Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben öğretmenlik yapıyorum ve iki ay önce evlendim. Eşim başka bir ilde görev yapıyor, sadece hafta sonları bir araya geliyoruz. Bir yıl önce nişanlandığımızdan beri sürekli tartışmalarımız oldu. Her zaman aileme ve bana küfrediyordu. Askerde olduğu için hep alttan aldım ve dua ettim. Evlenince bu tartışmalar, saygısızlıklar devam etti. Ben de ona “Sen böyle bir adam değildin. Artık adam da değilsin gözümde.” dedim. Üç gündür seni boşayacağım diyor. Tayin istemek için başvurdum ama bugün iptal etmek için son gün. Ben o adamdan korkuyorum artık. İptal ettirsem mi yoksa tayinle onun yanına gitsem mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kızım, sen annenin yanına dön ve aile büyüklerinle istişare ederek iş yap, oralardan uzaklaş.
Size en yakın müftülüğe giderek yüz yüze görüşüp fetva alın.
Durumunuzu bir psikologla görüşmelisiniz. Bizim size nasihatimizden daha yararlı olacağını düşünürüz.
Çektiğiniz sıkıntıyı siz bilirsiniz elbette. Çektikleriniz konusunda vicdanen adil karar verdi iseniz sıkıntı etmenize gerek yoktur. Huzurlu olun. Şeytan sizi bir boşanmayı kırk kere olmuş gibi ezmek isteyebilir, takılmayın ona. Allah yardımcınız olsun.
Boşanmayı istememekte haklısınız. İstemeyin. Buna rağmen o bir yolunu bulup boşar veya boşanırsa o zaman çaresine bakarsınız. Eşiniz istiyor diye boşanmayı istemeniz şart değildir.
Gerçekten mi seninle böyle oynayan birini seviyorsun, gerçekten mi? Bu durum için bir müftülüğe gidip yüz yüze sorup öğrenmeniz gerekir. Böyle yazılı cevapla olmaz.
aile konusundaki diğer fetvalar
Bacım, Bu çağa farklı bir isim olarak “nimetler ve imkânlar içinde ama gariplerin çağı” demekte bir sakınca görmüyorum. Sizin derdiniz de bunu yansıtıyor. Nimetler içinde yüzerken yokluktan şikâyet etmek durumundayız. Siz veya biz, hâlimiz şöyle veya böyle benzeşiyor. Allah’a sığınmak ve şeriatına teslim olmaktan başka çaremiz yoktur. Acilen ona dönmeliyiz. Size bu huzursuzluğunuzun azalması için bazı tavsiyelerde bulunabilirim ama kesin bir düzelme için sizin özel nedenleriniz üzerinde de araştırma yapılması gerekiyor olabilir. Bu da bir psikolog nezaretinde yürümek demektir. Bu tarzda sizin yaptığınız gibi bir inceleme kendimize yapmalıyız, gereklidir de bu. Ne durumdayız, nasıl gidiyoruz muhasebesi yapalım. Yalnız bunu “münafıklık” kavramı ile pekiştirecek düzeye getirmeyelim. Aileyi itham edecek sonuçları öne çekmeyelim. Halk dilinde buna, en son söylenecek sözü en başta söylemek denir. O da şeytanın bize nüfuz etmesi ve bizi sömürmesi bakımından aleyhimize bir tutumdur. Abartmadan ama titiz davranmak ilkemiz olsun. İnsan olduğumuzu, etten ve kemikten yaratıldığımızı unutmayalım. Yorulmamız, usanmamız, ağlamamız/gülmemiz, mutlu olmamız sinirlenmemiz normaldir. Normal olmayan ise bir yere kilitlenip kalmaktır. Mesela sizdeki bu durum, insan hayatı akışında normal bir durumdur. Evlenmenizin gecikmesinden, bedeninizdeki keşfedemediğiniz bir arızadan, çevrenizin sizi bunaltmasından, kapasitenizi zorlayan bir işte olmanızdan, fıtratınızın tersine işler yapmanızdan kaynaklanıyor olabilir. Hangisi olursa olsun, hepsinin çözümü vardır biiznillah. Çözümü olmayan tek şey, çözümsüzlüğe takılmaktır. Günlük hayatınızı iyi programlayın. Namaza eksenli bir planlama yapabilirsiniz. Özellikle yemek ve uyku ne kadar kontrolünüzde ise günlük hayatınız için o kadar uygulanabilir bir program yapabilirsiniz demektir. Şu üç şey avcunuzun içindeki gibi kontrol ettiğiniz şeyler olmalıdır: Uyku, yemek ve arkadaş. Uyku sıkıntısı sizin yemek tarzınızdan kaynaklanıyor olabilir. Çok yiyorsunuzdur, zamansız yiyorsunuzdur, ağır gıdalar alıyorsunuzdur, hazım sorununuz vardır… Bunları bir diyetisyenle de değerlendirebilirsiniz. Yemek açısından sıkıntı yoksa bedensel bir sorunu inceleyeceksiniz. Öyle veya böyle acil bir eylem planı olarak şunu yapın: Gündüz uykusunu özellikle de ikindi civarındaki uykuyu iptal edin. Gece aynı saatte yatın, aynı saatte kalkın. Toplam uyuduğunuz da yedi saati geçmesin altı saati düşmesin. Uyku öncesinde yemek yemeyin. Üç saat öncesinde en az yemek işi bitsin ve asla ağır yiyecekler yemeyin. İnternet ve cep telefonu kullanımınızı sınırlayın. Arkadaş çevrenizi kontrol edin. Gündemi sizin gündeminizden farklı olanları elemek zorundasınız. Ebeveyninizle tartışma ortamlarını azaltın. Mesela onlar sizi görmek istiyorlarsa siz, onların bu isteğinden önce gözlerine görünün, ellerini yanaklarını öpün ve odanıza çekilin. Bu sizi merak etmelerini azaltır. Odanıza çekilirken de “Ben gelmeden yemeğe başlamayın ha!” diyerek alakanızı gösterin. Bunlar basit ama sizi rahatlatır şeylerdir. Bilhassa namazın rahatlatıcı yönünü bilmelisiniz. Kur'an okumanın huzur verdiğini bilmelisiniz. Zikir yapmayı becerin. Ve unutmayın: Hayat, sabretmesini bilenlerin kazandığı bir cihat imtihanıdır. Sabır da her an ve her iş için geçerlidir. Size dua ederim, kalbinize huzur akıtmasını Allah’tan dilerim.
Kızım, o kişiyi tanımadığım için sana net bir cevap veremeyeceğim ama acele etmesen daha iyi edersin zannediyorum. Kendini tek kişiye kilitlenmiş duruma düşürme.
Bile bile huzurunuzu yok etmeniz gibi bir durumdur bu. Kesinlikle yaptığınız neticede sizi eritecektir. Bu bir çocukluktur. Kendinizi zapt edemiyorsanız psikoloğa gidin, muhakkak görünün psikoloğa. Aksi takdirde kendinizi eritiyorsunuz.
Nikâhınız olmuş olabilir. Böyle kabul edelim. Nikâhtan daha kesin ise talak gerçekleşmiş duruyor. Yeni bir erkekle evlenmedikçe de onunla nikâh kıymanız bu durumda mümkün değil. Bir realite olarak da bu süreç sizi tekrar aynı kişiden uzak durmaya sebep olmalı değil mi idi? Böyle düşünün, ders çıkarmış olun kendinize.
Cinsel ilişki veya o anlamda halvetten önceki durumlarda boşanma olması hâlinde hediyelerin iadesi söz konusu olabilir ama belli bir aile hayatından sonra kadına verilmiş hediyelerin geri istenmesi yanlıştır. Yıllar sonra bir hediyenin geri istenmesini anlamlı bir gerekçeye dayandıramazsınız. O zaman hediye neden verilir ki diye bir soru cevapsız kalır.
Onların bu kafasının senin nasıl bir evlilik yaşayacağına da işaret ettiğini anlamalısın. Nikâh gibi bir değeri sembolik görmeleri demektir bu. Tekrar ve derin düşünün. Şimdi böyle yapanların yarın sana nasıl davranacaklarını, dini hissiyatını nasıl göreceklerini düşünmelisin.