Fetva Meclisi
Soru
Esselamu aleykum degerli Nureddin hocam! Mektubunuzu alirken Allah biliyor ki nasil sevinirim elhamdulilləh. Hocam bir mektubunuzda İbn Teymiyyeye müctehiddir diye yazmışsınız kabul ediyoruz amenna. Amma o mektubunuzda bir şey dikkatimi çekdi. Yazılmış ki, bir müslüman kötü niyyetle bu meseleni araşdırsa İbn Teymiyyeni küfürle de suçlayabilir. Burada bir sual meydana çıkıyor, acaba 4 mezheb imamımızı da araşdırsak onlardanda mı bu iş ortaya çıkar? Hocam medet şirkdir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu Ümmet'ten on kişinin ne hâlde olduğunu kesin bir şekilde biliyoruz. O on kişi Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin garantisi ile cennettedir. Onların dışında kim olursa olsun herkes için söylenebilecek en ideal söz 'inşaallah iyidir, iyi gitmiştir' şeklindedir. Daha ilerisini konuşmak hatadır. Sadece, bize göre daha açık işaretler bulundukça daha umutlu konuşuruz o kadar. Zikrettiğiniz isimlerin ne durumda olduğunu bilemeyiz. Eserlerini, işlerini izleriz. Sadece başkaları onların işlerinde tenkit edilecek yönler buldu diye onları kâfir sayamayız. İşleri hatalı insan olarak görebiliriz ama bu durum sadece onlar için değildir. İşi, kimin kim olduğunu tayin etmek olanlardan olmamanızı tavsiye ederim size. Sırat'ı geçmiş gibi konuşmak akıllık değildir. Biz kendi derdimize bakalım, daha iyi bir iş yapmış oluruz.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dışında insan olup da tenkit edilemez olan yoktur. Bunu şaşmaz bir kanun olarak bilmeliyiz. Mesela Ebu Hanife gibi muhteşem bir insana bile hatalı olmak isnat edilmiştir. Yetiştirdiği talebeler onun sağlığında ona aykırı görüşler belirtmişlerdir. Bu ne onların hatalı olmasını ne de Ebu Hanife'nin değerinin düşmesini gerektirir. Allah hepsine rahmet etsin. İbni Teymiye veya başka biri için de bu geçerlidir. İbni Teymiye, bu Ümmet'in içinden yetişmiş zekâsı ve himmetiyle sivrilmiş şahsiyetlerden biridir. Kendi zamanındaki şartlardan, siyasi ve fikri çalkantılardan etkilenerek büyük bir ilmi faaliyet içine girmiştir. Kesinlikle hatalı olması mümkündür. İbni Teymiye'yi hatasız görmek sadece aptallık olur. İbni Teymiye'nin kendisi bir kere bunu kabul etmez. Ancak bir ilim adamının hata etmesi ile Ümmet'ine hıyanet etmesi aynı değildir. İbni Teymiye'nin itikadî konulardaki görüşlerinde en büyük iddiası selefle yani ilk iki nesille aynı şeyleri düşünme iddiasıdır. Onu tenkit edenlerdeki temel mantık da, kelam ilmi ile gelen son noktaya göre onun söylediklerinde yanlışlar bulunduğu iddiasıdır. Eğer İbni Teymiye'yi tenkit etmek için söz alırsanız, onu dinin dışına bile itebilirsiniz; onun yazılarında ve sözlerinde bunun için yeterli malzeme vardır. Hayır İbni Teymiye'yi de 'bizim' ulemamızdan biri olarak gören bir gözle bakarsanız, onu İmam Malik'ten ayrıt edecek çok şey bulamazsınız. Hele bu sözünü ettiğiniz meselede! Şunu vurgulamak isterim: Biz Ümmet'imizin mezarlığını karıştırarak ne elde ederiz? İlimde, cihadda, fazilette geldikleri seviyeye kulak verelim. Bir âlimin başka bir âlim tarafından tenkit edilmesine dair bir yazı bulan kendini mutlu hissediyorsa o mezarlıkçıdır; ölü kemikleri kurcalamaktadır. Mezarlıklarla uğraşırken dünyanın bize mezar edildiğini anlayamadık. Daha basiretli işler yapmak zorundayız. Allah'a emanet olunuz.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Selamünaleyküm. Çözümü görünmeyen sorunların içinde bocalamayın. İslam'ın berrak yüzü önümüzdedir Siz neden negatiflerle ilgileniyorsunuz? İslam'ın Müslümanlarında sorun var ama Peygamberinde sorun var mı? Kur'an'da sorun var mı? Şeytanın sizi oyalayacağı işlerle ilgilenmeyin, rahat edin.
Selamünaleyküm. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i övmek kadar büyük bir meziyet olabilir mi? Keşke becerebilsek, keşke en güzel mevlidi ben yazabilsem! Ama Kur'an gibi görülecek bir mevlüt değil, duygularımı yansıtacak bir mevlit olacak! Sıkıntıyı anlamış bulunuyorsunuz, mevlit ne için yazıldı ne için kullanılıyor, nerede kullanılıyor? Mesele buradadır.
Selamünaleyküm. Geçmiş olsun, Allah Teâlâ sizi acil bir şifaya kavuştursun. Şifanız mukadder değilse sizin de eşinizin de çektikleri hasenat defterlerinize kaydolsun. Tıbben yapılması gerekenleri hiç ihmal etmeyin, ne istiyorsa tabip onu yapın. Sözünü ettiğiniz mektup hakkında bir bilgim yoktur. Öyle bir şey taşımanız şirk olmaz. Geçmiş olsun tekrar.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Dil dildir; öğretilebilir. Hatta işinizi, dininize hizmete de dönüştürebilirsiniz. Mesele bayan olarak, erkeklerle içli dışlı olacağınız bir ortamda nasıl bulunacağınızda kilitlenmektedir. Bu hususta dini hassasiyetlerinizi korumaya azimli olursanız inşallah o da sorun olmaz.
Selamünaleyküm. Madem şahitleriniz de var, o şahitlerle onu sıkıştırıp, geçmişteki ve mevcut haklarınızı isteyin. Yıllar sonra da olsa hakkınızı alın.
Selamünaleyküm. Kadının tesettürü, Allah'ın emridir. Devletin veya eşinin veya bir başkasının engel olma hakkından asla söz edilemez. Eş sadece tesettürün yüzeysel şekline müdahale edebilir. Şöylesi daha şık durur diyebilir mesela. Dinimizle ilgili pazarlık hakkımız yoktur.
Selamünaleyküm. Bize dışarıdan gelen kültürün süzülmeden olduğu gibi alınmasını kabul edemeyiz. Mü'min kimliğimizin sadece camide iken bizimle beraber olmasını isteyecek hâlimiz yok her hâlde. Camide de sokakta da mü'min olarak yaşamalıyız. Sokakta bir mü'minin eşinin omzuna elini koyması haram değildir. Buna haram diyecek kimse de yoktur. Fakat, kâfirlere ait bir görüntünün bizim üzerimizde çirkin göründüğünü de unutmayalım. Evet, o görüntü haram değil ama haramlara açılan yollar hep öyle başlıyor. Erimemek için dikkat etmemiz gerekir.
Selamünaleyküm. Ulemamız, bütün kazancı haramdan olan yani sofrasındaki yiyeceğin yüzde yüzü haramdan olan birinin yemeğinin yenmesini uygun görmemişlerdir. Bunun gerisindeki yani kazancının bir bölümü haram olanın yemeğini yemeyi ise böyle görmemişlerdir. Burada önemli bir husus şudur: Bu çeşit kişilerin yanında bulunmayı onlara bir ikaz fırsatı olarak değerlendirmeliyiz ki biz de onları benimsemiş durumunda olmayalım. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. 'Yüzde yüz Müslüman'a', 'yüzde yüz kâfir' demenin küfür olacağı doğrudur. Fakat bu 'yüzde yüz' rakamını her iki cephe için de oluşturmanın kolay olmayacağını hesaba katınca 'kâfir diyene kâfir demenin' de bir risk taşıdığı görülür. Allah'a emanet olun.