İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 1503

Chapters Regarding Funerals

Arapça metin

حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ الْمُحَارِبِيُّ، حَدَّثَنَا الْهَجَرِيُّ، قَالَ صَلَيْتُ مَعَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي أَوْفَى الأَسْلَمِيِّ صَاحِبِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ عَلَى جِنَازَةِ ابْنَةٍ لَهُ فَكَبَّرَ عَلَيْهَا أَرْبَعًا فَمَكَثَ بَعْدَ الرَّابِعَةِ شَيْئًا ‏.‏ قَالَ فَسَمِعْتُ الْقَوْمَ يُسَبِّحُونَ بِهِ مِنْ نَوَاحِي الصُّفُوفِ فَسَلَّمَ ثُمَّ قَالَ أَكُنْتُمْ تُرَوْنَ أَنِّي مُكَبِّرٌ خَمْسًا قَالُوا تَخَوَّفْنَا ذَلِكَ ‏.‏ قَالَ لَمْ أَكُنْ لأَفْعَلَ ‏.‏ وَلَكِنْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يُكَبِّرُ أَرْبَعًا ثُمَّ يَمْكُثُ سَاعَةً فَيَقُولُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَقُولَ ثُمَّ يُسَلِّمُ ‏.‏

EI-Heceri (r.a.)'den: şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Abdullah bin Ebi Evfa el-Eslemi (r.a.) ile beraber kızının cenaze namazını kıldım. Abdullah (r.a.) onun cenazesi üzerinde (namazda) dört defa tekbir aldı. Dördüncü tekbirden sonra (hemen selam vermeyip) biraz durdu. Ben safların müteaddit yerlerinden cemaatin imamı uyarmak için 'Sübhanallah' seslerini işittim. Sonra selam verdi. Daha sonra: Siz benim beş defa tekbir alacağımı mı sanıyordunuz? dedi. Cemaat: Bundan endişelendik, dediler. Kendisi: Ben (beş defa tekbir) alacak değilim. Lakin Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dört defa tekbir alırdı, sonra bir süre durup demesini Allah'ın dilediği (kelimeleri) söyledikten sonra selam verirdi. Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir. Senedindeki ravi el-Beceri 'nin adı İbrahim bin Müsilm el-Kufi'dir. Süfyan bin Uyeyne, Yahya bin Main. Nesai ve başkaları onu zayıf saymışlardır. AÇIKLAMA 1504’te

Sünen-i İbn Mâce, 1503

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبِي قَالَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، قَالَ الأَسْوَدُ قَالَ كُنَّا عِنْدَ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ فَذَكَرْنَا الْمُوَاظَبَةَ عَلَى الصَّلاَةِ وَالتَّعْظِيمَ لَهَا، قَالَتْ لَمَّا مَرِضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَرَضَهُ الَّذِي مَاتَ فِيهِ، فَحَضَرَتِ الصَّلاَةُ فَأُذِّنَ، فَقَالَ ‏"‏ مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ ‏"‏‏.‏ فَقِيلَ لَهُ إِنَّ أَبَا بَكْرٍ رَجُلٌ أَسِيفٌ، إِذَا قَامَ فِي مَقَامِكَ لَمْ يَسْتَطِعْ أَنْ يُصَلِّيَ بِالنَّاسِ، وَأَعَادَ فَأَعَادُوا لَهُ، فَأَعَادَ الثَّالِثَةَ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّكُنَّ صَوَاحِبُ يُوسُفَ، مُرُوا أَبَا بَكْرٍ فَلْيُصَلِّ بِالنَّاسِ ‏"‏‏.‏ فَخَرَجَ أَبُو بَكْرٍ فَصَلَّى، فَوَجَدَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مِنْ نَفْسِهِ خِفَّةً، فَخَرَجَ يُهَادَى بَيْنَ رَجُلَيْنِ كَأَنِّي أَنْظُرُ رِجْلَيْهِ تَخُطَّانِ مِنَ الْوَجَعِ، فَأَرَادَ أَبُو بَكْرٍ أَنْ يَتَأَخَّرَ، فَأَوْمَأَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ مَكَانَكَ، ثُمَّ أُتِيَ بِهِ حَتَّى جَلَسَ إِلَى جَنْبِهِ‏.‏ قِيلَ لِلأَعْمَشِ وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي وَأَبُو بَكْرٍ يُصَلِّي بِصَلاَتِهِ، وَالنَّاسُ يُصَلُّونَ بِصَلاَةِ أَبِي بَكْرٍ فَقَالَ بِرَأْسِهِ نَعَمْ‏.‏ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ عَنْ شُعْبَةَ عَنِ الأَعْمَشِ بَعْضَهُ‏.‏ وَزَادَ أَبُو مُعَاوِيَةَ جَلَسَ عَنْ يَسَارِ أَبِي بَكْرٍ فَكَانَ أَبُو بَكْرٍ يُصَلِّي قَائِمًا‏.‏

İbrahim en-Nehaî, Esved bin Yezîd en-Nehai'nİn şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Biz Aişe (r.anha)'nın yanında namaz'a devam etmenin ve namaz ibadetinin öneminden bahsediyorduk, Bunun üzerine Aişe (r.anha) bize şunları aktardı: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatına sebep olan hastalığı günlerinde bir nanaz vakti girdi ve ezan okundu. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir'e söyleyin cemaate namaz'ı kıldırsın' buyurdu. Orada bulunanlardan birisi; 'Ebu Bekir pek yufka yüreklidir, namazda kendisini tutamayıp ağlar' deyince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem emrini tekrarladı. Orada bulunanlardan biri aynı şekilde Ebu Bekir'in durumunu ifade edince Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem üçüncü defa emrini tekrar etti ve şöyle dedi; Yusuf'un başını derde sokan siz kadınlar değilmisiniz zaten!? Söyleyin Ebu Bekir'e cemaate namazı kıldırsın!" Bunun üzerine Ebu Bekir imamete geçip namazı kıldırmaya başladı. Bu namazlardan biri kıldırılırken Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kendisini biraz daha iyi hissettiği için cemaat'e katılmak istedi. Ashab'dan iki kişinin kolları arasında mescide girdi. Takatsizliğinden dolayı mübarek ayaklarını yere sürüyerek zorla yürüdüğü sıradaki hali hâlâ gözlerimin önündedir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in geldiğini fark eden Ebu Bekir geri çekilmek istedi. Fakat Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: Olduğun yerde dur anlamında eliyle işaret buyurdu. Sonra Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir'in yanına kadar gidip oraya oturdu." Bu rivayetle ilgili olarak A'meş'e şöyle bir soru yönelttiler: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir (r.a.)'in yanına oturup namaza durduğunda Ebu Bekir, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e, cemaat ise Ebu Bekir'e uymuştu, değil mi?" A'meş bu soruyu kafasını evet anlamında sallayarak onaylamıştır. Ebu Dâvud, Şu'be - A'meş senediyle bu rivayetin bir kısmını nakletmiştir: Söz konusu rivayetle ilgili olarak Ebu Muaviye'den nakledilen ek bir bilgi de şöyledir: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Ebu Bekir (r.a.)'in sol tarafına oturdu. Bu sırada Ebu Bekir namaza ayakta devam ediyordu

Sahîh-i Buhârî, 664
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ، إِدْرِيسَ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى قَبْرٍ بَعْدَ مَا دُفِنَ فَكَبَّرَ عَلَيْهِ أَرْبَعًا ‏.‏ قَالَ الشَّيْبَانِيُّ فَقُلْتُ لِلشَّعْبِيِّ مَنْ حَدَّثَكَ بِهَذَا قَالَ الثِّقَةُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ ‏.‏ هَذَا لَفْظُ حَدِيثِ حَسَنٍ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ نُمَيْرٍ قَالَ انْتَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى قَبْرٍ رَطْبٍ فَصَلَّى عَلَيْهِ وَصَفُّوا خَلْفَهُ وَكَبَّرَ أَرْبَعًا ‏.‏ قُلْتُ لِعَامِرٍ مَنْ حَدَّثَكَ قَالَ الثِّقَةُ مَنْ شَهِدَهُ ابْنُ عَبَّاسٍ ‏.‏

Bize Hasenü'bnü Rabi' ile Muhammedü'bnü AbdilIâh b. Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdullah b. İdrîs, Şeybânî'den, o da Şa'bî'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze defnedildikten sonra bir kabrin üzerine cenaze namazı kılmış ve dört tekbîr almış. Şeybani demişki: «Şa'bi'ye: — Bu hadisi sana kim rivayet etti? dedim; — Sika (yani) Abdullah İbni Abbâs (rivayet etti.) dedi.» Hesen'in rivayet ettiği hadîsin lâfzı budur. İbni Numeyr rivayetinde ise: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Taze bir kabrin yanına vararak üzerine namaz kıldı. Cemâat da arkasına saff oldular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört defa tekbir aldı; dedi. Ben, Âmir'e: — Sana (bu hadisi) kim rivayet etti? dedim; Âmir: — Sika, orada hâzır bulunan îbni Abbâs; cevâbını verdi.» ibâresİ vardır

Sahîh-i Müslim, 2211
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، بِإِسْنَادِهِ وَمَعْنَاهُ قَالَ فِي أَوَّلِهِ فَكَبَّرَ ‏.‏ وَقَالَ فِي آخِرِهِ فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ قَالَ ‏"‏ إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ وَإِنِّي كُنْتُ جُنُبًا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ الزُّهْرِيُّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ فَلَمَّا قَامَ فِي مُصَلاَّهُ وَانْتَظَرْنَا أَنْ يُكَبِّرَ انْصَرَفَ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ كَمَا أَنْتُمْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ أَيُّوبُ وَابْنُ عَوْنٍ وَهِشَامٌ عَنْ مُحَمَّدٍ مُرْسَلاً عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَكَبَّرَ ثُمَّ أَوْمَأَ بِيَدِهِ إِلَى الْقَوْمِ أَنِ اجْلِسُوا فَذَهَبَ فَاغْتَسَلَ ‏.‏ وَكَذَلِكَ رَوَاهُ مَالِكٌ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي حَكِيمٍ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَبَّرَ فِي صَلاَةٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَكَذَلِكَ حَدَّثَنَاهُ مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ حَدَّثَنَا أَبَانُ عَنْ يَحْيَى عَنِ الرَّبِيعِ بْنِ مُحَمَّدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَبَّرَ ‏.‏

Hammad b. Seleme önceki hadisi aynı senetle ve aynı manada rivayet etmiş, (fakat) başında (Resulullah s.a.v.) "tekbir aldı" sonunda da namazı bitirince, "ben ancak bir beşerim, cünup idim (yıkanmayı unuttum) dedi” ifadelerini ilave etmiştir. Ebu Davud, şunları söyledi: Bu hadisi Zühri, Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan, o da Ebu Hureyre'den (şöylece) rivayet etmiştir: (Ebu Hureyre) dedi ki: Namaz kıldığı yerde durunca, biz tekbir almasını bekledik. O, ayrıldı sonra "Olduğunuz halde kaiınız” buyurdu. Bu hadisi Eyyüb ibn Avn ve Hişam, Muhammed kanalıyla (mürsel olarak) Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "(Resulullah)Tekbir aldı, sonra cemaate eliyle oturmalarını işaret edip gitti ve gusletti." Bunu aynı şekilde Malik, İsmail b. Ebi Hakim'den o da Ata'dan rivayet etmiştir.'Ata (rivayetinde) "Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namazında tekbir aldı”demiştir. Ebu Davud dedi ki: Bunu aynı şekilde Müslim b. İbrahim, Eban’dan; O, Yahya'dan; Yahya, Rabi b. Muhammed'den o da Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'dem nakletti ve "tekbir aldı" dedi. Diğer tahric: Ahmed b. Hanbel Müsned

Sünen-i Ebû Dâvûd, 234
HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ شُمَيْلٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ عَوْنٍ، عَنِ ابْنِ سِيرِينَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِحْدَى صَلاَتَىِ الْعَشِيِّ ـ قَالَ ابْنُ سِيرِينَ سَمَّاهَا أَبُو هُرَيْرَةَ وَلَكِنْ نَسِيتُ أَنَا ـ قَالَ فَصَلَّى بِنَا رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ سَلَّمَ، فَقَامَ إِلَى خَشَبَةٍ مَعْرُوضَةٍ فِي الْمَسْجِدِ فَاتَّكَأَ عَلَيْهَا، كَأَنَّهُ غَضْبَانُ، وَوَضَعَ يَدَهُ الْيُمْنَى عَلَى الْيُسْرَى، وَشَبَّكَ بَيْنَ أَصَابِعِهِ، وَوَضَعَ خَدَّهُ الأَيْمَنَ عَلَى ظَهْرِ كَفِّهِ الْيُسْرَى، وَخَرَجَتِ السَّرَعَانُ مِنْ أَبْوَابِ الْمَسْجِدِ فَقَالُوا قَصُرَتِ الصَّلاَةُ‏.‏ وَفِي الْقَوْمِ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ، فَهَابَا أَنْ يُكَلِّمَاهُ، وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ فِي يَدَيْهِ طُولٌ يُقَالُ لَهُ ذُو الْيَدَيْنِ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، أَنَسِيتَ أَمْ قَصُرَتِ الصَّلاَةُ قَالَ ‏"‏ لَمْ أَنْسَ، وَلَمْ تُقْصَرْ ‏"‏‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ أَكَمَا يَقُولُ ذُو الْيَدَيْنِ ‏"‏‏.‏ فَقَالُوا نَعَمْ‏.‏ فَتَقَدَّمَ فَصَلَّى مَا تَرَكَ، ثُمَّ سَلَّمَ، ثُمَّ كَبَّرَ وَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ وَكَبَّرَ، ثُمَّ كَبَّرَ وَسَجَدَ مِثْلَ سُجُودِهِ أَوْ أَطْوَلَ، ثُمَّ رَفَعَ رَأْسَهُ وَكَبَّرَ‏.‏ فَرُبَّمَا سَأَلُوهُ ثُمَّ سَلَّمَ فَيَقُولُ نُبِّئْتُ أَنَّ عِمْرَانَ بْنَ حُصَيْنٍ قَالَ ثُمَّ سَلَّمَ‏.‏

Ebu Hureyre'den şöyle nakledilmiştir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize öğle veya ikindi namazlarından birini kıldırdı. (İbn Sîrîn Ebu Hureyre'nin bunun hangi namaz olduğunu belirttiğini, ama kendisinin bunu unuttu­ğunu söylemiştir) İki rekattan sonra selam verdi. Sonra Mescid'in (ön tarafına) konmuş kütüğe yöneldi ve ona yaslandı. Kızgın gibi görünüyordu. Sağ elini sol elinin üstüne koydu sonra parmaklarını birleştirdi. Daha sonra sağ yanağını, sol elinin sırtına koydu. Bu esnada camiden çıkmak için acele davrananlar Mescİd-i Nebevî'nin kapılarından çıkarken 'Namaz kısaldı' deyip duruyordu. Cemaatin içinde Ebu Bekir ve Ömer de vardı. Ama onlar da Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile konuşmaya cesaret edemiyorlardı. Cemaat arasında kollaro uzun olduğu için kendisine Zül-Yedeyn denen biri daha vardı. (Onlardan önce): 'Ey Allah'ın elçisi, namaz mı kısaldı, yoksa unuttun mu?' diye sordu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): Ne namaz kısaldı, ne de unuttum' diye cevap verdi. Sonra 'Zül-yedeyn'in dediği gibi mi oldu?' diye sordu. Cemaat: 'Evet' deyince, biraz öne geçti ve namaz'ın geri kalan kısmını kıldırıp selam verdi. Daha sonra tekbir getirip önceki secdesi gibi belki de ondan daha uzun secde etti. Sonra başını kaldırıp tekrar tekbir getirdi. Sonra yeniden tekbir getirip önceki secdesi gibi belki de ondan daha uzun secde etti. Daha sonra başını kaldırıp tekbir getirdi. (Ravi der ki: Muhtemelen, bundan sonra ne yaptığını İbn Sîrîn'e sordular o da şöyle cevap verdi): En sonunda selam verdi. (Ravi der ki) Bana haber verildiğine göre, İmrân İbn Husayn 'En sonunda selam verdi' demiştir. Tekrar:

Sahîh-i Buhârî, 482
HadisSünen-i Ebû Dâvûd

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، دُحَيْمٌ الدِّمَشْقِيُّ حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، حَدَّثَنِي حَسَّانُ، - يَعْنِي ابْنَ عَطِيَّةَ - عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَابِطٍ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ الأَوْدِيِّ، قَالَ قَدِمَ عَلَيْنَا مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ الْيَمَنَ رَسُولُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَيْنَا - قَالَ - فَسَمِعْتُ تَكْبِيرَهُ مَعَ الْفَجْرِ رَجُلٌ أَجَشُّ الصَّوْتِ - قَالَ - فَأُلْقِيَتْ عَلَيْهِ مَحَبَّتِي فَمَا فَارَقْتُهُ حَتَّى دَفَنْتُهُ بِالشَّامِ مَيْتًا ثُمَّ نَظَرْتُ إِلَى أَفْقَهِ النَّاسِ بَعْدَهُ فَأَتَيْتُ ابْنَ مَسْعُودٍ فَلَزِمْتُهُ حَتَّى مَاتَ فَقَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ كَيْفَ بِكُمْ إِذَا أَتَتْ عَلَيْكُمْ أُمَرَاءُ يُصَلُّونَ الصَّلاَةَ لِغَيْرِ مِيقَاتِهَا ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ فَمَا تَأْمُرُنِي إِنْ أَدْرَكَنِي ذَلِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ صَلِّ الصَّلاَةَ لِمِيقَاتِهَا وَاجْعَلْ صَلاَتَكَ مَعَهُمْ سُبْحَةً ‏"‏ ‏.‏

Amr b. Meymun el-Evdi şöyle demiştir: Muaz b. Cebel (r.a.) bize -Yemen'e- Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elçisi olarak geldi. Fecirle birlikte onun tekbirini işittim. Kalın sesli biri idi. Onu sevdim. Artık onun cenazesini Şam'da defnedinceye kadar bir daha yanından ayrılmadım. Ondan sonra insanların en bilginini aradım ve İbn Mes'ud'a gelip ölünceye kadar onun peşine takıldım. (Bir keresinde) İbn Mes'ud şöyle dedi: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Size namazı (efdal) vakti dışında kıl(dır)an emirler geldiği zaman haliniz ne olur, (Ne yaparsınız)" dedi. Ben de: Bu benim başıma gelirse ne yapmamı emredersin Ya Resulallah? dedim. "Namazı vaktinde kıl, sonra onlarla birlikte nafile olarak tekrar kıl" buyurdu. Diğer tahric: Muslim, mesacid (benzeri); İbn Mace, ikame; Ahmed, Hanbel IV, 124; V

Sünen-i Ebû Dâvûd, 432
HadisSahîh-i Müslim

أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَنَّ عُمَرَ بْنَ عَبْدِ الْعَزِيزِ، أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا فَدَخَلَ عَلَيْهِ عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ فَأَخْبَرَهُ أَنَّ الْمُغِيرَةَ بْنَ شُعْبَةَ أَخَّرَ الصَّلاَةَ يَوْمًا وَهُوَ بِالْكُوفَةِ فَدَخَلَ عَلَيْهِ أَبُو مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيُّ فَقَالَ مَا هَذَا يَا مُغِيرَةُ أَلَيْسَ قَدْ عَلِمْتَ أَنَّ جِبْرِيلَ نَزَلَ فَصَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ صَلَّى فَصَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏ "‏ بِهَذَا أُمِرْتُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ لِعُرْوَةَ انْظُرْ مَا تُحَدِّثُ يَا عُرْوَةُ أَوَإِنَّ جِبْرِيلَ عَلَيْهِ السَّلاَمُ هُوَ أَقَامَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَقْتَ الصَّلاَةِ فَقَالَ عُرْوَةُ كَذَلِكَ كَانَ بَشِيرُ بْنُ أَبِي مَسْعُودٍ يُحَدِّثُ عَنْ أَبِيهِ ‏.‏

Bize Yahya b. Yahya Et-Temimi haber verdi. Dediki: Mâlik'e, İbni Şihâb'dan duyduğum şu hadîsi okudum: Ömer b. Abdilâziz bir gün namazı geç kılmış. Derken yanına Urvetü'bnü Zübeyr girerek ona şunu haber vermiş. Mugîratü'bnü Şu'be Kûfe'de iken bir gün namazı geç kılmış; bunun üzerine Ebu Mes'ûd-u Ensârî onun yanına girerek: — Bu (yaptığın) nedir Yâ Mugira? Bilmiyormusun ki: 1- Cibril inerek (nasıl) namaz kılmışdı. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de (ona uyarak), namaz kılmışdı. 2- Sonra o kılmış, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'de (ona uyarak) namaz kılmışdı. 3- Sonra o kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de (ona uyarak) namaz kılmışdı. 4- Sonra o kılmış, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’de (ona uyarak) namaz kılmışdı. 5- Sonra o kılmış, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'de (ona uyarak) namaz kılmışdı. Sonra Cibril (Aleyhisselâm): «Sen işte bununla emrolundun» buyurmuşdu; demiş. Ömer, Urve'yc: — Ne söylediğini düşün yâ Urve! Acaba namaz vaktini Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ta'yin eden Cibril (Aleyhisselâm) mıdır?» demiş. Urve: — Beşir b. Ebî Mes'ûd, babasından böyle rivayet ediyordu... cevâbını vermiş. İzah 611 de

Sahîh-i Müslim, 1380

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.