Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben görüştüğümüzde günah olmasın diye gizli bir nikâh kıydım. Telefonda vekâletimi verdim, mehir olarak da umre istedim o da iki şahit huzurunda nikâhımızı kendi kıydı. İmamın olması şart değilmiş dedi bana. Ben Şafii’yim fakat o herhangi bir mezhebe mensup değil. Şafiilerde kızın babasının izni olması gerekiyormuş ve biz bu nikâhı ilan etmedik yani aileler bilmiyor. Bu nedenle bazı hocalar nikâhımızın hükmünün olmadığını söylediler. Belli bir yere kadar bir şeyler yaşandı ama tam anlamıyla beraberlik olmadı. Arada bazı sorunlar oldu ve üç ayrı zamanda iddet dönemlerinin sonlarına doğru talak getirildi. Nikâh yok zannedip emin olmak için getirmek zorunda kaldık. Ben sizin nikâh ve boşanma ile ilgili yazılarınızı okudum ve sanırım size göre nikâh da boşanma da olmuş tabi bunu yine sizden duymak istiyorum. Biz bir daha bir araya gelebilir miyiz? Bugün İl Müftülüğüne de gittim bana nikâhta problem olduğunu, bu yüzden Din İşleri Yüksek Kuruluna yazı yazmamı söylediler. Peki, bize evlenebilirsiniz denirse ve biz tekrar evlenirsek vebali var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin durumunuz psikiyatrik bir durumdur. İnsan bu kadar basite alır mı kendini, anlayamadım doğrusu. Ve hâlâ “birbirinizi sevdiğinizi” söylerken bizi mi çocuk zannediyorsunuz kendinizi mi çocuk yerine koyuyorsunuz? Hayat sizin için bu kadar ucuz mu?
Selamünaleyküm. Bu evliliğin ikinci kuruluşu ağır bir sıkıntı barındırıyor. Şu anda devam etmesinde bir anlam olmadığı gibi mümkünlük de yoktur. Siz, size en yakın müftülüğe giderek bu ayrıntıyı anlatıp bir yardım almalısınız.
Önce 'dini nikâh' deyimini düzeltmem gerekiyor. Nikâhın dinlisi dinzisi mi olur? Nikâh nikâhtır. Sizin mantığınızla bakanlar için belediyeden başka bir yerde kıyılan nikâhın ciddi olmayacağını düşünüyorum. Nikâhınızı belediyede kıydırın. Hatanızdan çok ciddi bir tevbe edin. Melekler tevbenize şahit olsun. Bu tevbenizin samimiyetini de birbirinizden uzak kalarak gösterin ki, göstermelik bir tevbe yaptığınız anlaşılmasın. Hem çok pişmansınız hem de bir yıl bekleyemiyorsunuz; anlamlı bir çıkış mı bu? Ebeveyninizin haberi ve rızası olmadan kıydıracağınız bir nikâh, evli olmanız açısından bir sakınca doğurmaz; nikâhlı sayılırsınız. Ama ezilip geçilmiş bir anne babanızın varlığı mutsuzluk için evlenmeniz anlamına gelebilir. İyi düşünün, Allah'tan korkun, aklınızı çalıştırın.
Evet, nikâh ve talak konularında zikrettiğiniz başlıklar önemli bir sorun olarak önümüzde durmaktadır. Ne yazık ki sizin zikrettiğiniz kadar da kolay çözümü yoktur bu sorunların. Bugün mü’minler olarak biz, bize ait olmayan bir sistemin içinde yaşıyoruz. Her şeyi kökten reddeden bir anlayış, beraberinde çözümsüzlük getiriyor. Üstün körü her şeyi kabul etmenin de akide açısından sorunları var. Ben size başka bir noktayı daha zikredeyim, siz de onu inceleyin: Bu meselelere ilgi gösterecek, çözüm için mesai verecek bir kitle bulabilir misiniz? Sadece bir noktadan yara alanlar dinin bu husustaki emrini veya yasağını merak ediyorlar. Ne yazık ki böyle. Dilerim gelecek kuşaklara dinimizin bu bölümünü aktarmakta yetersiz kalmayız. Allah yardımcımız olsun.
“Usulüne göre” yaptığınızı söylüyorsunuz. Nasıl bir usul ki bu, ilanı olmamış. İlan da usulün gereklerindendir. Eğer nikâhınıza iki mü'min insan şahit olmuş ve seninle eş adayının ebedi bir nikâh akdi yaptıklarına şahit olmuşlarsa yani şimdi onlara senin o kadınla bir arada durman hatırlatıldığında “onlar nikâhlıdır” diyebileceklerse ASGARİ ŞARTLARDA ilan yapılmış demektir. Böyle değilse siz nikâh diye kendinizi oyalamışsınız. Buna göre hareket edin. Yine şunu bilin ki: Kesinlikle yanlış bir iş yapıyorsunuz. Hem nikâhlı hem bir arada değil; bu çocuk oyunlarında olur, hayat böyle bir oyunu uzun zaman kaldırmaz. Şeytan şimdi sizi bu kadarla oyalıyor. Yarın başınıza asıl çorabını örecek ve bu işten kız olan taraf asıl zararı görecek.
Sizi boşamış bir Müslüman ile tekrar evlenebilmeniz için şart olan, bir başka erkekle nikâhlanıp cinsel ilişki yapmış olmanızdır. Eğer ikinci kişi de sizi boşarsa onun boşamasından üç ay sonra birinci eşinize yeni bir nikâhla dönebilirsiniz. Bunun dinen bir sakıncası yoktur. Yalnız ne kadar doğru bir iş yapmış olacağınızı siz belirleyeceksiniz.
aile konusundaki diğer fetvalar
Cinsel ilişki veya o anlamda halvetten önceki durumlarda boşanma olması hâlinde hediyelerin iadesi söz konusu olabilir ama belli bir aile hayatından sonra kadına verilmiş hediyelerin geri istenmesi yanlıştır. Yıllar sonra bir hediyenin geri istenmesini anlamlı bir gerekçeye dayandıramazsınız. O zaman hediye neden verilir ki diye bir soru cevapsız kalır.
Onların bu kafasının senin nasıl bir evlilik yaşayacağına da işaret ettiğini anlamalısın. Nikâh gibi bir değeri sembolik görmeleri demektir bu. Tekrar ve derin düşünün. Şimdi böyle yapanların yarın sana nasıl davranacaklarını, dini hissiyatını nasıl göreceklerini düşünmelisin.
Bacım, Bu çağa farklı bir isim olarak “nimetler ve imkânlar içinde ama gariplerin çağı” demekte bir sakınca görmüyorum. Sizin derdiniz de bunu yansıtıyor. Nimetler içinde yüzerken yokluktan şikâyet etmek durumundayız. Siz veya biz, hâlimiz şöyle veya böyle benzeşiyor. Allah’a sığınmak ve şeriatına teslim olmaktan başka çaremiz yoktur. Acilen ona dönmeliyiz. Size bu huzursuzluğunuzun azalması için bazı tavsiyelerde bulunabilirim ama kesin bir düzelme için sizin özel nedenleriniz üzerinde de araştırma yapılması gerekiyor olabilir. Bu da bir psikolog nezaretinde yürümek demektir. Bu tarzda sizin yaptığınız gibi bir inceleme kendimize yapmalıyız, gereklidir de bu. Ne durumdayız, nasıl gidiyoruz muhasebesi yapalım. Yalnız bunu “münafıklık” kavramı ile pekiştirecek düzeye getirmeyelim. Aileyi itham edecek sonuçları öne çekmeyelim. Halk dilinde buna, en son söylenecek sözü en başta söylemek denir. O da şeytanın bize nüfuz etmesi ve bizi sömürmesi bakımından aleyhimize bir tutumdur. Abartmadan ama titiz davranmak ilkemiz olsun. İnsan olduğumuzu, etten ve kemikten yaratıldığımızı unutmayalım. Yorulmamız, usanmamız, ağlamamız/gülmemiz, mutlu olmamız sinirlenmemiz normaldir. Normal olmayan ise bir yere kilitlenip kalmaktır. Mesela sizdeki bu durum, insan hayatı akışında normal bir durumdur. Evlenmenizin gecikmesinden, bedeninizdeki keşfedemediğiniz bir arızadan, çevrenizin sizi bunaltmasından, kapasitenizi zorlayan bir işte olmanızdan, fıtratınızın tersine işler yapmanızdan kaynaklanıyor olabilir. Hangisi olursa olsun, hepsinin çözümü vardır biiznillah. Çözümü olmayan tek şey, çözümsüzlüğe takılmaktır. Günlük hayatınızı iyi programlayın. Namaza eksenli bir planlama yapabilirsiniz. Özellikle yemek ve uyku ne kadar kontrolünüzde ise günlük hayatınız için o kadar uygulanabilir bir program yapabilirsiniz demektir. Şu üç şey avcunuzun içindeki gibi kontrol ettiğiniz şeyler olmalıdır: Uyku, yemek ve arkadaş. Uyku sıkıntısı sizin yemek tarzınızdan kaynaklanıyor olabilir. Çok yiyorsunuzdur, zamansız yiyorsunuzdur, ağır gıdalar alıyorsunuzdur, hazım sorununuz vardır… Bunları bir diyetisyenle de değerlendirebilirsiniz. Yemek açısından sıkıntı yoksa bedensel bir sorunu inceleyeceksiniz. Öyle veya böyle acil bir eylem planı olarak şunu yapın: Gündüz uykusunu özellikle de ikindi civarındaki uykuyu iptal edin. Gece aynı saatte yatın, aynı saatte kalkın. Toplam uyuduğunuz da yedi saati geçmesin altı saati düşmesin. Uyku öncesinde yemek yemeyin. Üç saat öncesinde en az yemek işi bitsin ve asla ağır yiyecekler yemeyin. İnternet ve cep telefonu kullanımınızı sınırlayın. Arkadaş çevrenizi kontrol edin. Gündemi sizin gündeminizden farklı olanları elemek zorundasınız. Ebeveyninizle tartışma ortamlarını azaltın. Mesela onlar sizi görmek istiyorlarsa siz, onların bu isteğinden önce gözlerine görünün, ellerini yanaklarını öpün ve odanıza çekilin. Bu sizi merak etmelerini azaltır. Odanıza çekilirken de “Ben gelmeden yemeğe başlamayın ha!” diyerek alakanızı gösterin. Bunlar basit ama sizi rahatlatır şeylerdir. Bilhassa namazın rahatlatıcı yönünü bilmelisiniz. Kur'an okumanın huzur verdiğini bilmelisiniz. Zikir yapmayı becerin. Ve unutmayın: Hayat, sabretmesini bilenlerin kazandığı bir cihat imtihanıdır. Sabır da her an ve her iş için geçerlidir. Size dua ederim, kalbinize huzur akıtmasını Allah’tan dilerim.
Allah Teâlâ sizi o makama yüceltsin. O MAKAM diyorum zira sözünü ettiğiniz ve temenni ettiğiniz şey bir yüksek makam meselesidir. O makamın sakinleri de Ashab-ı Kiram ve evliya kimselerdir. Keşke siz de biz de o makama yükselebilsek, keşke! Ne yazık ki, aile kurarken bu yüksek makamı dikkate alamıyoruz, daha sonraki temennileri de hayal olarak görüyoruz. Size tavsiyemiz şudur: Bu temenninize birden yükselmeye çalışmayın. Size sadaka kadar aile saadeti de gerekiyor. Uzun sürecek bir eğitim ve mücadeleden sonra bu noktaya gelmeyi hedefleyin. Şimdilik YAPTIĞINIZ VE KULLANDIĞINIZ HARAM OLMASIN yeter. Allah yardımcımız olsun.
Anne babanızın rızası alınarak, Şahitlerin şehadeti ile, Mehri belirlenmiş olarak ve Nikâhın gereklerine ve getireceklerine bir itirazınız olmadan dilediğiniz zaman nikâh yapabilirsiniz.
Ailede böyle bir konu iddialaşmaya kaydı ise aile rahatsız demektir. Keşke bir tartışma ortamı oluşmadan bunu çözmüş olsa idiniz. Zira bu tartışmanın ne haklısı vardır ne de haksızı; iki taraf da haklıdır, ikisinin de muhatabı alacaklıdır. İki elin bir araya gelince ses vermeleri gibi bir durumdur bu. Netice olarak erkek, eşi istemese bile ona hizmetçi tutmalıdır. Yeter ki, gücü buna yetsin. Kadın da şu fani dünyada onun için en büyük şeref olan doğurup anne olmayı eşine baskı yaparak istiyor olmalıdır. İkisi de tartışarak kaybediyor bunların. Acilen bir adım geri gelmeliler ve eve yeni bir bebek ve bir hizmetçi getirmelidirler.