Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir süre önce eşimin isteğiyle boşanma noktasına geldik çünkü sadece işimle ilgilendim ve eşimi ihmal ettim. Eşime daha fazla zaman ayırarak, ondan bir şans daha istedim. Bu boşanma aşamasında, İslam'da boşanma nasıl olur diye araştırma yaparken talak konusu beynime takıldı ve sürekli "Talak verdim mi?" diye düşünüyorum. Sabah kalktığımda da aklımda bu düşüncelerle uyanıyorum, özellikle namazda beni perişan ediyor. Bir doktorla görüştüm ve maalesef OKB teşhisi aldım. Doktor ilaç tedavisine başlamamı önerdi. Şimdi, içimden geçirdiğim boşama sözleriyle boşama gerçekleşir mi? Şartlı boşama olsa bile, içimden söylesem, neden söylediğimi de bilmiyorum. Kesinlikle boşama niyetim yok. Bu beni çok zorluyor. Kendi kendime de konuşmaya başladım. Bir keresinde "eşimi yalnız bırakıp kendi kendine düşünsün" dedim. Bu ifadeyi evliliğimizi sürdürmesi için söyledim, kastım kesinlikle boşama değildi. Bu söz, kinayeli bir talak sayılır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Kinayeli (üstü kapalı) lafızlarla, "Annenin evine git.", "Birlikteliğimiz bitti." gibi sözler ancak boşama niyetiyle söylenirse geçerli olur. Eşinize kullandığı kinayeli ifadedeki niyetini sorduğunuzda boşamayı kastetmediğini ifade etmiş. Dolayısıyla boşama gerçekleşmemiştir, evliliğiniz devam etmektedir. Eşinizle bu konuyu kapatın ve evliliğinize odaklanın. Gereksiz vesveseler sizi huzursuz edebilir. Eşinize, tartışmalarda sözlerine dikkat etmesi gerektiğini hatırlatın. Öfke anında boşanma ile tehdit etmenin ya da kinayeli ifadeler kullanmanın ciddi sonuçlar doğurabileceğini anlatın. Güzel geçimi artırmaya çalışın. Tartışmalar kaçınılmaz olsa da, birbirinizi daha iyi anlamaya ve sabırlı olmaya çalışın. Bu tür konular bazen şeytanın vesvesesine dönüşebilir. İçinizde sürekli "Acaba boşandım mı?" gibi düşünceler olursa, şeytanın sizi huzursuz etmeye çalıştığını bilin. Eşiniz net bir şekilde niyetinin boşamak olmadığını söylediğine göre, bu konuyu kapatmalısınız.
Evliliğinizi yürütme konusunda enerjinizin kalmadığını düşünüyorsanız mümkünse aile büyüklerinizle, değilse Müslüman ve olgun aile terapistiyle bir araya gelmeden bir karara varmayın. Acele bir sonuca ulaşmaya çalışmayın. Boşanmanızın hayatınızda ne gibi olumsuzluklar getirebileceğini de tek tek düşünün.
Anlattıklarınıza istinaden/dayanarak bir ric'î talak (geri dönülebilir boşanma) gerçekleşmiştir. Bunun anlamı şudur: İddet süresi içinde (3 hayız dönemi), eşiniz sizinle barışıp evliliğe devam edebilir. Bu durumda yeni bir nikâha gerek kalmaz. Eğer iddet süresi bitene kadar eşiniz geri dönmez ve sizi tekrar eş olarak kabul etmezse, boşanma kesinleşir ve tekrar evlenmek için yeni bir nikâh gerekir. Şu an sizin ve çocuklarınızın huzuru ve geleceği açısından bir yol haritası belirlemeniz önemlidir. Eşinizin gerçekten boşanmayı isteyip istemediğini anlamaya çalışın. Sakin bir ortamda, mümkünse bir aile büyüğü ya da güvenilir bir kişi aracılığıyla konuşmayı deneyin. "Bu sözü baskıyla söyledi, gerçekten istemedi" diyorsa, evliliği kurtarmak için çaba harcanabilir. Çocuklarınızın bu süreçten en az zararla çıkması için onların yanında sakin olmaya çalışın. İstihare namazı kılabilir, Rabbimize bu konuda hayırlı bir kapı açması için dua edebilirsiniz. "Allah’ım, eğer bu evlilik hayırlıysa bize birlik ve huzur ver. Eğer hayırlı değilse, en az zararla bizi bir çıkış kapısına ulaştır." diye dua edebilirsiniz.
Bu yaşadığın psikolojik durum şeytanın ayartmasıyla hastalığa dönüşmüş. Vesveseye kulak verme, önemseme. Mümkünse bir ehil bir hoca ya da psikolojik destek de al. Çünkü bu halin devam etmesi seni daha da yıpratabilir. Bu tür takıntıları olanların vehim/kuşku derecesindeki boşamaları geçersizdir.
Bahsettiğiniz iki durumda da talak kastedilerek söylenmediği sürece boşama gerçekleşmez. Boşanma konusunda birbirinizle inatlaşmayın. Aile büyüklerinizle bir araya gelerek sorunun üstesinden gelmeye çalışın. Olmayacaksa bile İslam'a uygun boşanın... https://fetvameclisi.com/etiket/bosanma https://www.youtube.com/watch?v=L9V-TuvGaQA
Evet, “boşanın” sözü ağır ve ezici bir söz olarak sizin ağzınızdan çıkması gerekiyor olabilir. Bu sözcüğü kullanmamaya, kullanacaksak da en son kullanmaya özen göstermemiz gerekiyor. Bu hassasiyette haklısınız. Yalnız siz bir tür cerrah doktorsunuz. Hastanızı kesmek olarak anlatılabilecek bir yöntemle tedaviye mecbursunuz. Doktorun duygusallığı hasta için zarardır. Sizinki de doktor gibi görülmelidir. Boşanma/boşama eylemi, Allah’ın muhabbetinin olmadığı bir iş olmakla beraber neticede mubah bir eylemdir. Yeri geldiğinde boşanmak/boşamak rahmete kapı açabiliyor. Boşamanın/boşanmanın zorlaşması durumunda en başta hapishaneler, mezarlıklar olmak üzere zina gibi ağır bir haramın yolunu aralanabilmektedir. Bir şeyin acı olması gereksiz olduğunu göstermez. Siz kendinizi cerrah doktor yerine koyun. Şüphesiz maddi beklentilerle herkesi bıçağı altına yatıran bir doktor tiplemesini vicdan yoksunluğu olarak görürüz ama doktorun vicdanı ve birikimi hasta için ameliyat diyorsa insan olarak teslim olmaktan başka alternatifiniz de yoktur, böyle biliriz. Size özet olarak şunu tavsiye edebilirim: Aile terapisi konusunda bilginizi ve birikiminizi geliştirmeye devam edin. Her terapi sizin için bir dosya ilave niteliğinde olmalıdır. Dağıtmaktan yana duruşunuz olmasın hiçbir zaman. Bir arada tutma mücadelesi içinde olmayı ilke edinin. Asla tek tarafın etkisi ile karar vermeyin. Mümkünse eşleri üçüncü, dördüncü kişilerin de beyanları ile anlamaya çalışın. Terapilerinizde: Çocuk konusunda pişman olacaklarını, Toplum nezdinde yara alınacağını, Geçmiş güzellikleri silmenin ezici olduğunu, Ahirete imanımızın bize sabrı gerektirdiğini ve benzeri sarsmaya sebep olabilecek ayrıntıları kullanın. Kıpırdama olmaması sizin neticedeki kararınızın huzurlu olmasını sağlayacaktır. Ara tampon zaman dilimleri denemeye çalışın. Bunu “bir kere daha şöyle…” şeklinde bir nefes alma dönemi gibi anlayabiliriz. Her şeye rağmen eşlerden birinin nefes alma kabiliyeti kalmadığını gördüğünüzde siz cerrah doktorsunuz, ameliyatta sakınca yok demektir. Bundan sonrasında da sorumluluğunuz da yoktur duygusal olmanızın gereği de. Farklı bir nokta olarak da şunu söyleyebilirim: Eşlerden birinde psikolojik daralma ve benzeri sıkıntılar köklü bir şekilde bulunuyorsa iyilik için zorlasanız da geçici olacaktır. Allah Teâlâ hepimizi hayırlarda kullansın. Âmîn.
ayrılmak konusundaki diğer fetvalar
Mehir, evlenirken kazanılan bir haktır. Daha sonraki süreç içinde oluşan gelişmeler mehri etkilemez. Onu ilk günde almalı idi, almadı ise sonra da olsa alır.
Bu anlattığınız gibi bir aile çok zor devam eder. Psikologla da görüşerek acı da olsa ayrılmayı düşünmeniz daha iyi olur ama bu kararı sizin dışınızda üçüncü bir kişi versin. Daha rahat olursunuz.
Dinimizde cinsel ihtiyaçların helal yollarla giderilmesi esastır. Ancak bu tür durumlarda eşlerin birbirine haksızlık yapmaması için ya evliliği devam ettirmek ya da evlilik yürümüyorsa kendi hayatlarına yön vermeleri önerilir. Ama öncelikle evliyseniz kocanızın ve kendi cinsel ihtiyaçlarınızı gidermeye çalışın. Yatak odası doğru kullanıldığında yuva kurtarma özelliği çok yüksektir. Aksi takdirde kocanızdan kaçarak kendinizi farklı şekillerde tatmin etmeniz helal değildir. Bunun için de eşinizle ciddi bir şekilde konuşmalı, belki bir uzmandan veya aile büyüklerinizden destek alarak çözüm yolları aramalısınız. Çabalarınız neticesinde hiçbir sonuç elde edemezseniz kocanıza da kendinize de zulmetmeyin. Ama bu kararınızda aceleci olmayın. Sonradan pişman olmama adına yuvanızı kurtarmak için elinizden gelen gayreti ortaya koymaya çalışın, sonra karar verin. Allah yardımcınız olsun.
Sadece mahkeme kararı ile boşandı iseniz ve sizin özellikle boşama sözünüz olmadı ise her an yeni bir nikâhla evlenmeniz mümkündür. Yalnız bu kararı tekrar tekrar düşünerek vermelisiniz. Bir boşanma acısı ile sorunlarınızın kökten gitmeyeceğini anlayın. Aile büyüklerinize tekrar danışın. Kırk kere ölçün bir kere biçin.
Karı koca boşandıktan sonra bir birlerine namahrem (yabancı) olurlar. Çocuklarıyla ilgili istişare gerektiren konuları ciddiyet çerçevesinde görüşebilirler.