"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"
Nâziât سُورَةُ النَّازِعَاتِ · 11
Arapça metin
أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا نَّخِرَةًۭ
Okunuşu
eizâ künnâ izâmen nehirah.
Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni ve sesli okumayı esas alınız.
Sesli dinle
Mealler
(Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"
Ufalanmış bir kemik yığını haline geldikten sonra mı olacak bu iş?
Tefsir
Arapça’da “ geldiği yola geri dönme ” mânasındaki deyim 10. âyette “öldükten sonra tekrar dirilip önceki hale dönme ” anlamında kullanılmıştır. Müşrikler kemikleri bile çürümüş insanların tekrar dirilmesini imkânsız buluyor, dolayısıyla öldükten sonra dirilmeyi inkâr ediyorlardı. 10-12. âyetler onların öldükten sonra…
Nâziât 10-14. ayetlerin tam tefsirini okuyun<em>Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 547</em>
Nâziât suresi 11. ayet, Kur'an-ı Kerim'in Nâziât suresinde yer alır. Bu sayfada Nâziât 11. ayetin Arapça metnini, Türkçe mealini ve tefsir/dipnot açıklamalarını bulabilirsiniz. Nâziât suresi Mekke'de (Mekkî) inmiştir ve toplam 46 ayetten oluşur.
Meali: ""Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?""
Bu sayfadaki mealler Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından derlenmiştir. Nâziât suresinin önceki ve sonraki ayetlerine de bu sayfadan geçiş yapabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Nâziât suresi 11. ayetin meali (anlamı) nedir?
"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"
Nâziât 11. ayetin okunuşu nasıldır?
eizâ künnâ izâmen nehirah. (Latin harfli okunuş yaklaşıktır; doğru telaffuz için Arapça metni esas alınız.)
Nâziât suresi kaç ayettir?
Nâziât suresi toplam 46 ayetten oluşur ve Mekke'de (Mekkî) inmiştir.
Nâziât suresi nerede indi (Mekkî mi Medenî mi)?
Nâziât suresi Mekke'de (Mekkî) indirilmiştir.
Nâziât 11. ayet hangi meal kaynaklarına göre verilmiştir?
Bu ayetin Türkçe meali Diyanet İşleri, Diyanet Vakfı, Gölpınarlı kaynaklarından alınmıştır.
Benzer ayetler
وَقَالُوٓا۟ أَءِذَا كُنَّا عِظَٰمًۭا وَرُفَٰتًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ خَلْقًۭا جَدِيدًۭا
"Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman, yeniden mutlaka dirilecek miyiz? derler.
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?" derler.
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
"Doğru sözlü iseniz söyleyin bu vaad ne zamandır?" derler.
فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ
O zaman "Erteye bırakılmaz mıyız?" derler.
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu tehdit ne zamandır?" derler.
وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلْوَعْدُ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler.