Fetva Meclisi
Soru
Hocam benim bir konuda adağım vardı. Adağa niyet ettiğim durum gerçekleşmedi fakat gerçekleşir niyetiyle adak parasını toplamıştım, şimdi afetzedelere versem olur mu acaba? Yani gerçekleşmezse sadakam olur inşallah gerçekleşirse de adak borcumu ödemiş olur muyum? Allah razı olsun. İlminize ve ömrünüze bereket ihsan eylesin.
Cevap
Benzer fetvalar
İbadetlerin bir numaralı şartı niyettir. Niyet olmadan hiçbir eylem ibadet yerine geçmez. Niyet de eylemden önce olmalıdır. Önceden 'borç' olarak verdiğiniz bir para, sizin elinizden çıkarken ibadet niteliğinde bir niyetle çıkmadı. Şimdi onu ibadete dönüştürmeniz mümkün değildir. Böyle bir durumda şunu yapabilirsiniz: Ona alacağınız kadar para verin. Sonra da alacağınızı isteyin. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Ne adadı iseniz onu yapmalısınız.
Ne zaman gücünüz yeterse o zaman yerine getirirsiniz.
Mü'min adak yaptığında adağını yerine getirmek zorunda olur. Sizin durumunuz adak yapma durumu değildir. Bir düşünce veya niyetlenme olabilir. Fakire verseniz de olur vermeseniz de. Elbette vermeniz güzel olandır.
Bu adadığınız on kimsenin her birine Diyanet'in her yıl belirlediği fitre/fidye bedelleri üzerinden hesaplayabilirsiniz. Güvendiğiniz kuruluşa ücreti yatırırken de açıklama kısmına, "adak" şeklinde kayıt koyarak sorumluluktan kurtulabilirsiniz.
Adak yapılan şey değiştirilemez. Adak olmayan işlerde ise A için düşünülen bir şeyin B için yapılmasında sakınca olmaz.
adak konusundaki diğer fetvalar
Sadaka her şey için verilir ama sadaka verince evlenilecek muhakkak diye bir kural yoktur.
Tespihleri verin. Ardından para ile hepsini de alabilirsiniz. Veya parasız da gönüllü alsanız sakıncası yoktur.
Akîka, yeni doğan çocuk için kesilen kurbanın adıdır. Çocuk yedi günlük olunca Kurban Bayramında nasıl bir kurban kesiliyorsa o şekilde bir hayvan kesilir. Kurban olma şartları bakımından o kurbanla aynıdır. Etinin değerlendirilmesi de o kurbana benzer. Adak gibi değildir. Bu da şu anlama gelir: Kesilen akîka kurbanının eti tamamen ev halkı tarafından yenebilir veya başkalarına zengin fakir ayırmadan verilebilir. Pişmiş veya çiğ olması fark etmez. Bu fırsatı değerlendirip mü'min kardeşlerin katılacağı bir et ziyafetine dönüştürülebilir. İsrafa ve abartıya kaçılmadıkça her türlü mümkündür.
Vakfın, kendisine verilen vekâletler adedince kurbanlık satın alması normaldir. Vakfın tahmin üzerinden kurbanlıkları satın alıp kendisine vekâlet verildikçe o kurbanlıklardan hisse ayırması da normaldir. Satın alma işinden sonra yeni vekâlet talepleri olması durumunda henüz sahiplendirilmemiş kurbanlıklardan birine o vekâletlerin yönlendirilmesi olabilir ama sahibi olmadan bir nedenle mecburen kesilmiş kurbanlıklara sonradan verilen bir vekâleti saymak caiz olmaz. Bu son maddeyi şöyle özetleyebiliriz: Vakıf mesela yüz kurbanlık almıştı. Seksen kurbanlık sahipleri belli olarak kesildi. Geriye kalan yirmi kurbanlık ise kurban kesme günleri bitiyor veya kasaplar gidecek gibi bir sebeple acele ile kesildikten sonra gelen bir vekâlet sahipsiz olarak önceden kesilmiş o kurbanlıklara sayılamaz. Bu, kurban kesecek olanın niyeti belirlenmeden kesilme demektir ki ibadette niyetin önceden olması şartı gereği caiz olmaz. Bu şekilde sahipsiz kalmış kurbanlıklar diğer adak ve benzeri sadaka içerikli kesimlere yönlendirilebilir.
Adak da dâhil olmak üzere kurban bir ibadettir. Kurban ibadetinin hükmü ise Hanefi mezhebi fukahasına göre zengin olana vaciptir. Diğer üç mezhebin fukahasına göre ise sünnettir. Kim hangi mezhebi taklit ediyorsa ona göre kurban ibadetini uygular.
Burada iki durum var. Birincisi siz, “her ay fakire şu kadar vereceğimi adıyorum” diyerek adak yaptı iseniz bu bir adaktır ve bunu bozamazsınız. Annenize ayrıca vereceksiniz. Böyle değil de genel bir sadaka niteliğinde içinizden geçti ise ki beyanınızdan bu anlaşılıyor, fakire verdiğinizi annenize vermenizde sakınca olmaz aksine daha da güzel olur.