İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 6921

Apostates

Arapça metin

حَدَّثَنَا خَلاَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَنُؤَاخَذُ بِمَا عَمِلْنَا فِي الْجَاهِلِيَّةِ قَالَ ‏ "‏ مَنْ أَحْسَنَ فِي الإِسْلاَمِ لَمْ يُؤَاخَذْ بِمَا عَمِلَ فِي الْجَاهِلِيَّةِ، وَمَنْ أَسَاءَ فِي الإِسْلاَمِ أُخِذَ بِالأَوَّلِ وَالآخِرِ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Mesud şöyle demiştir: Bir adam Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! Cahiliye döneminde işlediğimiz günahlardan dolayı ceza görecek miyiz?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle cevap verdi: "Kim Müslümanlıkta güzel hareket ederse cahiliye hayatında işlediği günah ile hesaba çekilmez. Fakat kim de İslami dönemde kötülük işlerse hem önceki (cahiliye dönemindeki) ameliyle, hem de sonra (Müslümanlıktaki yaptıklan) ile hesaba çekilir. " Fethu'l-Bari Açıklaması: "Allah'a ortak koşanın günahı, dünya ve ahiretteki cezası." "Allahu Teala "Doğrusu şirk, büyük bir zulümdüK'(Lokman 13) "Allah'a ortak koşarsan işlerin mutlaka boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun"(Zümer 65) buyurmuştur. İbn Battal şöyle demiştir: Bu ayetlerden birincisi şirktEm daha büyük bir günah olmadığını göstermektedir. "Zulüm", esasen bir şeyi uygun olmayan yere koymak demektir. Müşrik, bir şeyi olmaması gereken yere koyan kimsenin asıl örneğidir. Çünkü o, kendisini yoktan var eden varlığı, başkasıyla eşit tutmuş ve nimeti onu vermeyen kimseye nispet etmiştir. İkinci ayet ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hitap ediliyor gibi görülüyorsa da maksat ondan başkasıdır. Ayette zikredilen "ihbat= amellerin boşa gitmesi", şirk üzere ölme ile kayıtlıdır. Çünkü Allahu Teala bir başka ayette "Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse, onların yaptıkları işler dünyada da, ahirette de boşa gider"(Bakara 217) buyurmaktadır. İmam Buhari bu konuda dört hadise yer vermektedir. Birinci hadis, İbn Mesud'un rivayet i olup "İnanıp da imanlarına herhangi bir zulüm bulaştırmayanlar var ya!"(En'am 82) ayetinin tefsiri esnasında geçmişti. Bu hadisin açıklaması, İman bölümünün baş taraflarında daha önce yapılmıştı. "Fakat her kim Müslümanlıkta kötülük işlerse hem önceki (cahiliye dönemindeki} ameliyle, hem de sonra (Müslümanlıktaki yaptıkları) ile hesaba çekilir." Hattabı şöyle demiştir: Bu ifadenin zahiri, İslam'ın kendisinden önceki durumu sileceği yolunda ümmetin iemaına muhalif düşmektedir. Allahu Teala "İnkar edenlere (sana düşmanlıktan) vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle"(EnfaI 38) buyurmaktadır. Hattabı şöyle der: Bu hadise göre bir kafir Müslüman olduğunda geçmiş günahlarından dolayı hesaba çekilmez. Müslüman olduktan sonra Müslümanlığına devam ederken en büyük kötülükleri ve en ağır günahları işlediği takdirde Müslümanlık dönemindeki günahları ile hesaba çekilir ve kafir iken işlediği günahlar ileri sürülerek şöylece susturulur: "Sen kafir iken şu fiilleri işlememiş miydin? Müslümanlığın bu fiilerin aynısını yeniden yapmana engel olmadı mı?" Kısacası kafir iken işlediği şeyler susturulmak için gündeme getirilirken, Müslüman iken işlediği günahlar cezalandırılmak için zikredilir. En uygun olanı bir başka alimin şu açıklamasıdır: Hadiste yer alan "isaet" kelimesinden maksat küfürdür. Çünkü kafirlik, kötülüğün zirvesi ve günahların en beteridir. Bir kimse dinden dönüp, kafir olarak öldüğü takdirde hiç Müslüman olmamış gibi olur ve işlediği bütün günahların tamamının cezasını çeker. Buhari "Büyük günahların en büyüğü şirktir" hadisinden sonra bu hadise yer vermekle bu gerçeğe işaret etmiştir. Buhari bu hadisleri mürtedler bölümünde zikretmiştir. İbn Battal'ın nakline göre Mühelleb şöyle demiştir: Bu bölümdeki hadisin manası şudur: Her kim Müslümanlığını yaşamaya devam ederek, şartlarını yerine getirerek, güzel bir fiil işlerse cahiliye döneminde işlediklerinden hesaba çekilmez. Her kim de Müslüman iken tevhidi terk etmek suretiyle kötülük işlerse geçmiş bütün günahlarından hesaba çekilir. İbn Battal şöyle demiştir: Bu açıklamamı bir grup bilgine açtım. Bana şöyle dediler: Bu hadisin bundan başka bir manası yoktur. Hadiste yer alan "isaet" kelimesi küfürden başka bir anlama gelemez. Zira bir Müslümanın cahiliye döneminde işlediklerinden hesaba çekilmeyeceği konusunda icma vardır. Taberi"nin de bu görüşü vurguladığını belirtmiş olalım. Abdulmelik el-Blinı şöyle demiştir: "Kim Müslümanlıkta güzel hareket ederse"nin manası nifak ve şek olmaksızın sahih bir şekilde kim İslam'a girerse "Kim de Müslümanlıkta kötülük işlerse" nin manası ise her kim riya ve gösteriş olsun diye Müslüman olursa demektir. Kurtubi bu görüşü teyid etmiştir

Sahîh-i Buhârî, 6921

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ سَأَلْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَىُّ الذَّنْبِ أَعْظَمُ عِنْدَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَجْعَلَ لِلَّهِ نِدًّا وَهْوَ خَلَقَكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ إِنَّ ذَلِكَ لَعَظِيمٌ‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ أَىّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ تَخَافُ أَنْ يَطْعَمَ مَعَكَ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ ثُمَّ أَىّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَنْ تُزَانِيَ بِحَلِيلَةِ جَارِكَ ‏"‏‏.‏

Abdullah b. Mesud şöyle demiştir: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Allah katında hangi günah en büyüktür?" diye sordum. 'Allah seni yarattığı halde ona benzer bir eş uydurmandır" buyurdu. Ben "Hakikaten bu elbette büyük günahtır" dedim. "Sonra hangi günah (büyüktür)?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Seninle beraber yemek yemesinden korkarak çocuğunu öldürmendir" buyurdu. "Bundan sonra hangisidir?" diye sordum. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Komşunun eşiyle karşılık olarak zina etmenizdir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Ayette geçen "endad" kelimesinin tekili "en-nidd", -buna "en-nedid" de denir- insanın işleriyle ilgili olarak karşısına dikilen şeyin benzeri demektir. İbn Battal şöyle demiştir: İmam Buhari'nin bu başlığı atmaktan maksadı, -gerek hayır, gerek şer- mahlukatın tüm fiillerini Allah'a nispet etmektir. Bu fiiller Allah tarafından yaratılmakta, kul tarafından kesb edilmektedir. Yaratma fiilinin hiçbir zerresi Allah'tan başkasına nispet edilemez. Aksi takdirde bu fiilin ona nispeti açısından Allah'a ortak, eş ve denk bir varlık söz konusu olur. Yüce Allah kullarını yukarıda zikredilen ayetler ve başka ayetlerle bu konuda uyarmaktadır. Bu ayetler onun eşinin olmadığını, opunla birlikte dua edilen ilahların bulunmadığını açıkça ifade etmektedir. Dolayısıyla bunlar, kulun kendi fiillerini kendisinin yarattığını iddia edenlere bir red ihtiva etmektedir. Bunların bazılarında Yüce Allah mu'minleri uyarmakta veya övmekte, bazılarında kafirleri kınamaktadır. Bu başlık altında yer verilen hadis bu konuda gayet açıktır. Kirmanı şöyle demiştir: İmam Buharl'nin attığı başlık, maksadının Allah Teala'dan şirki uzak kılmak olduğunu göstermektedir. Uygun olanı bunların Tevhid Bölümünün baş taraflarında zikredilmesiydi. Fakat burada maksat bu değildir. Aksine hedef, kulların fiillerinin Allah'ın yaratmasının eseri olduğunu açıklamaktır. Çünkü kulların fiilleri kendi yaratmalarının eseri olsaydı, kullar Allah'a eş ve yaratmada ortak olurlardı. Beyhaki el-Esma ve's-Sıfat isimli eserinde şöyle der: Erken dönem (selef) ve geç dönem (halef) hadis ve sünnet bilginlerinin yaklaşımları, Kur'an'ın Allah'ın kelamı ve onun zat! sıfatlarından olduğu yönündedir. "(Resulüm!) Şüphesiz sana da, senden öncekilere de şöyle vahyolunmuştur ki: Andolsun Allah'a ortak koşarsan, işlerin mutlaka boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun."(Zümer 65) Taberi şöyle demiştir: Bu, kendisiyle takdim kastedilen mucez ifadede kabilindendir. Ayetin manası şöyledir: Şüphesiz sana "Andolsun Allah'a ortak koşarsan işlerin mutlaka boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun!" diye vahyolunmuştur. Senden öncekilere de sana vahyolunanın aynısı vahyolunmuştur. Ayette geçen "le yahbatanne" fiilinin manası, amelinin . sevabı boşa gider demektir. Ayete burada yer verilmesinden maksat, Allah'a şirk koşan kimseye şiddetli bir tehdit yöneltmektir ve şirkin bütün şeriatlerde yasaklandığını, insanın ameli şirkten salim olduğu takdirde bunun karşılığını alacağını, şirk koştuğunda ise sevabının boşa gideceğini vurgulamaktır. "İkrime dedi ki." Taberl'nin Hennad b. es-Sirrı, Ebü'l-Ahvaz, Simak b. Harb isnadıyla nakline göre İkrime "Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler"(Yusuf 106) ayetini şöyle tefsir etmiştir: Yüce Allah onlara kendilerini, gökleri ve yeri kimin yarattığını sormakta, onlar da Allah'tır cevabını vermektedirler. Bu Allah'tan başkasına taptıkları halde imanlarıdır. Yezid b. el-Fadl es-Semanı'nin nakline göre İkrime "Onların çoğu ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler" ayeti hakkında şöyle demiştir: Bu Yüce Allah'ın 'Andolsun ki onlara 'Gökleri ve yeri kim yarattı?' diye sarsan, elbette Allah'tır' derler"(Zümer 38) ayetiyle aynı manayadır. Onlara Allah ve onun sıfatı sorulduğunda onu kendi vasfından başka türlü anlatırlar ve Allah'ın çocuğu olduğunu ileri sürerek ona ortak koşarlar. Doğruyu yani Kur'an'ı getiren ve onu tasdik eden mü min kıyamet günü bana verdiğin ve gereğine göre amel ettiğIm budur diyecektir. Taberi, Mansur b. el-Mu'temir vasıtasıyla bu haberi Mücahid'e dayandırmıştır. O şöyle demiştir: Doğruyu getiren ve tasdik eden Ku?an ehlidir ki onlar kıyamet günü onu getirecekler ve bize verdiğiniz ve içindekilere göre amel ettiğimiz kitap budur diyeceklerdir. Ali b. Ebi Talha'nın nakline göre İbn Abbas doğruyu getiren ve la ilahe illallah sözüyle Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i doğrulayan şeklinde mana vermiştir. Taberi şöyle der: En uygun olanı "doğruyu getiren"den maksadın tevhide, Allah'ın Resulüne ve getirdiğine imana davet eden, "onu doğrulayan"dan maksadın ise mu'minler olduğudur. Bu anlayışı bu ayetin ''Allah'a karşı yalan uyduran, kendisine gelen gerçeği (Kur'an'ı) yalan sayandan daha zalim kimdir? Kafirlerin yeri cehennemde değil mi?"(Zümer 32) ayetinden sonra gelmesidir. İbn Mesud hadisine gelince, onun şerhi HudCı.d Bölümünde zinakarların günahı başlığı altında geçmişti. Hadise burada yer verilmesinin amacı, kendi fiilini kendisinin yarattığını iddia eden kimsenin Allah'a eş koşmuş gibi olduğuna işaret etmektir. Bu konuda şiddetli bir tehdit gelmiştir. Dolayıs1yla buna inanmak haram olur

Sahîh-i Buhârî, 7520
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُرَحْبِيلَ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ رَجُلٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَىُّ الذَّنْبِ أَكْبَرُ عِنْدَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ أَنْ تَدْعُوَ لِلَّهِ نِدًّا، وَهْوَ خَلَقَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَنْ تَقْتُلَ وَلَدَكَ، أَنْ يَطْعَمَ مَعَكَ ‏"‏‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَىٌّ قَالَ ‏"‏ ثُمَّ أَنْ تُزَانِيَ بِحَلِيلَةِ جَارِكَ ‏"‏‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ تَصْدِيقَهَا ‏{‏وَالَّذِينَ لاَ يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلاَ يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلاَّ بِالْحَقِّ وَلاَ يَزْنُونَ وَمَنْ يَفْعَلْ ذَلِكَ‏ يَلْقَ أَثَامًا}‏ الآيَةَ‏.‏

Abdullah b. Mes'ud şöyle demiştir: Adamın biri: "Ya Resulallah! Allah katında hangi günah en büyüktür" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Allah seni yarattığı halde Allah'a ortak ilah kabul etmendir" buyurdu. O adam "Sonra hangisi?" diye sordu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sonra beraberinde yemek yemesinden korktuğun için çocuğunu öldürmendir" buyurdu. Soruyu soran kişi "Bundan sonra hangisi?" dedi. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Sonra komşunun eşiyle zina etmendir" buyurdu. Bunun üzerine Allahu Teala Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in söylediklerinin tasdiki olmak üzere şu ayetleri indirdi: "Yine onlar ki, Allah ile beraber (tuttukları) başka bir ilah'a yalvarmazlar, Allah'ın haram kıldığı can'a haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Bunları yapan günahımın cezasını) bulur. "(Furkan)

Sahîh-i Buhârî, 6861
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يَحْلِفُ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ، يَقْتَطِعُ مَالاً وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ، إِلاَّ لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ‏"‏‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ‏}‏ الآيَةَ‏.‏ فَجَاءَ الأَشْعَثُ وَعَبْدُ اللَّهِ يُحَدِّثُهُمْ فَقَالَ فِيَّ نَزَلَتْ وَفِي رَجُلٍ خَاصَمْتُهُ فِي بِئْرٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلَكَ بَيِّنَةٌ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لاَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَلْيَحْلِفْ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ إِذًا يَحْلِفُ‏.‏ فَنَزَلَتْ ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ‏}‏ الآيَةَ‏.‏

Ebu Vail'in Abdullah b. Mesud'dan nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyIe buyurmuştur: "Bir kimse bir mal koparmak için yalan yere kasten yemin ederse Allah'a kendisine gazap/ı olduğu halde kavuşacaktır." Bunun üzerine Yüce AlIah "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. "(Al-i imran 3) ayetini indirdi. [-7184-] Abdullah oradakilere bu hadisi naklederken meclise el-Eş'as b. Kays geldi ve dinleyenlere şöyle dedi: Bu ayet benim ve bir kuyu konusunda kendisi ile dava gördüğüm bir kimse hakkında indi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana "Beyyinen var mı?" diye sordu. Ben "hayır" deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Öy/e ise o yemin etsin!" buyurdu. "Bu takdirde o kişi (yalan yere) yemin eder!" dedim. Bunun üzerine "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere ge/ince" ayeti indi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kuyu ve benzeri şeyler hakkında verilecek hüküm." İmam Buhari bu konuda Abdullah b. Mesud'un hadisine yer vermiştir. Bu hadisin geniş bir açıklaması Eyman ve'n-NüzCır/ Yeminler ve Adaklar Bölümünde geçmişti. İbn Battal şöyle der: Bu hadis hakimin zahiren verdiği hükmün haramı helal kılmayacağına ve yasaklı olan şeyi mubah hale getirmeyeceğine delildir. Zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ümmetini yalan yere kasten yemin ederek din kardeşinden bir şey koparmanın kötü akıbeti konusunda uyarmıştır. Yukarıda yer alan ayet, Kur'an'da bu konuda gelmiş en ağır tehdidi ihtiva etmektedir. Netice olarak burada yer verilen ayet ve hadislerden din kardeşine hile yaparak onun hakkından herhangi bir şeyi batıl bir yolla eline geçiren kimseye -günahı çok ağır olduğu için- bunun helal olmadığı sonucu çıkmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 7184
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ يَحْلِفُ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ، يَقْتَطِعُ مَالاً وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ، إِلاَّ لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ‏"‏‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ‏}‏ الآيَةَ‏.‏ فَجَاءَ الأَشْعَثُ وَعَبْدُ اللَّهِ يُحَدِّثُهُمْ فَقَالَ فِيَّ نَزَلَتْ وَفِي رَجُلٍ خَاصَمْتُهُ فِي بِئْرٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَلَكَ بَيِّنَةٌ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ لاَ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَلْيَحْلِفْ ‏"‏‏.‏ قُلْتُ إِذًا يَحْلِفُ‏.‏ فَنَزَلَتْ ‏{‏إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ‏}‏ الآيَةَ‏.‏

Ebu Vail'in Abdullah b. Mesud'dan nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyIe buyurmuştur: "Bir kimse bir mal koparmak için yalan yere kasten yemin ederse Allah'a kendisine gazap/ı olduğu halde kavuşacaktır." Bunun üzerine Yüce AlIah "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. "(Al-i imran 3) ayetini indirdi. [-7184-] Abdullah oradakilere bu hadisi naklederken meclise el-Eş'as b. Kays geldi ve dinleyenlere şöyle dedi: Bu ayet benim ve bir kuyu konusunda kendisi ile dava gördüğüm bir kimse hakkında indi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana "Beyyinen var mı?" diye sordu. Ben "hayır" deyince, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Öy/e ise o yemin etsin!" buyurdu. "Bu takdirde o kişi (yalan yere) yemin eder!" dedim. Bunun üzerine "Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere ge/ince" ayeti indi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kuyu ve benzeri şeyler hakkında verilecek hüküm." İmam Buhari bu konuda Abdullah b. Mesud'un hadisine yer vermiştir. Bu hadisin geniş bir açıklaması Eyman ve'n-NüzCır/ Yeminler ve Adaklar Bölümünde geçmişti. İbn Battal şöyle der: Bu hadis hakimin zahiren verdiği hükmün haramı helal kılmayacağına ve yasaklı olan şeyi mubah hale getirmeyeceğine delildir. Zira Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ümmetini yalan yere kasten yemin ederek din kardeşinden bir şey koparmanın kötü akıbeti konusunda uyarmıştır. Yukarıda yer alan ayet, Kur'an'da bu konuda gelmiş en ağır tehdidi ihtiva etmektedir. Netice olarak burada yer verilen ayet ve hadislerden din kardeşine hile yaparak onun hakkından herhangi bir şeyi batıl bir yolla eline geçiren kimseye -günahı çok ağır olduğu için- bunun helal olmadığı sonucu çıkmaktadır

Sahîh-i Buhârî, 7183
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ مَا خُيِّرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بَيْنَ أَمْرَيْنِ إِلاَّ اخْتَارَ أَيْسَرَهُمَا، مَا لَمْ يَأْثَمْ، فَإِذَا كَانَ الإِثْمُ كَانَ أَبْعَدَهُمَا مِنْهُ، وَاللَّهِ مَا انْتَقَمَ لِنَفْسِهِ فِي شَىْءٍ يُؤْتَى إِلَيْهِ قَطُّ، حَتَّى تُنْتَهَكَ حُرُمَاتُ اللَّهِ، فَيَنْتَقِمُ لِلَّهِ‏.‏

Aişe r.anha şöyle demiştir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem dünya işlerinde iki iş arasında muhayyer kılındığında, -o iş günah olmadığı sürece- muhakkak durumların en kolay olanını tercih ederdi. Eğer söz konusu şey, günah türünden olursa Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların ikisinden de insanların en uzak bulunanı olurdu. Allah'a yemin ederim ki o, kendisine getirilen hiçbir şeyde kendi nefsi için intikam almazdı. O ancak Allah'ın haramlarının çiğnenmesi durumunda Allah için (öfkelenir), intikam alırdı." Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari, attığı bu başlık altında Aişe r.anha hadisine yer vermiştir. Bu hadis Menakıb bölümünde Nebi s.a.v.'in niteliği başlığı altında geniş bir biçimde açıklanmıştı. İbn Battal şöyle demiştir: Buradaki muhayyer kılma, Allahu Teala tarafından yapılmış değildir. Çünkü Allahu Teala Nebi s.a.v.'ini birisi günah olan iki şey karşısında muhayyer kılmaz. Ancak dinde iki seçenek olur ve bunlardan biri -haddi aşma örneğinde olduğu gibi- kişiyi günaha sürükleyici nitelikte bulunursa, bu müstesnadır. Çünkü haddi aşmak kınanmıştır. Mesela bir kimse kendisini çok ağır bir ibadet i yapmakla yükümlü tutsa ve sonra da onu yapmaktan aciz kalsa bu, haddi aşmaya örnek olur. Buradan hareketle Nebi s.a.v. sahabilerine dünyadan el etek çekmelerini yasaklamıştır. İbnü't-TIn şöyle demiştir: Hadiste muhayyer bırakmaktan maksat, dünya ile ilgili meselelerde sözkonusudur. Ahiretle ilgili işlere gelince, bunlar ne kadar zor olursa o kadar sevabı fazla olur. Ancak İbn Battal'ın söylediği daha iyidir. Bu iki görüşten daha uygun olanı, bunun dünya işleri konusunda olduğudur. Çünkü dünyanın bazı işleri insanı çoğunlukla günaha sürükleyebilir. Akla en yakın ihtimal muhayyer bırakanın insanoğlu olduğudur. Bunu anlamak gayet açıktır. Örnekleri çoktur. Özellikle muhayyer bırakma bir kafir tarafından yapıldığında sonucu ve uygulaması gayet açıktır

Sahîh-i Buhârî, 6786
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ كُنَّا عِنْدَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَجْلِسٍ فَقَالَ ‏"‏ بَايِعُونِي عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا وَلاَ تَسْرِقُوا، وَلاَ تَزْنُوا ‏"‏‏.‏ وَقَرَأَ هَذِهِ الآيَةَ كُلَّهَا ‏"‏ فَمَنْ وَفَى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَعُوقِبَ بِهِ، فَهْوَ كَفَّارَتُهُ، وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا، فَسَتَرَهُ اللَّهُ عَلَيْهِ، إِنْ شَاءَ غَفَرَ لَهُ، وَإِنْ شَاءَ عَذَّبَهُ ‏"‏‏.‏

Ubade b. es-Samit şöyle anlatmıştır: Bizler bir mecliste Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında idik. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere 'Allah' a (ibadette) hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık etmemek ve zina etmemek üzere bana bey'at ediniz" dedi. Bundan sonra "Ey Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek ... hususunda sana bey'at etmeye geldikleri zaman biatlarını kabul et"(Mumtehine 12) ayetini okudu. Sonra şöyle dedi: "İçinizden bu ahd ve sözünde duran ın ecri Allah'a aittir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada cezaya uğratılırsa bu ceza ona kefarettir. Bunlardan bir suçu yapıp da yaptığı fiili Allah Teala örterse (onun işi de Allah'a aittir.) Allah dilerse onu mağfiret eder, dilerse onu azaplandırır." Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhari burada Ubade b. es-Samit hadisine yer vermiştir. Ahmed b. Hanbel'in, Huzeyme b. Sabit'ten nakline göre Resulullah s.a.v. "Kim bir günah işler ve bu günahın cezası kendisine uygulanırsa bu ona kefarettir" buyurmuştur. (Ahmed b. Hanbel, V, 214) Hadisin senedi hasendir. Yukarıdaki hadisi Sahih-i Buharinin baş tarafında iman bölümünün onuneu kısmında uzun uzadıya açıklamıştık

Sahîh-i Buhârî, 6784

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.