Sahîh-i Buhârî · 4008
Arapça metin
حَدَّثَنَا مُوسَى، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَزِيدَ، عَنْ عَلْقَمَةَ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الْبَدْرِيِّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الآيَتَانِ مِنْ آخِرِ سُورَةِ الْبَقَرَةِ مَنْ قَرَأَهُمَا فِي لَيْلَةٍ كَفَتَاهُ ". قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ فَلَقِيتُ أَبَا مَسْعُودٍ وَهْوَ يَطُوفُ بِالْبَيْتِ، فَسَأَلْتُهُ فَحَدَّثَنِيهِ.
Ebu Mes'ud el-Bedri r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: Bakara suresindeki son iki ayeti bir gecede okuyana bu iki ayet yeterli gelir." Abdurrahman dedi ki: Ebu Mes'ud ile o Beyti tavaf ederken karşılaştım ve ona (bu hadisi) sordum. O da bana bu hadisi nakletti." Bu Hadis 5008,5009,5040 ve 5051 numara ile gelecektir. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Sehl b. Huneyf' el-Ensari "üzerine (cenaze namazında) tekbir getirdi." "Andolsun Bedir'de bulunmuştur, dedi." Said b. Mansur da, İbn Uyeyne'den böylece rivayet etmiş ve "beş tekbir" lafzı ile zikretmiştir. Hakim rivayetinde: "Bize dönerek: O Bedir'e katılanlardandır, dedi" diye ilave etmiştir. Ali radıyalliıhuanh'ın: "O Bedir'de bulunmuştur" sözü ile Bedir'de bulunan kimselerin her hususta diğerlerine göre üstün ve faziletli olduğuna işaret etmektedir. Cenaze namazında getirilen tekbir sayısında bile. Bu ise onlar arasında cenaze namazında dört tekbir getirmenin meşhur olduğuna delil teşkil etmektedir. Ashabın çoğunluğunun görüşü de budur. Bazılarından tekbir sayısının beş olduğu da rivayet edilmiştir. Müslim'in Sahih'inde Zeyd b. Erkam'dan bu hususta merfu bir hadis bulunmaktadır. Cenazeler bölümünde de Enes'in şöyle dediği geçmişti: "Cenaze üzerine getirilecek tekbir sayısı üçtür. Birincisi istiftah içindir ... " İbn Ebi Hayseme de bir başka yoldan merfu olarak şunu rivayet etmektedir: "O (cenaze namazında) dört, beş, altı, yedi ve sekiz tekbir getirirdi. Nihayet Necaşi ölünce onun üzerine dört tekbir getirdi ve vefat edene kadar bu halini sürdürdü." Ebu Ömer (İbn Abdilberr) der ki: İcma dört tekbir getirileceği hususunda gerçekleşmiştir. Değişik bölgelerdeki fakihlerden İbn Ebi Leyla dışında beş tekbir getirilir diyeni bilmiyoruz. Hanefilere ait el-Mebsut adlı eserde Ebu Yunus'tan da benzeri bir görüş nakledilmektedir. Nevevi de Şerhu'l-Mühezzeb adlı eserinde der ki: Ashab arasında görüş ayrılığı vardı. Sonra bu görüş ayrılığı ortadan kalktı ve dört tekbir getirileceği üzerinde icma' ettiler .. Fakat imam unutarak beş tekbir getirecek olursa namazı batıl olmaz. Sahih görüşe göre kasten böyle yapsa da durum böyledir .. Fakat sahih kabul edilen görüşe göre cemaat bu hususta ona tabi olmaz. Doğrusunu en iyi bilen AlIah'tır. Ömer r.a.'ın (4005 numaralı) Hafsa'nın duI kalışı ile ilgili hadisine gelince, ileride Nikah böIümünde bu hadisin yeteri kadarıyIa şerhi geIecektir
Benzer hadisler
حَدَّثَنَا أَبُو هِشَامٍ الرِّفَاعِيُّ، وَمُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ قَالُوا حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ الْيَمَانِ، عَنِ الْمِنْهَالِ بْنِ خَلِيفَةَ، عَنْ حَجَّاجٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَبَّرَ أَرْبَعًا .
Abdullah bin Abbas (r.a.)'dan şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze namazında dört defa tekbir aldı. Diğer tahric: Bu hadisi Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (1502, 1503, 1504): İlk iki hadis zevaid türündendir. İkinci hadisi Ahmed ele rivayet etmiştir. Bu yani İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini Ebu Davud ve Beyhaki de rivayet etmişlerdir. Ebu.Davud'un rivayeti mealen şöyledir: "Ebu İshak'ın Şa'bi'den rivayet ettiğinegöre Şa'bi: 'Peygamber (s.a.v.) yeni bir kabrin yanından geçmiş ve cemaat kabir üzerinde saf olmuşlar. Peygamber (s.a.v.) kabir üzerinde (kıldırdığı namazda) dört defa tekbir almış,' dedi. Ben Şa'bi'ye: Kim sana tahdis etti? diye sordum. Dedi ki : Sıka bir zat. Orada bulunan Abdullah bin Abbas (r.a.) (bana tahdis etti.)" Bu babta rivayet edilen hadisler, cenaze namazındaki tekbir sayısının dört olduğuna delalet ediyorlar. Dört mezheb imamları ile Sevri, İbnü'l-Mübarek, İshak, İbn-i Ebi Evfa, Ata', Hanefiler'den Muhammed ve Evzai (r.a.) bununla hükmetınişlerdir. Sahabilerden de Ömer b. el-Hattab, Abdullah b. Ömer, Zeyd bin Sabit, Hasan bin Ali, Bera' bin Azib ve Ebu Hureyre (r.a.) böyle hükmetmişlerdir. Tirmizi: Sahabilerden ve başkalarından olan ilim ehlinin tatbikatı böyledir, demiştir. Kadı iyaz: Muhtelif memleketlerdeki fetva ehli ve Fıkıhçılar bunda ittifak etmişlerdir. Çünkü buna dair sahih hadisler vardır. Bu kavlin dışındaki görüşlere itimat edilmemelidir. Memleketlerin fıkıhçılarından İbn-i Ebi Leyla hariç, hiç birisinin tekbirleri beş yaptığını bilmiyoruz, demiştir. Sevri, Ebu Hanife, Şafii ve bir rivayete gore Ahmed: İmam, tekbir sayısını dörtten fazlalaştırırsa cemaat bu hususta imam'a uymaz. Bununla beraber imam selam vermeden önce cemaat selam vermez. Onun selam vermesini bekler
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، أَخْبَرَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، بِإِسْنَادِهِ وَمَعْنَاهُ قَالَ فِي أَوَّلِهِ فَكَبَّرَ . وَقَالَ فِي آخِرِهِ فَلَمَّا قَضَى الصَّلاَةَ قَالَ " إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ وَإِنِّي كُنْتُ جُنُبًا " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ رَوَاهُ الزُّهْرِيُّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ فَلَمَّا قَامَ فِي مُصَلاَّهُ وَانْتَظَرْنَا أَنْ يُكَبِّرَ انْصَرَفَ ثُمَّ قَالَ " كَمَا أَنْتُمْ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَرَوَاهُ أَيُّوبُ وَابْنُ عَوْنٍ وَهِشَامٌ عَنْ مُحَمَّدٍ مُرْسَلاً عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَكَبَّرَ ثُمَّ أَوْمَأَ بِيَدِهِ إِلَى الْقَوْمِ أَنِ اجْلِسُوا فَذَهَبَ فَاغْتَسَلَ . وَكَذَلِكَ رَوَاهُ مَالِكٌ عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي حَكِيمٍ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَبَّرَ فِي صَلاَةٍ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ وَكَذَلِكَ حَدَّثَنَاهُ مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ حَدَّثَنَا أَبَانُ عَنْ يَحْيَى عَنِ الرَّبِيعِ بْنِ مُحَمَّدٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ كَبَّرَ .
Hammad b. Seleme önceki hadisi aynı senetle ve aynı manada rivayet etmiş, (fakat) başında (Resulullah s.a.v.) "tekbir aldı" sonunda da namazı bitirince, "ben ancak bir beşerim, cünup idim (yıkanmayı unuttum) dedi” ifadelerini ilave etmiştir. Ebu Davud, şunları söyledi: Bu hadisi Zühri, Ebu Seleme b. Abdurrahman'dan, o da Ebu Hureyre'den (şöylece) rivayet etmiştir: (Ebu Hureyre) dedi ki: Namaz kıldığı yerde durunca, biz tekbir almasını bekledik. O, ayrıldı sonra "Olduğunuz halde kaiınız” buyurdu. Bu hadisi Eyyüb ibn Avn ve Hişam, Muhammed kanalıyla (mürsel olarak) Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'den şöyle rivayet etmiştir: "(Resulullah)Tekbir aldı, sonra cemaate eliyle oturmalarını işaret edip gitti ve gusletti." Bunu aynı şekilde Malik, İsmail b. Ebi Hakim'den o da Ata'dan rivayet etmiştir.'Ata (rivayetinde) "Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) namazında tekbir aldı”demiştir. Ebu Davud dedi ki: Bunu aynı şekilde Müslim b. İbrahim, Eban’dan; O, Yahya'dan; Yahya, Rabi b. Muhammed'den o da Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'dem nakletti ve "tekbir aldı" dedi. Diğer tahric: Ahmed b. Hanbel Müsned
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، قَالَ كَانَ زَيْدُ بْنُ أَرْقَمَ يُكَبِّرُ عَلَى جَنَائِزِنَا أَرْبَعًا وَإِنَّهُ كَبَّرَ عَلَى جَنَازَةٍ خَمْسًا فَسَأَلْنَاهُ عَنْ ذَلِكَ فَقَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُكَبِّرُهَا . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ . وَقَدْ ذَهَبَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِلْمِ إِلَى هَذَا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَغَيْرِهِمْ رَأَوُا التَّكْبِيرَ عَلَى الْجَنَازَةِ خَمْسًا . وَقَالَ أَحْمَدُ وَإِسْحَاقُ إِذَا كَبَّرَ الإِمَامُ عَلَى الْجَنَازَةِ خَمْسًا فَإِنَّهُ يُتَّبَعُ الإِمَامُ .
Abdurrahman b. ebî Leylâ (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Zeyd b. Erkâm cenaze namazında dört tekbir alırdı. Bir seferinde ise beş tekbir almıştı. Kendisine bunu sorduk dedi ki: “Rasûlullah (s.a.v.) beş tekbir de alırdı.” Diğer Tahric: Müslim, Cenaiz; Ebû Dâvûd: Cenaiz Tirmîzî: Zeyd b. Erkâm hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)’in ashabından ve sonraki dönemlerden bazı ilim adamları bu görüşte olup cenaze namazında beş tekbir alınır demektedirler. Ahmed ve İshâk şöyle derler: İmam beş tekbir alarak cenaze namazını kıldırırsa imama mutlaka uyulur
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبِي وَبَقِيَّةُ، عَنْ شُعَيْبٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو بَكْرِ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَأَبُو سَلَمَةَ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ، كَانَ يُكَبِّرُ فِي كُلِّ صَلاَةٍ مِنَ الْمَكْتُوبَةِ وَغَيْرِهَا يُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْكَعُ ثُمَّ يَقُولُ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ثُمَّ يَقُولُ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ قَبْلَ أَنْ يَسْجُدَ ثُمَّ يَقُولُ اللَّهُ أَكْبَرُ حِينَ يَهْوِي سَاجِدًا ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَسْجُدُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَرْفَعُ رَأْسَهُ ثُمَّ يُكَبِّرُ حِينَ يَقُومُ مِنَ الْجُلُوسِ فِي اثْنَتَيْنِ فَيَفْعَلُ ذَلِكَ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ حَتَّى يَفْرُغَ مِنَ الصَّلاَةِ ثُمَّ يَقُولُ حِينَ يَنْصَرِفُ وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ إِنِّي لأَقْرَبُكُمْ شَبَهًا بِصَلاَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِنْ كَانَتْ هَذِهِ لَصَلاَتُهُ حَتَّى فَارَقَ الدُّنْيَا . قَالَ أَبُو دَاوُدَ هَذَا الْكَلاَمُ الأَخِيرُ يَجْعَلُهُ مَالِكٌ وَالزُّبَيْدِيُّ وَغَيْرُهُمَا عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ وَوَافَقَ عَبْدُ الأَعْلَى عَنْ مَعْمَرٍ شُعَيْبَ بْنَ أَبِي حَمْزَةَ عَنِ الزُّهْرِيِّ .
Ebu Bekr b. Abdurrahman ile Ebu Seleme'nin naklettiklerine göre, Ebu Hureyre (r.a.) farz ve diğer namazlarda tekbir alırdı. Namaz'a dururken tekbir alırdı. Sonra secdeye gitmeden önce derdi. Sonra ruku'a varırken de tekbir alırdı. Sonra (rüku'dan başını doğrulturken) "Semiallahu limen hamideh" derdi. Sonra secdeye gitmeden önce "Rabbena ve leke'I-hamd", secdeye inerken ve (secdeden) başını kaldırırken de, "Allahu Ekber" derdi. Sonra (ikinci defa) secde ederken, (secdeden başını) kaldırırken ve iki rekatin sonundaki oturuştan kalkarken de tekbir alırdı. Bunu her rekatta namazı bitirinceye kadar (böyle) yapardı. (Namazdan) çıkınca da; "Varlığım (kudret) elinde olan Allah'a yemin olsun ki (içinizde namaz kılmak bakımından) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in namazına en çok benzeyeniniz benim. Dünyayı terkedînceye kadar onun namazı işte budur" derdi. Ebu Davud dedi ki: Şu son cümleyi Malik (b. Enes) ez-Zübeydî ve bunların dışında bazı kimseler, ez-Zühri vasıtasıyle Ali b. Hüseyn'den rivayet ettiler. (Bu sözü) Ma'mer'den nakleden Abdul'a'la da (aynen bizim gibi) Şu'ayb b. Ebî Hamza'ya uyarak ez-Zührî vasıtasıyle (Ebu Bekr b. Abdirrahman ile Ebu Seleme'den Ebu Hureyre'nin sözü olarak) nakletmiştir. Diğer tahric: Buharî, ezan; Müslim salat; Nesaî, tatbik; Darimî, salat; Ahmed b. Hanbel, II
حَدَّثَنَا حَسَنُ بْنُ الرَّبِيعِ، وَمُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ، إِدْرِيسَ عَنِ الشَّيْبَانِيِّ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم صَلَّى عَلَى قَبْرٍ بَعْدَ مَا دُفِنَ فَكَبَّرَ عَلَيْهِ أَرْبَعًا . قَالَ الشَّيْبَانِيُّ فَقُلْتُ لِلشَّعْبِيِّ مَنْ حَدَّثَكَ بِهَذَا قَالَ الثِّقَةُ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَبَّاسٍ . هَذَا لَفْظُ حَدِيثِ حَسَنٍ وَفِي رِوَايَةِ ابْنِ نُمَيْرٍ قَالَ انْتَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَى قَبْرٍ رَطْبٍ فَصَلَّى عَلَيْهِ وَصَفُّوا خَلْفَهُ وَكَبَّرَ أَرْبَعًا . قُلْتُ لِعَامِرٍ مَنْ حَدَّثَكَ قَالَ الثِّقَةُ مَنْ شَهِدَهُ ابْنُ عَبَّاسٍ .
Bize Hasenü'bnü Rabi' ile Muhammedü'bnü AbdilIâh b. Numeyr rivayet ettiler. Dedilerki: Bize Abdullah b. İdrîs, Şeybânî'den, o da Şa'bî'den naklen rivayet ettiki, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cenaze defnedildikten sonra bir kabrin üzerine cenaze namazı kılmış ve dört tekbîr almış. Şeybani demişki: «Şa'bi'ye: — Bu hadisi sana kim rivayet etti? dedim; — Sika (yani) Abdullah İbni Abbâs (rivayet etti.) dedi.» Hesen'in rivayet ettiği hadîsin lâfzı budur. İbni Numeyr rivayetinde ise: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Taze bir kabrin yanına vararak üzerine namaz kıldı. Cemâat da arkasına saff oldular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört defa tekbir aldı; dedi. Ben, Âmir'e: — Sana (bu hadisi) kim rivayet etti? dedim; Âmir: — Sika, orada hâzır bulunan îbni Abbâs; cevâbını verdi.» ibâresİ vardır
حَدَّثَنِي عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ ثَوْرِ بْنِ زَيْدٍ، عَنْ أَبِي الْغَيْثِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " يَعْرَقُ النَّاسُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يَذْهَبَ عَرَقُهُمْ فِي الأَرْضِ سَبْعِينَ ذِرَاعًا، وَيُلْجِمُهُمْ حَتَّى يَبْلُغَ آذَانَهُمْ ".
(Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Kıyamet günü insanlar mahşer yerinde terleyecektir. Öyle bir derecede ki, dökülen ter yetmiş zira derinliğinde yere geçecek ve onlann ağızlanna yükselip, gemliyecek hatta kulaklanna ulaşacaktır." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Abbas "fe tekattaat bihimü'l-esb6bu = Nihayet aralarındaki bağlar kopup parçalanmıştır." ayetindeki "el-esbab" kelimesini dünyada birbirlerine olan bağlar, münasebetler şeklinde açıklamıştır." Ebu Ubeyde şöyle demiştir: "elesbab" onların dünyada birbirlerine iletişim kurdukları bağlar demektir. Kelimenin tekili "vasla" şeklindedir. ) "Kıyamet günü insanlar mahşer yerinde terleyecektir." Şeyh Ebu Muhammed b. Ebi Cemre şöyle demiştir: Hadisin zahiri herkesin bu durumda olacağını göstermektedir. Fakat başka hadisler, söz konusu sıkıntının oradaki bazı kimselere mahsus olduğunu göstermektedir ki bunlar çoğunluktadır. Bu kimselerden Nebiler, şehitler ve Allahu Teala'ın dilediği kimseler/istisna edilmiştir. En fazla terleyecek olanlar sırasıyla kafirler, büyük günah işleyenler, sonra onların ardından gelenlerdir. Bunların içinde Müslümanların oranı cehenneme gönderileceklerin konu edildiği hadiste açıklandığı üzere kafirlere oranla azdır. İbn Ebi Cemre şöyle devam eder: Doğru olanı hadisteki "zira=arşın" kelimesinden maksadın bilinen ve kullanılan "zira = arşın" olduğudur. Bazıları bunun "zira-ı meleki" olduğunu söylemişlerdir. Hadiste zikredilen durum üzerinde düşünen bir kimse o andaki korkunçluğun büyüklüğünü anlayabilir. Şöylesine ki; ateş mahşer yerinin etrafını çevreleyecek ve güneş ise başlara bir mil kadar yaklaşacaktır. Bu durumda yeryüzünün harareti kaça çıkar ve yeryüzü ne kadar bir terle ıslanır ki bu ter yetmiş arşına çıkar. Halbu ki mahşer yerinde bulunan her bir fert, ancak kendi ayağını bastığı yer kadar bir alan bulabilecektir. İnsanlarınfarklı olmalarıyla birlikte.,ter içindeki durumları nasılolacaktır? Bu durum akılları baştan gideren ve Allah'ın kudretinin büyüklüğünü gösteren, ahirete dair şeylere iman etmeyi gerektiren şeylerdendir. Bu gibi meselelerde aklın yorum yapacak her hangi bir alanı yoktur ve buna akıl, kıyas veya adetle itiraz etmek de mümkün değildir. Bu haberler kabul edilir ve gayba iman prensibinin altına girer. Kim bunlara inanmaz ve duraklarsa bu, onun hüsranadüştüğünü ve m::ıhrum olduğunu gösterir. Bu şekilde haber verilmesinin faydası dinleyenin uyanması ve kendisini bu korkunç durumlardan kurtaracak olan sebeplere yapışması, yaptığı şeylerin sorumiuluğundan tövbeye koşması, selamet vesilelerine karşı yardım etmesi için kerim ve bağışlayıcı olan Rabbine sığınması, daru'l-hevandan (dünyadan) selamette olması, kendisini lütfuyla ve keremiyle keramet yurduna dahil etmesi için Rabbine yakarması gerekir