İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i Ebû Dâvûd · 304

Purification (Kitab Al-Taharah)

Arapça metin

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - يَعْنِي ابْنَ عَمْرٍو - حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ أَبِي حُبَيْشٍ، أَنَّهَا كَانَتْ تُسْتَحَاضُ فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ دَمُ الْحَيْضِ فَإِنَّهُ دَمٌ أَسْوَدُ يُعْرَفُ فَإِذَا كَانَ ذَلِكَ فَأَمْسِكِي عَنِ الصَّلاَةِ فَإِذَا كَانَ الآخَرُ فَتَوَضَّئِي وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى وَحَدَّثَنَا بِهِ ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ حِفْظًا فَقَالَ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ فَاطِمَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرُوِيَ عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ الْمُسَيَّبِ وَشُعْبَةَ عَنِ الْحَكَمِ عَنْ أَبِي جَعْفَرٍ قَالَ الْعَلاَءُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَوْقَفَهُ شُعْبَةُ عَلَى أَبِي جَعْفَرٍ تَوَضَّأُ لِكُلِّ صَلاَةٍ ‏.‏

Urve b. Zübeyr, Fâtıma bint Ebî Hübeyş'ten rivâyet etmiştir: müstehaza idi. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) kendisine: Hayız kanı (olduğu zaman) siyah olur, bilinir. Böyle olduğu zaman namazı terket. Başkası olunca abdest al ve namaz kıl" buyurdu. Dâvûd buyurdu ki; " bize İbn Ebî Adiy ezber olarak Urve'den o da Hazret-i Âişe'den " muhakkak Fatıma...." diye haber verdi." hadis aynı zamanda Ala b. Müseyyeb ve Şube'den -ki o Hakem kanalıyla, Ebû Cafer'den- de rivâyet edilmiştir. Ala doğrudan doğruYa Resûlallah (sallallahü aleyhi ve sellem), Şube ise, mevkufen Ebû Cafer'den " Her namaz için abdest alır'9 diye nakletmişlerdir. hadis 286. hadisin tekrarıdır. Orada gerekli açılmamda bulunulmuştur

Sünen-i Ebû Dâvûd, 304

Benzer hadisler

HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ الْمُنْذِرِ بْنِ الْمُغِيرَةِ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ أَبِي حُبَيْشٍ، حَدَّثَتْهُ أَنَّهَا، أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَشَكَتْ إِلَيْهِ الدَّمَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ إِنَّمَا ذَلِكَ عِرْقٌ فَانْظُرِي إِذَا أَتَى قَرْؤُكِ فَلاَ تُصَلِّي فَإِذَا مَرَّ الْقَرْءُ فَتَطَهَّرِي ثُمَّ صَلِّي مَا بَيْنَ الْقَرْءِ إِلَى الْقَرْءِ ‏"‏ ‏.‏

Urve bin Zübeyr (r.a.)'den rivayet edildiğine göre Fatime bint Ebi Hubeyş (r.anha) O'na şunu anlatmıştır: Fatime, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in yanına gelerek kandan* şikayet etmiştir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Bu (hayız değil), bir damar (dan gelen kan) dır. Bunun için sen bak, mu'tad hayızın zamanı gelince namaz kılma. Senin hayzın zamanı geçince ğuslet, sonra iki hayız arasındaki sürece namaz kıl,» buyurdu. Diğer Tahric: Bu hadisi Nesai, Beyhaki ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA : İbn-i Hazm'ın dediğine göre: 'Urve bin Zübeyr, Fatime bin Ebi Hubeyş'in zamanına ulaşmış olup, bu olayı kendisinden ve ayrıca Aişe (r.anha)'dan işitmiş olabilir. Bu duruma göre senedde bir inkıta' yoktur. Hadisin manasına gelince; Fatime (r.anha)'nın, adet dışı devam eden kanın dinmemesi üzerine halini Resul-i Ekrem s.a.v.'e arzed€rek, bu haliyle namaz durumunu sorduğu, verilen cevaptan ve bundan sonra gelen hadisten anlaşılıyor. Buradaki rivayette Fatiı e r.anha'nın şahsen Resul-i Ekrem (s.a.v.)'e sorduğuna veya birisinin aracılığıyla sordurduğuna dair bir açıklık yoktur. Beyhaki, Darekutni ve Ebu Davud'un bir rivayetine göre Fatime (r.anha) Nebi'in zevcesi Meymune'nin kardeşi olan Esma r.anha aracılığıyla bu durumu Resul-i Ekrem (s.a.v.l'e sordurmuştur. Nebi (s.a.v.l, bu kanın hayız kanı olmayıp bir hastalık kanı olduğunu bildirerek, hayız zamanı geldiğinde namazı bırakmasını ve hayız süresi bitince ğuslederek namaza başlamasını emretmiştir. Hadiste geçen ''Kar'" kelimesi hayz müddeti anlamında kullanılmıştır. Bazen iki hayız arasındaki temizlik süresi anlamında kullanılır. EI-Menhel yazarı ''İstihaza'' babında rivayet olunan bu hadis bahsinde: Ömer bin El-Hattab (r.a.) : ''Kar'" kelimesinin manası hayız süresidir, demiştir. Ebu Hanife ve Malik de kelimeyi böyle yorumlamışlardır. Bu hadiste, kelime bu manada kullanıldığı için hadis, onların hüccetidir. Hattabi: ''Kar'''ın hakiki manası hayız veya temizlik halinin döndüğü zamanıdır. Bu nedenle hayız halinde ''Kar'" denildiği gibi, temizlik haline de ''Kar'" denilmiştir. Burada hayız manası kasdedilmiştir,' demiştir. Nebi (s.a.v.l, iki hayız zamanı arasında geçen sürenin temizlik süresi gibi kabul edileceğine işaretle, Fatime (r.anha)'nın namaz kılmasını emretmiştir. Fatime (r.anha)'nın devamlı kan görmeden önce bir aybaşı adetinin bulunduğu ve kendisinin bu adeti hatırladığı, hadisin cevap kısmından anlaşılıyor.'' Eski adeti bulunan müstehaza kadına, mu'tade denir. Mu'tade iken adeti bozularak devamlı kan gören kadının hayız günlerinin hesaplanmasında, alimler arasında ihtilaf vardır. Hanefi alimler ve Ahmed bin HanbeI'e göre mu'tade kadın eski adetini hatırlıyorsa, gördüğü kan'ın kuvvetliliğine ve zayıflığına, yani siyah, kırmızı, sarı ve bulanık renkleri arasında bir ayırım yapılmadan eski adeti dikkate alınacak ve hayız günleri ona göre hesaplanacaktır. Mesela her ayın ilk beş günü hayız gören kadının adeti değişerek bütun ay kan görmeye başlayınca, kan'ın koyuluğuna ve açıklığına ve diğer vasıflarına bakılmaksızın eski adetine göre her ayın ilk beş günü hayız sayılır. Ondan sonra 25 gün istihaza sayılır. Bu görüşü savunan alimler bu hadisi delil göstermişlerdir. Çünkü bu hadiste Fatime (r.anha)'nın, hayız müddetine bakması bu müddet gelince namazını bırakması ve müddet bitiminde ğuslünü yaparak ikinci bir hayız zamanı gelinceye kadar namazına devam etmesi emredilmiştir . Hanefi alimleri ve Ahmed bin HanbeI'in meşhur kavll budur

Sünen-i İbn Mâce, 620
HadisMuvatta (İmam Mâlik)

قَالَ حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ يَحْيَى اللَّيْثِيُّ، عَنْ مَالِكِ بْنِ أَنَسٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا فَدَخَلَ عَلَيْهِ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ فَأَخْبَرَهُ أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا وَهُوَ بِالْكُوفَةِ فَدَخَلَ عَلَيْهِ أَبُو مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ مَا هَذَا يَا مُغِيرَةُ أَلَيْسَ قَدْ عَلِمْتَ أَنَّ جِبْرِيلَ نَزَلَ فَصَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ بِهَذَا أُمِرْتُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ بْنُ عَبْدِ الْعَزِيزِ اعْلَمْ مَا تُحَدِّثُ بِهِ يَا عُرْوَةُ أَوَ إِنَّ جِبْرِيلَ هُوَ الَّذِي أَقَامَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقْتَ الصَّلاَةِ قَالَ عُرْوَةُ كَذَلِكَ كَانَ بَشِيرُ بْنُ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيُّ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ ‏.‏

İbni Şihab (Ez-Zührî)'den: rivayet edildiğine göre: Ömer b. Abdülaziz bir gün (ikindi) namazını geciktirdi. O sırada huzuruna giren Urve b. Zübeyr (onu uyarmak için) şu hadisi nakletti: «— Kufe'de bir gün Muğire b. Şube (ikindi) namazını geciktirmişti. O sırada yanına girmiş olan Ebu Mes'ud el-Ensârî: — Bunu neden yaptın Muğire? Hatırlamıyor musun, bir gün Cebrail (A.S.) gelmişti de öğle namazını kılmıştı. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem de kılmıştı. Sonra (ikindi) namazını kıldı, Resûlullah da kıldı. Sonra (akşam) namazım kıldı, Resûlullah da kıldı, daha sonra (yatsı) namazını kıldı, Resûlullah da kıldı. Daha sonra da sabah namazını kıldı, Resûlullah da kıldı. Ondan sonra da (Cibril): «Bunlarla emrolundun, buyurdu.» demişti. Bunun üzerine Ömer b. Abdülazız: «— Urve, ne dediğini iyi düşün; Resulullah (s.a.v.)'e namaz vakitlerini bildiren Cibril mi idi?» diye sordu. Urve de: «— Beşir b. Ebî Mes'ud, babasından böyle rivayet etti» dedi

Muvatta (İmam Mâlik), 1
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ مُحَمَّدٍ، - يَعْنِي ابْنَ عَمْرٍو - قَالَ حَدَّثَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ فَاطِمَةَ بِنْتِ أَبِي حُبَيْشٍ، أَنَّهَا كَانَتْ تُسْتَحَاضُ فَقَالَ لَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ إِذَا كَانَ دَمُ الْحَيْضَةِ فَإِنَّهُ دَمٌ أَسْوَدُ يُعْرَفُ فَإِذَا كَانَ ذَلِكَ فَأَمْسِكِي عَنِ الصَّلاَةِ فَإِذَا كَانَ الآخَرُ فَتَوَضَّئِي وَصَلِّي فَإِنَّمَا هُوَ عِرْقٌ ‏"‏ ‏.1 قَالَ أَبُو دَاوُدَ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا بِهِ ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ مِنْ كِتَابِهِ هَكَذَا ثُمَّ حَدَّثَنَا بِهِ بَعْدُ حِفْظًا قَالَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرٍو عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ فَاطِمَةَ كَانَتْ تُسْتَحَاضُ ‏.‏ فَذَكَرَ مَعْنَاهُ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَقَدْ رَوَى أَنَسُ بْنُ سِيرِينَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ قَالَ إِذَا رَأَتِ الدَّمَ الْبَحْرَانِيَّ فَلاَ تُصَلِّي وَإِذَا رَأَتِ الطُّهْرَ وَلَوْ سَاعَةً فَلْتَغْتَسِلْ وَتُصَلِّي ‏.‏2 وَقَالَ مَكْحُولٌ إِنَّ النِّسَاءَ لاَ تَخْفَى عَلَيْهِنَّ الْحَيْضَةُ إِنَّ دَمَهَا أَسْوَدُ غَلِيظٌ فَإِذَا ذَهَبَ ذَلِكَ وَصَارَتْ صُفْرَةً رَقِيقَةً فَإِنَّهَا مُسْتَحَاضَةٌ فَلْتَغْتَسِلْ وَلْتُصَلِّي ‏.3 قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَى حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنِ الْقَعْقَاعِ بْنِ حَكِيمٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ فِي الْمُسْتَحَاضَةِ إِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ تَرَكَتِ الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتِ اغْتَسَلَتْ وَصَلَّتْ ‏.2‏ ‏ وَرَوَى سُمَىٌّ وَغَيْرُهُ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ تَجْلِسُ أَيَّامَ أَقْرَائِهَا ‏.2‏ وَكَذَلِكَ رَوَاهُ حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَى يُونُسُ عَنِ الْحَسَنِ الْحَائِضُ إِذَا مَدَّ بِهَا الدَّمُ تُمْسِكُ بَعْدَ حَيْضَتِهَا يَوْمًا أَوْ يَوْمَيْنِ فَهِيَ مُسْتَحَاضَةٌ ‏.‏ وَقَالَ التَّيْمِيُّ عَنْ قَتَادَةَ إِذَا زَادَ عَلَى أَيَّامِ حَيْضِهَا خَمْسَةُ أَيَّامٍ فَلْتُصَلِّي ‏.‏ قَالَ التَّيْمِيُّ فَجَعَلْتُ أَنْقُصُ حَتَّى بَلَغْتُ يَوْمَيْنِ فَقَالَ إِذَا كَانَ يَوْمَيْنِ فَهُوَ مِنْ حَيْضِهَا ‏.‏ وَسُئِلَ ابْنُ سِيرِينَ عَنْهُ فَقَالَ النِّسَاءُ أَعْلَمُ بِذَلِكَ ‏.‏

Ebu Davud (hadis-i şerifin farklı rivayetlerini sıralamak maksadıyla) dedi ki; İbn Müsenna şöyle demiştir: ibn Ebi Adiy bu hadisi bize kitabından böylece (yukarıda geçtiği gibi) haber verdi. Daha sonra ezberinde; Bize Muhammed b. Amr, Zühri'den o da Urve'den, Urve de Aişe'den haber verdi ki, Fatima müstehaza idi... şeklinde rivayet etti. Enes b. Sirin, İbn Abbas (r.a.)'dan müstehaza hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Müstehaza koyu renkte çok kan gördüğü zaman namazı terk eder (bu bol ve koyu renkteki kan'ın kesilmesi ile) kısa bir müddet de olsa temizlik görürse yıkanıp namaz kılar." Mekhul şöyle demiştir: "Kadınlara hayz gizli değildir. Çünkü onun kanı koyu ve siyahtır. Bu (hal) gidip de, sarı ve rakik olarak devam edince o (kadın) müstehazadır, yıkansın ve namazını kılsın." Hammad b. Zeyd, Yahya b. Said'den, o da Ka'ka' b. Hakim'den, o da Said b. el-Müseyyeb'den müstehaza hakkında şöyle rivayet etmiştir; "Hayz (önceki mutad olan hayz günleri) gelince namazı terk eder, gidince yıkanır ve namazını kılar.” Sümeyy ve başkaları da Said b. el-Müseyyeb'ten "Hayz günlerinde oturur"şeklinde rivayet etmişlerdir. Hammad b. Seleme, Yahya b. Said'den o da Said b. el-Museyyeb'den aynı şekilde rivayet etmiştir. Yunus, Hasan (el-Basri)den şöyle rivayet etmiştir: "Hayızlı kadının adeti bittikten sonra kan devam ederse, bir veya iki gün namazı terk eder. (Bundan sonra) o müstehazadtr. " Teymi Katade'den rivayetle: "Mutadı olan kadın hayz günlerinden fazla kan gelirse beş gün (bekler) sonra (yıkanır) namazını kılar." demiştir. Teymi devamla: "Ben (günleri) iki güne ininceye kadar azaltmaya devam ettim" der. (Katade); "(Zaid olan) iki gün olunca o hayzdandır" demiştir. Bu ibn Sirin'den soruldu o da: "Bunu kadınlar daha iyi bilir" cevabını verdi. Diğer tahric: Nesai, tahare; hayz

Sünen-i Ebû Dâvûd, 286
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، قَالَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ فَاطِمَةُ ابْنَةُ أَبِي حُبَيْشٍ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي امْرَأَةٌ أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ، أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ لاَ، إِنَّمَا ذَلِكِ عِرْقٌ، وَلَيْسَ بِحَيْضٍ، فَإِذَا أَقْبَلَتْ حَيْضَتُكِ فَدَعِي الصَّلاَةَ، وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْسِلِي عَنْكِ الدَّمَ ثُمَّ صَلِّي ‏"‏‏.‏ قَالَ وَقَالَ أَبِي ‏"‏ ثُمَّ تَوَضَّئِي لِكُلِّ صَلاَةٍ، حَتَّى يَجِيءَ ذَلِكَ الْوَقْتُ ‏"‏‏.‏

Hişâm İbn Urve babasından o da Âişe r.anha'dan şunu rivayet etmişlerdir: Fâtıma binti Ebî Hubeyş Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Ben istihazaya mübtela bir kadınım (kanım hiç durmaz), temizlenemem. Bu durumda namazı terk edeyim mi?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hayır (namazı bırakma). Bu yalnızca damar kanıdır, âdet kanı değildir. Âdet günlerine rastlayan günlerde namaz kılma, fakat o günler bitince kanı yıka sonra namaz kıl. Ondan sonra o vakit (yani âdet dönemin) gelinceye kadar her namaz için abdest al. Tekrar: 306, 320, 325, 331. Diğer tahric: Tirmizi Tahare; Ebû Dâvûd, Tahara

Sahîh-i Buhârî, 228
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ قَالاَ حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ جَاءَتْ فَاطِمَةُ بِنْتُ أَبِي حُبَيْشٍ إِلَى النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي امْرَأَةٌ أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ قَالَ ‏ "‏ لاَ إِنَّمَا ذَلِكَ عِرْقٌ وَلَيْسَ بِالْحَيْضَةِ اجْتَنِبِي الصَّلاَةَ أَيَّامَ مَحِيضِكِ ثُمَّ اغْتَسِلِي وَتَوَضَّئِي لِكُلِّ صَلاَةٍ وَإِنْ قَطَرَ الدَّمُ عَلَى الْحَصِيرِ ‏"‏ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: Fatime bint Ebi Hubeyş (r.anha) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelerek : Ya Resulallah! Ben müstahaza olan bir kadınım. Temizlenemiyorum. (Kanım kesilmiyor.) Ben namazı bırakayım mı? diye sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Hayır! O ancak bir damar kanıdır. Hayız değildir. Sen hayız olduğun günlerde namazdan uzak kal. Sonra ğuslet ve kan, hasir üzerine damlasa bile her namaz için abdest al.» AÇIKLAMA : Fatime bint-i Ebi Hubeyş (r.anha)'nın Nebi (Sallalahu Aleyhi ve Sellem)'e vaki müracaatına ve aldığı cevaba ait olan bu hadis az bir lafız farkıyla Urve bin Zübeyr (r.a.)'den 620 numarada rivayet edilmişti. Orada Urve bin Zübeyr, (r.a.), Fatime bint-i Ebi Hubeyş (r.anha)'dan hadisi işittiğini belirtmiştir. Burada ise Aişe (r.anha)'dan işittiği kaydedilmiştir. Öyle anlaşılıyor ki. Urve (r.a.) bunu hem Aişe (r.anha) hem de soru sahibi Fatiı e (r.anha)'dan işitmiş. Hadis, ihtiva ettiği hüküm bakımın'dan daha önce geçen rivayetten farksız görülüyor. Zahirine göre, müstahaza kadının hayız günlerinin hesaplanmasında eski adeti esastır. Hadisin sonunda; '' ...kan, hasirin üzerine damlasa bile ... " fıkrası ile ilgili olarak EI-Menhel yazarı şöyle der: 'Bu Fıkra, istisfar edip, kanının akmasının önlenmesi için gereken tedbiri. alan ve buna rağmen, kanı durdurulamayan kadın için yorumlanır. Bu durumda kadın, sahib-i özür hükmündedir. Hanefilere göre müstahaza kadın, küçük abdestini tutamayan veya burnu devamlı kanayan sahib-i özür hükmündedir. Bir vakit için güzelce taharetlenip, istisfar denilen bez bağlama işini sağlamca yaptıktan sonra, aldığı abdest ile o vakit çıkıncaya kadar vakit namazı ile bir çok kaza namazı kılabilir .. Şafiilere göre vakit girdikten sonra, kadın taharetlenip, istisfar denilen işlemi yapıp abdest alır ve yalnız bir farz namaz kılar. Bunun yanında dilediği kadar nafile namaz kılabilir. Kazaya kalmış farz namazların hükmü de budur. Yani, kaza olsun, eda olsun birden fazla farz namaz kılamaz. Tarif edilen şekilde bez bağlayıp abdest alırken veya abdest aldıktan sonra ara vermedem namaza dururken, kan damlasa bile özür sahibi sayılır.' İstisfar: Geçmişte kuşak ile bağlanan bez, pamuklu bez, günümüzdeki ise hijyenik ped

Sünen-i İbn Mâce, 624
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَقِيلٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ سَلَمَةَ الْمِصْرِيَّانِ، قَالاَ حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ الْحَارِثِ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، وَعَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ أُمَّ حَبِيبَةَ بِنْتَ جَحْشٍ، خَتَنَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَتَحْتَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ اسْتُحِيضَتْ سَبْعَ سِنِينَ فَاسْتَفْتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ إِنَّ هَذِهِ لَيْسَتْ بِالْحَيْضَةِ وَلَكِنْ هَذَا عِرْقٌ فَاغْتَسِلِي وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ زَادَ الأَوْزَاعِيُّ فِي هَذَا الْحَدِيثِ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ وَعَمْرَةَ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتِ اسْتُحِيضَتْ أُمُّ حَبِيبَةَ بِنْتُ جَحْشٍ - وَهِيَ تَحْتَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ - سَبْعَ سِنِينَ فَأَمَرَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ إِذَا أَقْبَلَتِ الْحَيْضَةُ فَدَعِي الصَّلاَةَ وَإِذَا أَدْبَرَتْ فَاغْتَسِلِي وَصَلِّي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَلَمْ يَذْكُرْ هَذَا الْكَلاَمَ أَحَدٌ مِنْ أَصْحَابِ الزُّهْرِيِّ غَيْرَ الأَوْزَاعِيِّ وَرَوَاهُ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَمْرُو بْنُ الْحَارِثِ وَاللَّيْثُ وَيُونُسُ وَابْنُ أَبِي ذِئْبٍ وَمَعْمَرٌ وَإِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ وَسُلَيْمَانُ بْنُ كَثِيرٍ وَابْنُ إِسْحَاقَ وَسُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ وَلَمْ يَذْكُرُوا هَذَا الْكَلاَمَ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَإِنَّمَا هَذَا لَفْظُ حَدِيثِ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ عَنْ أَبِيهِ عَنْ عَائِشَةَ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَزَادَ ابْنُ عُيَيْنَةَ فِيهِ أَيْضًا أَمَرَهَا أَنْ تَدَعَ الصَّلاَةَ أَيَّامَ أَقْرَائِهَا ‏.‏ وَهُوَ وَهَمٌ مِنَ ابْنِ عُيَيْنَةَ وَحَدِيثُ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو عَنِ الزُّهْرِيِّ فِيهِ شَىْءٌ يَقْرُبُ مِنَ الَّذِي زَادَ الأَوْزَاعِيُّ فِي حَدِيثِهِ ‏.‏

Ebu Davud demiştir ki; Evzai, bu hadiste Zühri'den o da Urve ve Amre kanalıyla Aişe'den şöyle dediğini ilave etmiştir: Abdurrahman b. Avf'ın hanımı Ümmü Habibe bint Cahş yedi sene istihaza oldu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona, "Hayz vakti geldiğinde namazı terketmesini, gittiğinde de yıkanıp namazı kılmasını emretti"... (Yine) Ebu Davud, bu sözü Zühri'nin ashabından Evzai'den başka kimse söylememiştir. Bunu Zühri'den, Amr b. Haris, Leys, Yunus, ibn Ebi Zi'b, Ma'mer, ibrahim b. Sa'd, Süleyman b. Kesir, İbn İshak ve Süfyan b. Uyeyne rivayet etmişler ve bu sözü zikretmemişlerdir. Ancak bu, (yani: Hayız geldiğinde namazı terketmesini...) lafzı Hişam b. Urve'nin, babasından, onun da Aişe (r. anha)'dan rivayet ettiği hadisin lafzıdır” dedi. Ebu Davud (ilave olarak); ibn Uyeyne;"Rasulullah ona hayz gün­lerinde namazı terketmesini emretti" lafzını ilave etmiştir. Fakat bu, ibn Uyeyne'den bir vehmdir. Muhammed b. Amr'ın Zühri'den (riva­yet ettiği) hadiste, Evzai'nin hadisinde ilave ettiği söze yakın bir şey var demiştir. Diğer tahric: Buharî, hayz; Müslim, hayz; Tirmizî, tahare; Nesai tahare, hayz, İbn Mace, tahare; Darimî, vudu

Sünen-i Ebû Dâvûd, 285

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.