İslami Delil
Aramaya dön
Hadis

Sünen-i İbn Mâce · 1504

Chapters Regarding Funerals

Arapça metin

حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ خَلِيفَةَ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَبَّرَ أَرْبَعًا ‏.‏

Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze namazında dört defa tekbir aldı. Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (1502, 1503, 1504): İlk iki hadis zevaid türündendir. İkinci hadisi Ahmed ele rivayet etmiştir. Bu yani İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Ebu.Davud'un rivayeti mealen şöyledir: "Ebu İshak'ın Şa'bi'den rivayet ettiğinegöre Şa'bi: 'Peygamber (s.a.v.) yeni bir kabrin yanından geçmiş ve cemaat kabir üzerinde saf olmuşlar. Peygamber (s.a.v.) kabir üzerinde (kıldırdığı namazda) dört defa tekbir almış,' dedi. Ben Şa'bi'ye: Kim sana tahdis etti? diye sordum. Dedi ki : Sıka bir zat. Orada bulunan Abdullah bin Abbas (r.a.) (bana tahdis etti.)" Bu babta rivayet edilen hadisler, cenaze namazındaki tekbir sayısının dört olduğuna delalet ediyorlar. Dört mezheb imamları ile Sevri, İbnü'l-Mübarek, İshak, İbn-i Ebi Evfa, Ata', Hanefiler'den Muhammed ve Evzai (r.a.) bununla hükmetınişlerdir. Sahabilerden de Ömer b. el-Hattab, Abdullah b. Ömer, Zeyd bin Sabit, Hasan bin Ali, Bera' bin Azib ve Ebu Hureyre (r.a.) böyle hükmetmişlerdir. Tirmizi: Sahabilerden ve başkalarından olan ilim ehlinin tatbikatı böyledir, demiştir. Kadı iyaz: Muhtelif memleketlerdeki fetva ehli ve Fıkıhçılar bunda ittifak etmişlerdir. Çünkü buna dair sahih hadisler vardır. Bu kavlin dışındaki görüşlere itimat edilmemelidir. Memleketlerin fıkıhçılarından İbn-i Ebi Leyla hariç, hiç birisinin tekbirleri beş yaptığını bilmiyoruz, demiştir. Sevri, Ebu Hanife, Şafii ve bir rivayete gore Ahmed: İmam, tekbir sayısını dörtten fazlalaştırırsa cemaat bu hususta imam'a uymaz. Bununla beraber imam selam vermeden önce cemaat selam vermez. Onun selam vermesini bekler

Sünen-i İbn Mâce, 1504

Benzer hadisler

HadisSahîh-i Buhârî

حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الْبَدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ الآيَتَانِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ مَنْ قَرَأَهُمَا فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ‏"‏‏.‏ قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَلَقِيتُ أَبَا مَسْعُودٍ وَهْوَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ، فَسَأَلْتُهُ فَحَدَّثَنِيهِ‏.‏

Ebu Mes'ud el-Bedri r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bakara suresindeki son iki ayeti bir gecede okuyana bu iki ayet yeterli gelir." Abdurrahman dedi ki: Ebu Mes'ud ile o Beyti tavaf ederken karşılaştım ve ona (bu hadisi) sordum. O da bana bu hadisi nakletti." Bu Hadis 5008,5009,5040 ve 5051 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sehl b. Huneyf' el-Ensari "üzerine (cenaze namazında) tekbir getirdi." "Andolsun Bedir'de bulunmuştur, dedi." Said b. Mansur da, İbn Uyeyne'den böylece rivayet etmiş ve "beş tekbir" lafzı ile zikretmiştir. Hakim rivayetinde: "Bize dönerek: O Bedir'e katılanlardandır, dedi" diye ilave etmiştir. Ali radıyalliıhuanh'ın: "O Bedir'de bulunmuştur" sözü ile Bedir'de bulunan kimselerin her hususta diğerlerine göre üstün ve faziletli olduğuna işaret etmektedir. Cenaze namazında getirilen tekbir sayısında bile. Bu ise onlar arasında cenaze namazında dört tekbir getirmenin meşhur olduğuna delil teşkil etmektedir. Ashabın çoğunluğunun görüşü de budur. Bazılarından tekbir sayısının beş olduğu da rivayet edilmiştir. Müslim'in Sahih'inde Zeyd b. Erkam'dan bu hususta merfu bir hadis bulunmaktadır. Cenazeler bölümünde de Enes'in şöyle dediği geçmişti: "Cenaze üzerine getirilecek tekbir sayısı üçtür. Birincisi istiftah içindir ... " İbn Ebi Hayseme de bir başka yoldan merfu olarak şunu rivayet etmektedir: "O (cenaze namazında) dört, beş, altı, yedi ve sekiz tekbir getirirdi. Nihayet Necaşi ölünce onun üzerine dört tekbir getirdi ve vefat edene kadar bu halini sürdürdü." Ebu Ömer (İbn Abdilberr) der ki: İcma dört tekbir getirileceği hususunda gerçekleşmiştir. Değişik bölgelerdeki fakihlerden İbn Ebi Leyla dışında beş tekbir getirilir diyeni bilmiyoruz. Hanefilere ait el-Mebsut adlı eserde Ebu Yunus'tan da benzeri bir görüş nakledilmektedir. Nevevi de Şerhu'l-Mühezzeb adlı eserinde der ki: Ashab arasında görüş ayrılığı vardı. Sonra bu görüş ayrılığı ortadan kalktı ve dört tekbir getirileceği üzerinde icma' ettiler .. Fakat imam unutarak beş tekbir getirecek olursa namazı batıl olmaz. Sahih görüşe göre kasten böyle yapsa da durum böyledir .. Fakat sahih kabul edilen görüşe göre cemaat bu hususta ona tabi olmaz. Doğrusunu en iyi bilen AlIah'tır. Ömer r.a.'ın (4005 numaralı) Hafsa'nın duI kalışı ile ilgili hadisine gelince, ileride Nikah böIümünde bu hadisin yeteri kadarıyIa şerhi geIecektir

Sahîh-i Buhârî, 4008
HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى النَّجَاشِيِّ فَكَبَّرَ أَرْبَعًا ‏.‏ قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ وَابْنِ أَبِي أَوْفَى وَجَابِرٍ وَيَزِيدَ بْنِ ثَابِتٍ وَأَنَسٍ ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى وَيَزِيدُ بْنُ ثَابِتٍ هُوَ أَخُو زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ وَهُوَ أَكْبَرُ مِنْهُ شَهِدَ بَدْرًا وَزَيْدٌ لَمْ يَشْهَدْ بَدْرًا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِي هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَالْعَمَلُ عَلَى هَذَا عِنْدَ أَكْثَرِ أَهْلِ الْعِلْمِ مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ يَرَوْنَ التَّكْبِيرَ عَلَى الْجَنَازَةِ أَرْبَعَ تَكْبِيرَاتٍ ‏.‏ وَهُوَ قَوْلُ سُفْيَانَ الثَّوْرِيِّ وَمَالِكِ بْنِ أَنَسٍ وَابْنِ الْمُبَارَكِ وَالشَّافِعِيِّ وَأَحْمَدَ وَإِسْحَاقَ ‏.‏

Ebû Hureyre (r.a.)’den rivâyete göre: “Rasûlullah (s.a.v.) Habeş Kralı olarak Necaşi’ye cenazesi yok iken arkasından gıyabî cenaze namazını kıldı ve bu namazda dört tekbir almıştı.” Diğer Tahric: Buhârî, Cenaiz; İbn Mâce, Cenaiz Tirmîzî: Bu konuda İbn Abbâs, İbn ebî Evfâ, Câbir, Yezîd b. Sabit ve Enes’den de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Yezîd b. Sabit; Zeyd b. Sabit’in kardeşi olup yaşça ondan büyüktür. Bedir savaşında bulunmuştur. Zeyd ise bulunmamıştır. Tirmîzî: Ebû Hureyre hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemlerden pek çok ilim adamları uygulamalarını bu hadisle yaparlar ve cenaze namazında dört tekbir alırlar. Sûfyân es Sevrî, Mâlik b. Enes, İbn’ül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır

Sünen-i Tirmizî, 1022
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ عُمَرَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ الثَّقَفِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏ "‏ أَبْرِدُوا بِالظُّهْرِ ‏"‏ ‏.‏

(Abdullah) İbn-i Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu demiştir: «Öğle namazını serinliğe bırakınız.» Not: Zevaid'de:. İsnadının sahih olduğu ve İbn-i Hibban'ın bunu sahihinde rivayet ettiği bildirilmiştir. Tahric: Bu babta geçen Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi tarafından rivayet edilmiştir. AÇIKLAMA (677, 678, 679, 680 ve 681) : Tuhfetü'l-Ahvezi yazarının bildirdiğine göre Ebu Said (r.a.)'in hadisini Buhari de rivayet etmiştir. Muğire (r.a.)'in hadisi (notta bildirildiği gibi Zevaid kısmından olmakla beraber) Ahmed tarafından da tahric edilmiştir. İbn-i Ömer (r.a.)'in hadisini Buhari de rivayet etmiştir. (Halbuki notta belirtildiği gibi Zevaid yazarı, İbn-i. Ömer'in hadisini Zevaid kısmından saymıştır.! Tirmizi, Ebu Hure yre (r.a.)'in hadisini rivayet ederek hasen-sahih olduğunu söyledikten sonra; "Bu babta Ebu Said, Ebu Zer, İbn-i Ömer, El-Muğire, Ebu Musa, İbn-i Abbas, Enes ve Safvan (r.anhum)'dan rivayetler vardır. Alimlerden bir cemaat sıcağın şiddetli olduğu zamanlarda öğle namazını tehir elmeyi tercih etmişlerdir. İbnü'l-Mübarek, Ahmed ve İshak'ın kavli budur. Şafii de: Cemaati uzak yerden gelen mescidde kılındığı zaman, şiddetli sıcakta öğle namazını tehir etmeyi tercih etmiş fakat münferit olarak namaz kılan ile kendi yanındaki mescidde namaz kılanların bence sevimli olanı şiddetli sıcakta bile öğleyi tehir etmemeleridir, demiştir. Münferid olsun olmasın; kendi mahalle mescidinde kılsın veya uzak bir camiye gitsin, hadislere uyma bakımından en uygun olanı, sıcağın şiddetli zamanında öğle namazını tehir etmektir.'' demiştir. EI-Menhel yazarı "Öğle namazı vakti babında rivayet olunan hadislerin izahı bahsinde aşağıdaki malumatı vermiştir: ''Öğle namazını şiddetli sıcakta ibrad etme yani serinliğe bırakmaya ait hadislerin zahirine göre ibrad vacibtir. Kadi İyad'ın anlattığına göre bazıları: İbrad vacibtir, demişlerdir. Fakat cumhura göre hadiste ibrad ile ilgili verilen emir, mendubluk içindir. Vucub için olmadığının alameti şudur: İbrad'ın hikmeti namaz kılanın zorluktan kurtarılması olunca verilen emir onun menfaatı ve güçlükten kurtarılması içindir. Eğer verilen emir vucub için olsaydı, bu emir onun için kolaylık değil bir güçlük ve tazyik olurdu. Dolayısıyla onun yararına değil zararına olacaktı. Cumhura göre ibrad'ın mendubluğu, sıcağın şiddetli zamanına mahsustur. Hadislerin zahirıne göre ibrad hususunda cemaatla namaz kılan ile münferit namaz kılan arasında fark yoktur. Ahmed, İshak ve Kufe alimleri böyle demişlerdir. Malikiler'in ekserisine göre münferit için efdal olanı ibrad etmemektir. Şafii, ibrad etmeyi sıcak memleketlere tahsis etmiş ve; Uzaklardan gelen cemaat için ibrad mendubtur. Fakat cemaat toplu halde hazır ise, yahut gölgelikte gitmeleri mümkün ise, acele etmek, ibrad'dan efdaldir, demiştir. Bundan önceki babta geçen ve öğle namazının zeval'den hemen sonra kılınmasıııı öngören hadisler ile ibrad'a ait hadisler arasında zahiren bir çelişki görülüyorsa da alimler bu durumu şöyle cevaplamışlardır : Öğle namazının ta'cili ve ilk vaktin daha faziletli oluşuna dair varid olan hadisler mutlaktır veya umumidir. İbrad hadisleri kayıtlıdır veya hususidir. Umumi hadis ile hususi hadis arasında veyahut mutlak hadis ile kayıtlı hadis arasında bir çelişkinin varlığı söz konusu edilemez. Yani şiddetli sıcak zamanı öğle namazının tehiri ibrad hadisleri ile istendiği için böyle günlerde kılman öğle namazı, ilk vakit fazileti hükmünden müstesna kılınmış olur. Böyle zamanlarda öğle namazının ibradı daha efdaldır. Sair zamanlarda ise ta'cili efdaldır. 675 noda geçen Habbab (r.a.)'in hadisine de alimler şöyle demişlerdir: Esrem ve Tahavi'nin dediği gibi Habbab (r.a.)'in hadisi mensuhtur. Delili de Muğire (r.a.)'in (680 nolu) hadisidir. Habbab (r.a.)'in hadisi için şöyle de denilebilir: Bazı sahabiler ibrad için tanınan tehir süresini az görerek süreyi uzatmak için kumların hararetinden Peygamber (s.a.v.)'e şikayet etmişler, Peygamber (s.a.v.) bu dileği reddetmiştir. Habbab (r.a.) bunu anlatmak istemiştir. Bazı alimler: İbrad hadisiyle tanınan geciktirme süresi, eşyanın öğleden sonraki gölgesinin yararlanılabilir hale gelmesi ile tayin edilmiştir. Artık gölgeliklerden faydalanarak mescidlere gitmek mümkün olur. Bu kadarlık bir geciktirmeye müsaade edilmiştir. Habbab (r.a.)'in hadisiyle istenilen geciktirme süresi ise kum ve çakılların soğuması için gereken süredir. Güneş sararmadıkça bunlar soğumaz. Bunun için ibra'da müsaade edilmiş fakat namazın, öğle vakti çıkıncaya kadar tehirine müsaade edilmemiştir. Nevevi de; 'Alimler, Habbab (r.a.)'in hadisi ile ibrad hadislerinin arasını bulmak hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları ibrad ruhsattır, ta'cil efdaldır diyerek Habbab (r.a.)'in hadisine dayanmışlar ve ibrad hadisini; ruhsat ve kolaylık içindir, diye yorumlamışlardır. Bizim arkadaşlarımızın bir kısmı ve diğer mezheb alimleri böyle demişlerdir. Alimlerden bir cemaat da; Habbab (r.a.)'in hadisi, ibrad hadisleriyle mensuhtur, demişlerdir. Başka bir grup alim de; İbrad müstahabtır. Çünkü bir çok hadisle sabittir. Habbab (r.a.)'in hadisi de bazı sahabilerin ibrad süresinden daha fazla bir süre tehir talebinde bulundukları yolunda yorumlanır, demiştir.' diye malumat vermiştir. İbrad hadislerinde öğle namazının geciktirilmesi nedeni olarak .. Çünkü sıcağın şiddeti cehennernin kaynarnasından, kükrernesinden, galeyanından.'' buyurulmuştur. Bu fıkrada geçen ''Feyh'' kelimesi galeyan, kaynama, kükreme, yayılma ve benzeri manalara geldiği için tercemelerde bu kelimelere yer verilmiştir. Şiddetli sıcak, namazın huzur ve huşuunu giderdiği için ve meşakkati defetmek gayesiyle şiddetli sıcakta öğle namazının ibradı meşru kılınmıştır. Açık olan hikmet budur. Şöyle de denilebilfr: Sıcağın şiddeti anında ilahi azab yayılır. Bu nedenle o esnada namaza durulmaması istenmiştir. Şöyle bir soru hatıra gelebilir: Namaz, ilahi rahmete vesiledir. Namaz kılmak, ilahi azabın kalkmasına yarar. Bu ibadetin o esnada terkedilmesi nasıl emredilebilir. Ebu'l-Feth El-Ya'muri şöyle cevap vermiştir: Şarii Hakim tarafından gelen hikmetin sırrı kavranmasa bile kabul edilmesi gerekir. Ez-Zeyn bin El-Münzir ise şöyle münasip bir cevap vermiştir: İlahi öfkenin zuhur ettiği vakit mezun olan zatlar müstesna hiç kimsenin dileği yerine getirilmez. Namaz, dilek ve duadan boş değildir. İlahi gazabın yayıldığı esnada mezun olmayan zatların o esnada susması uygun düşer. Fıkranın zahirine göre sıcağın şiddeti gerçekten Cehennemin hararetinin yayılmasından ve kaynamasından meydana gelir. Bu fıkra teşbih üzerinde kurulmuş olabilir. Yani: Sıcağın şiddeti, cehennem ateşine benzer. Bundan kaçının ve zararından sakının. denilmiş olabilir. Nevevi: Doğrusu bunun, zahirine göre kabul edilmesidir. Çünkü fıkranın hakiki manasına yorumlanmasına hiç bir mani yoktur, demiştir. İbrad süresinin sonucu hususunda alimler ihtilaf etmişlerdir. Kimisi eşyanın istiva zamanındaki gölgesinden başka, gölgenin bir arşın kadar uzamasını; kimisi normal bir boyun dörtte biri kadar, kimisi üçte biri kadar, kimisi de yarısı kadar uzamasını ibrad süresinin bitimi olarak göstermişlerdir. El-Maziri: lbrad süresinin bitimi, zaman ve ahvale göre değişir. Zaman ve zemin ne olursa olsun, bu sürenin öğle vaktinin bitimine kadar uzamaması şarttır, demiştir

Sünen-i İbn Mâce, 681
HadisSahîh-i Müslim

حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ، إِدْرِيسَ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى قَبْرٍ بَعْدَ مَا دُفِنَ فَكَبَّرَ عَلَيْهِ أَرْبَعًا ‏.‏ قَالَ الشَّيْبَانِيُّ فَقُلْتُ لِلشَّعْبِيِّ مَنْ حَدَّثَكَ بِهَذَا قَالَ الثِّقَةُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ ‏.‏ هَذَا لَفْظُ حَدِيثِ حَسَنٍ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ نُمَيْرٍ قَالَ انْتَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى قَبْرٍ رَطْبٍ فَصَلَّى عَلَيْهِ وَصَفُّوا خَلْفَهُ وَكَبَّرَ أَرْبَعًا ‏.‏ قُلْتُ لِعَامِرٍ مَنْ حَدَّثَكَ قَالَ الثِّقَةُ مَنْ شَهِدَهُ ابْنُ عَبَّاسٍ ‏.‏

Bize Hasenü'bnü Rabi' ile Muhammedü'bnü AbdilIâh b. Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdullah b. İdrîs, Şeybânî'den, o da Şa'bî'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze defnedildikten sonra bir kabrin üzerine cenaze namazı kılmış ve dört tekbîr almış. Şeybani demişki: «Şa'bi'ye: — Bu hadisi sana kim rivayet etti? dedim; — Sika (yani) Abdullah İbni Abbâs (rivayet etti.) dedi.» Hesen'in rivayet ettiği hadîsin lâfzı budur. İbni Numeyr rivayetinde ise: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Taze bir kabrin yanına vararak üzerine namaz kıldı. Cemâat da arkasına saff oldular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört defa tekbir aldı; dedi. Ben, Âmir'e: — Sana (bu hadisi) kim rivayet etti? dedim; Âmir: — Sika, orada hâzır bulunan îbni Abbâs; cevâbını verdi.» ibâresİ vardır

Sahîh-i Müslim, 2211
HadisSünen-i İbn Mâce

حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ لَهِيعَةَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ يَزِيدَ، وَعُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَبَّرَ فِي الْفِطْرِ وَالأَضْحَى سَبْعًا وَخَمْسًا سِوَى تَكْبِيرَتَىِ الرُّكُوعِ ‏.‏

Aişe (r.anha)'dan; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) , fıtır ve kurban bayramları namazında rükua ait iki tekbirden başka (ilk rek'atta) yedi ve (son rek'atta) beş (defa) tekbir aldı." Bu Hadis'i, Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Ebu Davud'un rivayetinde yedi tekbirin ilk rek'atta ve beş tekbirin ikinci rek'atta alındığı belirtilmiştir. AÇIKLAMA (1277, 1278, 1279, 1280): Bu babtaki hadisler, fitr bayramı yani Ramazan bayramı olsun, Kurban bayramı olsun her ikisinde kılınacak bayram namazının ilk rek'atında yedi ve son rek'atında beş defa tekbir alınacağına ve her iki rek'atta tekbirlerin kıraattan önce alınacağına delalet ederler. Bu husustaki alimlerin görüşleri: Ramazan ve Kurban bayramı namazlarında ilk rek'atta yedi ve son rek'atta beş tekbir alınacağına hükmeden alimlerin başında Ömer. Ali, Ebu Hureyre, Ebu Said-i Hudri, Cabir, İbn-i Ömer, İbn-i Abbas, Aişe ve Medine'nin Fukaha-i Seb'a sı (yedi fıkıhçısı) (r.anhum) gelir. Ömer bin Abdilaziz, Zühri, Mekhul, Malik, Evzai, Şafii, Ahmed, İshak ve el-Müzeni gibi tabiiler ve onlardan sonra gelenlerin kavli de budur. Bunlardan Malik, Ahmed ve el-Müzeni'ye göre ilk rek'atta alınacak yedi tekbir'e iftitah tekbiri dahildir. Şafii, Evzai ve İshak'a göre dahil değildir. Yine Malik, Şafii ve Ahmed'e göre her iki rek'ata göre tekbirler kıraat'tan önce alınır. El-Iraki'nin dediğine göre sahabilerin ve tabiilerin ekserisinin kavli budur. Hanefi alimlere göre bayram namazlarında zevaid tekbirleri her rek'atta üçtür. ilk rek'atta kıraat'tan önce ve iftitah tekbirinden sonra alınır. İkinci rek'atta ise kıraattan sonra üç tekbir alınır. Sonra rüku' için her zaman olduğu gibi tekbir alınır. Sahabilerden İbn-i Mes'ud, Ebu Musa el-Eş'ari ve Ebu Mes'ud el-Ensari ile tabiilerden Sevri (r.anhum)'un kavli de budur. ZEVAİD TEKBİRLERİNİN HÜKMÜ: Cumhura göre bu tekbirleri almak sünnettir. Hanefiler'e göre vacibtir, bilerek terkeden kişi günah işlemiş olur

Sünen-i İbn Mâce, 1280
HadisSünen-i Tirmizî

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ زَيْدُ بْنُ أَرْقَمَ يُكَبِّرُ عَلَى جَنَائِزِنَا أَرْبَعًا وَإِنَّهُ كَبَّرَ عَلَى جَنَازَةٍ خَمْسًا فَسَأَلْنَاهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكَبِّرُهَا ‏.‏ قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ ‏.‏ وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ رَأَوُا التَّكْبِيرَ عَلَى الْجَنَازَةِ خَمْسًا ‏.‏ وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ إِذَا كَبَّرَ الإِمَامُ عَلَى الْجَنَازَةِ خَمْسًا فَإِنَّهُ يُتَّبَعُ الإِمَامُ ‏.‏

Abdurrahman b. ebî Leylâ (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Zeyd b. Erkâm cenaze namazında dört tekbir alırdı. Bir seferinde ise beş tekbir almıştı. Kendisine bunu sorduk dedi ki: “Rasûlullah (s.a.v.) beş tekbir de alırdı.” Diğer Tahric: Müslim, Cenaiz; Ebû Dâvûd: Cenaiz Tirmîzî: Zeyd b. Erkâm hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemlerden bazı ilim adamları bu görüşte olup cenaze namazında beş tekbir alınır demektedirler. Ahmed ve İshâk şöyle derler: İmam beş tekbir alarak cenaze namazını kıldırırsa imama mutlaka uyulur

Sünen-i Tirmizî, 1023

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.