Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Hocam biz sağlığımızdan dinen ne kadar sorumluyuz? Mesela bir insan soğuk alabilir, önemsemez ilerleyip zatüre olabilir daha sonrada ölebilir. Böyle olunca intihar etmiş olur mu? Öyleyse her hastalıkta ya da belirtide doktora gitmeli mi? Yâda bazen bakıyoruz televizyonda falan bir sürü şeyin zararlarından falan bahsediliyor. Onların hepsi dikkat etmekle sorumlu muyuz? Birde Hocam Devletin sağlık sigortasını kullanmalı mıyız? Caiz midir? Yâda hastalığın şiddetine göre kullanım değişebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Hiçbir mü'min, takatinin üstünde bir yükle yüklü olmaz. Hepimiz takatimiz ile sınırlı sorumluluklar taşırız. Bir tıp öğrencisi olarak ilk yapmanız gereken şey, mesleğinizde ehil olma yoluna girmenizdir. İyi bir hoca olmamanız eksiklik değildir ama sıradan bir doktor olmanız eksikliktir. Buna göre bir çalışma planı yapmalısınız. İkinci olarak da, yalnız kalmaktan sakınmalısınız. Yalnızlıkla kastım da, bir cemaat ortamında olmamaktır. Dersleriniz dışında bir cemaat beraberliği ilkeniz olmalıdır. O cemaat de sizin bilgi açığınızı kapatacak programlar yapan bir cemaat olmalıdır. Aşırılıklara kaçmayan, olaylara dengeli yaklaşan, İslam'ı bütün yönleri ile ele alan bir cemaatle beraber olmalısınız. Size dualar ederiz.
Selamünaleyküm. Dinimize ve Kur'an'ımıza hizmet etmek kadar büyük bir görevimiz olamaz bizim. Bunu muhakkak yapacağız ama iki şartı da unutmayacağız: Birincisi sıhhatimizi koruyarak olacak bu hizmet. İkincisi de, kazandığımız kaybettiğimizden çok olacak. Sizin anlattığınız ortam, bu şartların oluşmadığı bir ortamı yansıtmaktadır. Evinizde daha sade bir hizmeti deneyebilirsiniz. Daha bereketli bir sonuca ulaşacağınızı umarım. Allah amelinizi kabul buyursun.
Selamünaleyküm. İyi Müslüman olmak, Müslüman olmanın bedellerine de hazır olmakla mümkündür. Bu birinci ilkeniz olsun. İkinci olarak da, hayat bir mücadele içinde geçer. Hiçbir zaman size, yüzde yüz temiz bir ortam verilmeyecektir. Bulunduğunuz ortamı en iyi ortam yapmaya çalışacaksınız. Onu yapamadığınız takdirde de, olanı içinde iyi bir hayat yaşamaya çalışacaksınız. Bu ilkelerle yaşamaya çalışın.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, dinimiz de aklımız da, gördüklerimiz de diyor ki: Siz hastalık sahibi olduğunuz için ölüm endişesi taşıyorsunuz. Esasen bütün insanlarda o korku vardır da sizin gibi hasta olmadıkları için onu dillendiremiyorlar. Hepimiz öleceğiz ve ölümden korkuyoruz. Sağlığınıza zarar vermeyecek ek meşgaleler bulun kendinize, rahatlarsınız.
1. Tıbbın bir bilim olarak, tıp çalışanlarının da bir “sağlık hizmet edeni” olarak nasıl insanî ve İslamî bir hizmet icra ettiğini söylemeye gerek yoktur. Tıp bir ibadet mecrasıdır. Böyle görürüz. 2. Dinimiz, insanın canına, malına ve onuruna karşı saldırıyı esastan yasaklamıştır. Mesleği ve kimliği ne olursa olsun insana saldırmak konuşulamaz. 3. İnsana saldırının genel olarak, sağlık çalışanlarına saldırının da özel olarak değerlendirilmesinde şunu söyleyebiliriz: Sözlü saldırı, hakaret veya ekonomik zarar verecek şekilde saldırı ya da bedensel saldırı asla caiz olmaz. Sağlık sektöründe bulunanların hataları ve eksiklikleri kanunla idare edilen ülkelerde onlar üzerinden giderilemez. Kanun buna gerek bırakmamalıdır. Sağlık çalışanlarının saldırıya uğramasını dini değerler açısından sıfır tolerans ile karşılarken onların da insanları tepeden gören bakışları, bilimsel eksikliklerini gizlemeye çalıştıkları kompleksli tutumları da büyük oranda saldırılara neden olabilmektedir. Arkasına devlet gücünü alan memur mantığı ile vatandaşa bakanlara karşı şeytanın kışkırttığı bir kesim bulunabilir. Şikâyetlerin değerlendirilmesinde devletin “memurunu kollayan, vatandaşı da teskin eden” ama sorunun esastan giderilmesine yatırım yapmayan anlayış bu sıkıntıyı büyütmektedir. Biz mü'min olarak imanımızın bize vermiş olması gereken yüksek seviyeye göre hareket ederiz. Bu seviyeyi şöyle belirlememiz mümkündür: - Hastane veya başka bir merkezde yasal haklarımızı en iyi şekilde değerlendirir, ihmal ve savsaklamayı kabul etmeyiz. Başkasının hakkını da ihlal etmeyiz. Bize karşı yapılan yanlışlarda, olabilirlik payını muhakkak kabul ederiz. Karşımızdakinin de insan olduğunu, nöbet veya başka bir sebeple bitkin olabileceğini ama bunun ad bir sınırı olacağını bilir ona göre tavır gösteririz. Yasal sıralamaya dikkat ederek gerekli şikâyetleri yapar, şikâyetimizin arkasında durur, son noktaya kadar titizlikle takip ederiz ki bir yandan bizim hakkımız zayi olmasın diğer yandan da bize hizmet eden memurların gevşemesine neden olmayalım, bizden sonraki bir mü'min aynı sıkıntıyı çekmesin. Bu takibimizi de kişisel etnik, yöresel savaş konusuna dönüştürecek seviye düşüklüğünü göstermeyiz.
Selamünaleyküm. Annenize Kur'an üzerinden şifa aramadan önce iki şeye dikkat edin: Birincisi: Siz evlatları olarak yanında ve bağrında durun. Sizinle kendini rahat hissetsin. Sizinle paylaşsın dertlerini. İkincisi: Yakınlarınızdan veya çevrenizden onu ziyaret edenlerin, konuşanların hastalık etrafında edebiyatlar yapmalarına izin vermeyin. Ziyaretlerini kısa tutturun. Mesela hiçbir ziyaretçi onunla oturup çay içmesin, yemek yiyecek vakit bulmasın. Gelenin gidenin anlattığı masallar onu delirtir. Siz de hastalığı tekrar hatırlatacak gündemler açmayın ona, o açınca da becerip değiştirin. Dua etmeyi de unutmayın. Sabredin.
caiz midir konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Şu anda yapılacak başka bir durum yoktur. Ödeyin kurtulun.
Selamünaleyküm. Evet bu, istihare için uygun bir konudur ancak sizin hayat tecrübeniz, olumlu bir iş üzerinde olup olmadığınızı tartmaya yetmeyebilir. İstihareden önce sizin, bu işin beşeri şartlarda araştırmasını yapmanız gerekir. Bu nedenle anneniz, dayınız gibi sizden büyük birinin tecrübesinden yararlanın, tek başınıza yanılmamanız çok zordur.
Selamünaleyküm. Esasen devleti zarar ettirmediğinize inanıyorsanız sakıncası olmaz.
Selamünaleyküm. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ve ashabının yapmadığı hiçbir şey ibadet olamaz, ibadet değildir, kıyamete kadar da olmayacaktır. Def de ashabın ibadetlerinde yoktu, defle olsa olsa düğün yapılabilir, ibadet değil.
Selamünaleyküm. Evet, geciktirmeme kararlığı ile olduğu sürece kullanılabilir. Bu birinci esas. İkinci olarak, gecikmeden alınan farktan benim kalbim mutmain değildir. Bu nedenle de o kurumlar için 'iyidirler' ifadesini kullanmaya cesaret edemiyorum. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Aybaşını geciktirici ilaç kullanmak, doktorun yasağı yoksa caizdir.