Sünen-i Tirmizî · 611
Arapça metin
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ زِيَادٍ، عَنْ مُقَاتِلِ بْنِ حَيَّانَ، عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، قَالَ رَأَيْتُ جَرِيرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ قَالَ فَقُلْتُ لَهُ فِي ذَلِكَ فَقَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَوَضَّأَ فَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ . فَقُلْتُ لَهُ أَقَبْلَ الْمَائِدَةِ أَمْ بَعْدَ الْمَائِدَةِ قَالَ مَا أَسْلَمْتُ إِلاَّ بَعْدَ الْمَائِدَةِ .
Şehr b. Havşeb (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir b. Abdillah’ı gördüm abdest aldı mestleri üzerine meshetti. Bu konuyu kendisine sorduğumda, “Ben Rasûlullah (s.a.v.)’i gördüm, abdest aldı ve mestleri üzerine meshetmişti” dedi. Ben de Mâide suresinin inmesinden önce mi? Sonra mı? dedim. O da, ben Mâide süresinin inmesinden sonra Müslüman oldum dedi. Diğer tahric: Buhârî, Vudu Kuteybe bu hadisi Hâlid b. Ziyâd et Tirmîzî, Mukatıb b. Hayyan, Şehr b. Havşeb yoluyla Cerir’den rivâyet etmiştir. Tirmîzî: Bakıyye bu hadisi İbrahim b. Ethem, Mukatıl b. Hayyan, Şehr b. Havşeb ve Cerir’den rivâyet etmiştir. Tirmîzî: Bu hadis tefsire konu olmuştur. Mest üzerine meshi inkar edenler bu hadise yorum getirerek Bu hadise Rasûlullah (s.a.v.)’Mâide suresinin indirilmesinden öncedir diyerek abdest ayetiyle neshedildiğini söylemeye çalışmışlardır. Halbuki Cerir bu hadisinde Müslüman oluş tarihini söylemek suretiyle diğer rivâyet edenlerin hoşuna gidecek şekle gelmiştir
Benzer hadisler
وَيُرْوَى عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ، قَالَ رَأَيْتُ جَرِيرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ فَقُلْتُ لَهُ فِي ذَلِكَ فَقَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ . فَقُلْتُ لَهُ أَقَبْلَ الْمَائِدَةِ أَمْ بَعْدَ الْمَائِدَةِ فَقَالَ مَا أَسْلَمْتُ إِلاَّ بَعْدَ الْمَائِدَةِ . حَدَّثَنَا بِذَلِكَ قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ زِيَادٍ التِّرْمِذِيُّ عَنْ مُقَاتِلِ بْنِ حَيَّانَ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ عَنْ جَرِيرٍ . قَالَ وَرَوَى بَقِيَّةُ عَنْ إِبْرَاهِيمَ بْنِ أَدْهَمَ عَنْ مُقَاتِلِ بْنِ حَيَّانَ عَنْ شَهْرِ بْنِ حَوْشَبٍ عَنْ جَرِيرٍ . وَهَذَا حَدِيثٌ مُفَسِّرٌ لأَنَّ بَعْضَ مَنْ أَنْكَرَ الْمَسْحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ تَأَوَّلَ أَنَّ مَسْحَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْخُفَّيْنِ كَانَ قَبْلَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ وَذَكَرَ جَرِيرٌ فِي حَدِيثِهِ أَنَّهُ رَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ .
Kuteybe bu hadisi Halid b. Ziyad et Tirmîzî, Mukatıl b. Hayyan, Şehr b. Havşeb yoluyla Cerir’den rivayet etmiştir. Tirmîzî: Bakıyye bu hadisi İbrahim b. Ethem, Mukatıl b. Hayyan, Şehr b. Havşeb ve Cerir’den rivayet etmiştir. Tirmîzî: Bu hadis tefsire konu olmuştur. Mest üzerine meshi inkar edenler bu hadise yorum getirerek, bu hadise; Rasulullah (s.a.v.)’ Maide suresinin indirilmesinden öncedir, diyerek abdest ayetiyle neshedildiğini söylemeye çalışmışlardır. Halbuki Cerir bu hadisinde Müslüman oluş tarihini söylemek suretiyle diğer rivayet edenlerin hoşuna gidecek şekle gelmiştir
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ بَالَ جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ فَقِيلَ لَهُ أَتَفْعَلُ هَذَا قَالَ وَمَا يَمْنَعُنِي وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَفْعَلُهُ . قَالَ إِبْرَاهِيمُ كَانَ يُعْجِبُهُمْ حَدِيثُ جَرِيرٍ لأَنَّ إِسْلاَمَهُ كَانَ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ .
Hemmam bin el-Haris (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Cerir bin Abdillah (El-Beceli (r.a.), küçük abdestini bozduktan sonra abdest aldı ve mestleri üzerine mesnetti. Bunun üzerine kendisine: Sen böyle mi yaparsın? diye soruldu. Kendisi: Ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)'in bunu yaptığını gördüğüm halde beni bunu yapmaktan alıkoyan nedir? dedi. Ravi ibrahim En-Nehai (dediki): Onlar (= Abdullah İbn-i Mes'ud'un arkadaşları) Cerir'in hadisinden çok hoşlanırlardı. Çünkü Cerir'in İslam'a girişi Maide suresinin (abdeste ait 6. ayetinin) inişinden sonra idi." Diğer tahric edenler: Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud Tahare AÇIKLAMA : Kütüb-i Sitte sahiplerinin hepsi bu hadisi az bir lafız farkıyla ve aynı manayı ifade eder mahiyette rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde Cerir (r.a.), abdest alıp, mestler üzerine meshettikten sonra kalkıp namaz kılıyor, namazdan sonra kendisine soru yöneltiliyor. Ebu Davud'un rivayetinde Cerir (r.a.) soruyu cevaplandırdıktan sonra oradakiler: Peygamber s.a.v.'in mest üzerine meshetme işi Maide suresinin (abdest'e ait 6. ayetinde) inişinden önce idi, dediler. Cerir (r.a.): Ben, Maide suresinin (mezkur ayetinin) inişinden sonra müslüman oldum, diye cevap verdi. Beyhaki'nin süneninde İbrahim bin Ethem'in: Mestler üzerinde meshetme hakkında Cerir r.a.'in hadisinden daha güzel bir hadis işitmedim, dediği rivayet edilmiştir. '. Hadisin Manası: Hadis, Resul-i Ekrem s.a.v.'in mest üzerine meshettiğini ve bunu bizzat müşahede eden meşhur sahabi Cerir (r.a.)'in de aynı şeyi yaptığını ifade ediyor. Hadis'in ravilerinden İbrahim En-Nehai (r.a.)'in belirtiğl gibi AbduIlah İbn-i Mes'ud'un ashabı, Cerir'in hadisini çok güzel bularak beğenmişlerdir. Sebebi ise; mest üzerine meshetmeyi caiz görmeyenler şöyle iddia ederler: Resulullah s.a.v. ilk zamanlarda abdest alırken mest üzerine mesh yapardı. Abdeste ait Maide suresinin, 6. ayeti inince ayette ayakların yıkanması emredilmekle mest üzerine yapılagelen meshetme hükmü neshedilmiş oldu. Cerir (r.a.)'in hadisi bu iddiayı kökünden çürütür. Çünkü Cerir (r.a.)'in müslüman oluşu bu ayetin inişinden sonraki zamana rastlar. Çünkü abdest ayetl Beni Mustalik savaşmda inmiştir. Bu savaş hicretin 4'üncü veya 5. yılı vuku' bulmuş, Cerir (r.a.) ise hicretin 10. yılı ra.mazan ayında müslümanlığı kabul etmiştir. Eğer bu ayetin nüzulünden önce Cerir (r.a.) müslüman olmuş olsaydı söz konusu hadisinin bu ayetle mensuh olmasma ihtimal verilirdi. Bu zatın müslümanlığı ayetin nüzulumdan sonraki zamana rastlayınca anılan hadisinin mezkur ayetle mensuh olmayıp yürürlüğünün devamını bilmiş oluruz. Bu durumda hadis, ayeti hususileştirir. Yani ayakları yıkamaya ait ayetin emri ayağında mest bulunmayanlara mahsustur. Ayetle bu mananm kasdedilğini mezkur hadisler açıklar. Ebu Davud'un rivayetinde Cerir r.a.'m: Ben, Maide suresinin nüzulundan sonra müslüman oldum, mealindeki haberinden ve musannifimizin rivayetinde İbrahim (r.a.)'in: Çünkü Cerir r.a.'in müslümanlığı kabulü Maide suresinin nüzulundan sonra idi. şeklindeki sözünden maksat Maide suresinin tamamı olmayıp, suredeki abdest ayetidir. Biz de tercemede parentez içi ifadeyle buna işaret ettik. Çünkü sure'nin bazı ayetleri Cerir (r.a.)'in İslamiyeti kabulünden sonra nazil olmuştur. Nitekim hicretin 10. yılı Ramazan ayında Cerir müslüman olmuş, o yıl yapılan meşhur Veda haccında arefe günü; .... eBu gün şizin için dininizi kemale erdirdim ... » ayeti inmiştir. (Maide: 3) Mestler üzerine meshetmeyi kabul etmeyenler, mesh hadisinin ravisi Cerir r.a. 'in, Hz. Ali r.a. ile Hz. Muaviye ve taraftarları arasında cereyan eden olaylarda Hz. Ali r.a.'den ayrıldığını iddia ederek, onu zayıflatmak istemişler ise de bu tutarsızdır. Çünkü Cerir (r.a.} , Hz. Ali r.a.'den ayrılmamış olup, bazı mazeretler sebebiyle bu olaylara katılmamıştır. Kaldı ki İmam ve Hafız olan Muhammed bin İbrahim El-Vezir, Ehl-i Beyt'in büyük imamları ve etbalannın rivayetleriyle sabit olduğu vechile, sahabiler arasında cereyan eden müessir olaylar:'dan önce olsun sonra olsun sahabilerin rivayetinin makbul oldugu hususunda icma' vardır. Mest hadislerinden kurtulmak için bu yüce sahabiye kusur isnad etmek yersiz olup islam alimleri kat'iyyen böyle bir şeye iltifat etmemişlerdir .. İbnü'l-Münzir, . İbnü'l-Mübarek'in şöyle soylediğini nakletmiştir: 'Mestler üzerine meshetmenin caizliği hususunda sahabiler arasında ihtilaf yoktur. Çünkü caizliği inkar ettiği rivayet olunanlardan başka caizliği sabit gördüğü rivayeti de vardır.' EI-Hafız da EI-Fetih'te şöyle der: Hadis hafızlarından bir cemaat; mestler üzerine meshetmek mütevatirdir demişlerdir: 'Hadisçilerden bir cemaat meshe ait ravileri toplamışlar, sayılan sekseni bulmuştur. İmam Ahmed: 'Mesh 'hakkında sahabilerden kırk tane merfu' hadis vardır, demiştir. Ebul'l-Kasım İbn-i Müneddeh, Tezkiresinde mesh hadisinin ravilerini ismen zikrederek seksen sahabi'yi bulduğunu zikretmiştir. Tirmizi ve Beyhaki de sünenlerinde bu sahabilerden, bir cemaati zikretmişlerdir. HADİSİN FIKIH YÖNÜ : 1- Mestler üzerine meshetmek meşrudur. 2- Zamanına göre şer'i şerif'e muhalif bir şeyi gören kimse susmamalı. Güzel yolla itiraz etmelidir. 3- Yaptığının doğruluğuna inanan kimse, bir itiraza maruz kaldığı zaman dayandığı delili açıklamalıdır. 4- İtiraz eden kişi, gösterilen delile vaki tenkitleri söyleyebilir. 5 - İtiraza maruz kalan kişi, o tenkitleri cevaplamak suretiyle delilinin sıhhatını göstermelidir. 6 - İhtiyaç zamanında, tarihi delil göstermek caizdir. Nitekim Cerir r.a., müslümanlığı kabul ettiği tarihi; mestler üzerine meshetme hükmünün devam ettiğine ve mensuh olmadığına delil göstermiştir
حَدَّثَنَا هَنَّادٌ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامِ بْنِ الْحَارِثِ، قَالَ بَالَ جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ فَقِيلَ لَهُ أَتَفْعَلُ هَذَا قَالَ وَمَا يَمْنَعُنِي وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَفْعَلُهُ . قَالَ إِبْرَاهِيمُ وَكَانَ يُعْجِبُهُمْ حَدِيثُ جَرِيرٍ لأَنَّ إِسْلاَمَهُ كَانَ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ . هَذَا قَوْلُ إِبْرَاهِيمَ يَعْنِي كَانَ يُعْجِبُهُمْ . قَالَ وَفِي الْبَابِ عَنْ عُمَرَ وَعَلِيٍّ وَحُذَيْفَةَ وَالْمُغِيرَةِ وَبِلاَلٍ وَسَعْدٍ وَأَبِي أَيُّوبَ وَسَلْمَانَ وَبُرَيْدَةَ وَعَمْرِو بْنِ أُمَيَّةَ وَأَنَسٍ وَسَهْلِ بْنِ سَعْدٍ وَيَعْلَى بْنِ مُرَّةَ وَعُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ وَأُسَامَةَ بْنِ شَرِيكٍ وَأَبِي أُمَامَةَ وَجَابِرٍ وَأُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ وَابْنِ عُبَادَةَ وَيُقَالُ ابْنُ عِمَارَةَ وَأُبَىُّ بْنُ عِمَارَةَ . قَالَ أَبُو عِيسَى وَحَدِيثُ جَرِيرٍ حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ .
Hemmâm b. Hâris (radıyallahü anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir b. Abdillah, küçük abdest bozdu sonra abdest aldı, sonra mestleri üzerine meshetti. Kendisine sen böyle mi yapıyorsun dediler. Bunun üzerine: “Bunu yapmama bir engel mi var? Ben, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in böylece yaptığını gördüm.” Hadisin râvîlerinden İbrahim diyor ki: Cerir’in bu sözü Abdullah’ın arkadaşlarının hoşuna giderdi çünkü Cerir’in Müslüman olması Mâide süresinin gelişinden sonra idi. “Arkadaşlarının hoşuna giderdi” sözü hadisin râvîlerinden İbrahim’in sözüdür. (Müslim, Tahara: 22; Ebû Dâvûd, Tahara: 60) konuda Ömer, Ali Huzeyfe, Muğıre, Bilâl, Saîd, Ebû Eyyûb, Selman, Büreyde, Amr b. Ümeyye, Enes, Sehl b. Saîd, Ya’la b. Mürre, Ubâde b. Sâmit, Üsâme b. Şerîk, Ebû Ümâme, Câbir, Üsâme b. Zeyd, İbn Ubâde (İbn Umâra da denilir) ve Übey b. Imara’dan da hadis rivâyet edilmiştir. Cerir’in bu hadisi hasen sahihtir
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، وَأَبُو كُرَيْبٍ جَمِيعًا عَنْ أَبِي مُعَاوِيَةَ، ح وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، - وَاللَّفْظُ لِيَحْيَى - قَالَ أَخْبَرَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامٍ، قَالَ بَالَ جَرِيرٌ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ فَقِيلَ تَفْعَلُ هَذَا . فَقَالَ نَعَمْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَالَ ثُمَّ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ . قَالَ الأَعْمَشُ قَالَ إِبْرَاهِيمُ كَانَ يُعْجِبُهُمْ هَذَا الْحَدِيثُ لأَنَّ إِسْلاَمَ جَرِيرٍ كَانَ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ .
Bize Yahya b. Yahya et-Temimu, İshak b. İbrahim ve Ebu Kureyb birlikte Ebu Muaviye'den tahdis etti. (H) Bize Ebu Bekr b. Ebi Şeybe de tahdis etti. Bize Ebu Muaviye ve Veki" -ki lafız Yahya'ya aittir- tahdis edip dedi ki: Bize Ebu Muaviye, A'meş'ten haber verdi. O İbrahim'den, o Hemmam'dan şöyle dediğini nakletti: Cerir küçük abdest bozduktan sonra abdest aldı ve mestleri üzerine mesh etti. Ona, sen böyle mi yapıyorsun denilince, evet Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i küçük abdestini bozduktan sonra abdest aldığını ve mestleri üzerine mesh ettiğini gördüm, dedi. A'meş dedi ki: İbrahim dedi ki: Bu hadis onların hoşuna gidiyordu çünkü Cerir'in Müslüman olması Maide suresinin inişinden sonra idi. Diğer tahric: Buhari, 387 -buna yakın-; Tirmizi, 93 -buna yakın-; Nesai, 118, 773; İbn Mace, 543 -buna yakın-; Tuhfetu'l-Eşraf
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ الدِّرْهَمِيُّ، حَدَّثَنَا ابْنُ دَاوُدَ، عَنْ بُكَيْرِ بْنِ عَامِرٍ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ بْنِ عَمْرِو بْنِ جَرِيرٍ، أَنَّ جَرِيرًا، بَالَ ثُمَّ تَوَضَّأَ فَمَسَحَ عَلَى الْخُفَّيْنِ وَقَالَ مَا يَمْنَعُنِي أَنْ أَمْسَحَ وَقَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُ قَالُوا إِنَّمَا كَانَ ذَلِكَ قَبْلَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ . قَالَ مَا أَسْلَمْتُ إِلاَّ بَعْدَ نُزُولِ الْمَائِدَةِ .
Bbu Zur'a b, Amr b. Cerir'den demiştir ki; (Dedem) Cerir küçük abdestini bozduktan sonra abdest alıp mestler üzerine mesnetti ve: "Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) i meshederken gördüğüm halde (artık) beni meshetmekten ne alıkoyabilir?" dedi. "Ancak bu (Resulullah'ın meshetmesi) Maide Suresinin inmesinden önce idi (galiba)?" dediler. O, (şöyle) cevap verdi: "Ben Maide Suresi indikten sonra müslüman oldum.” Diğer tahric: Buhari, salat; Müslim, tahare; Tirmizî, tahare; Nesai tahare; İbn Mace, tahare
أَخْبَرَنَا قُتَيْبَةُ، قَالَ حَدَّثَنَا حَفْصٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ هَمَّامٍ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّهُ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عَلَى خُفَّيْهِ فَقِيلَ لَهُ أَتَمْسَحُ فَقَالَ قَدْ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَمْسَحُ . وَكَانَ أَصْحَابُ عَبْدِ اللَّهِ يُعْجِبُهُمْ قَوْلُ جَرِيرٍ وَكَانَ إِسْلاَمُ جَرِيرٍ قَبْلَ مَوْتِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِيَسِيرٍ .
Cerir b. Abdillah (radıyallahü anh) aktarmıştır. Kendisi bir seferinde abdest almış mestleri üzerine meshetmişti. Kendisine sadece mesh mi ediyorsun? Denilmişti. O da: Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)‘i mestleri üzerine meshederken gördüm, dedi. Cerir’in bu sözü Abdullah’ın arkadaşlarının hoşuna giderdi. Cerir Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)’in vefatına yakın Müslüman olmuştu. (Buhârî, Vudu’’: 51; İbn Mâce, Tahara:)