İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sahîh-i Buhârî · 7237

Wishes

Arapça metin

حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ ـ وَكَانَ كَاتِبًا لَهُ ـ قَالَ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى فَقَرَأْتُهُ فَإِذَا فِيهِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ تَتَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ، وَسَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ ‏"‏‏.‏

Ömer b. Ubeydullah'ın azadlısı ve katibi Salim Ebü'n-Nadr şöyle demiştir: Abdullah b. Ebu Evfa, Ömer b. Ubeydullah'a bir mektup yazdı da bu mektubu ben okudum. Bir de ne göreyim! Mektupta Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "(Ey insanlar!) düşmanla karşı karşıya gelmeyi temennf etmeyiniz! Fakat Allah'tan afiyet dileyiniz" emri yazılıydı. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Düşmanla karşı karşıya gelmeyi temennı etmenin çirkinliği." Cihad Bölümünün sonlarında düşmanla karşı karşıya gelmeyi temennı etmeyiniz başlığı altında bu hadis geçmişti. Orada şehitliği temennı etmenin caizliği ile birlikte hadisin açıklaması ve iki rivayetin birbiriyle nasıl cem ve telif edileceği geçmişti. Çünkü bu iki rivayet zahiren birbiriyle çelişmektedir. Zira şehitliği temennı etmek sevimlidir. O halde insanı sevdiği şeye götüren düşmanla karşı karşıya gelmeyi temennı etmek nasılolur da yasak olur? Bunun kısa cevabı şudur: Şehitlik düşmanla karşı karşıya gelmekten daha dar çerçevelidir. Zira İslam'a yardım ederek ve kafirleri kırıp geçirerek onun izzetini sürekli kılarak şehitliği elde etmek mümkündür. Düşmanla karşı karşıya gelmek, bazen şehitliğin aksi bir netice verebilir. Bundan dolayı onlarla karşılaşmayı temennı etmek yasak edilmiştir. Bu şehitliği temennı etmeyle çelişmez ya da hadiste sözü edilen çirkinlik, kendi kuvvetine güvenen, kendini beğenen ve benzeri kimseler için söz konusudur

Sahîh-i Buhârî, 7237

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ وَكَانَ كَاتِبًا لَهُ قَالَ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ فَقَرَأْتُهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَيَّامِهِ الَّتِي لَقِيَ فِيهَا انْتَظَرَ حَتَّى مَالَتِ الشَّمْسُ‏.‏ ثُمَّ قَامَ فِي النَّاسِ قَالَ ‏ "‏ أَيُّهَا النَّاسُ، لاَ تَتَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ، وَسَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ، فَإِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاصْبِرُوا، وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ، ثُمَّ قَالَ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ وَمُجْرِيَ السَّحَابِ وَهَازِمَ الأَحْزَابِ، اهْزِمْهُمْ وَانْصُرْنَا عَلَيْهِمْ ‏"‏‏.‏

Ömer İbn Ubeydullah'ın kölesi ve katibi olan Salim Ebu'n-Nadr şöyle demiştir: "Abdullah İbn Ebi Evfa'nın Ömer İbn Ubeydullah'a yazdığı bir mektup gelmişti, onu Ömer'e okudum. Şöyle yazıyordu: Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşmanla karşı karşıya geldiği bir savaşta güneş tepe noktasından batıya doğru meyledene kadar beklerdi. [-2966-] Sonra Hz. Nebi ayağa kalkıp ashabı arasında durarak: "Ey insanlar, düşmanla savaşmak için karşı karşıya gelmeyi arzulamayın. Allah'tan hep afiyet isteyin. Fakat savaşmak üzere düşman ile karşı karşıya geldiğinizde kararlı ve dirençli olup sabredin. Şunu iyi bilin ki cennet kılıçların gölgeleri altındadır" buyurdu ve şöyle dua etti: "Ey Kitab'ı indiren, bulutları istediği yöne çeviren ve düşman birliklerini dağıtıp perişan eden Allahım, şu düşmanımızı perişan et / hezimete uğrat, bize onlara karşı yardım eyle / zafer nasip et!':

Sahîh-i Buhârî, 2966
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ عَمْرٍو، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ وَكَانَ كَاتِبًا لَهُ قَالَ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما ـ فَقَرَأْتُهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَيَّامِهِ الَّتِي لَقِيَ فِيهَا انْتَظَرَ حَتَّى مَالَتِ الشَّمْسُ‏.‏ ثُمَّ قَامَ فِي النَّاسِ قَالَ ‏ "‏ أَيُّهَا النَّاسُ، لاَ تَتَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ، وَسَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ، فَإِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاصْبِرُوا، وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ، ثُمَّ قَالَ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ وَمُجْرِيَ السَّحَابِ وَهَازِمَ الأَحْزَابِ، اهْزِمْهُمْ وَانْصُرْنَا عَلَيْهِمْ ‏"‏‏.‏

Ömer İbn Ubeydullah'ın kölesi ve katibi olan Salim Ebu'n-Nadr şöyle demiştir: "Abdullah İbn Ebi Evfa'nın Ömer İbn Ubeydullah'a yazdığı bir mektup gelmişti, onu Ömer'e okudum. Şöyle yazıyordu: Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşmanla karşı karşıya geldiği bir savaşta güneş tepe noktasından batıya doğru meyledene kadar beklerdi. [-2966-] Sonra Hz. Nebi ayağa kalkıp ashabı arasında durarak: "Ey insanlar, düşmanla savaşmak için karşı karşıya gelmeyi arzulamayın. Allah'tan hep afiyet isteyin. Fakat savaşmak üzere düşman ile karşı karşıya geldiğinizde kararlı ve dirençli olup sabredin. Şunu iyi bilin ki cennet kılıçların gölgeleri altındadır" buyurdu ve şöyle dua etti: "Ey Kitab'ı indiren, bulutları istediği yöne çeviren ve düşman birliklerini dağıtıp perişan eden Allahım, şu düşmanımızı perişan et / hezimete uğrat, bize onlara karşı yardım eyle / zafer nasip et!':

Sahîh-i Buhârî, 2965
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا أَبُو صَالِحٍ، مَحْبُوبُ بْنُ مُوسَى أَخْبَرَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْفَزَارِيُّ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، عَنْ سَالِمٍ أَبِي النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ - يَعْنِي ابْنَ مَعْمَرٍ وَكَانَ كَاتِبًا لَهُ - قَالَ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى حِينَ خَرَجَ إِلَى الْحَرُورِيَّةِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَيَّامِهِ الَّتِي لَقِيَ فِيهَا الْعَدُوَّ قَالَ ‏"‏ يَا أَيُّهَا النَّاسُ لاَ تَتَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ وَسَلُوا اللَّهَ تَعَالَى الْعَافِيَةَ فَإِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاصْبِرُوا وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ ‏"‏ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ وَمُجْرِيَ السَّحَابِ وَهَازِمَ الأَحْزَابِ اهْزِمْهُمْ وَانْصُرْنَا عَلَيْهِمْ ‏"‏ ‏.‏

Ömer b. Ubeydillah'ın azatlı kölesi ve katibi olan Salim Ebu'n-Nadr'dan; demiştir ki: Ömer b. Ubeydillah Harûrîler üzerine yürüdüğü vakit, Abdullah b. Ebi Evfa o'na bir mektup yazıp Rasûlullah (s.a.v.)'in düşmanla karşılaştığı bazı günlerinde (askerlere); "Ey insanlar, düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz, Allah'dan sağlık isteyiniz. Eğer onlarla karşılaşırsanız sabrediniz ve cennetin, kılıçların gölgesi altında olduğunu biliniz." diye konuşma yaptığını, sonra da; "Ey (Nebilerine) kitap indiren bulutları hareket ettiren (kâfir) cemâatleri bozguna uğratan Allah'ım. Onları perişan et ve onlara karşı bize yardım et." diye dua ettiğini bildirdi

Sünen-i Ebû Dâvûd, 2631
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ وَدِدْتُ أَنِّي لأُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَأُقْتَلُ ثُمَّ أُحْيَا ثُمَّ أُقْتَلُ، ثُمَّ أُحْيَا، ثُمَّ أُقْتَلُ، ثُمَّ أُحْيَا، ثُمَّ أُقْتَلُ، ثُمَّ أُحْيَا ‏"‏‏.‏ فَكَانَ أَبُو هُرَيْرَةَ يَقُولُهُنَّ ثَلاَثًا أَشْهَدُ بِاللَّهِ‏.‏

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Kudreti sayesinde yaşadığım Allah'a yemin ederim ki Allah yolunda çarpışıp öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi, sonra öldürülmeyi, sonra diriltilmeyi ne kadar isterdim!" Hadisi Ebu Hureyre'den nakleden ravi şöyle demiştir: Ebu Hureyre bu "öldürülme" kelimesini üçer defa söylerdi de 'Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bunu böyle söylediğine Allah adına şehadet ederim!' derdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Temenni etme ve şehit olmayı temennı etme." "Temennl" kelimesi "el-umniyye" kökünden olup, tefe'uul babındandır. "el-Umniyye" kelimesinin çoğulu "el-emanı"dir. "Temennı" gelecekle ilgili bir irade anlamınadır. Bu herhangi bir hasedle birlikte olmaksızın hayır konusunda ise dinen istenilen şeylerdendir, aksi takdirde kınanmış fiillerden olur. Bazıları "temennı" ve "terecd" kelimeleri arasında umum ve husus ilişkisi olduğunu söylemişlerdir. "Terecd" mümkün olan şeyleri umut etmek anlamına gelirken,. "temennı" bundan daha geniş ve geneldir. Bazılarına göre "temennı" elden kaçınımış şeylerle ilgilidir. Bazıları bunu elde etmesi mümkün olmayan şeyleri talep anlamındadır diye ifade etmişlerdir. Yukarıdaki hadisin açıklaması ve temennı edildiği takdirde ortaya çıkan problemle birlikte şehiHiği temennı etmenin ne demek olduğu Cihad Bölümünde şehitliği temennı başlığı altında geçmişti. Doğruyu en iyi Yüce Allah bilir

Sahîh-i Buhârî, 7227
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي عُبَيْدٍ ـ اسْمُهُ سَعْدُ بْنُ عُبَيْدٍ مَوْلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَزْهَرَ ـ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لاَ يَتَمَنَّى أَحَدُكُمُ الْمَوْتَ إِمَّا مُحْسِنًا فَلَعَلَّهُ يَزْدَادُ، وَإِمَّا مُسِيئًا فَلَعَلَّهُ يَسْتَعْتِبُ ‏"‏‏.‏

Ebu Ubeyd'in -asıl adı Abdurrahman b. Ezher'in azadlısı Sa'd b. Ubeyd'dir- nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Hiç biriniz sakın ölümü temennı etmesin! Eğer o, salih bir kimse ise (hayatta oldukça) salah ve faziletinin artması umulur. Eğer fena bir kimse ise onun da tövbe edip, Allah'ın rızasını kazanması mümkün olur!" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Mekruh Olan Temennl." İbn Atıyye şöyle demiştir: Başkasıyla alakası olmayan şeyi yani mubah olan şeyleri temennı etmek caizdir. Buna göre temennı yasaklı kıskançlık, karşılıklı nefrete sebep olacak şeylere mahsustur. İmam ŞafiI'nin şu ifadesi bu şekilde yorumlanır: "Temennı etmekle günaha girmiş olmasaydık, şöyle şöyle olmasını temennı ederdik." İmam Şafii bununla her türlü temennınin insanı günaha sokacağını kastetmemektedir. "Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri hasretle arzu etmeyin." Ebu Zerr'in rivayeti bu şekildedir. İmam Buhari bir başka rivayette ayetin tamamını zikretmiştir. O bu konuda üç hadise yer vermiştir. Bunların tümü ölmeyi temennı etmeyi yasaklamayla ilgilidir. Bu hadislerin ayetle olan ilişkisinde kapalılık vardır. Ancak temennınin mekruh olanı, ayetin ve hadisin delalet ettiği şeyin cinsidir demek istiyorsa arada bir ilgi olabilir. Ayetten anlaşılan kıskanma yasaklığıdır. Hadiste ifade edilen ise sabra teşviktir. Çünkü genellikle ölümü temennı etmek öyle bir durumda olur ki kişi o durumda ölmeyi yaşamaya tercih eder. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölümü temennı etmeyi yasakladığına göre başa gelen şeye sabretmeyi emretmiş gibi olmaktadır. Ayet ve hadis kazaya rızayı ve Allah'ın emrine teslim olmayı teşvik etme noktasında birleşmektedir. Marda Bölümünde Hastanın Ölmeyi Temennı Etmesi başlığı altında Sabit'in naklettiği Enes hadisinde ölümü temennınin yasaklanmasından sonra şu ifade yer almaktadır: Kişi bunu mutlaka yapacaksa "Allah 'ım! Yaşamak benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat" desin. Mesela afiyet duasının meşruluğu buna karşı delil olarak ileri sürülemez. Çünkü uhrevi şeylerin elde edilmesi maksadıyla yapılacak dua Allah'a muhtaç olma, huzurunda kendini hakir ve muhtaç görme ve mahfiyat içinde olmayı ortaya koymakla birlikte gayba imanı içerir. Dua eden kimsenin ihtiyaç duyması nedeniyle dünyevi şeyleri elde etmek amaçlı duaya gelince, bunlar kişi dua ettiği takdirde kendisi için takdir edilmiş olabilir. Çünkü sebepler ve neticeleri tamamıyla takdir edilmiştir. Bunların tümü ölme duasının aksinedir. Çünkü bunda açık bir masıahat yoktur. Tam tersine mefsedet vardır. Zira ölüm duası hayat nimetinin ve onun sağlayacağı diğer faydaların elden çıkmasını talep etmek anlamına gelir. Özellikle kişi mu'minse böyledir. Zira imanın sürekliliği, amellerin en faziletlilerindendir. Doğruyu en iyi Yüce Allah bilir. "Sakın temenni etmesin." Çoğu rivayetlerde bu kelime burada olduğu gibi olumsuzluk kipiyle yer almaktadır. Bu olumsuz kipten maksat, yasaklıktır ya da o yasaklık getirmek için ifade edilmiştir. Hemmam'ın işaret edilen rivayetinde Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Herhangi biriniz ölümü temennı etmesin, başına gelmeden önce gelmesi için dua etmesin" buyurmuştur. Bunun yasaklığında niyetle (kasıt) ifade (nutuk) birleşmiştir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in "Başına gelmeden önce" ifadesi, ölüm başa geldiğinde -kişi Allah'a kavuşmayı hoş görmeyenler zümresine dahil olmaması için- onu çirkin görmenin yasaklığına işaret vardır. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in eceli geldiğinde söylemiş olduğu şu cümle de buna işaret etmektedir: "Allah'ım! Beni en yüce dosta kavuştur!" Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu sözü dünyada kalmakla ölüm arasında muhayyer bırakıldıktan sonra Allah'ın katında olanı tercih ettikten sonra söylemiştir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu ifadeyi kullanmış ve Menakıb Bölümünde açıklandığı üzere Hz. Ebu Bekir onun ne demek istediğini anlamıştır. Ölmeyi temennı etmenin yasaklık hikmetine gelince, ölümü başq gelmeden talep etmede -her ne kadar eceller artıp eksilmese bile- bir çeşit kadere itiraz ve düşmanlık vardır. Çünkü ölmeyi temennı etmek, ecelin artmasına ve eksilmesine etki etmez. Fakat ecel kişinin bilmediği bir vakittir. Fiten Bölümünde Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği "Hayattaki bir kişi kabirdeki bir adamın yanından geçerken 'Keşke şu ölünün yerinde ben olaydım' diye ölümü temennı etmedikçe kıyamet kopmaz" hadisinde bunun kıskandığını gösteren ifadeler yer almaktadır. Din o kimse için başa gelen bir beladan başkası olmayacaktır. Bu hadisin geniş bir açıklaması Marda Bölümünde hastanın ölümü temennı etmesi başlığı altında geçmişti. Nevevı şöyle der: Hadis başa gelen fakirlik veya düşmanın verdiği sıkıntı ve benzeri dünya meşakkatleri gibi bir zarardan dolayı ölmeyi temennı etmenin çirkin olduğunu açıkça ifade etmektedir. Buna karşılık kişi dini açısından herhangi bir zarar veya fitneden korkacak olursa bu hadisin anlamından dolayı• ölmeyi temennı etmek çirkindir. Selef alimlerinden birçokları böyle yapmışlardır. Hadise göre buna muhalefet edip, başa gelen zarara'sabretmeyen ve uğradığı bir zarardan dolayı ölmeyi temennı eden kimse, yukarıda zikri geçen duayı okusun. Biz de şunu ekleyelim: Hadisin zahirine göre mutlak olarak ölüm temennı edilmez ve sadece o dua ile yetinilir. Fakat Nevevl'nin ifadesine göre ölmeyi temennı durumunda olan kimse açısından -bunu temennı etmeyi terk etmesine yardımcı olması için- kişinin bunu yapmasında herhangi bir sakınca yoktur. "Eğer o, salih bir kimse ise (hayatta oldukça) salah ve faziletinin artması umulur. Eğer fena bir kimse ise onun da tövbe edip, Allah'ın nzaslnı kazanması mümkün olur!" Bu ifadede geçen "yesta'tibu" bundan vazgeçip, istiğfar ederek Allah'ın rızasını istemesi umulur demektir. "el-İsti'tab" rızayı talep etmek demektir. Hadisin zahirine göre bir mükellef sadece bu iki durumda olur. Bir üçüncü şık daha vardır ki o da mükellefin iyiliği ve kötülüğü birbirine karıştırıp, buna göre devam etmesidir ya da ihsanının artması veya kötülüğünün artması ya da iyi bir kimse iken kötüye dönüşmesi veya kötü iken kötülüğünün daha da artmasıdır. Buna verilecek cevap şudur: Bu taksim genel durum göz önüne alınarak yapılmıştır. Çünkü mu'minlerin halleri çoğunlukla böyle olur. Özellikle buna şifahı olarak muhatap olanlar sahabilerdi. Bu hadisin geniş bir açıklaması orada geçmişti. Hadisin manası ile ilgili olarak aklıma şöyle bir şey geldi: Hadiste iyi olan kimsenin iyiliğine gıpta ettirme, kötü olan kimseyi ise kötülüğünden sakındırmaya işaret vardır. Sanki Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demektedir: İyi olan kimse ölümü temennı etmeyi bıraksın ve iyiliğine, bunu arttırmaya devam etsin, kötü olan kimse ise ölümü temennı etmeyi bıraksın, kötülük üzere ölmemek için bundan vazgeçsin, yoksa tehlikede olur. Bunun dışında sözkonusu taksimin içermiş olduğu diğer kimselerin hükmü bu iki durumdan anlaşılır. Zira bu gibi kimseler bu iki durumdan birisinin dışında olamazlar. Doğruyu en iyi Yüce Allah bilir

Sahîh-i Buhârî, 7235
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ يُوسُفَ الْيَرْبُوعِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْفَزَارِيُّ، عَنْ مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمٌ أَبُو النَّضْرِ، مَوْلَى عُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ كُنْتُ كَاتِبًا لَهُ قَالَ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أَوْفَى حِينَ خَرَجَ إِلَى الْحَرُورِيَّةِ فَقَرَأْتُهُ فَإِذَا فِيهِ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي بَعْضِ أَيَّامِهِ الَّتِي لَقِيَ فِيهَا الْعَدُوَّ انْتَظَرَ حَتَّى مَالَتِ الشَّمْسُ‏.‏ ثُمَّ قَامَ فِي النَّاسِ فَقَالَ ‏"‏ أَيُّهَا النَّاسُ لاَ تَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُوِّ وَسَلُوا اللَّهَ الْعَافِيَةَ، فَإِذَا لَقِيتُمُوهُمْ فَاصْبِرُوا وَاعْلَمُوا أَنَّ الْجَنَّةَ تَحْتَ ظِلاَلِ السُّيُوفِ ـ ثُمَّ قَالَ ـ اللَّهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ وَمُجْرِيَ السَّحَابِ وَهَازِمَ الأَحْزَابِ اهْزِمْهُمْ وَانْصُرْنَا عَلَيْهِمْ ‏"‏‏.‏ وَقَالَ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ حَدَّثَنِي سَالِم أَبُو النَّضْرِ كُنْتُ كَاتِبًا لِعُمَرَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ فَأَتَاهُ كِتَابُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى ـ رضى الله عنهما أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ لاَ تَمَنَّوْا لِقَاءَ الْعَدُو ‏"‏‏.‏

Musa İbn Ukbe r.a.'den nakledilmiştir: Ömer İbn Ubeydullah'ın kölesi ve katibi olan Salim Ebu'n-Nadr şöyle dedi: "Abdullah İbn Ebu Evfa'nın Haruriyye'ye çıktığı zaman Ömer İbn Ubeydullah'a gönderdiği bir mektupta okumuştum. Şöyle yazıyordu: Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem düşmanla karşı karşıya geldiği bir savaşta güneş tepe noktasından batıya doğru meyledene kadar bekledi." [-3025-] Sonra ayağa kalkıp insanların arasında durarak: "Ey insanlar, düşmanla savaşmak için karşı karşıya gelmeyi arzulamayın. Allah'tan hep afiyet isteyin. Fakat savaşmak üzere düşman ile karşı karşıya geldiğinizde kararlı ve dirençli olup sabredin. Şunu iyi bilin ki cennet kılıçların gölgeleri altındadır" buyurdu ve şöyle dua etti: "Ey Kitab'ı indiren, bulutları istediği yöne çeviren ve düşman birliklerini dağıtıp perişan eden Allahım, şu düşmanımızı perişan et / hezimete uğrat, bize onlara karşı yardım eyle / zafer nasip et!" Musa İbn Ukbe şöyle dedi: Salim Ebu'n-Nadr bana şunları söyledi: "Ben Ömer İbn Ubeydullah'ın katibi idim. Ona Abdullah İbn Ebu Evfa'dan gelen bir mektupta Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem: "Düşmanla savaşmak için karşı karşıya gelmeyi arzulamayın!" dediği yazıyordu

Sahîh-i Buhârî, 3024

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.