Fetva Meclisi
Soru
Ülkemizde insanlar belediye tarafından kıyılan nikâhı sırf resmi işlerin gerekliliği için kıydırıyor. Bu işlemden önce veya sonra da dini nikâhı kıydırıyorlar. Evlilik yürümeyince mahkemeye giden insanlar bazen hakîmin yüzünü bile görmeden boşanabiliyorlar. Bazı âlimler, ‘avukata vekâlet verilmişse bu boşanmadır ve bain talak hükmündedir’ derken bazıları ise, ‘boşanmadır ama ric'i talak hükmündedir’ diyorlar. Belediye tarafından kıyılan nikâhta iki şahitten biri bayan olabiliyor, bu şahitlik geçerli mi? ‘Kabul ediyor musun’ ve ‘kabul ettin mi’ gibi sorulardaki zaman mefhumu önemli mi? Belediye nikâhında mehirden bahsedilmezken dini nikâhta belirlenen mehirden başka mahkemelerde de nafaka alınmakta. Belediye nikâhında üç talak gibi bir şey olmadığına göre geri kalan iki talak ne olacaktır? Allah'ın adıyla, şartları yerine getirilerek kıyılmış bir nikâhı, bu nikâhı kabul etmeyen bir kurumda imza vererek ‘bitti’ demek ne kadar doğrudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Nikâhınız olmuş olabilir. Böyle kabul edelim. Nikâhtan daha kesin ise talak gerçekleşmiş duruyor. Yeni bir erkekle evlenmedikçe de onunla nikâh kıymanız bu durumda mümkün değil. Bir realite olarak da bu süreç sizi tekrar aynı kişiden uzak durmaya sebep olmalı değil mi idi? Böyle düşünün, ders çıkarmış olun kendinize.
Önce 'dini nikâh' deyimini düzeltmem gerekiyor. Nikâhın dinlisi dinzisi mi olur? Nikâh nikâhtır. Sizin mantığınızla bakanlar için belediyeden başka bir yerde kıyılan nikâhın ciddi olmayacağını düşünüyorum. Nikâhınızı belediyede kıydırın. Hatanızdan çok ciddi bir tevbe edin. Melekler tevbenize şahit olsun. Bu tevbenizin samimiyetini de birbirinizden uzak kalarak gösterin ki, göstermelik bir tevbe yaptığınız anlaşılmasın. Hem çok pişmansınız hem de bir yıl bekleyemiyorsunuz; anlamlı bir çıkış mı bu? Ebeveyninizin haberi ve rızası olmadan kıydıracağınız bir nikâh, evli olmanız açısından bir sakınca doğurmaz; nikâhlı sayılırsınız. Ama ezilip geçilmiş bir anne babanızın varlığı mutsuzluk için evlenmeniz anlamına gelebilir. İyi düşünün, Allah'tan korkun, aklınızı çalıştırın.
Selamünaleyküm. Eğer iki şahidin huzurunda mehri konuşulmuş bir şekilde nikâhlandı iseniz siz evli durumdasınız. Böyle değilse mesela şahitler yoksa siz evli değilsiniz. Boş sözünüz de boş bir söz durumundadır. Nikâhın var olduğunu kabul edersek, üç hakkın ikisini bitirmiş bulunuyorsunuz ki bu en iyimser ihtimaldir. Üç bağından ikisi kopmuş bir evlilik sürdüreceksiniz. Sizce yürür mü? İyi düşünüp karar verin.
Selamünaleyküm. Bu iş, ilgililerin bulunması gereken bir mahkemede çözülebilir. En yakın müftülüğe giderek mesele yüz yüze görüşülmelidir.
Selamünaleyküm. Eğer sözünü ettiğiniz nikâh Şeriat'ımızın nikâh dediği şey ise ve siz de bunu yaparken aklınız başınızda baliğa idiyseniz durum şudur: Nikâh ile beraber sizin üzerinizdeki aile velayeti diyebileceğimiz velayet eşinize geçmiştir. Ailenizin diretmesinin bir anlamı yoktur. Hakları olmayan bir şeyi istemektedirler. Eşiniz, birinci eşindeki resmi yazışmayı alıp size verirse bu da onun kişiliğinin zafiyetini gösterir ki, yarın da sizden alıp başkasına verecek demektir. Zannederim, gereksiz bir tartışmanın içindesiniz. Eşiniz adaleti sağlıyorsa kâğıt üzerinde de olsa yapılabilecek bir şey yoktur. Ailenize karşı nezaketinizi bozmayın, hürmette kusur etmeyin ama onlar da sınırlarını bilmelidirler. Genç kızlar bin bir alanda haklarını korurken kimsenin sesi çıkmıyor ve 'bu onun tercihi' oluyor da Allah'ın verdiği bir hak kullanılırken neden 'onun tercihi olmuyor?'
Selamünaleyküm. Öyle bir şey olmaz. Nikâh nikâhtır. Siz o ruhsatı aldıktan sonra asla sabredemezsiniz. Boşuna kendinizi aldatmayın. Gizli nikâh yapmayın. Alenen nikâhlanın ve sonrasında da yeni bir nikâh ihtiyacı hissetmeyecekseniz nikâh yapın.
belediye konusundaki diğer fetvalar
Park veya başka bir yerdeki toprak neticede maldır. Belediyenin vatandaşa izin verdiği bir alan dışında veya toprağın kullanılmayacak şekilde bekletildiği bir döküntü alanından alınırsa sakınca olmaz.
Bu şartlarda bir nikâh, çiftlerin dinen evli kabul edilmeleri için yeterlidir. Diğer bölümünü bir bereket ve manevi destek olarak kabul ederiz bu durumda.
Peygamber aleyhisselam efendimiz, Tirmizî’nin rivayet ettiği bir hadiste buyuruyor ki: “Allah güzeldir, temizdir, temizliği sever. Kerimdir, ikramı sever. Cömerttir cömertliği sever. Evlerinizin çevresini temizleyin, Yahudilere benzemeyin.” Genel temiz olma ikazlarının üzerine bu ikaz evin çevresini temiz tutmanın dinle alakalı olduğunu bildirmektedir. Buradaki Yahudi benzetmesi ise Yahudilerin bir nevi “belediye temizler” mantığına uymamayı emretmektedir. Evlerin çevresinin temiz tutulmasını elbette kadınlara bırakamayız. Erkekler olarak ev çevresi temizliğini yapmamız bir sünnete uyma ve sünnete göre yaşama ciddiyetidir.
Bu yanlış bir mantıktır. “İleride faize bulaşabilir” ihtimali üzerinden yürünecekse şu ülkede yapılabilecek hiçbir iş neredeyse bulunamaz.
Nikâh akdini kayıt altına alanın kadın olmasında bir sakınca yoktur. Şahitler ve diğer şartlar yerinde ise biiznillah nikâh tamamdır.
Evet, o para mide bulandırır bir paradır ama senden sorumlu müdürün seni bir vazife eksikliği ile itham etmedi ise aldığın sana haram değildir.