Gâşiyeسُورَةُ الغَاشِيَةِ
Mekkî· 26 ayet
Sûre hakkında (Kur'an Yolu)
Adı ve âyet sayısı
Nüzûlü
Mushaftaki sıralamada seksen sekizinci, iniş sırasına göre altmış sekizinci sûredir. Zâriyât sûresinden sonra, Kehf sûresinden önce Mekke’de inmiştir.
Konusu
Sûrede cehennemliklerle cennetliklerin âhiretteki durumları tasvir edilmekte, Allah’ın varlığına dair deliller sıralanmakta, tebliğ yöntemi öğretilmektedir.
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَٰشِيَةِ
hel etâke hadîŝülgâşiyeh.
Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍ خَٰشِعَةٌ
vucûhüy yevmeizin hâşi'ah.
O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍۢ
tüskâ min aynin âniyeh.
Kızgın bir kaynaktan içirilirler.
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍۢ
leyse lehüm ta'âmün illâ min darî'.
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍۢ
lâ yüsminü velâ yugnî min cû'.
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.
وُجُوهٌۭ يَوْمَئِذٍۢ نَّاعِمَةٌۭ
vucûhüy yevmeizin nâ'imeh.
İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
efelâ yenzurûne ilel'ibili keyfe hulikat.
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
veilessemâi keyfe rufi'at.
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
veilelcibâli keyfe nüsibet.
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
veilel'ardi keyfe sütihat.
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌۭ
fezekkir innemâ ente müzekkir.
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
leste aleyhim bimüsaytir.
Sen, onlara zor kullanacak değilsin.
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
illâ men tevellâ vekefera.
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
feyü'azzibühüllâhül'azâbel'ekber.
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
ŝümme inne aleynâ hisâbehüm.
Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir.
Sureyi sesli dinle