Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Ağ pazarlama ya da çok katlı pazarlama uygulamalarının hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Bahsettiğiniz satış sisteminin caiz olup olmadığını şöyle değerlendirebiliriz. İlk olarak, eğer sistemin amacı gerçek bir ürün satışı yapmak yerine, sisteme yeni üyeler kazandırmak ve bu üyelerin giriş ücretleri ya da yaptıkları satın alımlar üzerinden komisyon elde etmekse; yani üst kademedekilerin alt kademedekilerin emeğinden kazanç sağlaması söz konusuysa, bu tür network marketing benzeri yöntemlerin caiz olmadığına dair görüşler bulunmaktadır. İkinci olarak ise, ürünlerin doğrudan tüketiciye satıldığı sistemler, yani doğrudan satış modeli söz konusudur. Bu modelde belirli şartlar sağlandığında satış caiz kabul edilebilir. Sizin bahsettiğiniz satış danışmanlığı sistemi, doğrudan satış modeline daha yakın görünmektedir. Ancak burada da alt üyelerin yaptığı satışlardan, üstte bulunan kişinin herhangi bir emek harcamadan prim alması gibi bir durum olmamalıdır. Bununla birlikte, satışını yapacağınız ürünün helal olması gerekir. Eğer ürün helal değilse ya da faizle çalışan bir firmaya aitse, bu işi yapmak caiz olmaz. Yine de bu yoldan kazanmayı denememenizi tavsiye ederiz.
Aleykümselam. Bu bir telif hakkı meselesidir. Bu kişi sizin yaptığınıza razı olur mu? Bir de yaptığınız değişiklik yüzde kaç değişmiş yapacak programı? Öyle veya böyle satmanıza izin vermediği sürece satışın caiz olmayacağını düşünürüz.
Selamünaleyküm. Bu ticaretin uygun olmadığı kanaatini taşıyorum.
Selamünaleyküm. Bizim kanaatimize göre bu iş meçhullükler barındırmaktadır ve yapılması uygun değildir.
Bu üyelik sisteminin üzerinde net bir fikir oluşmadığını düşünüyorum. Her ne kadar haram olduğu yönünde bir delil yoksa da şüpheler giderilebilmiş değildir. Ama, sattığınız mal eğer direkt haram olan bir şey değilse, onu kullananın yanlış kullanabilme ihtimali sizin onu satmanıza mani değildir. Ancak o işi bırakmanız kadınlık karakterinize daha uygundur. Allah'a emanet olun.
Bugün piyasada işlem gören coinler ne maldır ne para ne de ticaret eşyası hükmündedir. Bunlar, arkasında devlet garantisi olmayan, fizikî bir karşılığı bulunmayan, değeri tamamen spekülasyon ve sanal ilgiyle şişirilen, hakkaniyetli bir piyasa düzenine sahip olmayan yapılar hâline gelmiştir. Kardeşim, bu gibi şüpheli kazançlara bulaşmak, ateşle oynamak gibidir. Müslüman, nefsine hoş gelen değil Allah’a hoş gelen yoldan gitmelidir. Harama karışmış bir paranın, zekâtını versen de sadakasını dağıtsan da o para senin hanene bereket getirmez. Bu sebeple, sistemi kullanmayı bırakman, kazandıklarını ihtiyaç sahiplerine vermen ve bir daha bu gibi oyunlara tevessül etmemen, dinin ve aklın gereğidir. Rabbim sana helalinden ve bol rızıklar versin. Şüpheli olandan yüz çevirene Allah, daha hayırlısını ikram eder. Buna inan.
TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar
Sosyal medya platformları, bilgi ve belge paylaşımı yapma, toplantı, sohbet ve yazışma üzerinden iletişim kurma imkânı sağlamanın yanı sıra günümüzde bir kazanç unsuru hâline de gelmiş bulunmaktadır. Bir kazancın helal olabilmesi, kazanç unsuru olan mal veya hizmetlerin dinen meşru olmasına bağlıdır. Buna göre: Yukarıda zikredilen hususlara dikkat edilerek sosyal medya platformlarından kazanç elde etmek caizdir.
Anason, haşhaş, kenevir vb. bitkilerin uyuşturucu imalat etmek amacıyla yetiştirilmesi ve satılması caiz değildir. (bk. İbn Nüceym, el-Bahr, 5/277; el-Büceyrimî, Tuhfetü’l-Habîb, 11/103; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 6/454; Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî, 7/5517-5519) Fakat bu tür bitkilerin ilaç imalatı vb. mubah alanlarda kullanılmak üzere yetiştirilip satılmalarında sakınca yoktur. Söz konusu bitkilerin yetiştirilmesinde devlet tarafından getirilen sınırlayıcı düzenlemelere de riâyet etmek gerekir.
İster aynı ister farklı cins olsun hayvanların peşin olarak takas edilmesi ittifakla caizdir (bk. Şevkânî, Neylü’l-evtâr, 5/241). Örneğin, iki hayvan birbiriyle veya bir hayvan iki hayvan karşılığında peşin olarak takas edilebilir. Hayvanların vadeli olarak takas edilmesi, vade faizi (ribe’n-nesîe) doğuracağı gerekçesiyle Hanefî fakihler tarafından caiz görülmemiştir (Zeylaî, Tebyîn, 4/87). Şâfiîlere göre ise cinsleri ister aynı ister farklı olsun hayvanların peşin takası caiz olduğu gibi vadeli takası da caizdir. Zira Şâfiîler, burada faizin illetinin bulunmadığını söylemişlerdir (Nevevî, Ravdatü’t-tâlibîn, 3/380). Söz konusu vadeli satış, teamül haline gelmişse ihtiyaca binaen Şâfiîlerin görüşüyle amel edilebilir.”
Fakihlerin çoğunluğu, altına veya gümüşe endeksli olmayan kâğıt, madenî vb. itibarî para borçlarının misliyle ödenmesi gerektiğini belirtmiş ve bu paraların değerindeki artma veya azalmayı dikkate almamıştır. (Serahsî, el-Mebsût, 14/30; Sahnûn, el-Müdevvene, 3/52, 4/152-153; Süyûtî, el-Hâvî, 1/116, 117; İbn Kudâme, el-Mugnî, 4/244) Ancak Hanefî fakihlerinden İmam Ebû Yûsuf’a, Mâlikî âlimlerinden Rahûnî’ye ve Hanbelî mezhebinde aktarılan bir görüşe göre ise itibarî paraların değerinde artma veya azalma meydana gelmesi durumunda, borcun sabit olduğu tarihteki kıymet esas alınarak ödeme yapılır. (İbn Nüceym, el-Bahr, 6/219; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, 4/533-534; Rahûnî, Hâşiye, 5/121; Merdâvî, el-İnsâf, 5/127) Ebû Yûsuf’un bu içtihadı, Hanefî mezhebinde tercih edilen görüş hâline gelmiştir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 6/219; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, 4/533-534) Borca konu olan itibarî paralarda bir değer kaybı meydana gelmesi durumunda borcun sabit olduğu tarihteki değerin esas alınması hakkaniyete daha uygundur. Söz konusu değerin belirlenmesinde öncelikle tarafların karşılıklı rıza ile anlaşmaları tavsiye edilir. Bunun yanında yetkili kurumlarca açıklanan enflasyon oranları da dikkate alınabilir.
Kira sözleşmelerinde süre ve ücretin anlaşmazlığa yol açmayacak şekilde net olarak belirlenmesi gerekir. Tarafların kira süresi ve ücretini belirlememesi hâlinde konuyla ilgili yasal mevzuat ve/veya örf dikkate alınır. Söz konusu süre ve ücretin herhangi bir şekilde tespit edilemediği durumlarda ise kira konusu maldan faydalanılan süre kadar emsal kira ücreti terettüp eder. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/57; Mecelle, md. 462)
Hanefî fakihler, satıcı tarafından belirli bir süre ücretsiz kullanmak şartıyla ev veya araç gibi malların satımını, konuya dair örf ve teamül bulunması hâlinde istihsanen caiz görmüşlerdir. (Ka'sân'i, Bedâ’i, 5/169-171; Merğînânî, el-Hidâye, 3/48-49; Mecelle, Md. 188; Ali Haydar Efendi, Dürerü’l-hükkâm, 1/159) Hanbelîler böyle bir satım akdine herhangi bir kayıt koymaksızın, (İbn Kudâme, el-Muğnî, 4/73-74) Mâlikîler ise birkaç günle sınırlı olması şartıyla cevaz vermişlerdir. (Sahnûn, el-Müdevvene, 3/267) Buna göre satıcının belirli bir müddet ücretsiz kullanmak şartıyla evini veya aracını satması örf ve teamül bulunması hâlinde caizdir.