İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i Ebû Dâvûd · 286

Purification (Kitab Al-Taharah)

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - يَعْنِي ابْنَ عَمْرٍو - قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ أَبِي حُبَيْشٍ، أَنَّهَا كَانَتْ تُسْتَحَاضُ فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ دَمُ الْحَيْضَةِ فَإِنَّهُ دَمٌ أَسْوَدُ يُعْرَفُ فَإِذَا كَانَ ذَلِكَ فَأَمْسِكِي عَنِ الصَّلاَةِ فَإِذَا كَانَ الآخَرُ فَتَوَضَّئِي وَصَلِّي فَإِنَّمَا هُوَ عِرْقٌ ‏"‏ ‏.1 قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا بِهِ ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ مِنْ كِتَابِهِ هَكَذَا ثُمَّ حَدَّثَنَا بِهِ بَعْدُ حِفْظًا قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ فَاطِمَةَ كَانَتْ تُسْتَحَاضُ ‏.‏ فَذَكَرَ مَعْنَاهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَدْ رَوَى أَنَسُ بْنُ سِيرِينَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ قَالَ إِذَا رَأَتِ الدَّمَ الْبَحْرَانِيَّ فَلاَ تُصَلِّي وَإِذَا رَأَتِ الطُّهْرَ وَلَوْ سَاعَةً فَلْتَغْتَسِلْ وَتُصَلِّي ‏.‏2 وَقَالَ مَكْحُولٌ إِنَّ النِّسَاءَ لاَ تَخْفَى عَلَيْهِنَّ الْحَيْضَةُ إِنَّ دَمَهَا أَسْوَدُ غَلِيظٌ فَإِذَا ذَهَبَ ذَلِكَ وَصَارَتْ صُفْرَةً رَقِيقَةً فَإِنَّهَا مُسْتَحَاضَةٌ فَلْتَغْتَسِلْ وَلْتُصَلِّي ‏.3 قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَى حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ إِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ تَرَكَتِ الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتِ اغْتَسَلَتْ وَصَلَّتْ ‏.2‏ ‏ وَرَوَى سُمَىٌّ وَغَيْرُهُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ تَجْلِسُ أَيَّامَ أَقْرَائِهَا ‏.2‏ وَكَذَلِكَ رَوَاهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَى يُونُسُ عَنِ الْحَسَنِ الْحَائِضُ إِذَا مَدَّ بِهَا الدَّمُ تُمْسِكُ بَعْدَ حَيْضَتِهَا يَوْمًا أَوْ يَوْمَيْنِ فَهِيَ مُسْتَحَاضَةٌ ‏.‏ وَقَالَ التَّيْمِيُّ عَنْ قَتَادَةَ إِذَا زَادَ عَلَى أَيَّامِ حَيْضِهَا خَمْسَةُ أَيَّامٍ فَلْتُصَلِّي ‏.‏ قَالَ التَّيْمِيُّ فَجَعَلْتُ أَنْقُصُ حَتَّى بَلَغْتُ يَوْمَيْنِ فَقَالَ إِذَا كَانَ يَوْمَيْنِ فَهُوَ مِنْ حَيْضِهَا ‏.‏ وَسُئِلَ ابْنُ سِيرِينَ عَنْهُ فَقَالَ النِّسَاءُ أَعْلَمُ بِذَلِكَ ‏.‏

Ebu Davud (hadis-i şerifin farklı rivayetlerini sıralamak maksadıyla) dedi ki; İbn Müsenna şöyle demiştir: ibn Ebi Adiy bu hadisi bize kitabından böylece (yukarıda geçtiği gibi) haber verdi. Daha sonra ezberinde; Bize Muhammed b. Amr, Zühri'den o da Urve'den, Urve de Aişe'den haber verdi ki, Fatima müstehaza idi... şeklinde rivayet etti. Enes b. Sirin, İbn Abbas (r.a.)'dan müstehaza hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Müstehaza koyu renkte çok kan gördüğü zaman namazı terk eder (bu bol ve koyu renkteki kan'ın kesilmesi ile) kısa bir müddet de olsa temizlik görürse yıkanıp namaz kılar." Mekhul şöyle demiştir: "Kadınlara hayz gizli değildir. Çünkü onun kanı koyu ve siyahtır. Bu (hal) gidip de, sarı ve rakik olarak devam edince o (kadın) müstehazadır, yıkansın ve namazını kılsın." Hammad b. Zeyd, Yahya b. Said'den, o da Ka'ka' b. Hakim'den, o da Said b. el-Müseyyeb'den müstehaza hakkında şöyle rivayet etmiştir; "Hayz (önceki mutad olan hayz günleri) gelince namazı terk eder, gidince yıkanır ve namazını kılar.” Sümeyy ve başkaları da Said b. el-Müseyyeb'ten "Hayz günlerinde oturur"şeklinde rivayet etmişlerdir. Hammad b. Seleme, Yahya b. Said'den o da Said b. el-Museyyeb'den aynı şekilde rivayet etmiştir. Yunus, Hasan (el-Basri)den şöyle rivayet etmiştir: "Hayızlı kadının adeti bittikten sonra kan devam ederse, bir veya iki gün namazı terk eder. (Bundan sonra) o müstehazadtr. " Teymi Katade'den rivayetle: "Mutadı olan kadın hayz günlerinden fazla kan gelirse beş gün (bekler) sonra (yıkanır) namazını kılar." demiştir. Teymi devamla: "Ben (günleri) iki güne ininceye kadar azaltmaya devam ettim" der. (Katade); "(Zaid olan) iki gün olunca o hayzdandır" demiştir. Bu ibn Sirin'den soruldu o da: "Bunu kadınlar daha iyi bilir" cevabını verdi. Diğer tahric: Nesai, tahare; hayz

Sünen-i Ebû Dâvûd, 286

Benzer hadisler

HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَقِيلٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمِصْرِيَّانِ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، وَعَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ بِنْتَ جَحْشٍ، خَتَنَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَحْتَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ اسْتُحِيضَتْ سَبْعَ سِنِينَ فَاسْتَفْتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ هَذِهِ لَيْسَتْ بِالْحَيْضَةِ وَلَكِنْ هَذَا عِرْقٌ فَاغْتَسِلِي وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ زَادَ الأَوْزَاعِيُّ فِي هَذَا الْحَدِيثِ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ وَعَمْرَةَ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتِ اسْتُحِيضَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ بِنْتُ جَحْشٍ - وَهِيَ تَحْتَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ - سَبْعَ سِنِينَ فَأَمَرَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْتَسِلِي وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَلَمْ يَذْكُرْ هَذَا الْكَلاَمَ أَحَدٌ مِنْ أَصْحَابِ الزُّهْرِيِّ غَيْرَ الأَوْزَاعِيِّ وَرَوَاهُ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ وَاللَّيْثُ وَيُونُسُ وَابْنُ أَبِي ذِئْبٍ وَمَعْمَرٌ وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ وَسُلَيْمَانُ بْنُ كَثِيرٍ وَابْنُ إِسْحَاقَ وَسُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ وَلَمْ يَذْكُرُوا هَذَا الْكَلاَمَ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَإِنَّمَا هَذَا لَفْظُ حَدِيثِ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَزَادَ ابْنُ عُيَيْنَةَ فِيهِ أَيْضًا أَمَرَهَا أَنْ تَدَعَ الصَّلاَةَ أَيَّامَ أَقْرَائِهَا ‏.‏ وَهُوَ وَهَمٌ مِنَ ابْنِ عُيَيْنَةَ وَحَدِيثُ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو عَنِ الزُّهْرِيِّ فِيهِ شَىْءٌ يَقْرُبُ مِنَ الَّذِي زَادَ الأَوْزَاعِيُّ فِي حَدِيثِهِ ‏.‏

Ebu Davud demiştir ki; Evzai, bu hadiste Zühri'den o da Urve ve Amre kanalıyla Aişe'den şöyle dediğini ilave etmiştir: Abdurrahman b. Avf'ın hanımı Ümmü Habibe bint Cahş yedi sene istihaza oldu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona, "Hayz vakti geldiğinde namazı terketmesini, gittiğinde de yıkanıp namazı kılmasını emretti"... (Yine) Ebu Davud, bu sözü Zühri'nin ashabından Evzai'den başka kimse söylememiştir. Bunu Zühri'den, Amr b. Haris, Leys, Yunus, ibn Ebi Zi'b, Ma'mer, ibrahim b. Sa'd, Süleyman b. Kesir, İbn İshak ve Süfyan b. Uyeyne rivayet etmişler ve bu sözü zikretmemişlerdir. Ancak bu, (yani: Hayız geldiğinde namazı terketmesini...) lafzı Hişam b. Urve'nin, babasından, onun da Aişe (r. anha)'dan rivayet ettiği hadisin lafzıdır” dedi. Ebu Davud (ilave olarak); ibn Uyeyne;"Rasulullah ona hayz gün­lerinde namazı terketmesini emretti" lafzını ilave etmiştir. Fakat bu, ibn Uyeyne'den bir vehmdir. Muhammed b. Amr'ın Zühri'den (riva­yet ettiği) hadiste, Evzai'nin hadisinde ilave ettiği söze yakın bir şey var demiştir. Diğer tahric: Buharî, hayz; Müslim, hayz; Tirmizî, tahare; Nesai tahare, hayz, İbn Mace, tahare; Darimî, vudu

Sünen-i Ebû Dâvûd, 285
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ أَبِي حُبَيْشٍ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي امْرَأَةٌ أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ قَالَ ‏ "‏ لاَ إِنَّمَا ذَلِكَ عِرْقٌ وَلَيْسَ بِالْحَيْضَةِ اجْتَنِبِي الصَّلاَةَ أَيَّامَ مَحِيضِكِ ثُمَّ اغْتَسِلِي وَتَوَضَّئِي لِكُلِّ صَلاَةٍ وَإِنْ قَطَرَ الدَّمُ عَلَى الْحَصِيرِ ‏"‏ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Fatime bint Ebi Hubeyş (r.anha) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : Ya Resulallah! Ben müstahaza olan bir kadınım. Temizlenemiyorum. (Kanım kesilmiyor.) Ben namazı bırakayım mı? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Hayır! O ancak bir damar kanıdır. Hayız değildir. Sen hayız olduğun günlerde namazdan uzak kal. Sonra ğuslet ve kan, hasir üzerine damlasa bile her namaz için abdest al.» AÇIKLAMA : Fatime bint-i Ebi Hubeyş (r.anha)'nın Nebi (Sallalahu Aleyhi ve Sellem)'e vaki müracaatına ve aldığı cevaba ait olan bu hadis az bir lafız farkıyla Urve bin Zübeyr (r.a.)'den 620 numarada rivayet edilmişti. Orada Urve bin Zübeyr, (r.a.), Fatime bint-i Ebi Hubeyş (r.anha)'dan hadisi işittiğini belirtmiştir. Burada ise Aişe (r.anha)'dan işittiği kaydedilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki. Urve (r.a.) bunu hem Aişe (r.anha) hem de soru sahibi Fatiı e (r.anha)'dan işitmiş. Hadis, ihtiva ettiği hüküm bakımın'dan daha önce geçen rivayetten farksız görülüyor. Zahirine göre, müstahaza kadının hayız günlerinin hesaplanmasında eski adeti esastır. Hadisin sonunda; '' ...kan, hasirin üzerine damlasa bile ... " fıkrası ile ilgili olarak EI-Menhel yazarı şöyle der: 'Bu Fıkra, istisfar edip, kanının akmasının önlenmesi için gereken tedbiri. alan ve buna rağmen, kanı durdurulamayan kadın için yorumlanır. Bu durumda kadın, sahib-i özür hükmündedir. Hanefilere göre müstahaza kadın, küçük abdestini tutamayan veya burnu devamlı kanayan sahib-i özür hükmündedir. Bir vakit için güzelce taharetlenip, istisfar denilen bez bağlama işini sağlamca yaptıktan sonra, aldığı abdest ile o vakit çıkıncaya kadar vakit namazı ile bir çok kaza namazı kılabilir .. Şafiilere göre vakit girdikten sonra, kadın taharetlenip, istisfar denilen işlemi yapıp abdest alır ve yalnız bir farz namaz kılar. Bunun yanında dilediği kadar nafile namaz kılabilir. Kazaya kalmış farz namazların hükmü de budur. Yani, kaza olsun, eda olsun birden fazla farz namaz kılamaz. Tarif edilen şekilde bez bağlayıp abdest alırken veya abdest aldıktan sonra ara vermedem namaza dururken, kan damlasa bile özür sahibi sayılır.' İstisfar: Geçmişte kuşak ile bağlanan bez, pamuklu bez, günümüzdeki ise hijyenik ped

Sünen-i İbn Mâce, 624
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - يَعْنِي ابْنَ عَمْرٍو - حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ أَبِي حُبَيْشٍ، أَنَّهَا كَانَتْ تُسْتَحَاضُ فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ دَمُ الْحَيْضِ فَإِنَّهُ دَمٌ أَسْوَدُ يُعْرَفُ فَإِذَا كَانَ ذَلِكَ فَأَمْسِكِي عَنِ الصَّلاَةِ فَإِذَا كَانَ الآخَرُ فَتَوَضَّئِي وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى وَحَدَّثَنَا بِهِ ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ حِفْظًا فَقَالَ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ فَاطِمَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرُوِيَ عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ الْمُسَيَّبِ وَشُعْبَةَ عَنِ الْحَكَمِ عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ قَالَ الْعَلاَءُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَوْقَفَهُ شُعْبَةُ عَلَى أَبِي جَعْفَرٍ تَوَضَّأُ لِكُلِّ صَلاَةٍ ‏.‏

Urve b. Zübeyr, Fâtıma bint Ebî Hübeyş'ten rivâyet etmiştir: müstehaza idi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine: Hayız kanı (olduğu zaman) siyah olur, bilinir. Böyle olduğu zaman namazı terket. Başkası olunca abdest al ve namaz kıl" buyurdu. Dâvûd buyurdu ki; " bize İbn Ebî Adiy ezber olarak Urve'den o da Hazret-i Âişe'den " muhakkak Fatıma...." diye haber verdi." hadis aynı zamanda Ala b. Müseyyeb ve Şube'den -ki o Hakem kanalıyla, Ebû Cafer'den- de rivâyet edilmiştir. Ala doğrudan doğruYa Resûlallah (sallallahü aleyhi ve sellem), Şube ise, mevkufen Ebû Cafer'den " Her namaz için abdest alır'9 diye nakletmişlerdir. hadis 286. hadisin tekrarıdır. Orada gerekli açılmamda bulunulmuştur

Sünen-i Ebû Dâvûd, 304
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ سَأَلَتِ امْرَأَةٌ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَتْ إِنِّي أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ قَالَ ‏"‏ لاَ وَلَكِنْ دَعِي قَدْرَ الأَيَّامِ وَاللَّيَالِي الَّتِي كُنْتِ تَحِيضِينَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو بَكْرٍ فِي حَدِيثِهِ ‏"‏ وَقَدْرَهُنَّ مِنَ الشَّهْرِ ثُمَّ اغْتَسِلِي وَاسْتَثْفِرِي بِثَوْبٍ وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏

Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in zevcelerinden) Ümmü Seleme (r.anh)'nın rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir kadın. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)*e : Ben, müstahaza bir kadınım. Temizlenemiyorum. (Kanım kesilmiyor.) Ben, namazı bırakayım mı? diye sordu. O : «Hayır. Lakin daha evvel hayız gördüğün günler ve geceler kadar namazı bırak. Sonra guslet ve bir bezle istisfar et ve namaz kıl.» buyurdu. Ravi Ebu Bekir, kendi rivayetinde dedi ki : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «...ve ayın hayız günleri ve geceleri kadar » da buyurdu." Tahric: Bu hadis Tirmizi hariç, Kütüb-i Sitte sahipleri tarafından rivayet edilmiştir. AÇIKLAMA : El-Menhel yazarının beyanına göre Nebi (s.a.v.)'e soru soran kadın Fatime binti Ebi Hubeyş'tir. Nitekim bazı rivayetlerde ismen geçiyor. Yine bazı rivayetlere göre Ümmü Seleme, kadının sorusunu Nebi (s.a.v.)'e iletmiştir. Verilen cevaba göre kadın, müstehaza olmadan önce, kaç gün ve gece hayız kanı görüyorduysa bundan sonraki aylarda hayz süresini eskisi gibi hesaplayacak ve aydan kalan günlerde müstehaza sayılıp namazını kılacaktır. Mesela, müstehaza olmadan önce her ayın başından itibaren bir hafta hayz görüp, ondan sonra gelecek aybaşına kadar temiz kalan kadının bu adeti bozulup, bütün ay kan görürse, her ayın ilk haftası hayız kanı sayılıp namaz kılmayacak, hafta bitince ğusledip namazını kılacak ve kan devam etse bile ibadetini bırakmayacaktır. " Bu hadisi İbn-i Mace'ye Ebu Bekir bin Ebi Şeybe ve Ali bin Muhammed rivayet etmişlerdir. Bunlardan Ali bin Muhammed'in rivayetinde hadisin metni mealen şöyledir: ''Hayır! (Namazını bırakma) Velakin daha önce hayız gördüğün günler ve geceler miktarınca namazı bırak. sonra ğuslet ... LO Ebu Bekir bin Ebi Şeybe'nin rivayetindeki metin arasında bir ziyade vardır. Ona göre metin mealen şöyledir: ''Hayır! (Namazını bırakma) Velakin daha önce hayız gördüğün günler ve geceler miktarınca ve aydan o günler ve geceler miktarınca namazı bırak. Sonra ğuslet...'' Hattabi: 'Müstehazalık illetine tutulmadan önce her ayın belirli günlerinde hayız gören ve sonra adeti bozulup devamlı kan gören kadının hükmü bu hadiste tesbit edilmiştir. Nebi (s.a.v.), bu kadına müstehazalık hastalığına tutulmadan önceki adete göre hayız süresini hesaplamasını ve o günlerde namazını bırakmasını süreyi doldurunca bir defa ğusletmesini ve namazına devamını emretmiştir. Bu kadın oruç ve namaz kılma sorumluluğu, Kabe'yi tavaf etmesi ve eşinin yaklaşması hususunda temiz kadın hükmündedir. Temiz kadından şu farkı vardır: Namaz kılmak istediği zaman her farz için abdest alması gerekir. Çünkü onun abdesti bir zaruret abdestidir. Bu yüzden teyemmüm eden kişi gibi bir abdestle iki farz kılamaz.'" demiştir. Bu kadının müstahaza olmadan önce, bir hayz adetinin bulunduğu ve bu adetini hatırladığı hadisten anlaşılıyor. Kadının mümeyyiz olup olmadığı, yani kanı kuvvetli ve zayıf olmak üzere çeşitli olarak görüp görmediği açıklanmamıştır. Ebu Hanife ve meşhur rivayetine göre Ahmed bin HanbeI, hadisi delil göstererek demişlerdir ki: Müstahaza olmadan önce hayız adeti bulunup bunu hatırlayan kadın müstahaza olunca hayız süresi, eski adetine göre hesaplanır. İster kanını kuvvetli ve zayıf olarak görmekle mümeyyiz olsun, ister kanını hep aynı renkte görüp gayri mümeyyize olsun, farketmez. Çünkü Nebi (s.a.v.), bu kadına mümeyyize olup olmadığını sormamıştır. Bunu sormaması, mümeyyizeliğin neticeyi değiştirmediğine alamettir Malik ve Şafii ise: Eğer kadın mümeyyize değilse (kanı hep aynı vasıfta görüyorsa). hayızı eski adetine göre hesaplanır. Mümeyyize ise, temyizine göre hesaplama yapılır, demişlerdir. İstisfar: Hadiste geçen: ''İstisfar et'' cümlesinin -manasına gelince; İstisfar şuna denir: İçi pamukla doldurulan genişçe bir bez, uyluk kemikleri arasından ve avret mahallinin uzerinden geçirilerek, uçlari yukarıya kaldırılıp kuşak, kemer gibi bir şeyle bağlanır: Böylece kanın dindirilmesine çalışılır. İstisfar, 'Sefr. kelimesinden türemedir. Sefr ise, atın kuyruğunun altından geçirilerek eyere bağlanan kayışa denir . Günümüzde bu iş için kadınların kullandıkları hijyenik pedler var

Sünen-i İbn Mâce, 623
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْجَرَّاحِ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ أَبِي حُبَيْشٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي امْرَأَةٌ أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ قَالَ ‏ "‏ لاَ إِنَّمَا ذَلِكَ عِرْقٌ وَلَيْسَ بِالْحَيْضَةِ فَإِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ هَذَا حَدِيثُ وَكِيعٍ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Fatime binti Ebi Hubeyş, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek: Ya Resulallah! Ben müstehaza bir kadınım. Kan'dan temizlenemiyorum. Namazı terk edeyim mi? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Hayır! O ancak bir damar kanıdır, hayz değildir. Hayz geldiği zaman namazı bırak ve hayz gittiği zaman kanını yıka ve namaz kıl.» Bu Veki' (rahimehumullah)'in hadisidir." Tahric: Bu hadisi Kütüb-i Sitte sahibIerinin hepsi rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : EI-Menhel yazarı, bu hadisin açıklaması bahsinde şöyle der: ''Fatime binti Ebi Hubeyş (r.anha)'nın Ümmü Seleme (r.anha) aracılığıyla bu soruyu Nebi (s.a.v.)'e intikal ettirdiği bazı rivayetlerde belirtilmiştir. Başka bir rivayete göre Meymune (r.anha)'nın kardeşi olan Esma (r.anha), bu soruda aracılıketmiştir. Buradaki hadisin zahirine göre Fatime (r.anha) şahsen Nebi (s.a.v.)'e sormuştur. Rivayetler arasında bir ihtila! yoktur. Çünkü sorunun tekerrür etmesi muhtemeldir. Şöyle de denilebilir: Fatime (r.anha), sordurmuştur. Ravi, aracıyı zikretmemiştir. Hadisin: ''Hayız geldiği zaman ... " ve: ''Hayız gittiği zaman.... " ifadeleri iki şekilde yorumlanabilir: 1- 'Senin hayız günlerin geldiği ... ve gittiği zaman...' buna göre eski adete göre hayız günleri hesaplanacaktır. Hanefi alimlerinin ve Ahmed bin Hanbel'in meşhur görüşü budur. 2 - 'Hayzın belirtisi olan koyu renkli kan geldiği ... ve bu kan bitip hayzın bitim belirtisi olan açık renkli kan gelmeye başladığı.. . Bu takdirde hayız günlerinin hesaplanması, kanın kuvvet ve zaafına dayanır. 'Şafii alimleri ile Malik'in görüşü budur. Yukarıda belirtildiği gibi hayız adetinin başlangıç ve bitimi, eski adete göre hesaplanabildiği gibi, kanın kuvvet ve zaaf vasfına göre de hesaplanabilir. Bu nedenle hadis, mu'tade kadının hayız hesaplaması, adete göredir, diyen alimlerin, veya; adete göre değil de temyize (kanın rengini ayırabilmek) göredir, diyen alimlerin görüşüne müsaittir. (İki taraftan birisinin görüşünü te'yid eder durumda görülmemektedir.) Hadisin: ''Hayız gittiği zaman kanını yıka... '' fıkrası ile kadının ğusletmesi ve kanlı yerini yıkaması kasdedilmiştir. Nitekim Buhari'nin bir rivayetinde: ''Sonra ğuslet ve namaz kı!.'' buyurulmuş, kanlı yerin yıkanması zikredilmemiştir. Bu ihtilaf Hişam'ın arkadaşları arasındadır. Onların bir kısmı, kanı yıkamayı zikretmiş, ğusletmeyi zikretmemiştir. Diğer bir kısmı ğusletmeyi anlatmış, kanı yıkamayı zikretmemiştir. Hepsi sikadır. Hadisleri Buhari ve Müslim' de bulunur. Bu nedenle gerek kanı yıkama ve gerekse ğusletme gereği açık olduğu için, iki gurup rivayetlerinde kısaltma yapmıştır, diye yorum yapılır. HAYIZIN KESİLMESİNİN ALAMETİ : İmam Ebu Hanife ve arkadaşlarının görüşüne göre müstahaza kadının hayız süresinin bitimine alamet, onun eski adeti ve zamanıdır. Adetini unuttuğu takdirde, araştırma yapacak, kuvvetli sanısına göre hareket edecektir. Şayet, kuvvetli bir kanaati yoksa bildiği günlerin en azıyla amel eder. İmam Şafii ve arkadaşlarına göre hayızın bitimi eski adete göre değil, kanının renk değişikliğine göre tesbit edilir. Siyah kan kırmızıdan kuvvetlidir. Kırmızı kan, sarı kandan; sarı kan da bulanık kandan kuvvetlidir. Müstahaza kadının kuvvetli kanı, hayız sayılır. Zayıfı da istihaza kabul edilir. Kanını kuvvetli ve zayıf gören kadına mümeyyize denir. Temyizin geçerliliği için üç şart vardır: 1 - Kuvvetli kan onbeş günden fazla devam etmiyecek. 2 - Kuvvetli kan yirmidört saatten az olmayacak ki, hayız sayılabilsin. 3 - Zayıf kan, onbeş günden az olmayacak. Ta ki, iki hayız arasında bir temizlik süresi sayılabilsin. Malik ve Ahmed'in de bununla hükmettikleri El-Ayni tarafından ifade edilmiştir. El-Ayni daha sonra: 'Bu şartlara uygun olarak görülen kuvvetli kan kesilip, zayıf kan gelmeye başlayınca ve böylece hayız zamanı bitince kadının derhal ğuslünü yapıp namaza başlaması vacibtir. Bundan sonra, namaz veya orucu terketmesi caiz değildir. Müstahaza olan bu kadının hükmü temiz olan kadının hükmü gibidir. İstithare (hayız bitiminden itibaren, üç güne kadar ğusletmek) lüzum yoktur. Şafii'nin hükmü budur. Malik'ten üç rivayet vardır: 1 - Hayız bitiminden itibaren üç gün istithal' yapacak, ondan sonra istihaza başlamış olur. 2 - Kuvvetli kan kesilip, yerine zayıf kan gelmeye başlasa bile kadın, onbeş güne kadar namaz kılmayacak, çünkü hayızın en çok süresi onbeş gündür. 3 - Mezhebimizde olduğu gibidir; demiştir. El-Ayni'nin dediğine göre hayızın en az müddeti, İmam-ı Malik'in mezhebinde yirmidört saattir. Halbuki meşhur mezhebine göre, hayızın en az süresi ibadet bakımından bir lahzadır. İddet bakımından bir gün veya günün bir parçasıdır. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1. Cahil adam, bilmediği şeyleri alimlere sormalıdır. 2. Gerektiğinde, kadın erkeklerle konuşabilir. (İslami örtünmeye riayet etmek şartıyla) 3. Utanılan hususları sormak caizdir. 4. İhtiyaç zamanı namahrem kadının sesini dinlemek caizdir. 5. Sorulan zat, büyük de olsa sorana cevap vermelidir. 6. Hayız halinde kadın, namazı bırakır. Sonra da kaza etmez. Hariciler müstesna, kimse bu hükme muhalefet etmemiştir. 7. Müstahaza kadın, hayız zamanında namaz kılmaktan men edilmiştir. Bu yasaklama haram kılmak içindir. Yani namaz kılması haram olup, kılsa bile fasittir. Yasaklık bakımından farz namaz ile nafile namaz eşittir. Ka'be'yi tavaf etmek, cenaze namazı, tilavet ve şükür secdeleri, Kur'an'a dokunmak ve camiye gitmek de namaz gibidir. 8. Hayız kanı necistir. Pislikleri gidermek gerekir. 9. Hayız kanı kesilir kesilmez, istithar yapmadan namaz kılmak caizdir.'' İİSTİTHAR: Kadının hayz süresi bittikten sonra, üç gün kadar her gün yıkanmasıdır

Sünen-i İbn Mâce, 621
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الْمُنْذِرِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، حَدَّثَتْهُ أَنَّهَا، أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَشَكَتْ إِلَيْهِ الدَّمَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّمَا ذَلِكَ عِرْقٌ فَانْظُرِي إِذَا أَتَى قَرْؤُكِ فَلاَ تُصَلِّي فَإِذَا مَرَّ الْقَرْءُ فَتَطَهَّرِي ثُمَّ صَلِّي مَا بَيْنَ الْقَرْءِ إِلَى الْقَرْءِ ‏"‏ ‏.‏

Urve bin Zübeyr (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Fatime bint Ebi Hubeyş (r.anha) O'na şunu anlatmıştır: Fatime, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek kandan* şikayet etmiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bu (hayız değil), bir damar (dan gelen kan) dır. Bunun için sen bak, mu'tad hayızın zamanı gelince namaz kılma. Senin hayzın zamanı geçince ğuslet, sonra iki hayız arasındaki sürece namaz kıl,» buyurdu. Diğer Tahric: Bu hadisi Nesai, Beyhaki ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : İbn-i Hazm'ın dediğine göre: 'Urve bin Zübeyr, Fatime bin Ebi Hubeyş'in zamanına ulaşmış olup, bu olayı kendisinden ve ayrıca Aişe (r.anha)'dan işitmiş olabilir. Bu duruma göre senedde bir inkıta' yoktur. Hadisin manasına gelince; Fatime (r.anha)'nın, adet dışı devam eden kanın dinmemesi üzerine halini Resul-i Ekrem s.a.v.'e arzed€rek, bu haliyle namaz durumunu sorduğu, verilen cevaptan ve bundan sonra gelen hadisten anlaşılıyor. Buradaki rivayette Fatiı e r.anha'nın şahsen Resul-i Ekrem (s.a.v.)'e sorduğuna veya birisinin aracılığıyla sordurduğuna dair bir açıklık yoktur. Beyhaki, Darekutni ve Ebu Davud'un bir rivayetine göre Fatime (r.anha) Nebi'in zevcesi Meymune'nin kardeşi olan Esma r.anha aracılığıyla bu durumu Resul-i Ekrem (s.a.v.l'e sordurmuştur. Nebi (s.a.v.l, bu kanın hayız kanı olmayıp bir hastalık kanı olduğunu bildirerek, hayız zamanı geldiğinde namazı bırakmasını ve hayız süresi bitince ğuslederek namaza başlamasını emretmiştir. Hadiste geçen ''Kar'" kelimesi hayz müddeti anlamında kullanılmıştır. Bazen iki hayız arasındaki temizlik süresi anlamında kullanılır. EI-Menhel yazarı ''İstihaza'' babında rivayet olunan bu hadis bahsinde: Ömer bin El-Hattab (r.a.) : ''Kar'" kelimesinin manası hayız süresidir, demiştir. Ebu Hanife ve Malik de kelimeyi böyle yorumlamışlardır. Bu hadiste, kelime bu manada kullanıldığı için hadis, onların hüccetidir. Hattabi: ''Kar'''ın hakiki manası hayız veya temizlik halinin döndüğü zamanıdır. Bu nedenle hayız halinde ''Kar'" denildiği gibi, temizlik haline de ''Kar'" denilmiştir. Burada hayız manası kasdedilmiştir,' demiştir. Nebi (s.a.v.l, iki hayız zamanı arasında geçen sürenin temizlik süresi gibi kabul edileceğine işaretle, Fatime (r.anha)'nın namaz kılmasını emretmiştir. Fatime (r.anha)'nın devamlı kan görmeden önce bir aybaşı adetinin bulunduğu ve kendisinin bu adeti hatırladığı, hadisin cevap kısmından anlaşılıyor.'' Eski adeti bulunan müstehaza kadına, mu'tade denir. Mu'tade iken adeti bozularak devamlı kan gören kadının hayız günlerinin hesaplanmasında, alimler arasında ihtilaf vardır. Hanefi alimler ve Ahmed bin HanbeI'e göre mu'tade kadın eski adetini hatırlıyorsa, gördüğü kan'ın kuvvetliliğine ve zayıflığına, yani siyah, kırmızı, sarı ve bulanık renkleri arasında bir ayırım yapılmadan eski adeti dikkate alınacak ve hayız günleri ona göre hesaplanacaktır. Mesela her ayın ilk beş günü hayız gören kadının adeti değişerek bütun ay kan görmeye başlayınca, kan'ın koyuluğuna ve açıklığına ve diğer vasıflarına bakılmaksızın eski adetine göre her ayın ilk beş günü hayız sayılır. Ondan sonra 25 gün istihaza sayılır. Bu görüşü savunan alimler bu hadisi delil göstermişlerdir. Çünkü bu hadiste Fatime (r.anha)'nın, hayız müddetine bakması bu müddet gelince namazını bırakması ve müddet bitiminde ğuslünü yaparak ikinci bir hayız zamanı gelinceye kadar namazına devam etmesi emredilmiştir . Hanefi alimleri ve Ahmed bin HanbeI'in meşhur kavll budur

Sünen-i İbn Mâce, 620

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.