmasının haram kılınması, fetva vermek ehliyetine sahip olup, kendisiyle karşılaştığım herkesin kabul ettiği bir görüştür. Bu hususta aralarında hiçbir görüş ayrılığı yoktur. Tirmizi der ki: Genelolarak ilim ehli nezdinde uygulama buna göredir. Aralarında herhangi bir görüş ayrılığı olduğunu bilmiyoruz. Kişinin kadın ile halasını ya da teyzesini nikahı altında bir arada bulundurması helal olmadığı gibi, kadının halası ya da teyzesi üzerine nikahlanması da helal değildir. İbnu'l-Münzir der ki: Bugün için bu hususun yasak oluşu ile ilgili herhangi bir görüş ayrılığı olduğunu bilmiyorum. Ancak Haricilerden bir kesim bunun caiz olduğunu söylemiştir. Eğer bir hüküm sünnet ile sabit olup, ilim ehli o doğrultuda ittifakla görüş belirtmiş ise buna muhalefet edenlerin bu muhalif kanaatlerinin zararı olmaz. Aynı şekilde İbn Abdilberr, İbn Hazm, el-Kurtubı ve Nevevi de bu hususta icma' bulunduğunu naklettikleri gibi, İbn Dakiki'l-'Id de kadının halası ile bir arada aynı kişinin nikahı altında bulunmasının haramlığını ulemanın cumhurundan diye nakletmiş; fakat muayyen olarak kimlerin muhalif kanaatte olduklarını belirtmemişlerdir. "Halası üzerine" ifadesinin zahirinden, bu yasağın onlardan birisi ile diğerinden sonra evlenmesine mahsus olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bundan, ikisi ile birlikte evlenmenin yasak olduğu da anlaşılmaktadır. Buna göre her ikisini bir akit ile bir arada tutacak olursa, ikisinin de akdi batıl olur; arka arkaya yapacak olursa ikinci akit batıl olur. "Babasının teyzesinin de bu durumda olduğu görüşünde idi." Kasıt, haramlık bakımından böyle olduğudur

Sahîh-i Buhârî, 5110

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.