Fetva Meclisi
Soru
Benim babam çok televizyon izler. Hatta ona bazen televizyon filozofu deriz ailecek. Babam Kur'an okumayı bilmez, namazlarını da aksatır. Ancak televizyonda bir takım programları izlerken itikadı manada farklı şeyler öne sürmeye mesela; hadisler doğru değil, Hz.İsa tekrar gelmeyecek gibi şeyler söylemeye başladı. Konuları izlerken değiştiriyorum. İşin kötüsü bu düşüncelerini sürekli benimle tartışmaya çalışıyor. Baba sen öyle inanıyorsun ben böyle bir şey diyemem desem de babam ille de benimle tartışmak istiyor. Ben de bazen dayanamıyorum sesimi yükseltiyorum, sonra çok üzülüyorum. Bu konuda ne tavsiye edersiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bi evlat, baba ile anlaşıp anlaşmama durumunda olmaz. Evlat babasının önünde itaat eder sadece. O size karşı kusurlu ise bu sizin yararınıza olacaktır. Zira Allah Teâlâ sizin hakkınızı ondan muhakkak alır. Ama siz ses yükselterek kendi hakkınızı da tüketiyorsunuz. Sabretmeli ve kazanmalısınız. Yapacağınız tek şey, sizi ses yükseltmeye teşvik edecek ortamlardan uzak durmanız olur.
Selamünaleyküm. Annenizin durumu ili sizinki aynı değildir. Anneniz eşi olarak ondan isteyebilir, reddedebilir ama siz evlatsınız. Tatlı bir dille ikaz edin, yalvarın, tekrar ikaz edin. Sakın savcı rolünde olmayın. Anneniz de ikaz etsin, sesini yükseltsin ama itmesin eşini.
Üzerinize düşeni yapın, babanız hakkını helal etmese bile kendinize sıkıntı yapmayın. İhtiyacı olduğunda yanında olun, eski günleri açmayın, babanızla tartışmadan uzak durun. Dua etmeyi de unutmayın.
Selamünaleyküm. Kardeşim, bu anlattıklarında garip bir durum göremedim. Bütün anne-babaların neredeyse ortak derdidir bu. Sakın yılmayın, kenara çekilmeyin. Kıldıkları namazı da kesin kalıcı zannetmeyin. Henüz mücadelenin yarısına bile gelmediniz. Sabırlı olacaksınız her gün bir kelimeye bile razı olacaksınız. Eşinizle asla tartışmayın bu hususta yani ikiye bölünmeyin. Bir kelime bir kelime de olsa devam edin. Şu düşünceleriniz yakında kaybedeceğiniz hissi veriyor. Sakın ha, şeytanı sevindirmeyin. Çocuklarınıza bıktırıcı tavırlar yapmayın. İsteklerinize bir zaman ara verin, kulakları sizin sözlerinize soğusun, ardından devam edin. Sabırlı olun, sabırlı olun ve çok sabredin. En az on asır kadar sabretmeye hazır olun. İstişareler edin, çevrenizi geniş tutun. Çok dua edin.
Selamünaleyküm. Sağlığımızın iniş çıkışları olduğu gibi ibadet hayatımızın da iniş çıkışları olabilir. Allah Teâlâ hepimizi iman ve ibadet ehli olarak bu hayatı bitirebilenlerdin kılsın. Eşinizi geçici bir sorun yaşıyor olarak kabul edin, daha rahat çözersiniz sorunu. Bıktıracak tarzı da seçmeyin. Her gün aynı tepkilerle karşısına çıkmayın. Ara ara ve farklı diller kullanın. Onun durumun çocuğunuza yansıtmayın. Adı kirlenmesin. İç sesler genellikle boş vakitten ve gereksiz işlerle meşguliyetten kaynaklanır. Dolu dolu bir hayat yaşayın. Daha kaliteli işler üretin. Kur'an okumayı ve zikir yapmayı ihmal etmeyin.
Selamünaleyküm. Hiç kimsenin bir insanı Allah'ın razı olmayacağı bir işe zorlamaya hakkı yoktur. Eğer siz, helal bir şekilde okuyamayacağınızı anlıyorsanız babanıza itaat etmeniz gerekmez. Nazik bir şekilde, babanıza okumayacağınızı söyleyin.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bu süreci zannettiğiniz gibi uzaktan kontrollü devam ettirmeniz neredeyse mümkün değildir. Ablanızın durumu meçhuldür, yıllar sürebilir. Sizin sabrınız ise sınırlıdır, yarın bitebilirsiniz. Ne aracı ile ne de direk bağlantıda olmamanız gerekir. Bu da özellikle erkek tarafı için hayal gibidir. Size tavsiyem ya evlenme sürecini başlatın ya da herkes nasibini bir başkasında arasın. Bunun ortası oyundur. O oyunu da şeytan kumanda edebilir.
Fıkıh ilmi açısından bir sitede ‘havuz’ var diye ev almayı sakıncalı gösteren bir kural yoktur. Mevcut sitelerin havuzlarını gören bir mü'min için açısından oradan uzak kalmak için pek çok makul sebep vardır. Eşiniz, daha derin düşünmelidir. Öyle bir siteden ev aldıktan sonra çok geçmeden eşiniz sizi korumak için orayı terk etmenin şart olduğunu söyleyecektir. Size tavsiyemiz şudur: Eşinizle bunu bir inat konusu hâline getirerek yarayı derinleştirmeyin. Makul bir ikna süreci işletmeye çalışın. Alternatifler üretmeye çalışın. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bu nedenle boşanmanız ne dine ne de akla sığmaz, sakın öyle bir şey düşünmeyin. İki taraf arasında hakem olmanız da gerekmiyor. Siz eşinizle aile hayatınızı yaşayın. Anne babanızla da evlatlığınızı yaşayın. Size ‘bizim taraf olmazsan gelme’ diyen olursa ona gitmeyin ama kimse ile kavga da etmeyin.
Selamünaleyküm. ‘Eşinle gidersin’ ifadesi sıkıntılı bir ifadedir. Anneniz, umreyi önemsememekten ötürü bunu söylüyorsa üzüleceği bir şeyi söylemiştir. Üzerine giderek yarayı derinleştirmeyin. Hayır, kızının parasına acıyorsa yine kadını kendi hâline bırakın. Siz ablanızla bir mahrem de ayarlayıp umreye gidin, aklanıp paklanın ve geri gelin.
Reşit bir insanın evlenmesi kendi sorumluluğunda olur. Evlenmek bir hak veya ihtiyaç, her nasıl görülüyorsa neticede evlenmekten çok daha büyük hak/ihtiyaç olan şeyler kişinin kendi sorumluluğunda olmaktadır. Evet, mü'min bir baba çocuğunun evlenmesini kendisi için bir vicdani vazife veya ihmali durumunda sorumluluk alabileceği bir destek olarak görmelidir ama hukuki bağlayıcılık niteliğinde bir sorumluluğu olmaz. Özellikle de fakru zaruretten ötürü evlenemeyen ve harama girme riski taşıyan çocuğuna karşı bu sorumluluk biraz daha derinleşebilir ama ‘baba sorumludur’ diye bir kural yoktur. Gençlerin evlenme konusunda babalarına dayanmaları, kendileri sağlık açısından bir sıkıntı yaşamadıkları hâlde, arkadaşları ile gezerken babalarının onları evlendirmek için çalışmasını beklemeleri makul değildir. Öğrenci olmak da babaya dayanma nedeni olmamalıdır. Elbette babalar evlatlarını ihmal etmeyeceklerdir ama reşit bir insan kendi evlilik masraflarını üretmelidir. Onurlu bir evlilik açısından böylesi daha basiretli ve hayırlı tutum olur.
Selamünaleyküm. Birinci gerçek: Allah’ın emri olan bir işi yaparken insanların ne diyeceğini önemsemeyiz. Kim olursa olsunlar. İkinci gerçek: Onlar tepki gösterseler de sana yapabilecekleri bir şey yoktur neticede. Bir ara alevlenseler de sönmek zorundadırlar. Sen mükellef bir insansın, çocuk değilsin. Üçüncü gerçek: Sen diklenmeden, birden parlamadan adım adım konuyu açabilirsin. Mesela gitmeden önce onlara başını örtmeyi düşündüğünü hafiften anlatarak giriş yapabilirsin. Sonra da örttüğünü söylersin. En fazla bir iki saat sana köpürebilirler. Sen alttan alan, narin biri olduğun sürece sana yapabilecekleri bir şey yoktur. Namaz konusunda ise zaten seni nefes nefes takip etmeleri mümkün değlidir. Dördüncü gerçek: Senin bu durumun, yaptıklarının Allah katında çok daha sevaplı olması anlamına gelmektedir. Zira Allah Teâlâ senin çileni görmektedir, bilmektedir.